Gündem
  • 7.3.2002 11:51

ECEVİT'E NAZAR DEĞDİ: BİZ, BÖLGEMİZDE BARIŞ DEĞİL, SAVAŞ İSTİYORUZ!

KAYNAK : Haber Vitrini ANKARA/(ÖZEL HABER)- Son günlerde sağlığı ile ilgili iyi haberler verilen Başbakan Ecevit'e nazar değdi. Gazeteci Leyla Umar'a yanlışlıkta kendi paltosunu giydiren Ecevit, bugünkü DSP Meclis Grubunda yaptığı konuşmada büyük bir gaf yaptı. Amerika'nın Irak'a yapacağı olası bir askeri operasyonun Türkiye'yi zor durumda bırakacağında dikkat çeken Ecevit, Irak'a karşı gereksiz bir savaş açılması yerine İsrail'le Filistin arasındaki hızla tırmanan savaşın sona erdirilmesi gerektiğini söyledi. Ecevit, "Biz bölgemizde 'savaş değil barış' istiyoruz" diyeceği yerde, "'barış değil savaş' istiyoruz" diye konuştu. Ecevit'in bu sözlerine önce bir anlam veremeyen milletvekilleri, daha sonra dilinin sürçtüğünü anlayarak rahatladılar. Ecevit, partisinin grup toplantısının açılışında yaptığı konuşmada, Irak'a karşı gereksiz bir savaş açılması yerine İsrail'le Filistin arasındaki hızla tırmanan savaşın sona erdirilmesi gerektiğini bildirdi. Bu konuda en büyük görevin Amerika Birleşik Devletleri'ne düştüğünü ifade eden Ecevit, ''Biz bölgemizde barış değil, savaş istiyoruz. Silahlanma değil, kalkınma istiyoruz'' diye konuştu. Hükümetin, ''Devralınan ağır mirasa'' ve doğal afetlere karşın kalkınma yolunda sağlıklı ve kararlı atılımlar gerçekleştirdiğini bildiren Ecevit, bu süreçte işçiler ve kamu görevlilerinin enflasyona karşı olabildiğince korunduğunu söyledi. Ecevit, özelleştirme nedeniyle işsiz kalanların büyük bir kesimine yeni iş olanakları sağlandığını, geçici işçilerin sürekli işçiliğe kavuşturulduğunu kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Eğer Hükümet'in ve Büyük Millet Meclisi'nin hızlı temposunu kesintisiz sürdürebilirsek... Devlete ekonomide gerekli etkinliği sağlayabilirsek... En önemlisi de dış engellerle karşılaşmazsak... Bu yıl ekonomimiz esenlik yoluna çıkacaktır. Halkın refah düzeyi yükselmeye başlayacaktır. Bunların belirtileri görülmeye başlamıştır. Bunları söylerken, ülkemizin büyük potansiyellerine güveniyorum.Halkımızın üstün yeteneklerine güveniyorum. Hükümetimize güveniyorum. Demokratik Sol Parti'ye güveniyorum. Ne kısır çatışmalar. Ne erken seçim... Ne referandum... İşimize bakalım.'' Ecevit, daha önhce de kendisini ziyaret eden gazeteci Leyla Umar'a yanlışlıkla kendi paltosunu tutmuştu. Bu konuyu Hürriyet yazarı Bekir Coşkun, bugünkü yazısında gündeme getirdi. İşte Bekir Coşkun'un yazısı: Sayın palto... BELKİ okudunuz; ünlü gazeteci Leyla Umar, Ecevit'in makamından çıkarken pardösüsünü giymek istiyor. Ecevit pardösüsünü tutmakta ısrar ediyor... Leyla Umar kapıda bekleyen görevliler karşısında biraz da sıkılarak kabul etmek zorunda kalıyor ve pardösüsünü giyip acele dışarı çıkıyor... Polislerin arasından geçip, Başbakanlığın önünde biraz gittikten sonra bir de bakıyor ki pardösü biraz tuhaf... Omuzlarında ağırlık var... Meğer Ecevit kendi paltosunu Leyla Umar'a giydirmiş... Umar ‘‘O zaman Ecevit'in de aynı renkteki pardösüsünü taşıdığımı anladım’’ diyor yazısında... Dönüyor, polislerin şaşkın bakışları arasında, sessizce Ecevit'inkini bırakıp, kendi pardösüsünü alıp uzaklaşıyor... * Leyla Umar, basının deneyimli kraliçesidir... Onun kadar enerjik, onun kadar çalışkan, onun kadar akıllı, onun kadar işini seven gazeteci azdır... Ve kibar... Nitekim yazısının başlığı ‘‘Ecevit bana kendi paltosunu giydirip gönderdi’’ değil... Yazının başlığı: ‘‘Ecevit'in inanılmaz nezaketi...’’ Ben biliyorum; polisler de içinde Ecevit olmayan Ecevit paltosunu görünce selama durmuşlar ve ‘‘Ecevit'i gençleştirme projesinin biraz abartıldığını’’ düşünmüşlerdir... Zaten birazdan palto geri geliyor... Yani Leyla Umar o gün paltoyu yürüyüşe çıkartmış gibi bir şey yaptı demek... * Doğrusunu isterseniz ben Başbakanlık'tan çıkan herkeste bir tuhaflık olduğunu bilirim... Diyelim ki işçi-köylü-esnaf temsilcileri içerden çıktıklarında, Ecevit'in onlara ‘‘Köy-kent projesi ile Türkiye'nin esenliğe çıkacağı’’ gibi farklı bir şey giydirip gönderdiğini anlarım... Kapının önünde koşturup dururlar... Ya da; içerden işverenler-patronlar çıktığında... Bilirim ki Başbakan onlara içerde ‘‘Gördüğünüz gibi kriz bitti... Türkiye dünya devleti oluyor...’’ dedi... Ve onlar kapının önünde eğilip-doğrulup bakıyorlar... Bakıyorlar, giydikleri o ne?.. Peki topluma giydirdiği şu nasıl: ‘‘Seçimi düşünmek son derece sakıncalı... İstikrar için bu hükümetin devam etmesi öncelikli şart, yoksa kriz çıkar...’’ Giymişsiniz bir kere... Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 15:39

İLGİLİ HABERLER