DEVLET POLİTİKASI VE BAŞBAKAN'IN ENDİŞESİ
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök'ün önceki gün yaptığı ve ülke gündemini belirleyen açıklamadaki tespit ve görüşler, Türkiye'nin 'devlet politikası'nı oluşturuyor.
Ve bu devlet politikası elbette, sivil-asker ülkenin yetkili kurumlarının ortak ürünü.
Biraz daha açalım...
Söz konusu olan, Türkiye için 'hayati' bir mesele. Ve bu konuda, devletin ilgili bütün kurum, kuruluş ve kişileri 'ortak sorumluluğun gereği' noktasında buluşuyorlar.
Kuzey Irak'a bakış
Orgeneral Özkök'ün Genelkurmay Karargahı'nda yaptığı değerlendirmeler bir anlamda, (konuşmanın bir yerinde işaret de edildiği gibi) Ocak ayı Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında gelinen noktanın ana hatlarıyla özeti niteliğinde.
Türkiye'nin Kuzey Irak ile ilgili tavrı çok açık.
'Bölgede bağımsız bir Kürt devletinin kurulması Türkiye açısından kabul edilemez bir durumdur. Böyle bir ihtimalin hayata geçmemesi için her türlü önlem alınacak ve uygulanacaktır. Bu yöndeki herhangi bir gelişme, Türkiye için müdahale (yani savaş) nedenidir.'
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin durduğu nokta işte bu.
Bu duruş, devletin yol haritası olarak da adlandırılabilecek Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'nde de gayet sarih şekilde yer alıyor.
Geçen ay Brüksel...
Geçen ayın 17 ve 18'inde Başbakan Abdullah Gül ile birlikte Belçika'nın başkenti Brüksel'deydik.
Başbakan'ın yaptığı birçok görüşmenin arasında, bir de 'dışarıda yapılan iç değerlendirme' vardı.
Bahsettiğimiz, Abdullah Gül'ün, Türkiye'nin önemli Avrupa başkentlerinde görev yapan büyükelçileriyle yaptığı toplantı. Gül, Brüksel Hilton Oteli'nde, Türkiye'nin Avrupa'daki beş büyükelçisi ile biraraya geldi. Masadaki konu, Türkiye'nin hayati meselesiydi.
Elimizdeki bilgiler, Gül'ün büyükelçilerle durum değerlendirmesi yaparken ortaya koyduğu tablonun, önceki gün Ankara'da, Genelkurmay Karargahı'nda yapılan açıklamayla bire bir örtüştüğü yönünde.
Abdullah Gül bu buluşmada, Orgeneral Özkök'ün altını çizdiği konuların hepsini ve neredeyse aynı sözcüklerle büyükelçilere anlatmıştı. Tabii aynı kaygılar, aynı hassasiyetler ve aynı öngörülerle...
Ancak Başbakan tüm bu gerçekleri sıraladıktan sonra, kaygısını da gizlememişti.
Gül büyükelçilere, 'Bu tablo ve gerekleri ortada duruyor. Ama diğer yandan, Türkiye'de kamuoyunun savaşa tamamen karşı oluşu da kesin bir gerçek. İşte bu nedenle, tezkereyi Meclis'e götürme noktasında çok ciddi endişelerim var. Burada büyük bir risk görüyorum' diyordu...
Ve tam iki hafta sonra, Başbakan'ın korktuğu başına geliyordu...
(Murat Çelik/ Star)
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 19:30