BAŞBAKANLIK MÜSTEŞARI DİNÇER : ALLAH'IN SELAMI VE RAHMETİ ÜZERİNİZE OLSUN
Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer, Kamu Yönetimi Temel Yasa Tasarısı'nın üniter yapıyı tehdit eden bir yanı bulunmadığını belirterek, tasarının doğrudan değişimi gerçekleştirmeyeceğini, bir çerçeve oluşturduğunu söyledi.
Türkiye Yazarlar Birliği Yazar Okulu'nun 8. dönem dersleri Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer'in ''Kamu Yönetiminde Yeniden Yapılanma'' konulu dersiyle başladı.
Konuşmasına ''Allah'ın selamı ve rahmeti üzerinizde olsun'' diye başlayan Dinçer, genel bir değerlendirme yapmadan önce İngilizlerin bir sözünü hatırlatmak istediğini belirterek, ''Küçük insanlar
insanlarla, orta zihniyette insanlar olaylarla, büyük insanlar ise düşüncelerle uğraşır'' dedi.
Türkiye'de yeniden yapılanma konusunun yanlış anlaşıldığını belirten Dinçer, yeniden yapılanmanın aslında ''fikri, zihni değişim''anlamına geldiğini kaydetti.
İnsanlara ve insanların davranışlarına yönelik standartlaşmış bir model öngörerek yeniden yapılanmanın sağlanamayacağını ifade eden Dinçer, ''Eğer biz kendi ülkemizde yönetim zihniyetimizi, devlete bakışımızı değiştiremezsek gerçekten yeniden yapılanmayı başaramayacağız. Bu ülkede fertler olarak, kurumlar olarak günlük
yaşıyoruz. Halbuki tüm dünya gelecek tasarlayarak hareket etmeye başladı'' diye konuştu.
Yeniden yapılanma deyince akla öncelikle belediyelere dönük reformların geldiğine dikkat çeken Ömer Dinçer, merkezi idare ve mahalli idarelerin bir bütün olduğunu, bu çerçevede değerlendirilmezse
yapılacak reformların uygun sonuçlar vermeyeceğini belirtti.
Dinçer, sözlerine şöyle devam etti:
''Kamu Yönetimi Temel Kanunu bir taraftan yönetim zihniyeti olarakmeselenin bütünüyle değiştirilmesi gerektiğini vurguluyor, öbür taraftan da bütün mahalli idareler ve merkezi idareler arasındaki
görev dağılımını yeniden tanzim ediyor. Yeniden yapılanma bir kanun çıkarma işi değil. Kanun çıkararak toplumda bir değişim
yapamazsınız.''
-''TÜRKİYE'NİN YÖNETİMİ GERİ KALMIŞTIR''-
İç ve dış dinamiklerin Türkiye'yi değişime zorladığını ifade eden Dinçer, sorunların açıklıkla ve dürüstçe ortaya konulması gerektiğini ifade etti.
''Türkiye'nin yönetim zihniyeti geri kalmıştır'' diyen Dinçer, tümyönetimlerin artık günlük sorunlarla uğraşmaktan ve geçmişi teftiş etmekten vazgeçtiğini ancak Türkiye'de hala bunun tersi bir anlayışın
hakim olduğunu kaydetti.
Kamu Yönetimi Temel Yasa Tasarısı'nın bütünüyle orijinal olduğunu ve Türkiye'nin kendi önceliklerini, değerlerini ve sorunlarını dikkate alarak hazırlandığını ifade eden Dinçer, ''Bütün eleştirilere rağmen iddia ediyorum son 30-40 yılda hazırlanan en ciddi zihni disipline, iç tutarlılığa sahip bir kanun'' diye konuştu.
-''DOĞRUDAN DEĞİŞİMİ ÖNGÖRMÜYOR''-
Kamu yararının artık ülkenin topyekun yararı olmaktan çıktığını, belirli grupların, örgütlerin çıkarları haline gelmeye başladığını savunan Dinçer, genel çıkarların tercih edileceği bir yönetim modeline
ihtiyaç duyulduğunu kaydetti.
Dinçer, bunu sağlamanın en temel yolunun
da şeffaflık olduğunu belirtti.
Ülkede bütünüyle bir değişime ihtiyaç duyulduğuna dikkat çeken Dinçer,Kamu Yönetimi Temel Yasa Tasarısı'nın bu değişimi gerçekleştirmek için
yeterli olmadığını söyledi. Dinçer, şöyle devam etti:
''Bu kanun çıktığında bu ülkede bir şey değişmeyecek. Bugünden yarına bir değişiklik olmayacak. Sihirli bir değnek her şeyi altüst etmeyecek. Aslında bu kanun çıktığında ülkede ciddi anlamda değişiklik
öngören bir düzenleme değil. Bu kanun değişikliği gerçekleştirmek için bir çerçeve oluşturuyor, vizyon ortaya koyuyor. Değişimi doğrudan öngörmüyor. Bu nedenle bu kadar çok gürültü koparılmasını anlamak da
güç. Ama bu kanun pek çok insanı rahatsız edecek kadar köklü bir zihni değişimi öngörüyor''
-''ÜNİTER YAPIYI TEHDİT ETMİYOR''-
Tasarının üniter yapıyı tehdit eden hiçbir boyutu bulunmadığını belirten Dinçer, tasarı ile mahalli idarelere vergi toplama yetkisi, yasama yetkisi verilmediğini, adli teşkilat ve polis gücünün
belediyelere ait olmadığına dikkati çekti.
Dinçer, ''Bütün bunlar varken nasıl oluyor da üniter yapı bozuluyor? Üniter yapının bozulması
için mahalli idarelerin yasama ve vergi toplama yetkisinin adli teşkilatın ve polis gücünün olması gerekiyor'' dedi.
Dinçer, tasarının ülkenin geleceği için gönül rahatlığıyla savunabileceği bir çalışma olduğunu ve bütün direnişlere rağmen sonuna kadar savunmayı devam edeceğini kaydetti.
Dinçer'den önce kısa bir konuşma yapan Yazarlar Birliği Başkanı Nazif Öztürk, Yazar Okulu'ndan şimdiye kadar aralarında 4 milletvekilinin de bulunduğu 135 kişinin mezun olduğunu belirtti.
Yazar Okulu'nun fikir babası olduğu belirtilen RTÜK Üyesi Mehmet Doğan da ülkenin eğitim sisteminden memnun olunmadığı için böyle bir fikrin ortaya çıktığını, gençleri yazarlığa hazırlamaya yönelik bir çalışma amaçladıklarını belirtti.
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 21:44