BAYKAL: İKTİDARIN EN KÜÇÜK ELEŞTİRİYE TAHAMMÜLÜ YOK
Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) yönetim kurulu üyeleri ve şube başkanları Baykal'ı parti genel merkezinde ziyaret ettiler.
Baykal, yaptığı konuşmada, iletişim özgürlüğünün ülke siyasetini ve toplumun gelişmesini belirleyen ana unsurların başında geldiğini vurguladı. Bu çerçeveden bakıldığında Türkiye'deki gelişmelerin sevindirici olmadığını ifade eden Baykal, ''Çok fazla demokratikleşme, insan hakları, düşünce özgürlüğü sözü edilen bir dönemde ne yazık ki doğrudan, dolaylı, açıktan, gizli, ince, kalın yöntemler uygulanarak basın yayın özgürlüğünün çok ciddi şekilde kısıtlandığını görüyoruz'' diye konuştu.
Basın yayın sektöründe ekonomik sorunların yanı sıra iktidarın anlayışıyla ilgili sorunların da yaşandığını kaydeden Baykal, iktidarın en küçük bir eleştiriye bile tahammülünün bulunmadığını söyledi.
''Ne yazık ki pek çok kalem kırılıyor, susturuluyor, etkisizleştiriliyor'' diyen Baykal, bu tablo karşısında hiç kimsenin sesini çıkaramadığını, bundan büyük acı duyduklarını ifade etti.
Baykal, yaptıkları bir araştırmaya göre, bütün sözlü ve yazılı basın kuruluşlarının bütçelerinde, geçen yılki rakamlarla, bir milyar dolarlık bir açık bulunduğunu anlatarak, ''Bir milyar dolar zarar göze alınarak yayıncılık yapılmaktadır. Böyle bir çabayı haklı kılacak amaç ne olabilir? Bu ciddi bir sorudur, önemli sonuçları vardır'' dedi.
''BU HANGİ RUH HALİ''
Baykal, bir gazetecinin, Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen'in bir yerel gazeteye yönelik tepkisine ilişkin sorusu üzerine şunları söyledi:
''Kendilerine yönelik en küçük eleştiriye dahi tahammülsüzler. Tahammülsüzlüklerini ilginç yönetmelerle hissettiriyorlar. Herhalde vücut diliyle hissettiriyorlar. Hemen anlaşılıyor, gereği yapılıyor. Yazan kalemler yazamaz hale geliyor. Aşırı tepkiler, ezme arzuları cevap verme, gereğini anlatma değil yırtma, yok etme, imha etme duyguları yansıyor.
Sayın Başbakan bir yerde konuşurken doktorların ümüğünü sıkmaktan bahsediyor. Bu hangi ruh halidir? Doktorlar bin bir sıkıntı içinde, ücretleri yetersiz, yük çok ağır. Başbakan'ın hakkınızı tam veremiyoruz, kusura bakmayın havasında olması lazım. Tam tersine ümüğünü sıkarım diyor. Niye? Öyle diyerek birilerine yaranacak, mizacını tatmin edecek, boşalacak. Yani doktorun ümüğünü sıkıyor, gazetecinin kalemini kırıyor, kimisini izne çıkarıyor. Ve bunları konuşamıyoruz. Yazık.''
''REJİM SORUNUDUR''
Deniz Baykal, heyette bulunan bir sendika yöneticisinin, CHP'nin bir televizyon projesi bulunup bulunmadığına ilişkin sorusu üzerine de sorunun kendi kişisel sorunları olmadığını ifade etti. Baykal, ''Biz kendimize bağlı bir medya yaratma peşinde değiliz. Bağımsız, tarafsız, gerçekleri gören bir medya istiyoruz. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiçbir hükümete bu hükümete verilen medya desteği verilmemiştir. Ancak otoriter ve totaliter rejimlerde görülebilecek şekilde bir iktidara destek kendisini göstermektedir. Bu bir garabettir, rejim sorunudur'' diye konuştu.
Bir başka sendika yöneticisi de Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye'nin laik yapısının din ve vicdan özgürlüğünü kısıtladığı yönünde bir rapor açıkladığını anımsatarak, Baykal'a görüşünü sordu. Raporu hazırlayan Avusturyalı parlamenterin daha önce de ''Türkiye Atatürk'ü yenmelidir'' dediğini belirten Baykal, ''Bu parlamenterin Türkiye'ye bakış açısı maalesef Türkiye'deki bazı çevrelerin bakış açısıyla tam üst üste geliyor. Bu, daha açık söylüyor. Bazıları o kadar açık yüreklilikle söyleyemiyor. Bunlar Atatürk devrimlerinin Türkiye'yi çağdaş bir demokrasiye taşımış olduğunun farkında değiller'' dedi.
212 SAYILI YASA DEĞİŞTİRİLMEMELİ''
TGS Genel Başkanı Behzat Erkoç da CHP'nin medyanın içinde bulunduğu durumun incelenmesi amacıyla verdiği Meclis Araştırması önergesini desteklediklerini söyledi.
Medyanın sahiplik yapısında ve üst düzey yöneticilik anlayışında kökten bir değişimin acil ihtiyaç haline geldiğini ifade eden Erkoç, son dönemde basın çalışanlarının büyük ölçüde sendikal haklardan yoksun kaldıklarına dikkati çekti.
Erkoç, basın çalışanlarının tek yasal dayanağı olan 212 Sayılı Basın İş Yasası'nda herhangi bir değişiklik yapılmasını istemediklerini ifade ederek, yasanın eksik yanlarının yapılacak toplu iş sözleşmeleri ile düzeltilmesinden yana olduklarını kaydetti.
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 21:50