DSP İSTANBUL ADAYI TÜRKER'DEN CHP ADAYI SİRMEN'LE İLGİLİ ŞOK İDDİA!..
DSP'nin İstanbul Belediye Başkan adayı Masum Türker önemli bir iddia ortaya attı: "Sefa Sirmen başkan seçilse dahi, Meclis çoğunluğuna sahip AK Parti, onun istifasını kabul etmediği takdirde başkanlık koltuğuna oturamaz."
Gökçek olayı
Sefa Sirmen seçilirse, istifasının Genel Kurul'da kabul edilmemesi elbette büyük bir tartışma yaratır ve etik olmaz. Benzer bir olayı 1994'te Ankara'da Melih Gökçek ile yaşamıştık. Melih Gökçek, 1989'da Keçiören Belediye Başkanlığı'nı kaybetti. Özal tarafından Sosyal Hizmetler Genel Müdürlüğü'ne getirildi; Mesut Yılmaz 1991'de Melih Gökçek'i milletvekili adayı yapmadı. Gökçek, Refah Partisi'ne gitti. Islahatçı Parti ve Milliyetçi Çalışma Partisi(1) ile ittifakın kurulmasında öncü rol oynadı. 1991'de Refah Partisi milletvekili adayı olarak seçimlere girdi; kazandı. 1994'te milletvekilliğinden istifa etmeden Ankara Belediye Başkan adayı oldu; seçildi. İşte o zaman Meclis çoğunluğunu elinde bulunduran SHP ve DYP Gökçek'in istifasını kabul etmeme eğilimi içine girdiler. Büyük tartışma çıktı. Çünkü, Anayasa'nın 84'üncü maddesine göre, istifası kabul edilmeseydi, Melih Gökçek'in belediye başkanlığı düşecekti. Mazbata ikinci gelene verilecekti. O tarihte Verso Araştırma Başkanı Erhan Göksel, "Meclis darbe yapmış sayılır" diye sert bir cümle sarfetmişti. Kamuoyu baskısı karşısında, Genel Kurul, kıl payı farkla istifayı kabul etti ve Melih Gökçek belediye başkanı oldu.
Suyun bedeli
CHP'nin İstanbul'da iddiası olsaydı, herhalde bir milletvekilini yarıştırmazdı. Üstelik, Sefa Sirmen, hakkında çok sayıda dosya bulanan bir milletvekili. Yuvacık Barajı'ndaki usulsüzlük Sayıştay raporlarında anlatılıyor. Devlet, sırf bu baraj yüzünden satılamayan suyun bedeli olarak 892 milyon dolar(2) ödemişti. Eskiden, CHP ve SHP'den aday olmak için bir çok ünlü isim yarışırdı. Meselâ 1994'te Zülfü Livaneli, 1999'da da Adnan Polat solun adayı idi. Artık ne solun, ne de hiçbir partinin İstanbul'da iddiası kalmadı. Bu yüzden, aday bulmaları da kolay olmuyor. Buna mukabil, İstanbul'da iddiasız olan bir DYP, Ahmet Vefik Alp'i, DSP de Masum Türker'i aday gösterebildi. Her ikisi de, sanki kazanacakmış gibi canla başla çalışıp proje üretiyorlar.
CHP'nin yolu
Mahalli seçimlerden sonra, siyaset karışacak.
*DSP, herhalde böyle yola devam edemez. Zaten Ecevit de, yerini bırakmak istiyor. DSP'de bir çok değerli isim var. Partilerini terk etmediler. Değişim sürecinde aktif rol almak düşüncesiyle bünyede kaldılar. DSP, Ecevit'in kişiliği üzerine monte edilmiş bir parti. Bu yüzden, gerçekten karizmatik bir isim bulanamazsa, çözülme başlar ve parti silinip gider.
*Baykal, hezimete uğrasa dahi, liderliği bırakmayacağını geçenlerde Sabah gazetesinden Leyla Umar'a açıkladı. Başka ne söyleyebilirdi ki! Hele seçim arefesinde. CHP, köklü bir parti olduğu için, yaşama ve gelişme şansı DSP'den çok daha fazla. Onun çelişkisi de, merkez sağın zayıflaması karşısında, zenginlerin temsilcisi haline gelmesi ve varoşların çoğunu AK Parti'ye kaptırması. İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük kentlerin hangi ilçelerinden oy aldığına bakarsanız, bu durumu hemen anlarsınız. İstanbul'da CHP, Kadıköy, Şişli, Beşiktaş, Ankara'da Çankaya, İzmir'de Karşıyaka gibi semtlerde kuvvetli. CHP'de sadece lider değişikliği yetmez. Bir kimlik değişimi de gerekli. Ecevit'in 1970'lerde ortaya çıkışı gibi bir süreç yaşanabilirse, CHP sol tabana oturabilir. Şu anda, milli mücadeleci ruhu ön plana çıkararak, antiemperyalist bir tavır içinde, sanki Batı'ya karşı duruyor. AK Parti ile zıtlaştığı için, halkın değerlerinden kopuk bir görüntüye de bürünüyor. Bakalım, seçim sonrası arayışlarda 'Karaoğlan'ı bulabilecek mi? Yoksa Kemal Derviş gibi isimlerle gene seçkinlerin çizgisinde mi yürüyecek?
Anap ve DYP
*Mesut Yılmaz, koskoca bir mirası ufalayıp yok etti. Ama onun ayrılması da derde deva olmadı. Hiç değilse, Yılmaz bir isimdi. Nesrin Nas ile birlikte Anap iyice kayboldu. Marjinal siyasi bir oluşum haline geldi. Büyük ihtimalle, DSP'yi de böyle bir gelecek bekliyor.
*DYP ise, iyi kötü direniyor. Ama, mahalli seçimlerdeki oy oranı Mehmet Ağar açısından da önemli. Ağar, çok düzgün bir kampanya yürüttü. Gerekli yerde sert çıktı; fakat kimseyle ağız dalaşına girmedi. Üstelik DYP bir çok yerde iyi isimler buldu. Bununla birlikte % 7'nin altı, Tansu Çiller'i Mehmet Ağar karşısında harekete geçirebilir.
*Öte yandan, mahalli seçimlerden güçlenerek çıkacak olan AK Parti, tabanının beklentilerini de karşılamaya yönelecektir. YÖK reformunu, profesörler dirense de gerçekleştirmeye çalışacak, CHP'nin karşı çıkmasına rağmen, Anayasa değişikliğini gündeme getirecektir. Bu yüzden, seçimlerden sonra, havanın gerginleşebileceğini tahmin ediyoruz. Zaten Türkiye'de siyaset ne zaman duruldu ki!
NAZLI ILICAK TERCÜMAN
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 21:53