EMİNE ERDOĞAN: ''NE VARLIĞA SEVİNİRİM NE YOKLUĞA YERİNİRİM''
EMİNE Erdoğan, Başbakan eşi olarak duygularını Tercüman yazarı Nazlı Ilıcak'a döktü. Söze, ''Mühim olan hizmet. Allah utandırmasın'' duasıyla başladı. FIRST Lady, şöyle devam etti: ''Gönlümde böyle bir ihtiras hiç olmadı. Sıkıntıyı da gördük, ikbal dönemlerini de. Her makam bir hizmet yeridir.''
Münevver Arınç, milletvekili eşlerini 50 kişilik gruplar halinde, Meclis Başkanlığı Konutu'na davet ediyor. Beni de İstanbul milletvekili Emin Şirin'in eşi olarak çağırdı. İstanbul'un bir bölümünün, Kahramanmaraş'ın, Karaman ve Kars'ın milletvekillerinin eşleri de, aynı gruptaydı. Davet, sadece AK Partililere yapılmıyor. CHP'lilerin hanımları da çağrılı. Bizim grupta sadece Kars milletvekili Selâmi Şahin'in eşi Şebnem Hanım, CHP'yi temsil ediyordu. Genç, güzel ve TRT'de program yapan Şebnem Şahin, AK Partililerle uyum içinde görünüyordu.
Beraber yürüdük
Münevver Arınç beni Emin Şirin'in eşi olarak davet etmişti ama, onunla hukukumuz eski.''Beraber yürüdük biz bu yollarda'' dersem, hakikati ifade etmiş olurum. Hem de mecazi anlamda değil.Milletvekili olduğum dönemde, lojmanlarda oturduğumuz için birbirimize yakındık. Bazı akşamlar, Abdullah Gül'ün eşi Hayrünisa Hanım, Azmi Ateş'in eşi ve kızı Huriye Hanım ile Hatice Melek, Bülent Arınç'ın eşi Münevver Hanım, lojmanların etrafında tur atardık. Bir yandan sohbet, bir yandan yürüyüş.Bir tur 4 kilometre; iki tur 8 kilometreydi. Ben ikincinin sonunda pes ederdim ama, diğer hanımlar, benden gayretliydi, üçüncü turu da tamamlarlardı.Bazen bu yürüyüş, evlerde çay ziyafeti ile noktalanırdı. İllâ ki kuruyemiş, kuru pasta, börek, tatlı vs...Yürüyüşte 100 gram kaybetmişseniz, bu çay kaçamaklarında, verdiğinizi misliyle alırdınız.
Tezkere tartışması
Anıları bir kenara bırakıp, pazartesi günkü ikrama gelelim. Zeytinyağlı yaprak dolması, su böreği, kuru pasta, ekler, ufak pizzalar ve mükemmel bir servis. Münevver Hanım, eski günlerdeki gibi, servisi kendi elleriyle yapmayı tercih ediyordu.AK Parti Grubu çok kalabalık. Ama milletvekilleri sürekli toplandıkları için, birbirini daha iyi tanıyor. Eşler ancak çok sınırlı vesilelerle biraraya geliyor; bu yüzden kim kimdir, herkesi hatırlamak mümkün olmuyor.Az tanışan, hatta tanışmayan insanlar ne yapar? Önce, uzun uzun hal hatır sorar. Biz de, hep yeni gelene hal hatır sorduk, soranlara cevap verdik. Aşağı yukarı yarım saat böyle geçti.Sonra ben, biraz daha ''verimli'' bir sohbete geçelim teklifini ortaya attım. Aramızda tezkere meselesini konuştuk. Lehte ve aleyhte olanlar vardı ama, genelde parti disiplini içinde hareket edilmesi arzusu galebe çalıyordu. Zaten hanımlarımız çok nazik. Ters fikirleri seslendirerek bir tartışma ortamı yaratmak istemezler.Sofraya geçince, yemek, çay ikramı derken, samimiyet arttı. Meselâ ben, Tayyip Erdoğan'ın avukatı İstanbul milletvekili Hayati Yazıcı'nın eşinin yanında oturuyordum. Hayati Bey, Tayyip Erdoğan'ın mazbatasını Siirt'ten almaya gitmişti.Diğer yanımda, bir önceki dönemde de milletvekili olan Ali Sezal'ın eşi oturuyordu. Feriha Sezal çok yaman. Refah Partisi dönemden beri, siyasetin içinde. Politikacının ailesinin büyük fedakârlıklara katlanmak zorunda kaldığını konuştuk. Özellikle çocuklar. Ne anne var evde, ne baba...
Burçlar
Tam karşımda, Emine Erdoğan oturuyordu. Geçenlerde, Emine Hanımın, 21 Şubat'ta doğduğu basına yansımış, ''Balık burcu'' olarak özellikleri yazılmıştı. Oysa, Emine Erdoğan, nüfusunda 21 Şubat diye belirtilmesine rağmen 16 Şubat'ta doğmuş, ''Kova'' burcu. (Paraya değil, bilgi ve kültüre önem verir. Sezgileri kuvvetlidir. Konuşmasıyla çevresini etkiler. Cazibeli oldukları için peşlerinde çok insan vardır.Kova, bütün insanlık için her türlü fedakârlığı göze alanların burcu.)Tayyip Erdoğan ise Balık burcu erkeği. 26 Şubat doğumlu. (Lâf aramızda benim oğlum Mehmet Ali ile aynı gün doğmuş. Bu yüzden balıkları iyi tanırım. Kimine göre, balık kaygandır, oraya buraya yalpalar, istikrarsızdır. Ama benim tanıdığım balık, hedefi tayin ettikten sonra hızla o hedefe kilitlenir ve süratle amacını gerçekleştirir. Ani parlasa bile, kalp kırdığına üzülür, gönül alır. Kararını vermeden danışır ve istişare neticesinde bir sonuca varmak ister. Fakat, bir defa karar verirse, onu caydırmak, yanlış yaptığına ikna etmek çok güçtür. Mesai arkadaşlarını değiştirmekten hoşlanmaz. Dostluklara önem verir. Sadık ve uyumlu bir kadroyla çalışmayı tercih eder.)Bülent Arınç'ın eşi Münevver Hanım Akrep, Hayrünisa Gül ise, Arslan.
Erdoğan'dan Yalçıntaş'a kompliman
Emine Erdoğan, yıllar yılı, kadın kollarında çalıştı; eşinin belediye başkanlığı sırasında bir çok sosyal faaliyetin içinde oldu. Girgin bir insan ve herkesle samimi bir ilişki kurabiliyor.Bu kadar hanımın olduğu yerde beylerden söz edilmez mi? Lâf, Emine Erdoğan'ın, Nevzat Yalçıntaş'ın eşi Meliha Hanıma komplimanıyla açıldı:
-Meliha Hanım gene çok güzelsiniz.
Yıllardır ben de tanırım Meliha Hanımı. Seneler geçiyor ama, o yaşlanmıyor. Emine Hanım, ''Ben bildim bileli Meliha Hanım kendisini hayır işlerine adamıştır. Kalbinin iyiliği yüzüne de yansıyor'' diye sürdürdü sözlerini.Nevzat Yalçıntaş da dostumuz. Bana göre, tam anlamıyla ''kazak'' bir erkek. ''Evde son sözü o söyler herhalde'' diyorum. Meliha Hanımın cevabı biraz dolaylı geliyor:''Çalışma izni almam için, tam 6 yıl geçmesi gerekti''Ya Tayyip Erdoğan... Emine Hanım, ''Herkes, bana danıştığını, onun üzerinde çok büyük tesirim olduğunu sanır, ama doğru değil'' cevabını veriyor bir soru üzerine.Ama bence, Emine Hanım eşini etkileyebiliyor. En azından, düşüncesini, görüşünü serbestçe söylüyor. Tayyip Erdoğan da en azından onun görüşlerine, sezgilerine hürmet ediyor.Tabiî bu benim tesbitim.
Emine Hanımın duyguları
Emine Erdoğan'a başbakan eşi olarak, duygularını da sorduk. ''Acaba ayakları yerden kesildi mi...'' öğrenmek istedik.''Gönlümde, böyle bir ihtiras hiç olmadı ki... Bu yüzden, inanın, sevinçli bile değilim'' dedi. Mühim olan hizmet, Allah utandırmasın.Evvelce, Tayyip Erdoğan'ın önü kesilince,''Üzülüyor musunuz?'' diye sormuştum. Benzer bir cevapla karşılaşmıştım. Dünya nimetleriyle pek ilgilenmeyen, her makamı geçici bir görev addeden bir tavırdı onunkisi...''Ne varlığa sevinirim, ne yokluğa yerinirim'' kayıtsızlığı.Emine Erdoğan biraz kilo kaybetmiş; bayağı incelmiş. Birkaç hanım, zayıflama reçetesini öğrenmek istedi. Ben hemen müdahale ettim:
''Emine Hanıma ayak uyduramazsınız. O, resmen, üç gün aç ve susuz kalıyor. Ağzına ne bir lokma ekmek, ne de bir damla su koyuyor. Böylece, vücut tamamen temizleniyor, bütün toksinler dışarı atılıyor. Tabiî ister istemez kilo da kaybediyor.''Emine Hanım, Alternatif Tıp'a inanıyor. Meselâ kan gruplarına göre beslenmek suretiyle daha sağlıklı bir bünyeye kavuşacağını düşünüyor.Uzun ve meşakkatli bir ''yolculuğun'' sonunda, Tayyip Erdoğan başbakanlık koltuğuna oturdu. Emine Erdoğan artık ''First Lady''Hafif yollu kendisine takılıyorum: ''Size kolayca ulaşabiliyordum. Bakalım bundan sonra ne olacak?'' -İnanın ben farkında bile değilim eşimin başbakan olduğunun. Sıkıntıyı da gördük, ikbal dönemlerini de. Her makam bir hizmet yeridir. Tayyip için de böyle. Birden bir başka konuşmamızı hatırlıyorum. İstanbul'daki evlerinde, bir sabah kahvaltısında, Emine Hanım, eşinin cep telefonunun ekranında ''mağrur olma'' ibaresinin bulunduğunu bana söylemişti. Kural şu: Düşmanının karşısında güçlü görüneceksin. Dostuna sevgiyle kalbini açacaksın.
(Nazlı Ilıcak/ Tercüman)
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 19:33