Gündem
  • 31.3.2005 09:38

CAN DÜNDAR'DAN ERDOĞAN PORTRESİ...

Bir başbakan portresi

"Tunus'un Başbakanlık sarayında, akşam yemeğinde uzaktan Erdoğan'ı izliyorum. Başbakan, yurtdışı gezilerinde, yatırımcı işadamlarına bizzat yardımcı olmaya çalışıyor"

Önceki gece...
Tunus'un Başbakanlık sarayında akşam yemeği...
Başbakan Erdoğan ve Tunus Başbakanı Muhammed Gannusi eşleriyle birlikte bir masadalar...
Biz birkaç işadamı ve gazeteci ile yakın bir masadayız.
Az sonra birisi gelip yanımdaki işadamına, "Başbakan sizi çağırıyor" diyor.
Telaşla kalkıyor işadamı... Erdoğan'a doğru eğilip kulağına bir şeyler anlatmaya başlıyor. Anlattığı şeyi sonradan öğreniyoruz:
Balıkçılık alanında Tunus'la 1 milyon euroluk ortak yatırım projesi var. Ama Tunus bürokrasisine takılmış. Açık kotalardan yararlanmasına izin verilmemiş. Gündüz sorunu Başbakan'a ilettiğinde, "Akşamı bekle, ben seni çağıracağım" yanıtını almış.
İşte bu an, o an...
Uzaktan Erdoğan'ı izliyorum.
İşadamını dikkatle dinledikten sonra yanında oturan Tunuslu meslektaşına dönüyor ve durumu ona anlatıyor. Aralarında oturan çevirmen tercüme ediyor. Tunus Başbakanı, "Balıkçılık kotalarının tamamını kullandıklarını" söylüyor. Bu, işadamının verdiği bilgiyle çelişiyor.
Erdoğan, dönüp işadamına bakıyor.
"Kanıtlayabilirim" diyor işadamı...
Bunun üzerine Tunus Başbakanı, "Sonra bir inceleyip bakalım" diye geçiştiriyor. Konu, sofradaki Türk Büyükelçisi'ne emanet ediliyor.
İşadamı hayal kırıklığı içinde dönüyor.

'Ben kefilim'
Bu sahne, Başbakan'ın yurtdışındaki çalışma tarzına bir örnek...
Yatırımcı işadamlarına bizzat yardımcı olmaya, sorunlarını çözmeye çalışıyor. Ve (hemen herkes teslim ediyor ki) bunu yaparken AKP'li, CHP'li, MHP'li ayırt etmiyor. Zaman zaman "Ben kefilim" diyerek ağırlığını koyuyor.
Pakistan'da bunun bir örneği yaşanmıştı:
Karaçi Havaalanı'nın ihalesine girmek isteyen firma dosyayı zamanında yetiştiremeyince, Erdoğan yemekte firmanın sahibini yanına çağırıp Başbakan'a takdim etmiş ve "En iyi müteahhidimize neden ihaleyi vermiyorsunuz?" demişti. Pakistan Başbakanı, "Ne gerekiyorsa yapın" talimatını verince de firma ertesi sabaha dosyayı yetiştirmiş ve ihaleye girmişti.

Asansörde çözüm
Son gezide yaşanan "ayrı uçak krizi" biraz da bu durumun eseri...
Başbakan'ın bu "iş bitiren" tarzını bilen işadamları, bürokrasi dağını aşmak için Başbakan'ın boş vaktini kolluyor. Türkiye'de bulunamayan vakit, yurtdışı gezilerde yaratılıyor.
Bir işadamı, "Otelde asansörde karşılaştık. 6. kattan zemine kadar vaktim vardı. Anlattım, çözüldü işim" diye örnekledi.
Başbakan'ın hemen her gezisine katılan genç bir işadamı ise, "O bir biyonik adam" dedi:
"Türkmenistan'da gece saat 3'te otel odasının önünde randevu için bekleyen işadamları kuyruğu vardı. Ama sabah resmi görüşmeler başladığında tüm bakanlarından önce kalkıp geldi."
Şimdi uçaklarla birlikte yollar da ayrılır mı?
Erdoğan, dün gece işadamlarını yemeğe çağırdı.
Afrika'da diplomatik temaslar yürütürken bir yandan istifacı milletvekilleriyle, öte yandan görüşme bekleyen işadamlarıyla uğraşıyor.

Zeytuna Camii'nde namaz kıldı
Başbakan, Tunus'un Kapalıçarşı'sı Medina'da "Ehlen ve sehlen" selamıyla girdiği dükkânlarda esnafla ayaküstü sohbet etti. (Başbakan'ın her görüştüğüne kendi dilinde birkaç sözcük söyleme çabası takdire değer). Çarşı gezisi sırasında bir ara bir kapıdan girdi ve uzun süre çıkmadı. Başbakan'ı uzun zamandır izleyen gazeteciler saygıyla beklemeye çekildiler. Başbakan, tarihi Zeytuna Camii'ne girmiş, yanındakilerle namaza durmuştu. Namaz vakitlerine elden geldiğince sadakat gösteriyor, bunu sergilememeye de özen gösteriyordu.

Basınla mesafeli ilişki...
Özal'la yurtdışına gitmeye alışmış gazeteciler için Erdoğan'a alışmak zor.
Özal'ın "ayrıcalıklı yazarlar"ı vardı. Gece odasında onları kabul eder, önemli açıklamalar yapardı.
Ertesi gün de gün boyu kendisini izleyen muhabirlerin haberi değil, ayrıcalıklı yazarların notları manşet olurdu.
Doğrusu bu, muhabirler için de, ayrıcalığa mazhar olamamış yazarlar için de haksız bir durumdu.
Erdoğan, -herhalde Başbakan olmadan kendisine tavır alan medyaya duyduğu tepkinin de etkisiyle- bu tarzı benimsemedi. "Sevdiği yazarlar" olsa da gezilerde özel demeç vermiyor. Basına mesafeli duruyor. Yazılanları Ankara'dan fakslanan fotokopilerden izliyor.

Ayrıntılar ulaşamıyor
Ancak bu kez de basınla arasında bir kopukluk yaşanıyor. Resmi temaslar konusunda ayrıntılı bilgi verecek bir yetkilinin de bulunmaması, gezinin ayrıntılarının kamuoyuna ulaşmasını engelliyor. Her an değişen ve sarkan programlar, ani iptaller ve eklemeler yüzünden geziyi izlemek zorlaşıyor.
Bu yüzden işadamları gibi basının da gezilere hem ilgisi hem üst düzey katılımı azaldı.

'Berlusconi' sohbeti

Tunus'ta dünyanın en ünlü mozaik müzesi Bardo'yu hayli sıkkın bir yüz ifadesiyle gezdi Başbakan Erdoğan...
Bir ara yerde gördüğü burç simgeleriyle ilgilenir gibi oldu. Yanındaki tercümana müze müdürünü işaret edip, "Sor bakalım, bunların ayrıntısını biliyor mu?" dedi. Birkaç cümlelik bir açıklama gelince de "Pek kısa oldu" diye söylendi.
Ama müze çıkışı çevrede toplanan turistlerin alkışlarıyla dirildi.
İtalyanları görünce onlara muhtemelen bildiği tek İtalyanca sözcükle yaklaştı:
"Berlusconi!"
İtalyanlar bu sözcüğe "No.. no..." nidalarıyla tepki gösterince
Berlusconi'ye sahip çıktı:
"Olmadı!.. Berlusconi my friend (o benim arkadaşım)" dedi.

(MİLLİYET)

Güncellenme Tarihi : 17.3.2016 11:23

İLGİLİ HABERLER