Madde üzerinde kişisel görüşlerini dile getiren AK Parti Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ, görev sırasında din hizmetlerini kötüye kullanmayı düzenleyen maddede CHP ile AK Parti'nin mutabakat sağladığını belirterek, ancak yapılmak istenen düzenlemenin Anayasa'ya aykırı olduğunu savundu.
''Kötüleme'' içinde eleştiri de olduğunu vurgulayan Bozdağ, eleştirmenin suç olmadığını, ancak toplumun bir kesimi için bunun suç haline getirilmek istendiğini kaydetti. Bozdağ, ''Öğretmen, polis konuşacak suç olmayacak ama din adamı konuştuğunda suç olacak. Bunun hiçbir şekilde izahı yoktur. Hukuk devletinde böyle bir düzenleme yapılabilir mi?'' diye sordu.
''GRUP ADINA KONUŞSANIZA...''
Daha sonra söz alan DYP Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan, Bozdağ'ı ''ibret ve üzüntüyle dinlediğini'' söyledi. Kandoğan, Bozdağ'ın, tasarının geneli üzerindeki konuşmasında yapılan düzenlemeyi ''reform'' olarak nitelendirirken bugün ''zevahiri kurtarmak için'' farklı şekilde konuştuğunu ifade etti.
AK Parti sıralarına dönerek, ''Gelip grup adına konuşsanıza...'' diyen Kandoğan, yapılmak istenen düzenlemenin insan haklarına, ifade özgürlüğüne, Anayasa'ya aykırı olduğunu savundu. Toplumun bir kesimine ''siz potansiyel tehlikesiniz, rejim için tehditsiniz'' dendiğini ileri süren Kandoğan, ''Vicdanım sızlıyor. Seçim bölgelerinize gittiğinizde, din adamlarının yüzüne nasıl bakacaksınız? Görevi sırasında bile hükümet icraatını eleştiren herkes hakkında işlem yapacaksınız. CHP ile anlaşmaya ihtiyacınız yok'' diye konuştu.
AK Parti Malatya örgütünün kendisin gönderdiği fakslarda düzenlemeyi eleştirdiğini belirten Kandoğan, TCK'ın 312. maddesinde yapılan düzenleme konusunda da Adalet Bakanı Cemil Çiçek'i eleştirdi.
''İLK KEZ GETİRİLMİYOR''
Adalet Bakanı Çiçek, Kandoğan'ın sözlerinin ardından yaptığı konuşmada, bazı maddeleri için '' olmasaydı'' denilebilecek TCK Tasarısı'nın ''uzlaşma metni'' olduğunu belirterek, bazı maddeler değerlendirilirken bunun göz önünde bulundurulmasını istedi. ''Sanki Ceza Kanunu'nda tartışılan bazı maddeler, ilk kez bu dönem getiriliyormuş gibi sunuluyor'' diyen Çiçek, ''bunun biraz da iç tüketim malzemesi olarak kullanılması daha kolay olduğu için böyle bir yol tercih edildiğini, vatandaşların da belirli bir noktaya doğru yönlendirilmek istendiğini'' söyledi. Çiçek, ''Bazı arkadaşlarımız bunu bir bütünlük içinde konuşmak yerine, iç tüketim malzemesi yapmakta fayda görüyor. Malatya'daki arkadaşlarımız Ümmet Bey'i hala AK Parti'de sanıyor sanırım'' dedi.
Demokratik sürecin bir gece, bir hafta, hatta bir iktidar döneminde olmadığını, parça parça ve olabildiğince sancısız, soğukkanlılıkla belli bir yere getirilmesi gerektiğini anlatan Çiçek, parti ve hükümet olarak, tartışılan görev sırasında din hizmetlerinin kötüye kullanılmasına ilişkin maddenin ceza kanunundan çıkmasında fayda gördüklerini dile getirdi.
Çiçek, ''Herkesin bu tasarıda, içine sinen-sinmeyen noktalar var. İşin bu noktasında, bu tasarıyı böylece geçiririz, zaman içerisinde belki, birlikte kabul ettiğimizi yine birlikte gözden geçirme imkanımız olur. Gözden kaçan bir husus var; bu madde yürürlükteki ceza kanunun 241 ve 242. maddeleridir. İlk kez bu hükümet bunu düzenlemiyor. Burada bir çarpıtma var, herkesin bunu iyi bilmesi, iyi anlaşılması lazım'' diye konuştu.
''BU BİR SÜREÇ...'
Maddeyi eleştirenlerin düzenlemeyi metinden çıkarmayı önermelerinin daha tutarlı olacağını belirten Çiçek, şöyle konuştu:
''Tutarsızlık maddenin kendi içerisinde... Onu belki zaman içerisinde uzlaşarak kaldırmamız lazım. Giderek kamu görevlilerinin de bir siyasi partiye üye olup olmaması da tartışılıyor. Kamu görevlilerinin sendikaları var, hatta bir adım ötesinde grev yapma hakkına sahip olarak sendika kurmasını öngörüyoruz. Önümüzdeki dönem böyle bir sürece doğru gidiyor. Eğer siz, siyasi partilere üye olmayı da kamu görevlilerine imkan olarak getirirseniz, zaten bu maddelerin çok fazla bir anlamı kalmayacak. Ancak bu bir süreç, zaman meselesi. (Bunun kaldırılmasının zamanı şu an mıdır?) derseniz, uzlaşabilseydik bugün kaldırırdık, uzlaşamadığımıza göre, ümit ederim kısa sürede bunu ortadan kaldırmanın imkanını buluruz.'' Tasarıda yapılan düzenlemenin yürürlüktekinden çok daha iyi bir düzenleme olduğunu belirten Çiçek, ''Konu, sağdan soldan o kadar çok çarpıtıldı ki, (maksadımızı herhalde iyi anlatamadık) dedik. (İyileştirme yapacağız) derken mesele tümüyle başka bir yönde tartışıldı. Diyelim ki bu kanun yürürlükte yok. Tasarıyı geri çektik, uygulanacak olan 241 ve 242 değil mi, o zaman aynı maddeleri getirir buraya dercederiz. Sistematiğine uymasa da...'' görüşünü kaydetti.
Çiçek, uygun bir sürede uzlaşarak bu ve benzeri yasakları ortadan kaldırarak makul düzenlemeyi Türkiye'nin gündemine getirmeyi düşündüklerini bildirdi. Çiçek, ''Bunu yapmanın yolu, görev yapan insanları, kurumları rencide etmeden, gerginliklere de sebep vermeden Türkiye'yi bir yere getirmektir. Gözardı edilen, demokratikleşme sadece yasal düzenlemelerle olur sanıyoruz. Oysa, demokratikleşme en evvel anlayışlarda, zihinlerde olmalı. Sonra onun maddelere yansıması gerekir. Henüz o noktaya geldik mi derseniz, gelmiş olsaydık bu maddeleri düzenleme durumunda olmazdık. Böyle bir zaruret var'' dedi.
YARBAY:''RET OYU VERECEĞİM''
AK Parti Ankara Milletvekili Ersönmez Yarbay de madde üzerinde görüşlerini dile getirirken, ''Halk sizi din görevlilerini cezalandırasınız diye mi buraya getirdi? Onların avukatı değilim ama kamu görevlisi olan din adamları hükümet icraatlarını eleştiremez mi? Bu hükümet benim de hükümetim ama yanlış yapıyor. Ben de bunu eleştiriyorum'' dedi.
Düzenlemenin eski halinden de tasarıdaki halinden de şikayetçi olduğunu anlatan Yarbay, ''Bu düzenleme böyle geçerse, sokakta yürüyen herkes suçlu olacak. Cezalandırdıklarımızı da yeniden cezalandıracağız'' görüşünü savundu.
Yarbay, maddeye ret oyu vereceğini bildirdi.
Görüşmelerin ardından madde, AK Parti ve CHP'nin verdiği ortak önergeyle değiştirildi ve yürürlükteki haliyle korundu.
(MİLLİYET)
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 22:56