Gündem
  • 15.7.2002 08:46

ECEVİT'TEN ŞAŞIRTAN AÇIKLAMA:DERVİŞ GİDERSE BEN DE KALMAM !..

KAYNAK : Haber Vitrini ANKARA- Milliyet'ten Fikret Bila ve Derya Sazak'la görüşen Başbakan Ecevit, MHP'nin tepkisine rağmen Kemal Derviş'e sahip çıktı.Ecevit, Derviş'in istifası durumunda hükümetten çekilebileceğini söyledi. İşte Ecevit'in açıklamaları: -Sayın Başbakan, DSP’den istifalar Türkiye’nin kritik bir döneminde sizi ve hükümetinizi zor durumda bıraktı, partinizden 13 milletvekili daha ayrılırsa MHP’nin desteğine karşın ‘güvenoyu’ eşiği olan 276’nın altına düşmüş olacaksınız? Sıkıntılı bir haftaya giriyorsunuz, ne yapacaksınız? -Demokratik Sol Parti’ye, bana ve eşime karşı aylardır, şimdiye kadar benzeri görülmedik bir kampanya sürdürülüyor. Bazı çıkar çevrelerinin başlattığı kampanyaya, son günlerde kendi milletvekillerimizin ve bakanlarımızın da katılmış olmaları benim için tabii ki acı. Bunun ilkesel bir tarafı olduğunu zannetmiyorum. Gerçek demokratik solcular, herhalde bizden ayrılan arkadaşlarımızın bu davranışını hoş karşılamayacaklardır. - Çekil’ kampanyasını neye bağlıyorsunuz? -Son aylarda özellikle ‘Bülent Ecevit hasta ve artık görevini yapamaz’ iddiası öne sürülüyor. Evet, ağır olmayan fakat tedavisi zaman alan bir hastalık geçirdim. Şimdi sizin de gördüğünüz gibi hastalığım falan yok ama bu o karar tutmuş ki, şimdi bana çok bağlı bazı insanlar bile "Ne yapalım Ecevit hasta, artık onunla seçime gidilmez" diyorlar. -11 Temmuz’da Başkent Üniversitesi Hastanesi’ne giderek kapsamlı bir muayeneden geçeceğiniz açıklanmıştı, sonradan bundan vazgeçtiniz. O arada raporların açıklanması istendi, sizin bir heyet raporuyla "görevden el çektirileceğiniz" yönünde bilgiler yayıldı. İstifalarla birlikte hastaneye gitmeyerek hızlı bir şekilde göreve başlamanız da düşürülme kaygısının sonucu mu? -Kesinlikle öyle bir kaygım olmadı. Evde hekimler tarafından ayrıntılı bir muayene yapılmıştı ve herhangi bir sorun yoktu. Fakat şundan emindim: Böyle bir muayene amacıyla hastaneye gittiğim takdirde, medya ve başka bazı çevreler türlü söylentiler yayacaklardı. İşte, "Ecevit’in sağlığı çok fena, artık görevini sürdüremez, onun için hastaneye gidiyor" diyorlardı, bunların önünü kesmek için Başkent Hastanesi’ne gitmeyi erteleme kararı aldım. -Kendinizi şimdi nasıl hissediyorsunuz? -Gördüğünüz gibi, sağlıklıyım. -Sağlık sorunlarınız dışında asıl hükümet ve parti içinde ciddi sorunlarınız var. En yakınızdaki bakanlar istifa etti, acaba bu noktaya sürüklenmeden ve ‘çekil’ baskısı oluşmadan siz bu gidişi görerek bazı kararlar alamaz mıydınız? O zaman Cem de gitmezdi ve ‘yeni oluşum’ DSP çatısı altında gerçekleşebilirdi? -Herkesin hangi nedenlerle partiyi terk ettiğini bilemem. Ancak hangi nedenlerle olursa olsun böyle kritik bir aşamada ve DSP’nin yeniden güçlenmeye başladığı, hükümetin topluma olumlu mesajlar verecek atılım sürecine girdiği sırada, DSP’deki bölünme girişimi bence son derece üzücü ve yanlış olmuştur. Yalnız benim ve partim açısından değil, Türkiye açısından üzücü olmuştur. Son aylarda ekonomide olumlu işaretler geliyordu. Enflasyon, faizler düşüyordu. Dış satım, turizm gelirleri, üretim ve tüketim eğilimleri artıyordu. Bu momentumu kaybetmemek gerekirdi. Şimdi eğer kasım başlarında seçim yapılacaksa, önüzdeki iki aylık sürede hükümetten fazla bir çalışma beklememek gerekir. Herkes seçim bölgesine gidecektir. -Efendim bu çözülmeye biraz da sizin direnciniz yol açmadı mı, sağlığınız bozulunca şu beklenti doğdu: "Ecevit, hükümette yeni bir yapılanmaya giderek, Cem’i, Özkan ve Derviş’i öne çıkartsaydı, Türkiye’nin önü açılır, bu kopmalar da yaşanmazdı." Başbakanlığı bu şekilde bırakmaya zorlanmanızı mı ‘komplo’ olarak niteliyorsunuz? -Başbakanlığa veya genel başkanlığa yeni alternatifler düşünülmesi için önemli kararlar alınması gerekirdi. Erken seçim olasılığı ortaya çıkmasaydı benim düşündüğüm bir proje vardı. Ben ilelebet götüremem bu görevi. -Neydi projeniz, kendinizden sonraki dönemi hazırlamış mıydınız? -Vardı ama son olaylar üzerine artık geride kaldı. İstifalar olmasaydı düşüncemi gerçekleştirecektim. Şimdi yaparsam istifalar oldu da onun üzerine karar aldı denir. -Bu hafta ne olacak? MHP, Derviş’i ‘Truva atı’na benzetiyor. Devlet Bahçeli, yeni oluşuma destek veren bir bakanın Hazine de elindeyken hükümette kalamayacağını savunuyor. Ne yapacaksınız? -Derviş’in pozisyonu normal bir durum değil. Siyasal görev üstlenmiş bir teknokratın, hem hükümet içinde yer alıp, hem de başka partiye, henüz oluşum aşamasında da olsa destek vermesi alışılmış bir şey değil. Fakat Kemal Derviş’in özel bir konumu var. IMF ve Dünya Bankası ile ilişkilerimizin çok önem kazandığı, ekonomimizin sıkıntılı bir dönemden geçtiği sırada biz kendisini çağırdık. Bir hükümet üyesi olarak değil, siyasal görev üstlenmiş bir uzman olarak yeni ekonomik programın oluşturulmasında sorumluluk aldı. Öte yandan Kemal Derviş’in başka arkadaşlarıyla bir siyaset planlaması içinde olduğunu biliyoruz. Onun için alışılmış durum değil. Ama buna bir süre bizim de, Sayın Derviş’in da katlanması gerekiyor. -MHP, "Derviş görevden alınsın" diye dayatırsa ne olacak? -Öyle bir durumla karşılaşırsak görüşürüz aramızda. Şöyle ya da böyle bir sonuca varırız. Tabii ben istifalardan ve oylarımızdaki düşüşten sonra MHP’ye rağmen başbakanlığımı sürdüremem. -Şu anda Bahçeli’nin desteğiyle ayaktasınız. -Evet. -Sayın Bahçeli ile konuştunuz mu, desteği hala sürüyor mu? -Hayır bu son aşamayı görüşme fırsatı olmadı. Demeçlerini izliyorum. -Çekilme eşiği 276 mı? -Evet. Fakat başka gelişmeler olabilir. Daha önce istifa etmeyi de gerektirebilir. -İstifayı düşünüyor musunuz? -Siz açtınız konuyu, Sayın Derviş’te bir farklı görüş ortaya çıkarsa, o zaman 276’yı beklemeden de ayrılmam gerekebilir. -MHP lideri Bahçeli, "Derviş’le kabinede devam edemeyiz, istifasını işleme koyalım ya da azledelim" diye ısrarcı olursa siz de o aşamada Başbakanlıktan çekilme noktasına mı gelirsiniz? -Tabii, mecburi bir durum olur. Fakat şunu da anlatmam gerekir ki, IMF ve Dünya Bankası ile çok hassas ilişkilerimiz var. Bunları eksiksiz, sarsıntısız sürdürmemiz gerekiyor. DERVİŞ GİDERSE DURUM DEĞİŞİR -Kemal Derviş, ekonomik programın devamı açısından önemli... -Evet. Bu süreçte de Sayın Kemal Derviş’in önemli bir etkisi var. Eğer erken seçim olacaksa, seçime 2 ay kalmışken bu konuda değişiklik yapmak ciddi sorunlar yaratabilir. Sıkıntılı bir durum. Onun için şimdilik hükümeti doğal bir süreç içinde çekilinceye kadar devam ettirmek gerekebilir. -Bahçeli’yi ikna edemezseniz ne olacak? -Şu sırada Derviş’e git denirse, sıkıntı doğar. Sayın Bahçeli Derviş’i bu görevden almanız gerekir diye ısrar ederse, ben de kendi durumumu değerlendireceğim. -Derviş nedeniyle istifa zorunda kalmazsanız, seçime kadar başbakanlığı siz mi sürdüreceksiniz? Yoksa bir seçim hükümeti mi kurulur? -3 Kasım’da seçim olacaksa zaten ne kaldı ki... Ben çekilirsem yeni bir başbakanla, hükümetin kurulması haftalar alabilir. Kaldı ki, ben çekilsem bile yenisi kuruluncaya kadar bu hükümet göreve devam eder. Sayın Bahçeli’nin 3 Kasım’da seçim takvimi ilan etmesi de bence çok yanlıştı. Koalisyon ortaklarıyla önceden görüşmesini temenni ederdim. Aslında gerçekten kim seçim istiyor o da belli değil. MEYDANLARA ÇIKACAĞIM -İstifaların hızı kesildi mi? Derviş giderse son bir darbe mi olur? -Bilemiyorum. Her gün yeni senaryolar ortaya çıkıyor. Bunlar üzerinde tahminde bulunmam doğru olmaz. Düşünün bu istifalardan birkaç gün önce biz 3 lider, seçimin 2004’te yapılması üzerinde anlaşmıştık. Her şey değişti. Bahçeli’nin tutumu ‘Ecevit’siz ve MHP’siz hükümet isteniyor’ görüşünden kaynaklandı. "Madem istikrarsızlık var, o halde 3 Kasım’da seçime gidelim" dedi. Sivil darbe nitelemesi yaptı. Sayın Bahçeli’nin haklı tepkileri var. Onu da anlamak gerekiyor. -MHP’nin sivil darbeden kastı nedir acaba? Yeni hükümet arayışı mı? -Evet, bu hükümetten kurtulma kararı, bazı çevrelerce belli ki kotarılmış. Herhalde sadece sağlıkla ilgili bir şey olmasa gerek. -Irak operasyonuyla ilgili olabilir mi? -Sanmıyorum. Kıbrıs’la da ilişkilendirilebilir ama bunların hepsi yorum. Ancak ABD yönetimiyle hükümet ilişkileri, benim ilişkilerim çok iyi. Böyle bir olasılığı akla getirecek senaryolar üretiliyor ama ben ihtimal vermiyorum. -Sadettin Tantan ile görüştünüz, kabineye alma gibi bir gelişme mi söz konusu? -Hayır, daha önceden o randevuyu kararlaştırmıştık. Seçim sistemi ve parti yapılanmaları konusunda düşüncelerini dile getirdi. Bu konuda destek istedi. -9’lar DSP’de kurultay istiyor? -Bana gelip bunu önerdiler. Erken seçim ortamında bunun mümkün olmadığını anlattım. Israr etmeyeceklerini söylediler ama anlaşılan beklentileri sürüyor. İki ayda hem kurultay, hem erken seçim olamaz. -DSP seçime sizin liderliğinizde mi gidecek? -Tabii, şu sırada başka bir şeye vakit yok. -Meydanlara çıkacaksınız... -Çıkacağım tabii. Mecburen bu yükü taşırken ben yokum diye çekip gidemem. Seçim çalışmasını AB üzerine kuracağım. -Bu durumda kendinizi ihanete uğramış gibi mi hissediyorsunuz? Yakın çevreniz sizi terk etti, 11 yıldır birlikte çalıştığınız Özkan ayrıldı. -Ben öyle tabirleri kullanmak istemem. Ama içimizden vurulduk. Demokratik sola darbe vuruldu. Koro halinde hakarete uğradık. Ağırıma gidiyor. Neden yaptılar? Bu hücumlar yurtdışına da yansıtıldı. Financial Times gibi bir ciddi gazetenin Rahşan Ecevit’le ilgili benzetmesi (Maria Antoinette) yapılacak şey değil. Çok acı bir şey. Demek ki buradan besleniyor. -Baş başa kaldığınızda Rahşan Hanım’la tepkiniz ne oluyor? -Çok üzülüyoruz. Elden geleni yapacağız. Gittiği kadar gider. -Biraz da kendinize zaman ayırmayı düşünmüyor musunuz? -Elbette, çok mutlu oluruz, rahat oluruz. Ben aslında o yönde proje hazırlığı yapıyordum, eşimle birlikte. Şimdi seçim var, bunlar işi zorlaştırdı. -AB sürecinde idam nedeniyle de tıkanma olmadı mı? Öte yandan ANAP ve MHP ilişkileri bozuldu. Mesut Yılmaz ‘yeni oluşum’un AB yolunu açabileceğini açıkladı. Yılmaz’ın, Özkan’la Beykoz Konakları’nda buluştuğu haberleri var. Bunu Mesut Bey’le konuştunuz mu? ANAP çekilerek AB yanlısı yeni yapılanmaya ortam mı hazırlıyor? -Koalisyonda uyum son 3 ayda bozuldu. Benim hastalık dönemime rastgeldi. Başbakanlık’ta 3 genel başkanın odaları aynı koridordadır. Ben hastalanmadan önce bazen resmen zirve toplantısı denebilecek şekilde, bazen rastlantısal şekilde ihtiyaç duyduğumuzda, ayaküstü bir araya geliyorduk. Ve sorunları önleme olanağını bulabiliyorduk. Yatakta iyileşmem gerekmeseydi, ben koalisyon liderleri arasındaki uyumu devam ettirebilirdim. Maalesef bu ortamı hastalığım süresince yitirdik. Bu hafta liderler zirvesi toplayacağım. Salı günü görüşeceğiz. Son buluşmamızda Sayın Bahçeli ve Yılmaz’a, "ben aslında sorunu çözebileceğimizi düşünüyorum. Bir iki gün birlikte çalışalım. İnanıyorum ki bir sonuca varılacaktır" dedim. Hafta başında tekrar rica edeceğim. (Derya SAZAK/ Milliyet) Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 17:26

İLGİLİ HABERLER