BAŞBAKAN KIZDI! KİMSİN SEN, OTUR OTURDUĞUN YERDE
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul'da partisinin Ümraniye, Beykoz ve Kadıköy kadın kolları kongrelerine katıldı.
"Kimse siyasi partileri baskı altına almasın" diyen Erdoğan, en büyük hedeflerinin Türkiye'yi muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarmak olduğunu söyledi. Erdoğan şöyle devam etti:
"Bir rektör çıkıyor darbe çağrısı yapıyor. Kimsin sen...? Otur oturduğun yerde. Ordu ne yapacağını senden çok daha iyi bilir."
Erdoğan kimsenin kendisini yasama ve yürütmenin üzerinde görmemesini isteyerek şunları söyledi:
"Şimdi bazı köşe yazarları AKP'nin şımardığını yazıyor. Biz AKP olarak, almış olduğumuz yüzde 47'lik oyun sorumluluğu üzerinden ilerliyoruz. Bunda sorun yok. Herkesin içi rahat olsun.
Dış ülkelerde, özgürlükler noktalarında insanlıklar neleri yakaladıysa benim ülkemde bunları yakalamalı ve yaşamalıdır. Bunun için çalışıyoruz."
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'de milletin kılık kıyafetiyle uğraşmaya kimsenin hakkı olmadığını belirterek, "Herkes kendi yerini, konumunu gayet iyi bilmeli, kimse kendini yasama veya yürütme organının üstünde göremez" dedi.
Başbakan Erdoğan, partisinin Haldun Alagaş Spor Salonu'nda gerçekleştirilen Ümraniye İlçe Kadın Kolları Kongresi'ne katıldı. Erdoğan, partililerin yoğun ilgisi altında salona giriş yaptı. Konuşmasında medyaya yüklenen Erdoğan, başörtüsü konusunda yapılan haberleri eleştirdi. Başbakan Erdoğan, "Türkiye'yi nereden nereye getirdik ama medya bunları yazmaz. Yazarsa ne olacağını biliyorlar. Onların meşgaleleri farklı. Onların işi gücü başörtüsü. Bunu yazıyorlar, bunu çiziyorlar. Başka işleri yok. Türkiye nereden nereye geliyor, bunu yazsana kardeşim. Kendileriyle otur konuş 'şirketlerimizin değeri arttı' medya patronları bunu söylüyor. Elindeki imkanları bu iktidarla beraber yakalıyorsun da, bu ülkede kalkıp da bu milletin bir başörtüsüyle niye bu kadar uğraşıyorsun. Bu ülkede milletin kılığıyla kıyafetiyle kimsenin uğraşmaya hakkı yok, olmamalı. Bırak bu insanların bireysel tercihidir. Bireysel tercih olarak nasıl giyiniyorsa öyle giyinsin, sen ne karışıyorsun buna. Bu din ve vicdan özgürlüğüne girmezmiş.Ne özgürlüğüne girer?" dedi.
AK Parti'nin amacının, Türkiye'yi Atatürk'ün ifade ettiği muassır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkarmak olduğunu belirten Erdoğan, " Bizim önümüze sürekli Anayasayı çıkarmasınlar. Biz de onlar kadar bu Anayasayı biliyoruz. Bu ülkede eğer kuvvetler ayrılığı prensibi varsa, bu ülkede yasama, yürütme, yargı erki birbirine müdahale etmeyecekse, herkes yerini konumunu gayet iyi bilmeli. Kimse kendini yasama veya yürütme organının üstünde göremez. Özellikle kimse ihsası reyde de bulunamaz, yargı makamı ihsası rey makamı değildir. Onlar da yine makamlarının gereğini, gerekli olan zamanda Anayasa'nın tayin ettiği şartlar içinde yapmaya mecburdur. Bu noktada demokratik hayatın vazgeçilmez unsurları olan siyasi partileri baskı altına almaya da kimse gayret etmesin. Biz ne dediğimizi gayet iyi biliyoruz. Bunlar işte bu şekilde bu ülkede milletin bugüne kadar hep bireysel tercihleriyle uğraşarak, ülkeye patinaj yaptırdılar, ülkeyi gerdiler" diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, atılan bu tür adımlar sonucunda arzu etmedikleri bir hava oluştuğunun altını çizerek, "Bir tane rektör çıkıyo darbe çağrısı yapıyor. Kimsin sen ya sen önce yerini bil. Otur oturduğun yerde. Sen rektörü olduğun üniversitede yavrularımızı en iyi şekilde yetiştirmekle mükellefsin. Onlara ne vereceksen ver. Orduya akıl verme. Ordu ne yapacağını senden çok daha iyi bilir. Bu tür atılımlar, bu tür adımlar ülkemizde maalesef arzu etmediğimiz bir havayı oluşturuyor. Bunlara millet olarak zaten 22 Temmuz'ta gerekli cevapı halk verdi. Bazı köşe yazarları 'yüzde 47 ile AK Parti şımardı' diyor. Biz yerimizi gayet iyi biliriz. Bizim gösterdiğimiz tevazuyu siz gösterebilseniz ey kalemşörler, bu ülke bu hale gelmez. Daha once çırpınıyordunuz 'battık' diyordunuz, şimdi sermayeniz bu kadar katladı diye mi bu rahatlıkla böyle yazmaya başladınız. Kalkıp da AK Parti'nin yüzde 47 oyunu, bu tür adımları atmanın gerekçesi olarak göstermeyin" açıklamasında bulundu.
"DEMOKRASİ EKONOMİYLE ATBAŞI GİDECEK VE O ZAMAN BAŞARI GELECEK"
AK Parti'nin, Türkiye'de özgürlükler noktasında gereken mesafeyi almaya devam edeceğini ifade eden Erdoğan, bugün dünyada özgürlükler noktasında insanlık neyi yakaladıysa, Türk insanının da bunları yakalaycağını söyledi. Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:
"Demokrasi ekonomiyle atbaşı gidecek ve o zaman başarı gelecek. Bugün demokrasiye sadakat göstermeyen veya orada sanal davrananlar, bilsinler ki bu birgün onlara çok fazlasıyla gerekli olabilir. Türkiye aynı zamanda üst üste büyümesini sürdürüyor. 'Türkiye çok borçlu' diyorlar. Biz geldikten bu yana Türkiye'nin kamu net borç stoku 100 liranın içinde 78.3'tü. Göreve geldiğimizde 100 liranın içinde 40 lira oldu. Dünyanın en borçlu ülkesi Amerika ama hiç umurunda değil. Milli geliriyle borcunu karşılaştırdığı zaman önemli değil diyor.
Artık atalarımızın ifade ettiği gibi borç yiğidin kamçısıdır ama bu şekilde.İnşallah hedef bu borcu daha da düşürmek, kredi veren ülkeler arasına girmek. Göreve geldik Türkiye'nin IMF'ye olan borcu 25.2 milyar dolardı. Bu borçlanmayı büyük ölçüde bizden önceki yönetim yaptı. Biz o günden bu güne bu borcu 7.2 milyar dolara indirdik. Farkımız bu. Onlar borçlandı, biz ödedik. Bunlar IMF'den talimat alıyor diyorlar. Bizim bu tür talimatlara ihtiyacımız yok. Biz oturup konuşuruz ondan sonra da kararımızı veririz. Bu tür kararlar, bu tür kurumlarla alındığında uluslararası meşruiyetimiz artar. IMF bir akredite kuruluştur. Oradan ala yı çıkarmasınlar. Biz cağınız olumlu referanslar, sizi dünya ülkeleri arasında da güçls kuvvetler ayrılığı prensibi varsa, bu ülkede yasü bir konuma taşır. Merkez Bankası, milli bankamız. Bankanın kasasında olanlar tükeniyordu. Göreve geldik 26 küsür milyar dolar merkez bankasının döviz rezervi vardı. Şimdi 72 milyar dolara geldik."
Hükümetin, belirlediği dört temel taşın birincisi olan eğitimin önceliğini sürdürmeye devam edeceğini belirten Erdoğan, "Bütün çalışmalarımız bu şekilde devam ederken, bizler eğitimde farklı adım attık.İktidara geldiğimizde ilk ve ortaöğretimde yavrularımızın kitaplarını ücretsiz dağıtmaya başladık. Türkiye'nin 780 bin kilometre karesinde tüm okullarımızda aynı anda dağıtıldı. Muhalefet bunları hazmedemiyor. 'Vatandaşı dilenciliğe alıştırıyorsunuz' diyor. Bu sosyal restorasyonun adımıdır. Onların sosyal yanı iflas ettiği için bunları düşünemezler. Biz 5 yıl içerisinde Türkiye'de tüm okullarımıza 550 bin bilgisayar gönderdik. İstanbul ve Ankara'da yavrular bilgisayarla tanışıyor ama Patnos'ta, Şemdinli'de tanışamıyor. Dedik ki Türkiye'de tüm okullarımızda 3 tane bilişim teknolojisi sınıfı kuracağız, bu sınıflarda bilgisayar olacak. Bu şekilcilikle, şekille uğraşmakla olmaz. Bu gönülle, ruhla uğraşmakla olur. Ama maalesef bazılarının böyle bir derdi yok. İnşallah bu yıl 108 bin bilgisayar daha göndereceğiz.
Son 5 yılda yaklaşık 1 milyon 50 bin öğrenciye burs verdik. Göreve geldik 45 milyon burs veriliyordu, şimdi 160 milyon burs veriliyor. Kim müracaat ederse etsin alır. Eli boş dönmek yok" dedi.
Güncellenme Tarihi : 24.3.2016 14:15