Gündem
  • 16.4.2004 11:00

BAYKAL'DAN ÇARPICI AÇIKLAMALAR: 'CHP'YE ULUSLARARASI BİR KOMPLO KURDULAR'

Irak konusundaki politikalarınızı biliyoruz. Bugün gelinen nokta itibariyle bir değerlendirme yaparsanız, nasıl bir tablo çıkıyor ortaya? ABD, Irak'a, ''Orada bir büyük tehdit var. Kitle imha silahları var. Bunları etkisiz kılmak zorundayız diye'' girdi. Bir yıl sonra gelinen noktada, savaş yeni başlıyor. Irak'ta gelinen nokta bu anlamda tam bir fiyaskodur. Bunu biz daha saldırı başlamadan görmüştük. Bizimkilere, hatta ABD'lilere bunu uzun uzun anlattım. Türkiye'nin Irak batağına sürüklenmesi hem iktidar, hem Türkiye hem de bölge için de felaket olurdu. Bizi ideolojik davranmakla suçladılar. Şimdi manzara ortada. Allah korudu Türkiye'yi. Irak'ın yeniden yapılandırılması, uluslararası terörle mücadelede yeterli mi? Terörle mücadele için önce bataklıklar kurutulmalı. Bunlardan birisi Filistin sorunu. Bu sorun çözülmeden Ortadoğu'da sorun çözülmez. Efendim isterseniz medyanın en sevdiği CHP haberlerine gelelim. Seçimden sonra başlayan parti içi muhalefet sanki bir yaz yağmuru gibiydi geldi geçti mi? Bunlar çok önemli değil. Parti içinde tartışılır konuşulur, seçimden bu yana MYK'mızı topladık iki gün bu konuları konuştuk. PM'de çok uzun değerlendirmeler yaptık. Bir de bildiri yayınladık. Belediye başkanlarımız il başkanlarımız milletvekillerimiz bu anlayışı sahiplendi. Partiyi taşıyamadığınız ya da size karşı çıkıldığı izlenimi aldınız mı? Parti meclisimiz bir bildiri yazdı ve söylediklerimizi kelime kelime sahiplendi. Eleştiriler, tepkiler devam ediyor ama... Burada CHP'ye yönelik anlaşılması gereken bir tavır var. Herkes CHP'yi kendisi için uygun politikalara sahip kılmak istiyor, yönlendimek istiyor. CHP'nin izleyeceği politikayı bırak, CHP'nin yetkili organları karar versin. O zaman bütün medya olmaz diye, talimat veriyor. Irak politikası örnek. Televizyon, gazeteler, iş dünyası kuruluşları bize fetvalar veriyordu, yapmadık. Bu bize yönelik ilgiyi, bekleyişleri, hesapları daha da artırdı. Kıbrıs'ta bir politika izliyoruz. Bu da herkesin beğendiği bir politika değil. Bakın bizim söylediklerimizin tam tersine birtakım haber kanalları, gazeteler sabahlara kadar beyin yıkamak için program yapıyorlar. ''Söyleme kardeşim'' diyorlar. Ben ne söyleyeceğimi senden mi öğreneceğim? Bana diyor ki battın bittin, bunu söylersen şöyle olursun böyle olursun... Bir seçime girdik bu seçimde yerel seçim olmasına rağmen ve CHP'ye yönelik bir büyük kampanyanın harekete geçirilmesine, anketlerle beyin yıkanılmasına rağmen CHP, yüzde 18.3 oy aldı. TESEV bir ay önce anket yayınladı CHP için yüzde 11.3 diyordu. Bir anlamda uluslararası hesaplaşmanının de merkezi olarak göstermiş oldunuz kendinizi. Ecevit hükümeti de Irak politikası nedeniyle dağıtılmıştı deniliyor. Ben gördüğümü bilirim. Medya grupları, belli başlı büyük kuruluşlar, işadamları kuruluşları CHP'ye yönelik olarak çok sistemli bir kampanyanın içinde büyük rol oynadılar. Onları biliyorum ama onların arkasında kimlerin olduğunu bilemem. Belgeler dağıtıldı. Pentagon damgalı belgeler. Bu kağıtları alınca gerçekten böyle büro var mı diye merak ettim. Daha sonra olduğunu öğrendim. O isimde birisi var mı soruştur, dedik. Var dediler. ABD Büyükleçiliği açıklama yaptı yok öyle bir şey diye. Ama, biz bunu biliyoruz. Bunların arkasında büyük para olduğu açık. Bir komplo mu var? Bir komplo olduğu açık. Bu anket (Tarhan Erdem'in anketi)bir şeyi ilan ediyor. Olabilir ilan edersin, et bitsin. Hayır, kampanya yapılıyor. ''Ne olacak bu CHP'nin hali?'' Anket sanki CHP için yapılmış. Ertesi gün tekrar yayınlanıyor. Bütün büyük gazetelerde Menderes'in rekoru kırılacak diye manşet atılıyor. CHP yerle yeksan, barajı ya geçer ya geçmez diye haberler yapılıyor. Yahu niye bu kadar para harcıyorsun. Demek ki biz bir yere dokunmuşuz. Çok hassas yerleri hareket geçirmişiz. Kişisel hedef mi seçildiniz? Hayır hayır. Benimle ne ilgisi olacak. Bu partisel bir olay. Şu olabilir: Bunu uzaklaştıralım, işimize gelen daha uygun birileri gelebilir diye düşünülmüş olabilir. Ama hedef CHP'dir. Ben milletimi CHP'ye neden bu kadar çok saldırılıyor, bunun altında ne var diye düşünmeye çağırıyorum. Bu soruya verilecek yanıt Türkiye'deki pekçok kilidi açacak anahtardır. Bu bir şifre mi? Evet şifredir. Ben şifreyi verdim, bunu çözün, herşey anlaşılır. Bir düzmece belge yayınladılar, bu düzmece belgede herşey var. Banka şubesi, hesap numarası, okuyup da inanmamak mümkün değil. Okusam ben de inanacağım. Tekrar söylüyorum. Sadece İsviçre'de değil, Türkiye dışında başka ülkelerde sadece kızımın değil, eşimin, oğlumun ve benim adıma bir kuruşluk hesap bulsunlar siyaseti bırakırım. Derviş istifa etti. Görüşlerinize katılmadığını açıkladı. Nasıl yorumluyorsunuz? Kendi takdiridir. Siyaset tabiî güç iş. Ben siyasi ilişkilerimde herkese karşı açık, dürüst ve tutarlı olmaya özen gösteriyorum. Kimseyi yanıltmadım. 'CHP'ye neden bu kadar yükleniliyor?' 28 Mart yerel seçimlerinden sonra aleyhinde kampanyalar düzenlenen CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisine yönelik sistemli bir yıpratma kampanyası başlatıldığını, medya ve iş dünyasının da bu kampanyada rol oynadığını söyledi. Türk halkını, ''CHP'ye neden bu kadar yükleniliyor'' sorusuna yanıt aramaya çağıran Baykal, partisinin Irak ve Kıbrıs konusunda izlediği politikalar nedeniyle iç ve dış çevreler tarafından hedef alındığını öne sürdü. ''Kampanyanın içinde olanları biliyorum ama onların arkasında kimlerin olduğunu bilemem'' diyen Baykal, ''Şifreyi verdim, bunu çözün, herşey anlaşılır'' dedi. CHP lideri Baykal, gazetemizin Ankara Temsilcisi Mustafa Karaalioğlu, Ankara Haber Müdürümüz Abdülkadir Selvi ve CHP muhabirimiz Sami Gökçe'nin partiiçi sorunlar, Kemal Derviş'in istifası, hükümetle ilişkiler, Irak ve Kıbrıs konularındaki sorularını yanıtladı. Kuzey Kıbrıs,Türk yurdu olarak kalmalı Kıbrıs'ta de facto bir durum oluştu. Kıbrıs'ta ne görüyorsunuz? Kıbrıs'ta bir plan var, ama maalesef 1974'den sonra ortaya çıkan tabloyu değiştirmeyi amaçlayan bir plan. Kıbrıs'ı bütünleştirmeyi amaçlayan plan olsaydı sorun yoktu. Annan Planı, malı bahane ediyor. 70 binin üzerindeki insanın kuzeye yerleşmesini öngürüyor. Siz bunu kabul ettiğiniz zaman, Kuzey sizin yurdunuz olmaktan çıkar. Mesele üçte bir değil. Onun arkasında kilise, AB, Yunanistan ve uluslararası sermaye var. Güneydeki mütecanis Rum devleti ile Kuzey'deki Türk-Rum devletinin yukarıda birbiriyle ilişkiye geçirilip bir denge kurulacağını umut ediyorsan, bu işlemez. O derogasyon denen şeylerin garantisi yok. Ya Türkiye AB'ye girinceye kadar ya da 19 yıllık süre boyunca bu deregasyonlar işler diyor. Madem öyle, Türkiye AB'ye girinceye kadar desene. Yani biz giremezsek 19 yıl sonra al senin olsun mu diyeceğiz. Çözüm ihtiyacı da ertelenemez duruma geldi. Çözüm dediğin ne? Burası 20 yıl sonra bir Rum devleti olursa çözüm mü olacak? Yunan eski muhalefet lideri Mitçotakis, ''20 yıl sonra ada Rum devleti olur'' dedi. Göre göre idare ediver diyor. Edemem kardeşim. Avrupa Birliği'nin bu konudaki kararlarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye bu konuda elinden geleni yaptı. Ben muhalefet lideri olarak ne kadar eleştiriyorum. Bütün bunları yapmış iktidar. Bizden istenen neydi? Kıbrıs'ta istenen bir çözüm için etkin çaba sergilemekti. E... onu yaptı, sonunda halk hayır dedi. Evet demedi diye halkın kararını suçlama konusu yapmak var mı? Bunun faturasını Türkiye'ye mi çıkaracaksın! Tarih almaya ilişkin gözleminiz ne? Türkiye'ye tarih vermek zorundalar. Türkiye üzerine düşen her şeyi yapmıştır. Bir-iki ufak tefek şey kaldı. Onlar da uygulamadan kaynaklanıyor. Türkiye'ye tarih verilmesinin zamanı geldi. Hayır denilmesinin kabul edilebilir hiç bir tarafı yoktur. Burada hükümete bir eleştiriniz yok yani... Tabiî tabiî o konuda gerekeni yapmıştır. Hep beraber yaptık. Bu Türkiye'nin meselesidir. Türkiye'ye tarih verilmemesi, AB'nin inanılırlığına, güvenilirliğine, saygınlığına çok ağır bir darbe getirir. Dünyada terör tehdidinin yükseldiği bir medeniyetler çatışması anlayışının dile getirildiği, köktendinci akımların, bazı akımların hedef haline dönüştürülmek istediği bir ortamda Türkiye gibi nüfusunun tamamına yakını Müslüman ama devleti laik, demokratik bir ülkeye, bunca çabayı sergilediği, paketi çıkardığı, Kopenhag kritelerini yerine getirdiği halde ve 40 yıldır bu yolun yolcusu olduğunu herkesin kabul ettiği bir konumda tarih vermezse, dünyanın bu ortamına da çok yanlış bir mesaj vermiş olur. (YENİ ŞAFAK) Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 22:02

İLGİLİ HABERLER