KAYNAK : Haber Vitrini
Milliyet Gazetesi Yazarı Derya Sazak'a açıklamalar yapan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, "Kamu dar çevrelerin tekelinde. İnsanı unutan ekonomiyle Türkiye Arjantin olur. Bir senteze ihtiyaç var. Derviş’le bu sentezi uygulayacağız" dedi.
Kemal Derviş’in katılımı CHP’yi nasıl etkileyecek?
CHP son on yılda çağdaş bir ekonomi politikası geliştirme konusunda önemli adımlar attı. CHP bugün geldiğimiz noktada Avrupa’da gördüğümüz sosyal demokrat partilerin anlayışına paralel bir ekonomi politikasına sahip. Pazar ekonomisini hukuki ve kurumsal altyapısıyla birlikte gerçekleştirmek isteyen, Türkiye’deki ekonomik sistemin ahbap çavuş ilişkilerinin, siyasi bağlantıların yönlendirdiği ekonomik sistem olduğunu düşünen ve buna tepki koyan, ekonominin rekabete dayalı bir sistem olarak işleyemediğinden şikâyet eden anlayıştadır.
Himayenin olduğu yerde rekabet olur mu? "Bunlar bizim çocuklar canım, ihaleyi, falanca bankayı ona ver..."
Bunun adı haksız rekabettir. Türkiye’de sistemi dejenere eden bu anlayıştır.
CHP, iktidara gelirse nasıl bir ekonomik sistem uygulayacak?
Biz rekabet istiyoruz. Eşit, adaletli bir hukuk sistemi içinde insanlar daha çok, daha ucuza üretsinler, daha çok satsınlar istiyoruz. CHP bunu yılladır söylüyor. 1998 yılında ‘Çözüm 2000’ diye bir program açıklamış ve krizi teşhis etmiştik. Bunlar Derviş ilişkisi çıkmadan önceki açılımlarımız.
Derviş’ten önce düşündük
Sayın Derviş’le anlaşmanız, uygulanacak ekonomik program konusunda 10 saatlik bir mesainin sonucu değil mi?
Olur mu? Sayın Derviş’le bu temelin üzerinde Türkiye’nin yakın geleceğiyle ilgili yapılması gerekenler konusundaki anlayışımızı birbirimizle paylaştık. Nereye gidiyoruz? Krizin hangi aşamasındayız? Sosyal duyarlılığı nasıl yaşama geçirebiliriz? Borçların çevrilmesi önünde ne gibi sıkıntılar var? Çözümler ve öngörüler konuşuldu.
Öyle bir sentez öngördük ki, bir tarafta bu ekonomi politikası, öte yanda sosyal anlayış ve etkin fakat bürokratik hantallıktan sıyrılmış, tepeden bakmayan, halka hizmet anlayışına göre şekillenmiş dinamik bir kamu yönetimi.
Devleti de masaya yatırdınız mı?
Evet, devletin tanımı da değişecek. Halkın sırtında yük olmayacak. Ekonomik kambur olmayacak. Hükmeden bir bürokrasi var. Oysa halka tepeden bakmayan hizmet eden bir anlayışa ihtiyaç var. Devlet A’dan Z’ye değişecek. Bu dönüşüm Anayasa’da falan öngörülenin ötesinde demokratikleşme doğrultusunda bir zihniyet devrimi olacak.
Üçlü bir sentez şekilleniyor.
Devletin yeniden yapılandırılması, sosyal duyarlılığa sahip çıkılması ve ekonominin gereklerinin yerine getirilmesi.
İnsanı unutmayalım
Fransız solunun ‘piyasa ekonomisine evet, piyasa toplumuna hayır’ yaklaşımı çağrıştırıyor.
Ekonomi tamam da, ekonomin ötesinde insan var. Ekonomi bunu unutursa götüremez. Yarı yolda kalır. Sokaklar hareketlenir. Türkiye Arjantin olur. Sadece sosyal duyarlılık ve şefkatle de götüremezsiniz, ekonomi o kadar önemli değil dersek o zaman da olmaz. Çökmüş bir ekonomiye gideriz. Bu denendi, tek başına olmuyor. Bir senteze ihtiyaç var. CHP Sayın Derviş’le bu sentezi uygulayacak. Türkiye’ye bunu öneriyoruz ve devleti de etkin bir hizmet organizasyonu olarak görüyoruz. Bakanlıkların azaltılması, Başbakanlığın daraltılması yetmez, kamuyu gözden geçirsek o kadar büyük dükalıklar var ki... Kamu özerkleştirilmiş ve kapalı dar çevrelerin tekeline terk edilmiş, halkın sırtından harcama kapıları açılmış. Bürokratik derebeylikler oluşmuş. Bunların gözden geçirilmesi, kaldırılması gerekiyor.
İktidar ateşten gömlek. Ne yapacaksınız?
Dünyada istikrar programları hep sağ partilerin elinde uygulanmıştır. Latin Amerika’da çoğu yerde başarısız olmuştur, sil baştan yapmak zorunda kalmışlardır. Türkiye’de biz yeni dönemde istikrar programını sosyal demokrat bir parti olarak uygulayacağız.
Seçimde bu programın yükünü çekmiş, bedelini ödemiş, 2001 Şubat krizinde işini gücünü kaybetmiş insanların tepkisinden çekinmiyor musunuz? Derviş’li CHP halktan destek bulacak mı? Çünkü CHP aynı zamanda bu programa muhalefet ediyordu...
Türkiye’yi buraya biz getirmedik. Gelmesini de istemedik. Meclis dışına itildik ama haklı çıktık. Vatandaş bunu görüyor.
Derviş CHP’yi niye seçti? "Sol ekonomiyi, üretimi düşünmez hep paylaşımı konuşur" denirdi.
O imajdı, doğru değildi. Güçlü bir iktidar oluşturulamazsa, üç dört partili bir hükümet yapısı çıkarsa Türkiye’de krizi kontrol çok güç olur. Türkiye ağır bedel ödedi ve istikrar programı uyguladı. Enflasyon yüzde 35’e düştü ama faizler yüzde 70. Bu tablo ekonominin gereği değil, siyasi. Niye olmuyor? Kimin geleceği belli değil, niye paramı getireyim diyor. 130 katrilyon Türkiye’nin iç borcu. Buradaki 10 puan 13 katrilyon. 20 puan 26 katrilyon. Seçimde güven veren bir hükümet geldiği zaman sadece bu faiz yükünden kurtularak 26 katrilyon, yani 18 milyar dolar kazanma şansına sahip. İşte güven veren bir hükümet kurduğunuz zaman daha işin başında getirisi bu olacak. Tam tersine olursa, seçimden kaos çıkarsa vatandaşın cebinden 20 milyar dolara yakın ek para çıkacak demektir.
4 Kasım’a dönük asıl kabus senaryosu bu mu?
Türkiye bu yükü taşıyamaz. Seçimi iptal ediyorum dediğin anda Türkiye’de herkes ne varsa dışarıya çıkaracak. Faizler yukarıya fırladığında bunun bedelini kim ödeyecek?
Seçimin ertelenmesine karşısınız?
Seçimden kaçılmasın. Güçlü bir iktidarla kâbusu umut senaryosuna çevirebiliriz. CHP şimdi Derviş’in de aramıza katılmasıyla halktan bu desteği bekliyor. Sayın Derviş’le birlikte önümüzdeki dönemde yeni insanların da CHP’ye katılarak Türkiye’de milli takım ruhunun gelişiyor olması bu tehlikeyi bertaraf etmek içindir. Ne yapacağını bilen, içeriye dışarıya güven veren, AB hedefine yönelmiş, IMF ile müzakeresini çağdaş ekonominin gerekleri ve insani boyut çerçevesinde yapabilecek bir kadronun, CHP’nin işbaşına gelmesi 4 Kasım sabahı yeni bir umut uyandıracaktır.
AKP tek başına gelirse...
Hayır, Türkiye’de farklı bir rüzgâr esiyor, önümüzdeki 2.5 ayı doğru değerlendirirsek CHP seçimden birinci parti çıkar. Oyun, ülke ekonomisi için maddi getirisinin bu kadar yüksek olduğu dönem yoktur. Bunu bilerek, ülkeyi rahatlatmak için oy kullanmalıyız.
Derviş’in katılımına tepkiler nasıl?
Çok olumlu, çok büyük tırmanış var. İş dünyasının, medya dünyasının kararlarının henüz netleşmediği bir sırada Sayın Derviş CHP’ye katıldı. Bu sorumluluk ve duyarlılık yaygınlaştığı zaman, Türkiye’yi düze çıkarma imkânının gerçekten var olduğu anlaşıldığında bu tablo değişir. Tehlike ortada, eskiden ‘yapacak bir şey yok’ deniyordu, şimdi var.
Seçimi ertelemesi nereden çıkıyor.
Yanlış, kim gelirse gelsin seçim ertelenemez. Ekonomi allak bullak oldu, orta sınıf çöktü, bunun siyasete yansımaması mümkün değil. Herkes ödedi bedeli de siyasetçi ödemeyecek, olabilir mi?
1 yılda düze çıkartırız
Seçimden sonra yeni iktidarın Türkiye’yi düze çıkarması için ne kadar süreye ihtiyacı olacak?
En az bir yıl. Faiz indirimini bir gerçekleştirelim, faizi yüzde 50’ye indirirse müthiş şeyler olur. Türkiye’nin önümüzdeki dönemde iki güzelliği oluşturma şansı var: Birinci toplum içinde gerginlik yaratmayacak, dış dünyayı anlayacak, onlarla ciddi işbirliği yapacak güçlü iktidarı kurma şansı. Bu şanstır. 65 milyon için şanstır. 4 Kasım sabahı uyumlu bir iktidar çıkarırsa AB ile müzakere takviminin 2003’ten itibaren alınması ve makul sürede üyeliğin elde edilmesidir. CHP iktidarında AB sürecinin de önü açılır. İki tane roketleme yapacağız. Birincisi güçlü hükümet, ikinci AB roketlemesi. Bunun anahtarı da vatandaşın 3 Kasım’da kullanacağı oydadır.
"Güler yüzlü sol için oy kullanın" diyorsunuz.
Şefkatli, güler yüzlü bir sol. Ancak insanların yüzünü güldürmek sloganla olmuyor. Krizi kontrol edeceksin, istihdam yaratacaksın, iş vereceksin. Yenilenen siyaset Türkiye’nin önünü açacak.
Derviş’le birlikte el ele başaracağız
"Baykal değişmez, Derviş’i aldı ama seçimden sonra yer, bu rüzgara bakmayın" diyen çevreler de var...
İşi renklendirmeye çalışıyorsunuz ama bunları aştık. Benim söylediğim şey Türkiye’nin yenilenme ihtiyacıdır. Krize ülkeyi bu siyaset getirdi. Bunu sürdürerek bu krizden kurtulamaz. Türkiye’yi son 15 yıldır yöneten kadrolar günü geçiştirmek için geleceği tükettiler. Borç aldılar, kötüye kullandılar, borçları katladılar. AB diyoruz. Nerede görülmüş ülkeyi iflasa sürükleyen kadroların işbaşında kalması. Torunlarımızı bile borçlandırdık. Duvara dayandık. Artık borç üretmeyen, üreten, büyüyen, iş veren, refah artıran bir ekonomik programa ihtiyaç var. Reformları hazırlıyoruz. Türkiye’nin ufkunu açmaya öncülük edeceğimizi gördüğüm için heyecan duyuyorum.
Derviş’in CHP’ye gelmesinden de mutlu olduğunuz anlaşılıyor, "aman nazar değmesin" diyorsunuz.
Herkes öyle diyor. En büyük mutluluk ne biliyor musunuz, hepimizi boynu eğik hale getiren ekonomik çöküntü noktasından ülkeyi çekip çıkarıp ayakları üzerinde başı dik Türkiye’ye katkı yapmak. Biz bu katkıyı yapacak insanları bir araya getiriyoruz. Bunu başardığımız anda namerde muhtaç olmayan, gençleri geleceğe güvenle bakan, Avrupa Birliği’ne giden yolda ilerleyen bir Türkiye’ye katkı vermekten güzel ne olabilir? Burada bizim de emeğimiz var, buna inandık, bunun siyasi altyapısını oluşturduk ve uyguladık diyebilmek anlamlı olmaz mı? Derviş’le el ele bunu başaracağız.
Halk, Türkiye’nin önünü açacaktır
AKP gelir diye ürkülüyorsa seçmen iki turlu gibi oy kullanabilir. Birden çok parti arasında tercihini yapar...
Zaten artık iki merkezli bir siyasi hayata doğru evrimleniyoruz. Bu doğru ve sağlıklı bir gelişmedir. Bu ortamda sola ihtiyaç var. Merkez sağ da dönüşüyor. Ben 8 aydır "tek başına iktidar" diyordum. Her seçimde bir sürpriz vardır ve halkın sağduyusu bu seçimde de kilitlenmeyi açacaktır. Halk Türkiye’nin önünü açacaktır.
Derviş niye CHP’yi seçti?
Türkiye’de güçlü iktidar ihtiyacını en yakından bildiği için, o görüyor, CHP’de kurulmaya başlandı. Ben AKP - CHP tahlilini bir televizyon programında yapmıştım. Kemal izlemiş. "Müthiş, çok doğru" dedi. Beraber bakıyoruz Türkiye’nin geleceğine.
Solda birlik arayışı sürecek mi?
Daima açık olacağız. Sonuna kadar. Artık meşale yakıldı. Dünya çapında bir örnek koyacağız. Derviş’in de tercihi o istikrar programını solda yapacağız.
DERYA SAZAK
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 17:56