DIŞİŞLERİ BAKANI GÜL, FİLİSTİN VE İSRAİL'E GİDECEĞİNİ AÇIKLADI
ALİ ULURASBA
ANKARA - Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Kıbrıs Rum Yönetimi'nin adanın tamamını temsil ediyor gibi kesinlikle tanınmayacağını söyledi. Gül, "Böyle bir durum asla ortaya çıkmayacak. Türkiye'nin Rum yönetimini adanın tamamını temsil ediyor gibi tanıması asla mümkün değil. Bunu ne biz yaparız ne bizden sonraki hükümetler yapar" dedi. 17 Aralık tarihinde AB üyelik müzakeresi ile ilgili demagoji yapılmamasını isteyen ve Türkiye'nin 3 Ekim tarihinde müzakerelere başlayacağını, bu tarihe kadar gerekli düzenlemelerin yapılacağını belirten Gül, önümüzdeki günlerde Filistin ve İsrail'e bir ziyarette bulunacağını, ayrıca yine önümüzdeki günlerde Türk Silahlı Kuvvetleri'nin İSAF'ın komutasını üstleneceğini kaydetti.
TBMM Genel Kurulu'nda Dışişleri ve İçişleri Bakanlığı'nın 2005 yılı bütçe görüşmeleri sürüyor. Milletvekillerinin eleştiri ve sorularını cevaplandıran Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, önemli açıklamalarda bulundu.
Sözlerine Türkiye'nin güçlü bir ülke olduğunu söyleyerek başlayan Gül, 17 Aralık öncesi ve 17 Aralık tarihinde son derece önemli adımlar atıldığını kaydetti. "Bugün kadar şüphesiz çok önemli adımlar atılmış, imzalar atılmış. 17 Aralık'ta AB üyesi ülkeler 25 üye ülke oybirliği içerisinde Türkiye ile tam üyelik müzakerelerine başlama kararı almıştır. Bu hepimizin hedefiydi ve hedefimiz gerçekleşmiştir. Önümüzdeki müzakere süreci de en iyi şekilde gerçekleşecektir ve Türkiye tam üye olacaktır" diyen Dışişleri Bakanı Gül, önemli olanın Türkiye'nin 'açık-seçik' olarak tam bir üyelik hedefi alması olduğunu kaydetti.
"ÇOK ÇEŞİTLİ YASALAR ÇIKARILACAK"
Özel statülü bir hedefin ortaya çıkmaması için çalıştıklarını ve bunların hepsinin de gerçekleştiğini ifade eden Gül, "Şunu unutmamamız gerekir, 25 ülkenin vardığı bir uzlaşma neticesinde bu ortaya çıkmıştır. AB'de bütün kararlar ittifakla alınmaktadır. Bizim tanımadığımız Güney Kıbrıs Rum yönetimi de vardır.Yeni durum müzakerelere başlamadır. 3 Ekim'de müzakerelere başlanacaktır. Türkiye'de çok çeşitli yasalar çıkarılacaktır" ifadelerini kulandı.
Türkiye'nin aleyhinde karar almaya çalışan ülkelere karşı, dostu ve destekçisi olan ülkelerin, bu olumsuz davranışların karşısına dikildiğini belirten Gül, "Türkiye aleyhine bir harekete başlasa birkaç hareket birden karşı atağa geçmiş, Türkiye her zaman savunulmuştur" diye konuştu.
"Şüphesiz ki her konuda çok geniş konuşabiliriz" diyen Gül, siyasette demagojinin en az yapılması gereken alanın ise dış politika olduğuna dikkat çekti.
CHP sözcüsü Onur Öymen'i üstü kapalı eleştiren Gül, dışişlerine yılarını vermiş bir insanın bu konuda demagoji yapmasının doğru olmadığını ifade ederek, "Olmayanları farklı göstermek veya dikkatsiz alınacak kararlar ülkemizi bağlar, geleceğimizi bağlar. Konuların dikkatli ve titizlikle incelenmesi gerekir. AB müzakere kararı da her türlü demagojiden ayrı olarak değerlendirmelidir" dedi.
17 Aralık tarihindeki gelişmeler konusunda kamuoyunun yanlış bilgilendirildiğini ifade eden Gül, "Bunların başında şu gelmektedir. Birincisi Türkiye ile tam üyelik hedefi kesin tarih ortaya çıkmıştır. İkincisi AB genişlemeler sırasında elde ettiği tecrübeleri yeni gelişme safhalarında değerlendirmekte ve kendileri açısından tedbirler almaktadır. AB içerisine giren çeşitli konular ve kısıtlamalar bizleri de rahatsız eden, itirazlarımızı devam ettirmekte olduğumuz konular alınmış kararlar değildir... Bütün bunlar müzakere süreci bittikten sora karşılıklı kabul görürse devreye girecek hususlardır. AB'nin müzakere pozisyonu ortaya çıkmaktadır. Türkiye'nin müzakere pozisyonu da önümüzdeki günlerde ortaya çıkacaktır. TBMM'nin bütün görüşleri iktidar muhalefet milletvekillerinin telkinleri bizim tarafımızdan dikkate alınacaktır. Bunlar olmuş bitmiş kararlar olarak yansıtılırsa doğru olmaz" diye konuştu.
"IRAK'TA ASKER TUTANLAR TUTTUKLARI ASKER KADAR ORADADIR"
Irak konusuna da değinen Gül, "Iraklı Türkmenler yeni kurulacak kurullara kendilerini yansıtabileceklerdir. Irak'ta çok Türk vardır. Orada ne zaman bir kayıp duysal hepimizi derinden üzmektedir. Irak'ta asker tutanlar tuttukları asker kadar ordadır. ABD'nin binlerce vardır, İngiltere'nin de. Meclisimizin aldığı karar neticesinde Türkiye asker sokmamıştır. Irak'ta onbinlerce Türk vardır. Onbinlerce Türk Irak'ın her tarafındadır. Irakla ticaretimiz savaştan önceki döneme ulaştı. Dolayısıyla ister istemez hedef olma kabiliyetimiz çoktur. Bizim de orda yüz kişimiz olsaydı bunlara hedef olmamız söz konusu olmayacaktı. Ne yazık ki bütün bunlara rağmen birçok TIR şoförümüz hayatını kaybetmiştir. Türkiye'nin düşmanlığınızı üzerine çekmeyin dedik. Türkiye parlamentosu size karşı en büyük dostluk gösteren yer olmuştur. 5 tane güvenlik görevimiz oradaki kendi misyonumuzu korumak için giderken, Irak halkına ateş açmak için değil, ne yazık ki teröristlerin saldırısına uğramıştır. Çok titiz bir inceleme devam etmektedir" diye konuştu.
Gül açıklamalarında bir soruya cevap verirken de Irak'ta 76 şoförün öldürüldüğünü kaydetti.
Türkiye'nin yakın komşularıyla ilgili bilgiler de veren Gül, Putin'in Türkiye ziyaretini, Başbakan Erdoğan'ın Suriye ziyaretini çok önemli bulduğunun altını çizdi. Yunanistan ile sorunların barışçı bir şekilde çözmek için çalıştığını belirten Gül, "Balkan ülkeleri ile çok sıkı işbirliği içinde olacağız. Önümüzdeki dönem balkan ülkelerine çok yakın ilişkiler içine gireceğiz. İzlerimizin silinmesine izin vermeyeceğiz. İslam ülkeleri nezdinde Türkiye'nin önemi giderek artmaktadır" dedi.
İSRAİL-FİLİSTİN SORUNU
"Filistin-İsrail sorunun eer konuda çok geniş konuşabiliriz" diyen Gül, siyasette demaçözümü için yeni bir ilkim oluşmuştur. Arafat'ın ölümünden sonra yeni bir durum ortaya çıkmıştır. Barış çabaları ortaya çıkmıştır" diyen Dışişleri Bakanı, "Önümüzdeki günlerde Filistin ve İsrail'i resmi bir ziyarette bulunacağım. Türkiye'nin gayetlerini göstereceğim" diye konuştu.
Bakan Gül, Türkiye'nin önümüzdeki günlerde İSAF komutanlığını üstleneceğini ifade ederek "TSK önümüzdeki günlerde İSAF'ın komutasını üstlenecek. Türkiye büyük bir ülke olduğu için dünyanın hiçbir yerini ihmal edemez" diye konuştu.
Bazı milletvekillerinin sorularını da cevaben Gül, Kıbrıs Rum Yönetimi'nin kesinlikle tanınmayacağını söyledi. Gül, "Böyle bir durum asla ortaya çıkmayacak. Türkiye'nin Rum yönetimini adanın tamamını temsil ediyor gibi tanıması asla mümkün değil. Bunu ne biz yaparız ne bizden sonraki hükümetler yapar. Bunun sonucun da öyle neticeler ortaya çıkar ki... Ancak kalıcı bir çözüm ve bütün tarafların anlaştığı bir çözüm ortaya çıkarsa Türkiye üzerine düşeni her zaman fazlasıyla yapmıştır... Referandumda da hayır dedikleri için, ayrı bir tanıma olamaz. Bizim atacağımız herhangi bir imza protokol olamaz. Tanımamız olamaz. Herhangi bir imzanın neticesi bir kesimi tanıma olursa o imzayı biz atmayız zaten. Bunu hiçbir partide hükümet de üstlenemez" ifadelerini kullandı.
Gül, bir başka soruya cevap verirken, KKTC'nin maalesef kimseye tanıtılamadığını belirterek, "KKTC'yi tanımalarını istiyoruz. Avrupa ülkeleri var. Aynı odaya giriyoruz. Aynı eve giriyoruz. Onlara da tanıtamadık ki. Türk Cumhuriyetlerine de tanıtamadık. Ama çalışmalarımız sürüyor" diye konuştu.