Gündem
  • 13.5.2002 11:04

BAYKAL'DAN CESUR TEKLİF...

KAYNAK : Haber Vitrini CHP lideri Deniz Baykal, Akşam Gazetesinden Nuray Başaran'a çarpıcı açıklamalarda bulundu. CHP lideri Deniz Baykal, milletvekillerini halkın seçmesini istedi. Siyaseti yeniden yapılandırmak için tarihi bir teklifte bulunan Baykal, 'Ön seçim halka bırakılmalı. 550 milletvekilinin 450'sini halk seçmeli' dedi. Türkiye'nin seçim atmosferine girdiğini vurgulayan Baykal, Başbakan Bülent Ecevit'in ülkeyi seçime götürmesini istedi. Ekonomik krizden çıkış ve iktikrar için tek partili hükümetin şart olduğunu öne süren CHP lideri, DSP'lilere de partisine davet etti. CHP lideri, hükümet senaryoları, seçim, istikrar, Türkiye ve CHP'nin geleceğine ilişkin planlarını anlattı. Kemal Derviş, Celal Doğan, Sefa Sirmen gibi isimlerle yeni bir oluşum görülüyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? CHP'yi iktidara taşıyoruz Derviş konusunda ne düşünüyorsunuz, hala partinize davet ediyor musunuz Kemal Bey'i? CHP'yi iktidara taşıyoruz İktidara taşırken yanınızda Kemal Bey olacak mı? Ülkenin geleceğine katkı yapabilecek ahlaklı, dürüst, Türkiye'yi kalkınmış, başı dik, onurlu bağımsız bir ülke haline dönüştürme mücadelesi veren, AB ile bütünleşme konusundaki çabalarına katkı verebilecek herkese yer var. Kimseyi dışlamıyoruz. Biz, Türkiye'nin geleceğini, iyi geleceğini kurmaya katkı verebilecek herkese açık bir partiyiz. Bülent Bey, DSP'yi kurduğunda 'bu yeni CHP'dir' demişti. Siz bu CHP'ye yeni CHP diyorsunuz. Öyle bir kompleksimiz yok. DSP'lilere davet Bu süreçte Bülent Bey gibi katı mı davranacaksınız, yoksa kapılarınız mevcut DSP kadrolarına açık olacak mı? CHP, Türkiye'yi kalkındıracak, büyütecek, ülkenin geleceği ile ilgili çalışmalara katkı verebilecek, ahlaklı herkesin katkısına açıktır. Kimseyi dışlamamız söz konusu değil. İlkelerimizden, siyaset anlayışımızdan, hedeflerimizden ve ahlakımızdan kaynaklanan bir çerçeve var. O çerçeveyi kendisine uygun gören herkes büyük yürüyüşe katılabilir. Eski siyaset alışkanlıklarına, kısır siyasi çekişmelere tekrar partiyi döndürmeyelim. O dikkat içindeyiz. Birtakım reformlar, açılımlar yaptık. Olumlu sonuçlar verdi. Bunları kalıcı hale getirmemiz lazım. Geriye dönüş arayışı olmamalı. Bunu aşmış herkes, demokrasinin çabasına destek verebilir, vermelidir, buna ihtiyacımız var, bunu arıyoruz zaten. Başbakan'ın rahatsızlığıyla Türkiye'de yeni senaryolar yazılmaya başlandı. Bu noktada sizin öneriniz nedir, ne olmalıdır? Belirsizliklerimiz var. Türkiye'nin belirsizlikleri taşımaya hali yok. Hızla kalıcı, güvenilir, geleceği görmeye imkan veren bir siyasi kadro oluşturulmalıdır. O nasıl olacak? Bu doğrultuda iki şey var. Bir; çeşitli senaryolar ortaya atılıyor. Senaryoların değil ama senaryo üretiliyor olmasının bir anlamı var. Altında yatan anlam şu: Herkes bir netleşme ihtiyacı içinde. Türkiye, önünü görmek istiyor. Bunun için de herkes kendine göre bir tabloyu öneriyor. Hemen hemen hiçbirisinin geçerliliği yoktur. Ama ihtiyacı kabul edip o doğrultuda ciddi bir düzenlemeye ihtiyaç vardır. Bunu yapması gereken de bizzat Başbakan'dır. Bu konuyu boşlukta bırakarak bir yere gitmenin imkanı yok. Netleştirmek lazım, Başbakan'ın bunu planlaması lazım. Türkiye'nin önünü görmesini sağlayacak temel konu da seçimin ilanıdır. Öyle anlaşılıyor ki, yıl sonunun ötesine bu işi götürmeye olanak yoktur. Başbakan bu şartlarda görevini bırakmalı mıdır? Sağlık durumu elveriyorsa bırakmasına gerek yok, devam edebilir ama Türkiye'yi seçime götürmelidir. 'Daha uzun dönem bunu götürürüz, bakalım, yarın bakarız' falan denilemez, boşlukta bırakılamaz. Türkiye çok ağır bir bedel ödüyor. Gereğini yapacağını umut ediyorum. Olay, Başbakan olayı değil. Başbakan bir rahatsızlık geçirdi, o kontrol altına alındı. Biraz daha böyle götürülebilir ama iki yıl daha böyle götürülemeyeceği açıktır. O zaman bunu makul bir noktada seçime taşımak lazımdır. Seçime Başbakan'ın taşımasına hiçbir itirazım yok. Ama Türkiye sürprizlerle Türkiye karşı karşıya kalmamalıdır. Seçimden nasıl bir iktidar çıkacağı konusunda halka soğukkanlı düşünme fırsatı verilmelidir. Türkiye, üç yıl içinde iki tane siyasi parti kapattı. Kapatılan partiler de, halktan önemli destek alan partilerdi. Şimdi Türkiye, yeni bir karar noktasına doğru gidiyor. Bu karar noktasından Türkiye, istikrar çıkarmalıdır, barış çıkarmalıdır, huzur çıkarmalıdır. Belirsizlik, kargaşa çıkarmamalıdır. Türk halkının sağduyusunun böyle bir sonuç çıkarmaya elverişli olacağını düşünmüyorum. Yeter ki halkımıza soğukkanlı bir değerlendirme yapma fırsatı verilsin. Politikamız netleşti Olası bir seçimde Mehmet Ali Bayar'ın şansını nasıl görüyorsunuz? Halkımız neylerse güzel eyler. Kamuoyu araştırmalarına göre AK Parti'den sonra ikinci parti konumunda CHP. Tayyip'li bir AK Parti'ye belli güçlerin izin vermeyeceği kesinleşti. Dini, milli ve yerel değerleri de sahiplenebilir bir şekilde gündeme gelmeyi düşünüyor musunuz? Yeniden CHP'de sorumluluk üstlendiğim ilk günden beri, yeniden yapılanma çalışmamız var. CHP'nin değerlerini, ilkelerini, Türkiye için büyük önem taşıdığını gördüğüm özelliklerini, yeniden kamuoyunun dikkatine sunma gayreti içindeyiz. CHP'yi, beklenen, özlenen ve ülke sorunlarını çözecek bir parti haline dönüştürmeye çalışıyoruz. Sosyal demokrasi anlayışımızı netleştirdik. Sosyal demokrasinin bir sınıf kavgası olmadığını tam tersine bir toplumsal, kaynaşma bütünleşme amacı olduğunu, bir devlet düşüncesi sözcüsü, devlet partisi olmadığını, bir toplum düşüncesi sözcüsü, toplum partisi olduğunu anlatmaya çalıştık. Siyaseti insan için yapıyoruz. İnsanı; sosyal, kültürel, etnik kimlikleriyle değil, kendisiyle, yani mezhebi, ırkı, cinsiyeti, servetiyle, diplomasısıyla ölçmüyoruz. Her insan bizim için saygı değerdir, eşittir dedik. Bunları çekip ortaya koymak gerekiyordu, Türkiye bunu bekliyordu. Biz de böyle düzenleme yapmaya başladık. Yeni seçim modeli Siyasete bir güvensizlik var. Halkın güvenini sağlayacak. İstikrar getirecek bir öneriniz var mı? Tek başına iktidara geldiğimiz takdirde seçmene milletvekilini seçme hakkı vereceğiz. Ön seçimi seçmene bırakacağız. 10 milletvekili seçilecek yerde 20 aday olmalı. Her parti milletvekili sayısının iki katı kadar aday belirlemeli. Halk da partinin altındaki listeden 10 tanesini tercih etmeli. Ön seçimi lider ya da delegeler yapıyor. Önerimizde ön seçimi o partiye oy veren seçmen yapacak. Seçim ve Siyasi Partiler Kanunu'nda bir değişiklikle sorun kalkar. Bunun bazı sakıncaları olabilir. Çok yetenekli bazı insanlar kendilerine yer bulamayabilir. Bunlara kontenjan verirsiniz. Partilere yüzde 5 makul bir ölçüde. Ya da Anayasa konusunda bir uzlaşma sağlanabilirse, Türkiye milletvekilliği yapılabilir belli bir oranda. 550 milletvekili 450 artı 100 Türkiye milletvekilliği olabilir. Formüller bulunabilir. Biz sözüne güvenilebilir bir siyaset anlayışıyla yola çıkıyoruz. Bu anlayışın bize yüklediği dikkat ve sorumluluk içinde bunları açıkça taahhüt ediyoruz. Siyaseti yeniden yapılandıracağız, siyaset anlayışını değiştireceğiz. Türkiye'yi bir ekonomik büyüme rayına oturtacağız. Türkiye ekonomik bakımdan büyüyen bir ülke haline gelecek. Bunun vergi yasaları bakımından gereğini yerine getireceğiz. Sermaye artımı bakımından gereğini yerine getireceğiz. Çünkü büyüme istikrar ister. İstikrar benim konuştuğum siyasi istikrar, ekonomik istikrar. Tercih sistemi mi? Tercih farklı, tercihte sıralamayı parti genel merkezi yapıyor. Siyasetle toplum arasındaki mesafeyi kaldıracağız. Böylece vatandaşın seçebileceği ağırlıkta insan gelecek. 'Kim bu nerden çıktı?' demeyecek vatandaş, 'sen seçtin' diyeceksin. Anahtar tek parti hükümeti Olası seçimde, halk 'koalisyonlar sıkıntılar yarattı' diyerek, tek parti iktidar olsun diyecek. CHP tek başına iktidar olacak mı? Tek partili hükümetin iş başına gelmesi lazım. Türkiye'nin buna ihtiyacı var. Hepimizin üzerine düşen sorumluluk var. Halka düşen bir sorumluluk var. Tek parti hükümetinin Türkiye'ye kazandıracağı, IMF'nin birkaç milyar dolarlık yardımından çok daha büyük bir maddi anlam taşımaktadır. Ticari bir olaydır o. Tek parti hükümeti geldiği zaman, reel faizler düşmeye başlar. Yüzde 20'de yüzde 10'luk bir düşme, 100 milyar dolarlık iç borçta 10 milyar dolarlık bir avantaj getirir. Sorunuzu anlatacağınız, muhatabın belli olduğu bir Türkiye tablosu düşünün. Koalisyonun falan partisine anlatacaksın, o öbürünü ikna edecek, zirve toplanacak falan. Tek parti hükümetleri geldiği zaman Türkiye hızlı kalkınma sürecine girer. Krizden çıkmak, hızla kalkınmak için tek parti hükümet lazım. Bunu kim sağlayacak? IMF, Dünya Bankası sağlayacak değil. Bunu sağlayacak vatandaşımız. Siyasetçiler de işi kolaylaştıracak. Bakın ben, 65 milyona hitap etmek istiyorum, herkesin hükümeti olmak istiyorum, kimseyi dışlamıyorum. Ekonomik krizi, siyasetten güç alarak aşarız. Hangi siyasetten? Sorun çıkarmayan, Türkiye'ye sahip çıkan, bütünleşmiş, uyumlu bir siyasi noktadan çıkarak krizi aşarız. Böyle bir siyaset oluşumu hepimizin görevi, siyasetçiler ve halk olarak buna çalışmalıyız. Türkiye buna muhtaçtır, mecburdur. Vergiler mutlaka İNDİRİLMELİ Merkez Bankası'nın işine karışmayacağız. Günü birlik popülist siyasi amaçlı ekonomi müdahalelerini, yolsuzluk kaynağı olan unsurları ortadan kaldıracağız. İhale sistemi, bankacılık sistemi hepsi geliştirilip güçlendirilecek. Türkiye'de hem siyasi, hem ekonomik istikrar içinde olmasını sağlayacak netleşmeyi gerçekleştireceğiz. Türkiye'nin kalkınması için istikrarın yanında sermaye ihtiyacı var. Bunun için Türkiye'de tasarruf oranını artırmamız lazım. Kayıtdışı sermayeyi kayıtlı hale getirmeliyiz. Sermaye kayıtdışına ahlaki zaafiyetten dolayı çıkıyor, ekonomik mecburiyetten dolayı çıkıyor. O mecburiyeti kaldırarak, vergi oranlarını, primleri v.s'yi makul düzeylere çekerek tabanı genişletmeliyiz. Doğrudan yabancı sermaye girişini artıracak önlemleri almalıyız. Tabi önce Türkiye'deki yatırımcının yurtdışına kaçmaktan vazgeçip kendi ülkesine yatırım yapar hale gelmesini sağlamak lazım. Maliye ekonominin önüne geçti. Vergi tahsildarı anlayışıyla ekonomi yönlendirilemez. Türkiye, altın yumurtlayan tavuklarını keserek kalkınamaz. Doğalgaz, elektrik fiyatları başka ülkelerin kat kat üzerinde. Enerji fiyatı kadar vergi alıyoruz. Vergi politikasının amacı, kamu gelirlerini artırmanın yanı sıra ekonomiyi büyütmektir.(Akşam) Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 16:50

İLGİLİ HABERLER