KAYNAK : Haber Vitrini
İSTANBUL - Türkiye'nin Silikon Vadisi olarak adlandırılan ve Gebze'deki Marmara Araştırma Merkezi, sanayicilerin Ar-Ge'yi önemsememesi nedeniyle teknolojik icatlarının yüzde 70'inden fazlasını Türk Silahlı Kuvvetleri'ne satıyor.
Kuruluş hedefleri arasında sanayinin rekabet gücünün artırılmasının ilk sırada yer aldığını belirten TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) Başkanı Prof. Naci Görür, "İkinci önceliğimiz ise TSK'ya teknolojik destek vermekti. Ancak, projelere en büyük desteği askerler veriyor. En iyi müşterimiz onlar. Sanayiciler bilimin kendilerine kazandıracağının farkında bile değil" dedi.
'İcatlar elimizde kaldı'
Türkiye'de bilim adamlarının sürekli eleştirildiğini, ancak bunu hak etmediklerini ve merkezin deprem cihazından, yenilebilen tabağa kadar birçok ürün geliştirdiğinin altını çizen Prof. Naci Görür şu açıklamayı yaptı:
"Bu merkezde 400'ü bilim adamı olmak üzere 700 kişi çalışıyor. Prensip olarak talep üzerine çalışıyoruz. Bazen de piyasada mutlaka müşterisi çıkaca-ğına inandığımız icatlarımız oluyor. Ancak, birçok ürünü satmamız mümkün olmuyor. Bilim adamları görevlerini yerine getiriyor. Sanayiciler ilgilenmeyince yaptığımız icatlar elimizde kalıyor. TSK ise sürekli teknolojiye yatırım yapıyor.
Türk sanayiinin bu şartlarda 21. yüzyılda dış pazarlarda rekabet şansı da gittikçe zayıflıyor. Özellikle ihracatın lokomotifi durumundaki tekstilin araştırma ve geliştirmeye olan ilgisizliği çok düşündürücü."
Türkiye'de bilim adamlarının her türlü teknolojiyi geliştirebilecek nitelikte ve kalitede olduğunun da altını çizen Prof. Görür, "Sanayicimizin kafasında bir şey belirmişse, milyonlarca dolar verip yurtdışından teknoloji transferi yapmadan önce bunu öncelikle bizimle konuşmaları gerektiğine inanıyorum. Burada dışarıdan getirecekleri teknolojiyi çok daha az bir maliyetle sağlamaları mümkün" diyerek iş dünyasına çağrıda bulundu.
Polisin mazereti kalmayacak
Avrupa Birliği'nin üyelik için sürekli Türkiye'nin karşısına çıkardığı insan hakları sorunu, Meltem Ballan'ın buluşuyla önemli ölçüde çözülecek. Sigara paketi büyüklüğündeki akıllı kart, parmağı üzerine dokundurulan kişinin tüm bilgilerini anında ekrana getirecek. AB'ye girmek için Türkiye'deki resmi kurumların ve bankaların 2005 yılına kadar akıllı karta geçme zorunluluğu bulunduğunun altını çizen Ballan, bu kartın polis, TSK, SSK, Bağ-Kur ve nüfus müdürlüklerinde kullanılacağını söyledi.
Bu kartın günlük hayatta uygulanmaya başlanmasıyla birlikte, öncelikle her vatandaşın bilgisi parmak iziyle birlikte bu karta yüklenecek. Sabıka kaydı, aranıp aranmadığı, ehliyetindeki ceza puanları, nüfus bilgileri, sosyal güvenlik şemsiyesi altında olup olmadığı bilgileri bu kartla otomasyona geçecek.
Uygulamanın başlamasıyla birlikte günlük hayattaki kolaylıklar da kendisini peş peşe gösterecek. Nüfus cüzdanı ya da pasaport çıkarmak için nüfus kütüğünün bağlı bulunduğu kentten bilgilerin gelmesini bekleyen ve günlerce kuyruklarda sürünen vatandaş, ilkokul seviyesinde birisinin bile kullanabileceği bu cihaz sayesinde rahatlayacak. Vatandaş işi olan kurumda bu cihaza parmağını koyacak ve kendisi ile ilgili tüm bilgiler ekrana gelecek. Gerekirse bu bilgiler yazıcıya gönderilebilecek.
Bunun dışında, polisin genel kontrollerinde 'şüpheli' gerekçesiyle gözaltına alınan ve saatlerce karakolda kalmak zorunda kalan masum vatandaşların da hakkı korunacak. Polis, cebinde bile taşıyabileceği bu cihazla şüphelendiği vatandaşın bilgilerini anında ekranda görebilecek. Böylece suçsuz vatandaşlar şüphe üzerine geceyi karakolda geçirmekten kurtulurken, polis de gereksiz işlerle zaman kaybetmemiş olacak.
Bankalara uyarı
Uzman Meltem Ballan, açıklamalarının sonunda bankalara da uyarıda bulunarak 2005 yılına kadar akıllı karta geçiş yapmayanların kredi kartı vermesinin yasaklanacağını hatırlatıyor. Bu kart sayesinde kartı başkalarının kullanması ve çalıntı durumunda hırsızların kötü niyetine karşı önlem alınmış oluyor.
Bankaların ATM'lerine yerleştirilecek olan bu cihaz, kredi kartı ya da banka kartıyla birlikte kullanılıyor. Eğer kredi kartınız başkasının elindeyse parmak izi tutmadığı için kart kullanılamıyor. ATM makineleri bu durumda otomatik olarak karta el koyarken, alarm sistemi güvenliği harekete geçiriyor.
SERİ ÜRETİMİ YAPILABİLECEK ÜRÜNLER MÜŞTERİ BEKLİYOR
Cezaevinden firar zorlaşacak
Deprem, savaş, ve cezaevleri için bir radar geliştirildi. Toprağın 18 metre altına kadar canlıları tespit eden bu cihaz sayesinde cezaevlerinden tünel kazarak firarın önüne de geçilecek. Bu cihaz gerilla savaşında da kullanılabilecek. Örneğin bir kayanın arkasında kaç düşmanın bulunduğu belirlenecek. Radar, depremde göçük altındakileri de tespit edecek.
Aç-kapa batarya
Artema'nın 1 milyon kez açılıp kapanmasına rağmen aşınmayan bataryası da MAM'da geliştirildi. Reklamlardan tanıdığımız bataryanın sırrı ise, contasının özel bir maddeden geliştirilmesi ve lastik contalara göre kat kat dayanıklı olmasından kaynaklanıyor. Küçük bir contanın büyük bir reklam aracı olmasının göstergesi ise bilime verilen önemin neler kazandırdığını ortaya koyuyor.
Zarf dedektörü
11 Eylül'ün ardından ABD'nin yaşadığı ikinci panik olan kimyasal madde içeren zarfların ortaya çıkması üzerine geliştirildi. Türk Silahlı Kuvvetleri, Emniyet ve özel şirketlerin güvenlik birimlerinin kullanması planlandı. Bu dedektör, para sayma makinesi gibi zarfları içinden geçirirken, kimyasal madde içeren zarfları ayrı bir yerde topluyor.
Suda eriyen çay
Seri üretiminin yapılması durumunda dünyaca ünlü poşet çay firmalarını zorlayacak bir yenilik. Bilim adamları, hiçbir katkı maddesi eklemeden çayı toz haline getirmeyi başardı. Yine poşet içinde olması planlanan toz çay, kahve gibi sıcak suyun içine bırakıldığında eriyerek içime hazır çay haline geliyor.
Füzelere geçit yok
Havalimanları, cephanelik gibi yerlerin korunması için geliştirilen aşınmaya dayanıklı plakalar da TSK için geliştirilen ürünlerden sadece birkaçı. Bilim adamları, dünyanın en gelişmiş füze teknolojisine karşı koruma sağlayacak plakaları üretirken, yine dünyanın en gelişmiş savunma sistemlerini delip geçebilecek füze başlıkları üretmeyi de başardı.
Belediyelere gün doğdu
TÜBİTAK'ın yeni icadı, toprağın altından geçen su, elektrik, telefon, doğalgaz gibi tesisatların arızasını ve yerini kazı yapmadan tespit edebilecek ve bunu görüntüleyebilecek. Bu sistem sayesinde bu kurumların sokağı boydan boya kazarak arıza arama mazeretini de ortadan kaldıracak icat belediyeler için geliştirildi.
Yenilebilen tabaklar
Pet şişe ve tabakların saltanatına son verecek bir teknoloji. Özellikle fast food restoranları için geliştirildi. Bu ürünün seri üretiminin yapılması durumunda bu restoranlardan yemek alan müşteri, yemeği bittiğinde nişasta özlü tabağını da afiyetle yiyecek.
Hasar ölçüm cihazı
Binaların depreme karşı dayanıklılığını ölçmekte kullanılan bir cihaz. Cihaz duvarda gezdirildiğinde binanın hangi şiddette bir depreme dayanabileceğini ölçüyor. Bu cihaz sayesinde inşaat malzemesinin ne kadar korozyona uğradığı da ortaya çıkarılıyor.
Nükleer savaş elbisesi
Türk Silahlı Kuvvetleri için nükleer savaşa karşı geliştirildi. Nükleer bir savaş sırasında bu elbise sayesinde 21 zararlı gazdan korunuluyor. TÜBİTAK ayrıca, yine nükleer savaş durumunda atılan bir gazın niteliğini, zararlarını ve etkileme süresini hemen tespit ederek önlem alınmasını sağlayacak ölçüm cihazlarına da sahip bulunuyor. Bilim adamları bu ürünü de TSK için geliştirdi.
Kadınlara gül şarabı
Özellikle ihracata yönelik gerçekleştirilen bu ürün kadınların damak zevki için geliştirildi. Bilim adamları bu üründe sağlık faktörünü de göz ardı etmedi. Bu şarabın üretiminin yapılması durumunda kadınlar alkol oranı düşük sağlıklı içki içmenin tadına varacak. Gül şarabının dışında, greyfurt şarabı, nar şarabı gibi meyve şaraplarının formülleri de geliştirildi. Ayrıca, alkol oranı yüksek meyve likörleri de serinin içinde yer alıyor.
Buruşuk olmayan zeytin
Türkiye'nin önde gelen şirketlerinden birisi için ihracata yönelik olarak geliştirildi. Bu proje, zeytin ağaçlarının aşılanmasıyla hayata geçecek. Zeytin ihracatının önemli bir bölümünü Avrupa ülkelerine yapan Türkiye, bu ürünle pazar payını artıracak. Bu ürün buruşuk ve tuzlu zeytinden hoşlanmayan Avrupalılar için geliştirildi. Bu proje kapsamında ayrıca, zeytinin 10 ayı bulan üretim aşaması da 1.5 aya kadar indiriliyor.
Bayatlamayan ekmek
Türk Silahlı Kuvvetleri için ve deprem tehlikesi nedeniyle geliştirildi. Özel ambalajında iki yıl bayatlamadan korunabiliyor. İstanbul Büyükşehir belediyesi, deprem nedeniyle projeyi satın aldı. Kısa süre içinde seri üretim yapılacak fabrika kurulması için çalışmalar sürüyor. Uzun süre dayanabilen gıda paketinde ekmeğin dışında çeşitli ürünler de bulunuyor.
Teknoloji yıldızı Assan Alüminyum
Kibar Holding bünyesindeki Assan Alüminyum, teknoloji yatırımı yapan firmaların rakiplerine her alanda fark attığını gösteren örnek firmalardan birisi olarak çıkıyor karşımıza. Son beş yıldır Ar-Ge ekibini Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırmalar Kurumu (TÜBİTAK) MAM'da bilim adamlarıyla birlikte çalıştıran Assan, burada geliştirilen alüminyum folyo ürünüyle ihracatını, istihdamını ve üretimini artırmayı başarmış.
Assan Alüminyum A.Ş.'nin İnsan Kaynakları Müdürü Yiğit Duman, şirkette 550 kişinin istihdam edildiğini ve bu insanların halen çalışıyor olmasını teknolojiye borçlu olduklarını belirterek, "Fabrikada alüminyum ve folyo üretimi yapıyoruz. Üç-dört yıl öncesine kadar yıllık 35 bin ton olan kapasiteyi bu yıl MAM'da geliştirilen teknoloji sayesinde 70 bin tona çıkardık. 2003'te ise üretim rakamının 90 bin tonun
üzerine çıkması bekleniyor. Teknoloji sayesinde kazandıklarımıza baktığımızda teknoloji için harcadığımız para devede kulak kalıyor" dedi.
50 kişiye daha istihdam sağlandı
Dünyada ince döküm teknolojisini (yassı alüminyum) kullanan ilk kuruluşlardan biri olduklarının altını çizen Duman şunları söyledi:
"Teknoloji sayesinde ürünün sonraki aşamalarda da kullanılabilmesi sağlanıyor. Şu anda 12 kişilik Ar-Ge ekibimiz MAM'daki ofiste çalışmalarını sürdürüyor. Ar-Ge'ye yatırım yaptıkça dünyada ilk kez kullanılan bu teknoloji sayesinde bilgileri ihraç eder duruma geldik. Döküm hatlarını satın aldığımız İtalyan firmasına, bu ürünü makinelerde nasıl üreteceklerini öğretiyoruz. Yani bilgimizi ihraç ediyoruz. Krizlerden hasar görmeden çıktık. Daha uygun koşullarda pazara çıkabildiğimiz için yurtdışına çok kolay yayıldık. 1999 yılında üretimimizin sadece yüzde 50'sini ihraç ederken bu rakam 2002 yılında yüzde 70'e kadar yükseldi. 2000'de 50 milyon dolar civarında olan ihracatımız 100 milyon dolara yükseldi. Türkiye'nin yaşadığı ekonomik kriz döneminde hiç işçi çıkarmadık. Yeni makina yatırımları nedeniyle istihdamda 50 kişilik artış oldu. Yeni yatırımlara devam edeceğiz."
(Radikal)
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 18:51