BAKAN ÇELİK: LAİKLİĞE ZARAR VERENLERİN BAŞINDA BAYKAL GELİYOR
ŞÜKRÜ TOPGÜL - MEHMET SELMAN BEKTAŞ
ANTALYA - Bakan Çelik, Antalya'da Vali Alaaddin Yüksel'i ziyaret etti. Burada gazetecilerin CHP Lideri Deniz Baykal'ın Yazar Fikret Bila'ya yaptığı açıklamaların hatırlatılması üzerine Hüseyin Çelik, AK Parti 58, 59, 60. Cumhuriyet hükümetlerini kurduğunu hatırlatarak, "Anayasamızda cumhuriyetin vasıfları açık bir şekilde sıralanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti laik, demokratik ve hukuk devletidir. Cumhuriyet hükümetleri gibi AK Parti'de bu ilkelerin korunması için olanca hassasiyeti göstermiştir. Bizim duyarlılığımız
hiç kimsenin duyarlılığından daha az değildir. Bizim laiklik anlayışımızla Sayın Baykal'ın laiklik anlayışı birbirine uymayabilir. Baykal'ın laiklik anlayışı daha çok laikçiliktir" dedi.
Aslında Türkiye'de birileri laikliğe zarar veriyorsa bunun başında Sayın Baykal'ın geldiğini iddia eden Çelik, şöyle konuştu: "Çünkü adeta kendi halkına, kendi insanına laikliği bir öcü gibi göstererek laikliği bir ayrışma aracı olarak, laikliği bir ötekileştirme aracı olarak kullanarak, bunu başta Sayın Baykal yapmıştır. Biz laikliği demokrasinin, cumhuriyetimizin vazgeçilmezi olarak kabul ediyoruz. Bu konuda en ufak sıkıntımız yok."
Baykal'ın kendisiyle ilgili açıklamaları da değerlendiren Çelik, sözlerine şöyle devam etti: "sivil toplum örgütleri uzlaşma çağrısında bulundu. Başbakanımız 'uzlaşmaya her zaman varız, öncülük yapmaya hazırız' dedi. Fakat başta ana muhalefet olmak üzere bunu üzerine almadı sayın Baykal gerilimi sürdürmeye devam etti. Sayın Baykal'ın pozisyonu aslında yangın çıkaran ve avazı çıktığı kadar 'yangın var' diye bağıran adama benziyor. Sayın Baykal hayatı boyunca kendi saadetini başkasının nezaketi üzerine
kurmuş bir siyasetçidir. Sayın Baykal biraz daha ayıp olmazsa 'Bakanlar Kurulu listesini de ben hazırlayayım' diyecek."
Bunların sonuç olarak siyaset nezaketine sığmayan şeyler olduğunu anlatan Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü: "Şüphesizki siyaset rekabet ortamında yapılır. Ama asla nezaketin elden bırakmayan bir rekabet olması gerekir. Sayın Baykal kendi kişisel pozisyonu için partisini bile feda etmeye hazırdır. Sayın Baykal'ın çırpınışları biraz da kurultay hesaplarıyla ilgilidir. Yani 'komşunun evi yansa da ben de yumurtamı pişersem' zihniyeti Türk siyasetine yakışmamaktadır. Netice itibariyle ben kimsenin hele hele
Sayın Baykal'ın lütfuyla Milli Eğitim Bakanlığına gelmiş değilim. Biz milletin teveccühüne mazhar olmuş bir ekibiz."
Kimin hangi bakanlığa geleceğine başbakanın karar verdiğini anlatan Çelik, sözlerini şöyle tamamladı: "Sayın Başbakanın ikinci dönemde de benim Milli Eğitim Bakanlığını sürdürmem konusunda tercihte bulunmuştur. Sayın Başbakanın benim çalışmalarımdan memnun olduğu sürece ben orada kalırım. Ben hesabımı milletime ve Sayın Başbakana veririm. Dolayısıyla Sayın Baykal, bu şekilde ismimizi zikrederek, bu manada açıklamalar yapıyor. Bunu da ilk defa yapmıyor. Aslında Türkiye'de siyasetin nasıl yapılması
gerektiğini hepimiz bir iç muhasebe yapmalıyız. Sayın Baykal eğer halk yadırgamasa 'Erdoğan da başbakanlığı bıraksın' diyecek. Bunlar kendi temennisidir. Ben bunlara gülüp geçiyorum."