Gündem
  • 25.9.2003 11:38

ECEVİT'İN KÖY-KENT'İNDEN DSP'YE ÇIKA ÇIKA 4 OY ÇIKTI...

Proje kapsamındaki bölgelerden oy çıkmaması civar köylerde, 'nankör-kent' esprilerine yol açtı Siyaset hayatı boyunca kalkınmanın köyden başlaması gerektiğini savunan, böylece köyden kentte göçün tersine döneceğini söyleyen DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit, Başbakanlığını yaptığı 57. Hükümet döneminde 30 yıllık hayalini gerçekleştirdi. İlk uygulaması pilot bölge olarak seçilen Ordu'nun Mesudiye ilçesine bağlı 9 köyde gerçekleştirilen 'Köykent Projesi', ne yazık ki Ecevit'i hüsrana uğrattı. Zira 11 trilyon lira harcanan köykentten, Ecevit'in DSP'sine çıka çıka 4 oy çıktı. Peki ne olmuştu da Türkiye'nin en çok yatırım yapılan köylüleri Ecevit'in partisine oy vermemişlerdi? YAŞANANLAR FİLM GİBİ Aslında yaşananlar tam da Yusuf Kurçenli'nin Züğürt Ağa filminde olanların aynısıydı. Filmde Güneydoğulu bir köy ağasını canlandıran Şener Şen, seçimlere katılmış, seçim öncesinde marabasına para da dağıtmasına karşın, sandıktan kendisine 1 oy çıkmıştı. Sonuçlar belli olduğunda da Ağa'nın eşi ve çocukları da dahil olmak üzere herkes ''O oyu ben verdim'' diye ortaya çıkmıştı. İlginçtir ki ne olup bittiğini anlamak için köykentliler ile röportaja giden SABAH ekibi de aynı durumla karşılaştı. Türkiye'nin ilk köykentleri Ordu'nun Mesudiye ilçesine bağlı Çavdar, Esatlı, Türkköyü, Ilışar, Yuvalı, Dayılı, Göçbeyli, Çardaklı ve Kışlacık köyleri. Bu köylerin toplam nüfusu 4 bini buluyor. Son seçimlerde bu köylerin toplamında bin 200 civarında oy kullanıldı. Köykentin merkezi olan Çavdar köyü, 600 seçmenle en fazla oy potansiyeline sahip. Ancak bu köyden DSP'ye 4 oy çıktı. ECEVİT'E AYIP OLDU Köykentlilere ''Ecevit'e buradan çıka çıka 4 oy çıkmış ayıp olmadı mı'' diye sorduğumuzda ''Evet ayıp oldu'' diyen köylüler ara ara yanımıza yaklaşıp alçak sesle ''O oyu ben verdim'' diyor. Köykentin merkezi olan Çavdar köyünden Seyfi Uluocak (65) bu durumun nereden kaynaklandığını bakın nasıl anlatıyor ''Ecevit'in kazanamayacağı Türkiye çapında belliydi. Yoksa bu 9 köyün hepsi Ecevit'e oy verecekti. Bir de bu köyden DYP'den birisi vardı Fadıl Ünver isminde. O olduğu için hesap ettiler. Dediler ki zaten Ecevit Türkiye çapında bu oyu almayacak. Fadıl Ünver de kendi köyümüzden çıkan birisi olduğundan ona verelim.'' 'YÜZÜNE BAKMAYA UTANIRIZ' Yarın bir seçim olsa oyunu Ecevit'e vereceğini belirten Uluocak pişmanlığını da şöyle ifade ediyor ''Gerçi şuradan çıkıp gelse yüzüne bakamayız. Çok ayıp olur. Anlatırız böyle böyle oldu diye. Bütün köyler sonradan dediler ki Ecevit'e şükran borçluyuz. Öteki aday da kazanamayınca oylar boşa gitti. Böyle olacağını bilseydik onurumuzu kurtarmak için Ecevit'e verirdik. Yapılanlara da yazık oldu.'' Gezici toptancılık yapan Yaşar Darama bu durumun Ecevit'in başına bir kez daha geldiğini anlatıyor. 1977'de Çarşamba'ya bağlı köylerinin yanı başında bir köyü Ecevit'in baştan aşağı yeniden inşa ettirdiğini söyleyen Darama ''O köyün hanesi 100 falandı. O köyden Ecevit'e çıkan oy sayısı ya 7 ya da 8'di'' diyor. 'O OYU BEN VERDİM' Köyden Ecevit'e az oy verildiği için üzülenlerden birisi de Mustafa Ünalan. Buna karşılık 75 yaşındaki Mustafa Dede, aylardır sakladığı bir sırrını açıklıyor ''Fadıl benim öz amcam. Ben bir Fadıl'a verdim, bir de Ecevit'e verdim. İki sefer girdim. Erkekçe söylüyorum. Beni karşı mahalleye de yazmışlar. Bir gittim orada verdim, sonra gelip burada verdim. Vermedim değil.'' ''Ecevit şimdi gelse alır başımızın üstünde gezdiririz'' diyen Mustafa Dede, yapılanların yarım kalmasından dolayı da paralara yazık olduğunu ifade ediyor. Bu arada bir evin avlusunda olayları uzaktan izleyen iki yaşlı kadın takılıyor gözümüze. Selam verip yaklaşıyoruz yanlarına. 'Ecevit'e ayıp olmadı mı?' diye. soruyoruz. 66 yaşındaki Ayşe Uluocak da aynı şeyi fısıldıyor kulağımıza; ''Ecevit'e oyun birini ben verdim. Dediler ki şu adama verin. Onların verdiği kağıdı koynuma sakladım. Öteki kağıdı attım. Kimseye de demedim''. Aynı anda Elvide Coşkuner de kafasıyla onaylayarak söze karışıyor; ''Ecevit'e kurban olayım. Ben oyumu ona verdim. Vermeyenler utansın. Şu reyleri atın dediler. Atmadım. Koynuma soktum.'' Şimdi ne olacak sorumuzu ise şöyle yanıtlıyor yaşlı Köykentli kadınlar; ''Şimdi gelse Ecevit utanırız. Onun da benim gibi talihi yokmuş garibin''. NE YAPILDI YAPILMADI * 9 köyü köykent merkezi olan Çavdar köyüne bağlayacak 160 kilometrelik yolun asfalt olması gerekiyordu. Grayder ile yollar genişletildi, düzeltildi, köprüler yapıldı. Ama asfaltlanmadı. * Sadece köykent merkezi Çavdar köyünü Ordu-Mesudiye karayoluna bağlayan yol asfaltlandı. O da asfalt denirse. Zira zift çok az miktarda kullanıldığı, üzerinden silindir geçirilmediği için yol tümüyle mıcır. Sürekli kazalara neden oluyor. * Bu arada 16 metre genişliği olan yol dört şeritli olarak planlanmış ama gereksiz yere geniş. Üstelik yolu genişletmek için çok daha fazla para harcanmak zorunda kalınmış. * Yapılan yol ve köprülerden bazıları çatlamış, yolun pek çok kesimi de çökmüş. * Her köye Köy Konağı yapılmış. Ancak köykentlilerin tanımıyla 5 şiddetinde depremde yerle bir olacak kadar çürük. Köylülere ''kullanıyor musunuz'' diye sorduk. ''Hiç kullanmadık'' şeklinde yanıtladılar. ''İhtiyacınız var mıydı'' diye sorduğumuzda da ''Yoktu'' şeklinde cevapladılar. * Her köye kanalizasyon yapılmak istenmiş. Bu nedenle daha önce derelere akıtılan foseptik çukurları kapatılmış. Ancak kanalizasyon sistemi tamamlanmamış. Bağlantısı yapılmayan kanalizasyon sistemi geri tepince evleri pislik basmış. Bunun üzerine köylüler kendi imkanlarıyla kanalizasyonun dereye kadar bağlantısını yapmış. * İçme suyu şebekesi yapılmış ve her eve bağlanmış. Ancak sulama şebekesi yapılmamış. Köylü yine tarlalarını sulayamamaktan şikayetçi. * Tüm köy evlerine sabit telefon bağlanmış. Köylüler daha kolay ve daha ucuz bulduğu için daha çok cep telefonu kullandıklarını söylüyor. * 13 çocuk parkı yapılmış ancak iki gün boyunca parklarda oynayan çocuğa rastlamadık. Zaten pek çok oyun parkı insanlardan uzakta. (SABAH) Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 20:44

İLGİLİ HABERLER