Gündem
  • 28.2.2004 00:53

DEHŞET İDDİLAR VAR!.. İŞTE SEZER'E SUNULAN RTÜK RAPORU

Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu Radyo ve Televizyon Üst Kurulu`nun (RTÜK) yurt dışı kaynaklı yıkıcı ve bölücü yayınların önlenmesi konusunda yetersiz olduğu sonucuna ulaştı. Devlet Denetleme Kurulu, RTÜK`ün 2001, 2002 ve 2003 yılları eylem ve işlemlerini inceledi. İnceleme sonunda hazırlanan raporda, bölücü yayınların engellenmesine yönelik meselelerden, üyelerin çalışma düzenindeki sıkıntılara kadar pek çok çarpıcı sonuç ortaya çıktı. Kurul raporunda, toplam 151 uzmanın bulunduğu RTÜK`te uzman unvanını taşımayan 9 kişiye uzmanlık gerektiren yayın izleme ve değerlendirme görevi yaptırıldığı belirtildi. Raporda 3 uzmanın ise uzmanlık gerektirmeyen işlerde çalıştırdıkları bildirildi. Raporda, yıkıcı ve bölücü yayınlara yönelik olarak ise ``Yıkıcı ve bölücü nitelikteki yayınlar daha çok uydu ortamında yurt dışından yapılmaktadır. Türk hukukuna göre suç oluşturan yayınlar saptanıp uluslararası sözleşmeler çerçevesinde ilgili ülke ve kuruluşlara bildirilmekte, bunun dışında etkili bir yaptırım uygulanamamaktadır. Yayınların teknik olanaklar kullanılarak yurt içinden izlenemez hale getirilmesi ise uluslararası yayın kuruluşlarının çeşitli itirazlarına neden olmaktadır`` denildi. Raporda, ``İzleme ve değerlendirme çalışmalarında yıkıcı, bölücü ve irticai nitelikteki yayınların izlenmesine ve gerekli yaptırımların hızla uygulanmasına önem ve öncelik verilmesi`` önerildi. Raporda, ulusal düzeyde karasal ortamda yayın yapan 14 televizyon kanalından 10`unun, 8 büyük sermaye grubunun kontrolünde olduğuna dikat çekildi. Raporda, sermaye gruplarının medya üzerindeki etkinliği ``Bu gruplara ait olan kablodan ve uydudan yayın yapan 5 kanalın da bu sayıya eklendiğinde belirli grupların kontrolündeki medya kuruluşlarının sayısı 15`e ulaşmaktadır`` sözleriyle ifade edildi. Raporda, üyelerin özellikle tatil günlerini kapsayan (cuma-pazar, perşembe-pazartesi, cuma-salı) zamanlarda genellikle aynı kentlere (Muğla-İstanbul-İzmir-Bodrum) seyahat etmeleri ve seyahatleri sırasında kurum araçlarını kullanmalarına da dikkat çekildi. Seyehatlerin resmi bir amacının bulunmadığı belirtilen raporda, ``Özel nitelikli bu seyahatlerde şoför harcırahı ve benzin gideri olarak kamu zararına neden olunmuştur`` denildi. RTÜK üyelerinin ``tam iş günü esasına göre`` çalışmaları gerektiği ancak toplantıların birçoğuna belirli üyelerin devamsızlık yaparak katılmadığı bildirilen raporda, bu nedenle pekçok kararın da alınalmadığı ifade edildi. Üyelerce kullanılan araçların kullanımında tasarruf ilkeleri ve önlemlerine titizlikle uyulması gerektiği belirtilen raporda, gerçek bir görevlendirmeye dayanmayan seyahatler nedeniyle ödenen yol parası, akaryakıt bedeli, şoför harcırahının ilgili üyelerden geri alınması önerildi. Raporda, ``Üst üste üç ve daha fazla Üst Kurul toplantısına geçerli mazereti olmaksızın katılmayan üyeler ile İstanbul`da oturup, yalnızca toplantı günleri Üst Kurula gelen üyenin üyeliklerinin devam edip etmediğinin değerlendirilmesi`` istendi. Raporda, frekans yönetmeliği sıkıntısına da dikkat çekilirken, ``Frekans planlaması hazırlatılması ve kanal ve frekans ihalesi sürecinde; kararlı bir siyasal ve yönetsel iradenin işin sonuçlandırılması için çaba göstermemesi, konuyla ilgili diğer kamu kurum ve kuruluşlarının müdahaleleri ve sıkça mevzuat değişikliği yapılması nedeniyle çalışmalar çok yavaş ilerlemiştir`` denildi. Üst Kurul`un yayın izni ve lisansı vermeye başlayacağı tarihe kadar geçecek sürede, mevcut radyo ve televizyon kuruluşlarından kullandıkları kanal ve frekanslar için ücret alınmasını sağlayacak bir düzenlemenin yapılmadığı belirtilen raporda, frekans işlemlerinin biran önce yapılması istendi. Raporda, yayından kaldırılan programların yerine yayınlanacak programların hazırlanması yönündeki aksaklıklara dikkat çekilerek, ``İkame Programların`` hazırlanması ve yayın kuruluşlarına ulaştırılması çalışmalarının hızlandırılması da önerildi. Bu çalışmaların yeni giderlere neden olmaması için TRT Genel Müdürlüğü'nün arşivlerindeki programlardan yararlanılabileceği kaydedildi. Raporda, 1998 yılında alınan ve o günden bu yana büyük bölümü kullanılamadığı için depolarda bekletilen teknik cihazların satın alınma işlemlerinin soruşturulması istendi. Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 21:43

İLGİLİ HABERLER