DERVİŞ: ''FİNANSAL MÜZAKEREYE SİYASAL VE ASKERİ KONULARI SOKMAM''
HÜSEYİN KAR
MERSİN - Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili ve Ekonomiden Sorumlu Devlet eski Bakanı Kemal Derviş, dış politikayı bir takım siyasi ve bölgesel kozlar kullanarak, kaynak kapma çabası içine sokmanın Türkiye'nin ulusal hareket özgürlüğünü kısıtlayacağını söyleyerek, ''Türkiye, ulusal karar verme serbestisini tehdit eden bir duruma geliyor'' dedi.
Mersin Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası'nın
düzenlediği ''Türkiye'nin Ekonomik Sorunları'' konulu panele katılmak üzere CHP Grup Başkanvekili Mustafa Özyürek ile birlikte Mersin'e gelen Kemal Derviş, panel öncesi Hilton Oteli'nde basın toplantısı düzenledi.
2003 bütçesini ve hükümeti eleştiren Derviş, toplantıya CHP'yi eleştirenlere yanıt vererek başladı. ''CHP daha sert siyaset yapsın'' söylemine katılmadığını belirten Derviş, ''Siyaset her gün bir olay çıkartmak, bir sorun yaratmak değildir. CHP tabi ki muhalefet yapıyor ama ölçülü ve yapıcı bir biçimde. Türkiye'nin sorunları çok ağır. Bu ağır sorunlara günlük yeni sorunlar eklemek, 21. yüzyılın çağdaş demokrasisinin yararına değildir. Muhalefet yaparken sorunların nasıl çözüleceğini anlatmak önemli. Türkiye daha iyi bir noktaya getirilebilecekse, sorumlu bir muhalefet hükümete yardım da edebilir. Bu, doğru siyasetin temelidir'' dedi.
''ÜLKE HER AN HÜKÜMET DÜŞEBİLİR KORKUSU İLE YAŞADI''
Türkiye'de siyaset anlayışının son 10-15 yılda yanlış geliştiğini belirten Kemal Derviş, bunun nedeninin 90'lı yıllarda Türkiye'nin sürekli koalisyon hükümetleri ile yönetilmesi, ülkenin 'hükümet her an düşebilir' psikolojisi ile yaşaması olduğunu söyledi. Derviş, bu sürecin sonunda anlık siyaset anlayışının hakim olduğunu ve bu anlayışın ekonomideki tahribatın çok önemli bir nedeni olduğunu kaydetti. Kemal Derviş, ''Bizden yıkıcı muhalefet, eleştiri için eleştiri, sorun yaratma eylemini beklemeyin. Bizim hedefimiz alternatifi oluşturmak, çağdaş sosyal demokrasinin Türkiye'de çoğunluk olmasını sağlamak'' diye konuştu.
Türkiye'nin 90'lı yıllarda çok ters bir süreç içine girdiğini vurgulayan Derviş, sorumsuz maliye politikaları, popülist yaklaşımlar, sürekli bozulan koalisyonlar, tutarsız yönetim tarzıyla Türkiye'nin çok kötü yönetildiğini savundu. Bunun sonucunda milli gelirin yüzde 90'ına varan borç yükü altına girildiğini ifade eden Kemal Derviş, bu borcun da maliye politikasının dengesizliğinden ve bütçe dışı kamu kuruluşlarının zararlarından oluştuğunu anlattı. Derviş, bu durumun neden olduğu güvensizlik ortamında devlet hazinesinin sürekli çok yüksek faiz ödemek zorunda bırakıldığını dile getirdi.
Bu ağır sorunlar yüzünden 2001 krizine girildiğini belirten Kemal Derviş, ''Bu sorunları çözmek için elimizde sihirli bir değnek yok. Ama tutarlı bir politikayla, Türkiye çok dinamik, güçlü bir toplum olduğu için bu olumsuzlukları yenmek mümkün olabilir. Bunun için mutlaka borcu azaltmaya yönelik bir maliye politikası gerekiyor'' şeklinde konuştu.
Kemal Derviş, borcu azaltmanın iki önemli boyutu olduğunu, birincisinin; borç stokunu mutlaka milli gelir oranına düşürecek bir maliye politikası, ikincisinin de büyümeyi destekleyen yapısal reformların ve iyi yönetimin gerçekleşmesi olduğunu söyledi. Bu iki boyutun mutlaka bir arada gerçekleşmesi gerektiğinin altını çizen Derviş, ''Bu ikisi bir arada gerçekleştiği anda borç-gelir oranı düşer ve 2-3 yıl sonra Türkiye yeniden sağlıklı bir yapıya kavuşur. Her ikisinin de başarılı olması için vazgeçilmez bir koşul güven ortamı'' dedi.
Güven ortamının oluşması için tutarlı olmak gerektiğine işaret eden Derviş, hayali hedefler koyup, o hedefleri başaramamanın güven ortamını sarstığını, AK Parti Hükümeti'nde de bu yola sapma eğilimi gördüğünü vurguladı. AK Parti'nin politikada da tutarlı olamadığını belirten Derviş, piyasaların bozulmasını, faizin ve doların yükselmesini de bu tutarsızlığa bağladı. Derviş, güvensizlikten ve tutarsızlıktan dolayı 4 ayın da kaybolduğunu söyledi.
''DOĞRUDAN GELİR DESTEĞİ ŞART''
Doğrudan Gelir Desteği sisteminin desteklenmesi gerektiğini ifade eden Derviş, Türkiye'de bu desteğin doğru kullanılmadığını, geçmişte Tarım bakanlarının kendi yandaşlarına maksimum fayda sağladıklarını dile getirdi. Çiftçiye 'Doğrudan Gelir Desteği vereceğiz' deyip, bütçede bu desteğe yer vermemenin büyük bir tutarsızlık olduğunu dile getiren Derviş, ''Bu durumda çiftçi size bir daha güvenir mi?'' dedi. Türkiye'de tarım desteğinin şart olduğunu kaydeden Derviş, bu durumu AK Parti'li milletvekilleriyle birlikte düzelteceklerini söyledi. Derviş, vatandaşı da yeniden boş vaatlere, yalanlara kapılmaması konusunda dikkatli ve sağduyulu olmaya çağırdı.
Açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Kemal Derviş, ''Yeni bir tezkereden kaçınmamız mümkün mü?'' sorusuna, ''Tutarlı olmak gerekiyor. Bir ülke için uluslararası kamuoyu, hukuk düzeni ve uluslararası meşruiyet çok önemli. Böyle bir meşruiyetin dışına çıkarak politika yapmak çok yanlış. Bunu reddetmek kısa vadede bazı yararlar getirecek ama orta ve uzun vadede bizi çok ağır bir yük altına sokacak. Ben ekonomik ve finansal müzakereye siyasal ve askeri konuları sokmam, kimsenin de sokmasına izin vermem. Ekonomik açıdan uluslararası kuruluşlarla müzakere etmeyi, bir devletle müzakere etmeye tercih ederim. Bir devletle ekonomik açıdan müzakereye girdiğinizde hemen askeri ve siyasi konular masaya getiriliyor. Dış politika ve Türkiye'nin ulusal stratejisi açısından hareket serbestimizi kaybediyoruz. Ve finansal kaynak yüzünden belki de hiç kimsenin istemediği bir işe girişiyoruz. Bu son derece yanlış bir olay. Dış politikayı, bir takım siyasi ve bölgesel kozları kullanarak kaynak kapma çabası, Türkiye'nin ulusal hareket özgürlüğünü kısan, kısa vadede belki bazı yararlar getirecek ama uzun vadede bizi çok ağır yükler altına sokabilecek, ulusal karar verme serbestimizi tehdit eden bir duruma geliyor'' cevabını verdi.
AB-ABD BASKISI VE KIBRIS SORUNU
Türkiye'nin son günlerde hem Avrupa Birliği hem de ABD tarafından baskı altına alınıp alınmadığı yönündeki bir soruya da Kemal Derviş, bunların komplo teorileri olduğunu belirterek, bu iddialara inanılmamasını istedi.
''Ekonomik olarak güçlü olduğunuz zaman bu baskılara fazla aldırmazsınız, kendi yolunuza devam edersiniz. Ama ekonomik açıdan zor durumdaysanız daha zayıfsınız'' diyen Derviş, Dünya Bankası Türkiye Temsilcisi'nin bütçe açıklamasını ise şekil olarak yanlış, içerik olarak doğru bulduğunu söyledi. Dünya Bankası'nın bütçenin sosyal boyutuna çok önem verdiğini belirten Derviş, Doğrudan Gelir Desteği kapsamında Türk tarımına ciddi bir kredi veren kuruluşun, bütçede bu desteğin yer almadığını görünce son derece normal bir tepki verdiğini söyledi. Derviş, temsilcinin bu tepkiye AK Parti ve seçimi karıştırmasının ise yanlış olduğunu kaydetti.
Bir soru üzerine, Türkiye'nin AB'den uzaklaşma tehlikesi içinde olduğunu ifade eden Kemal Derviş, Kıbrıs konusundaki bir soruya ise, Annan Planı'nda olumsuz, Kıbrıs halkını zora sokacak yanlar bulunduğunu ifade etti. Kıbrıs'ta çözümsüzlüğün Türkiye için çok ciddi bir tehlike oluşturduğuna dikkati çeken Derviş, ''Çözümü dünya kamuoyunu hiçe sayarak oluşturamayız. Çözüm için yeniden arayışlar başlayacak. Önemli olan dünya kamuoyunun ikna edilebilmesi ve bütün Kıbrıs'ın AB'ye girmesine destek vermemiz. KKTC'de yaşayan insanların da söz hakkına önem vermemiz, onların istek ve beklentilerine uygun biçimde hareket etmemiz gereklidir'' dedi.
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 19:33