Gündem
  • 16.4.2007 10:38

BİR MUHAFAZAKARIN GÖRÜŞÜ!.. 2 MUHAFAZAKAR TÜRKİYE'YE FAZLA GELİR

Başbakanlığın en kuvvetli adayı iken Cumhurbaşkanlığı’na aday olan Turgut Özal’ın “Türkiye iki mufazakarı kaldırmaz” uyarısı nedeniyle “kurmay” olarak kalmak zorunda kalan ANAVATAN Partisi Genel Başkan Yardımcısı eski Devlet Bakanı Mehmet Keçeciler, Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecini VATAN’a değerlendirdi. Keçeciler’in VATAN’ın sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

-Anayasa’nın Başbakan ile Cumhurbaşkanı ilişkilerini düzenlemedeki zaafiyetinden bahsetmiştiniz. Nedir bu zaafiyet?
Bizdeki cumhurbaşkanlığı sistemi hem yetkili hem sorumsuz bir cumhurbaşkanı sistemidir. Cumhurbaşkanı’nın pek çok alana yayılmış önemli yetkileri var. Cumhurbaşkanı eğer isterse sistemi kilitleyebiliyor. Buna karşılık hiçbir sorumluluğu yok. Cumhurbaşkanlarını halk seçerse, hem dünyadaki teamüllere uygun olur. Bir de Cumhurbaşkanları 7, meclisler 5 yıl için seçiliyor. Bu da bugünkü gibi Cumhurbaşkanı’nı, kendisini seçen iradeden hiçbir partinin bulunmadığı bir meclisle çalışmak ve kamu yetkilerini kullanmak durumunda bırakabiliyor.

-Bu düzenlemenin amacı Cumhurbaşkanlığı’nın tarafsızlığını koruyabilmesi değil mi?
Hayır 7 yıllık süre, meclis acemi, hükümet acemi bari bir tane tecrübeli cumhurbaşkanı olsun gibi bir düşünceyle yapılmıştır. Ama cumhurbaşkanını halka seçtirirsek, seçilen kişi ülkeyi halktan aldığı iradeyle tartışmasız yönetir.

KAVGA EDER

-Bunun ne faydası olur?
Türkiye’de özellikle 1982 Anayasası’ndan sonra cumhurbaşkanlığı ile başbakanlar arasında devamlı sürtüşmeler yaşandı.Yıldırım Akbulut ile Turgut Özal, Özal ile Yılmaz ve Demirel, Demirel ile Çiller ve Erbakan, Sezer ile Ecevit ve Erdoğan arasında ihtilaflar görülüyor. Bu hep yetki dengesizliği yüzündendir. Sorumluluk Başbakan’ın sırtında yetkiler Cumhurbaşkanı’nın. Buna Başbakanlar razı olmuyor, razı olmadıkları için de kavga çıkıyor.

-AKP’yi bekleyen kaçınılmaz sonuç da bu mu?
Anayasamız öyle bir sistem kurmuş ki, Cumhurbaşkanı seçilen kişi Başbakanlığa oğlunu tayin etse onla kavga eder. Tayyip Bey Başbakan kalsın, en yakınını Cumhurbaşkanı tayin etsin, bu anayasayı değiştirmezlerse yine kesin kavga çıkacak. Cumhurbaşkanlarımız ile başbakanlarımızın hepsi kavgacı insanlar değil. Ama kendine has şartları olan ihtilal dönemi hariç, son 20 yıllık tarihimize baktığımızda, 89’dan bu yana Türkiye hep Başbakan-Cumhurbaşkanı ihtilafını yaşamıştır. Bu sistemin doğasında var. Anayasanın bu konudaki zaafı açık seçik ortaya çıkmıştır. Bunu önlemenin yolu; ya Cumhurbaşkanını yetkisiz hale getireceksiniz, cumhurbaşkanının yetkilerini Başbakan’a, hükümete ya da bir başka organa vereceksiniz. Veya Cumhurbaşkanının yetkili olarak kalmasını istiyorsanız, ona mesuliyet yükleyeceksiniz. Yani yarı başkanlık sistemine geçeceksiniz.

-Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçilmesi yıllardır tartışılıyor, ama somut bir adım atılamıyor neden?
Anayasa değişikliği yapmak zordur. Bu konuda muhalefetin yaklaşması sözkonusu değil. Çünkü eski ve modası geçmiş bir bölünmeye göre bunu tehlikeli sayıyorlar.

-Niye?
’Türkiye’de yüzde 70 sağ yüzde 30 sol oy var solcu bir insan cumhurbaşkanı olamaz’ diyorlar. Öyle değil. Bu memlekette Ecevit de en büyük parti oldu. Bu 1980 öncesi siyasi yapıya hatta 90 öncesi siyasi yapıya göre yapılmış değerlendirme. Artık Türkiye değişti. Bu anlayışlar değişmeli.

-6 Nisan’da süreç başlıyor. Partinizin tavrı ne olacak?
Acemi iktidara muhalefet etmek de zor oluyor. Bu çok acemi bir iktidar. Cumhurbaşkanlığı seçimini çok zor bir yere getirdi.

-Siyasette 1 gün bile uzun bir süre derler. 5 yıl geçti. Tecrübe için yeterli bir süre değil mi bu?
Öğrenmek için istidat lazım...

-367 çoğunluk aranması şartına katılıyor musunuz? Bu çerçevede oylamaya girecek misiniz?
Cumhurbaşkanlığı seçimi bizim açımızdan öyle bir zor noktaya geldi ki, Anavatan partisi seçime katılırsa bir gruba göre, kendi çoğunluğu ile seçilemeyecek olan AKP’li bir cumhurbaşkanını Anavatan partisi seçmiş olacak. Bunun sorumluluğu Anavatan partisinin omuzlarında olacak. 367 oy lazım diyenler 7 yıl boyunca o cumhurbaşkanı seçilemezdi ama Anavatan onu seçti diyecekler. Eğer Anavatan partisi oylamaya katılmazsa, 367 bulunmaz ve bu seçimi de eskaza Anayasa Mahkemesi iptal ederse, bu defa Anavatan partisi ülkeyi krize düşürmede CHP’nin yardımcısı bir parti konumunda görecekler. CHP’yi unutup tüm sorumluluğu Anavatan’a yükleyecekler. Adeta Anavatan açısından 40 satır mı 40 katır mı?

-Sayın Erdoğan’ın, Sayın Mumcu’ya yönelik tutumu düşünüldüğünde ilginç bir ikilem değil mi?
Tabii meselenin bir de bu yönü var. Erdoğan, Erkan Mumcu Anavatan partisi genel başkanı olduktan sonra Mumcu ile hiçbir toplantıda biraraya gelmemeye özel gayret sarfetti. Erkan Bey Meclis’te kürsüye çıktığında salonu terk etti. Erkan Bey’i yok saydı, görmezden geldi. Cenabı hakkın parmağı yok ki gözüne sokasın. Erdoğan şimdi Mumcu’nun oylarına mum oldu. Cenabı hak onu Mumcu’nun oylarına mum etti. Anavatan oylamaya katılırsa, şayet Erdoğan aday olursa o cumhurbaşkanı seçilecek ya da onun göstereceği kişi veya seçilmeyecek. Bu son derece manidar. Geçmişte atalarımız cuma selamlığında kendi tuttukları münadilere bağırtırlarmış. Münadi yani nida veren sesi yüksek kimse. Cumadan çıktı mı o bağırırmış “Marur olma padişahım senden büyük allah var” diye. Ne güzel ederlermiş, şimdi daha iyi anlaşılıyor.

-Anavatan oylamaya girmezse 367 şartı için AKP’nin tüm bağımsızların ve diğer partilerin temsilcilerinin desteğini alması gerekecek değil mi?
O bile yetmeyecek. Çünkü bağımsız milletvekillerinin bir bölümü girmeyeceklerini açıkladılar Anavatan olarak adayları gördükten sonran isabetli kararı vermeye çalışacağız. Ama şartlarımız zor.

-Sizce AKP içinden bir isim üzerinde toplumsal uzlaşma sağlanabilir mi?
AKP ne anamuhalefet partisiyle ne de bizimle uzlaşmak için en ufak arayış içinde değildir, olmamıştır. Etraftaki bütün derneklerle görüşüyor ama Meclis’teki partilerle gruplarla görüşme ihtiyacını duymuyor.

-Bunu neye bağlıyorsunuz?
367’nin gerekmediği kanaatine yüzde 100 kaniler. O yüzden bizim kimseyle görüşmeye ihtiyacımız yok, kendi sayımız kendimize yeter diyorlar. Kendi sayıları kendilerine yeter mi yetmez mi bunun kararını biz vermeyeceğiz.

-Özal’ın seçilme sürecinde de 3’te 2 çoğunluk şartı Erbakan tarafından gündeme getirilmiş. O dönemki tartışmaları hatırlıyor musunuz?
Erbakan o zaman Meclis’te değildi. Bu yönde görüşünü hatırlamıyorum.

-Şimdi neden bu kadar kritik bir sorun haline geldi?
Ama o zaman Meclis İçtüzüğü’nde Cumhurbaşkanlığı seçimi maddesi yoktu. Hiç kimse Anayasa Mahkemesi’ne Anayasa’nın tatbikinden dolayı gidemez. Anayasa’da hüküm var. Meclis İçtüzüğü şimdi Anayasa Mahkemesi’ne müracaat hakkı veriyor. İlk defa bu konu Anayasa Mahkemesi’ne gidecek. Anayasa Mahkemesi’nin ne karar vereceği belli değil. Biz de onu merak ediyoruz. 1996’da içtüzüğe ilave edilmiş. Cumhurbaşkanlığı seçimi. 1996’dan bu yana yapılan seçimler için Anayasa mahkemesine gitmek mümkün.

ERDOĞAN ADAY OLACAK
- CHP bu dosyalar nedeniyle seçilse bile Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı’ndan indirilebileceğini iddia ediyor. Katılıyor musunuz?
Hayır Anayasa’da hüküm var gayet açık. Cumhurbaşkanı vatana ihanet dışında suçlanamaz. Seçildiği anda pirupak olur.

-Kişisel tahmininiz ne, Erdoğan aday olacak mı?
Bana göre aday olacak.


Türkiye aynı Türkiye olmayacak

-Sizce AKP içinden bir isim üzerinde toplumsal uzlaşma sağlanabilir mi?
AKP ne anamuhalefet partisiyle ne de bizimle uzlaşmak için en ufak arayış içinde değildir, olmamıştır. Etraftaki bütün derneklerle görüşüyor ama Meclis’teki partilerle gruplarla görüşme ihtiyacını duymuyor.

-Bunu neye bağlıyorsunuz?
367’nin gerekmediği kanaatine yüzde 100 kaniler. O yüzden bizim kimseyle görüşmeye ihtiyacımız yok, kendi sayımız kendimize yeter diyorlar. Kendi sayıları kendilerine yeter mi yetmez mi bunun kararını biz vermeyeceğiz.

-Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra siyaset nasıl şekillenecek? Siyaseti neler bekliyor?
Her şey çok değişir. O yüzden bugünden yapılan seçim anketleri geçerli değil bana göre. Beklemek lazım. Siyasette çok şey değişir. Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra Türkiye aynı Türkiye olmayacak.

-Sistemin doğası gereği AKP’li Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasında kavga kaçınılmaz diyorsunuz. Bunu dikkate alıp AKP’de bölünmeye yol açmamak, oy kaybetmemek için seçimlerin erkene alınması gündeme gelebilir mi?
Sanmıyorum. Mecbur beklerler. Niye beklerler? Eğer Erdoğan Cumhurbaşkanı olursa ülkeye hem yeni bir Başbakan hem de AKP’ye yeni bir genel başkan lazım. Temmuz ayından itibaren Türkiye seçime hazır hale gelebilir. Eylül’ün başında seçime gidilirse, 25 yaş ve bağımsız adayların müşterek oy pusulasında yer alması uygulanamaz. Her ikisi Türkiye ve AKP açısından önemli. Kasım’ı Eylül’e çekmekle bunlardan vazgeçmeye değmez.

-Şimdi seçilirse Erdoğan’la birlikte Milli Görüş ve türban Çankaya’ya çıkmış olmayacak mı? Bu durum daha büyük gerilimlere, tartışmalara yol açmaz mı? AKP’yi yıpratmaz mı bu durum?
Bana göre AKP bunu kullanmak isteyecektir seçimlerde. Ama Türkiye buna aldanmayacaktır. ’Biz şöyle böyle iş yapacaktık ama yapamadık. Cumhurbaşkanı engelledi, kanularımızı veto etti memurlarımızı tayin etmedi icraatımızı durdurdu. Biz başarılı olamadık. Ne türban sorununu ne İHL sorununu halledebildik. Sözlerimizi tutamadık. Ama şimdi cumhurbaşkanı seçtik. Siz bizi bundan sonra görün bir kere daha deneyin’diyecekler. Türban konusuna gelince; o konunun tartışılması bile abes. Eşin başörtüsünü hiç kimse tartışamaz. Kendisinin karar vermesi lazım.

Merhum Özal,‘Türkiye iki muhafazakarı kaldıramaz’ dedi
-Özal’ın Cumhurbaşkanı seçilmesi süreci de oldukça sancılı ve tartışmalıydı. En yakınındaki isimlerden biri olarak biraz o günleri anlatır mısınız?
Özal’ın Cumhurbaşkanı olmaması için ben çok çalıştım. Sonra karar verdi ’adayım’dedi. Ondan sonra tabii ki kendisinin seçilmesi için çalıştım. Özal aday olduktan sonra Başbakan’ı da tayin etmek istedi. ’Benim göstereceğim insanı kongreden geçireceksiniz’dedi. Ben de ’Madem ki Cumhurbaşkanlığı’nı tercih ettiniz karışmayın, parti kendi kendisine bir genel başkan seçer’dedim. ’Yok’dedi. ’Ben karışacağım’. Önce 18 Türk büyüğünü ilan etti. Sonra sayıyı 8’e indirdi. Bugün AKP de bunu taklit ediyor. Sonuçta Özal bunların arasında olmayan birisini Yıldırım Akbulut’u Başbakan tayin etti.

İKİ MUHAFAZAKAR
-Özal’ın tercihi neden sizden yana olmadı? Parti kurucusuydunuz, yıllarca en yakınındaki isimlerden biri oldunuz?
’Bana ben muhafazakar sen muhafazakar Türkiye iki muhafazakarı kaldıramaz. O yüzden sen genel başkanlığa adaylığını koyma’dedi. ’Aslında bu işi en iyi sen yaparsın ama ikimizi birden Türkiye kaldıramaz sen aday olma’dedi.

-Bu görüş bugün için de geçerli mi?
Turgut Bey’in görüşüydü bu. 1989’daki görüştü bu.

-Size göre Türkiye şimdi 2 muhafazakarı kaldırabilir mi?
Yani ister istemez AKP’li olacak. Halk seçmeyince AKP’li meclis içinden birini seçecekler.

-AKP içinde daha merkeze yakın daha liberal görüşlü isimleri tercih edemezler mi?
Niyetleri o, gözükmüyor.

-Hazırlanan anketlerde sunulan aday adayları arasında o tarz isimler yok mu? Bu isimler üzerinde uzlaşma sağlanamaz mı?
Bu bizim işimiz değil. Bizimle istişare etmiyorlar ki düşüncemizi söyleyelim. Basın aracılığıyla da konuşmak doğru değil bu gibi meseleleri. Bizimle istişare etselerdi biz kendilerine kanaatlerimizi söylerdik. Bundan sonra karar onların. Bizimle istişare etmek isterlerse kapımız açık.

HALKA GİTSEYDİ SEÇİLİRDİ
-Siyaset kulislerinde dillendirilen bir senaryo da, Erdoğan aday olmayacak, Başbakan kalıp, yarı başkanlık sistemini getirecek Anayasa değişikliklerini yapacak. Bu altyapıyı hazırladıktan sonra, Cumhurbaşkanlığı’na gidecek şeklinde. Siz de bir açıklamanızda, “Ben olsam güçlü Başbakanlığı seçer, Cumhurbaşkanlığı’na gitmem” diyorsunuz. Erdoğan bu yolu tercih edebilir mi?
Kendileri bilirler. Cumhurbaşkanı’nı halk seçer diye referanduma gitseydi o referandumun arkasından da aday olsaydı mutlaka kazanırdı. Ama şimdi çok şey değişecek. Türkiye’yi durup dururken krizin eşiğine getirdiler. Cumhurbaşkanlığı seçimi bir krize dönüşme eğiliminde. Halbuki Türkiye’nin iç ve dış şartları hiç böyle bir krize müsait değil.

-Özal’ın çıkar çıkmaz da, alışılır alışılmaz tartışmaları yaşandı ama...
Turgut Bey çok sıkıntılar yaşadı. Gittiği yerlerde muhalefete mensup belediye başkanları ayağa kalkmadı. Turgut Bey Cumhurbaşkanı olarak o zamanki Başbakan Demirel’i mahkemeye verdi. Davacı oldu. Cumhurbaşkanı, Başbakanı mahkemeye verdi dava açtı hakaret nedeniyle.VATAN

Güncellenme Tarihi : 24.3.2016 20:02

İLGİLİ HABERLER