ERDOĞAN: ''AB, VATANDAŞLAR NEZDİNDE DAHA GÖRÜNÜR OLDU''
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa'nın bugün yeni bir Anayasal süreci tamamlamak sureti ile siyasi bir birliği pekiştirme yolunda ilerlediğini belirterek, ''Ortaya çıkan Anayasa Taslağı'nda AB, vatandaşlar nezdinde daha görünür bir nitelik kazanmıştır'' dedi.
Başbakan Erdoğan İtalya'da Como Gölü kıyısındaki Villa d'Este Oteli'nde düzenlenen Ambrosetti Forumu'na, ''Avrupa Birliği - Konvansiyon ve kurumlar'' konularında bir konuşma yaptı.
İtalya'nın, Küçük Asya denilen coğrafya parçasının Türkiye'ye dönüşmesi döneminden başlayarak geçen süre boyunca Türk tarihinin siyasal, ekonomik ve kültürel etkileşiminde önemli bir yer tuttuğunu işaret eden Erdoğan, Türklerin Anadolu'da karşılaştıkları, diplomatik ve ekonomik ilişkiler kurdukları ilk Avrupalılar'ın İtalyanlar olduğunu belirtti.
Konvansiyonun 28 Şubat 2002'de çalışmalarına başladığını anımsatan Erdoğan, Türk hükümeti ve milletvekillerinin bu çalışmalara başından itibaren, özgün ve yapıcı katkılarda bulunduğunu belirtti.
Erdoğan, Türkiye'nin 19-20 Haziran 2003 tarihlerinde konvansiyon çalışmalarında ortaya çıkan Anayasa taslağı çalışmalarını nihayetlendirmek üzere Selanik'de düzenlenen hükümetler arası konferansa çağrıldığını anımsatarak, ''Davet edilmemiz, Avrupa'nın geleceğinin mimarisinin şekillenmesinde, ülkemizin AB'nin bir parçası olarak görüldüğünün bir göstergesini teşkil etmiştir. Bu karar, Türk kamuoyu tarafından çok olumlu bir yönde algılanmış olup, Türkiye'deki reform sürecini teşvik edici etki yaratmıştı'' dedi.
Toplantılar sırasında Türk temsilcilerinin görüşlerinin taslak metnine büyük ölçüde yansıdığını kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:
''Kanaatimizce, Temel Haklar Şartı'nın hazırlanması vesilesiyle oluşturulan konvansiyon modeli, AB'nin geleceğinin tartışıldığı bir forum olarak başarılı olmuştur. Kurultay yöntemi, AB tarihinde anayasa hazırlamak üzere ilk kez uygulanan bir yöntemdir. Bugüne kadar uygulanan 'Kurucu Güç' anlayışına yeni bir boyut kazandırılmış ve ulusal parlamentolar ile sivil toplum örgütleri de Avrupa'nın gelecekteki mimarisine ilişkin tartışmalara dahil edilerek, tartışmalar daha demokratik bir zeminde sürdürülmüştür.'' Avrupa'nın bugün yeni bir Anayasal süreci tamamlamak sureti ile siyasi bir birliği pekiştirme yolunda ilerlediğini belirten Erdoğan, Avrupa vatandaşlarının bu konudaki muhtelif faaliyetlere dahil edilmelerinin yararlı olduğunu vurguladı. Erdoğan, bu anlayışın, yaşanmakta olan genişleme ve derinleşme sürecinin, geçmişte olduğu gibi kamuoyu tarafından bir teknik mesele veya bir dış politika konusu olarak görülmekten çok, siyasi ve anayasal bir gelişim şeklinde algılanması sonucunu doğurduğunu kaydetti.
Erdoğan, şöyle devam etti:
''Ortaya çıkan Anayasa taslağında AB, geleceğine yönelik siyasi hedefler belirlemek suretiyle kamuoyları tarafından, devletlerin tek başlarına güçlü bir şekilde cevap veremeyecekleri alanlar olarak algılanan dış politika, güvenlik politikası, göç politikası gibi konularda tespit ettiği politikalarla vatandaşlar nezdinde daha görünür bir nitelik kazanmıştır.'' Erdoğan, yeni Anayasanın Avrupa vatandaşlarının aidiyet ve ortak kimlik duygularını doğrudan etkileyeceğini ve birleştirici bir rol oynayacağını kaydetti.
Anayasa taslağının, Avrupa Parlamentosu seçimlerinden önce sonuçlandırılmasının Avrupa'nın genişleme ile birlikte aldığı yeni boyutun Avrupa Parlamentosuna da yansımasını sağlayacağına dikkati çeken Erdoğan, böylece Avrupa vatandaşlarının, genişlemenin sonuçlarını yeni anayasal düzenlemeler çerçevesinde daha açık bir şekilde görmelerine imkan tanınacağını söyledi.
Erdoğan, AB'nin tek bir hükmi şahsiyete kavuşmasının AB'yi vatandaşlar nezdinde daha görünür kılacağını ve günlük yaşamlarına yansımaları açısından benimsemekte güçlük çektikleri ''Brüksel mahreçli soyut bir kavram'' olmaktan çıkaracağını anlattı.
Başbakan Erdoğan, ''Temel Haklar Şartı''nın Anayasa'ya dercedilmesi suretiyle, Anayasal bir statüye kavuşturulmasının ortak hak ve sorumlukların, yaklaşık 450 milyonluk bir nüfus coğrafyasında uygulanmasını sağlayacağını söyledi.
Başbakan Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:
''AB'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne taraf olması, sözleşmede yer alan temel hak ve özgürlüklerin hukukun genel ilkeleri olarak AB hukukunun bir parçası olması sonucunu doğuracaktır. Bu durum ise Avrupa vatandaşlarının insan hakları alanındaki kazanımlarını güçlendirecek ve birlik düzeyinde güvence altına alacaktır.
Ancak şahsi kanaattim olarak, uygulamada insan hakları alanında alternatif bir sistem oluşturulmaması için azami özen gösterilmesi ve birlik vatandaşları ile üçüncü ülke vatandaşları arasında farklı standartlara yol açılmaması gerektiğini düşünmekteyim.'' Başbakan Erdoğan, diğer önemli bir konuyu da AB ile üye ülkeler arasındaki yetki paylaşımı konusunun oluşturduğunu belirtti. Yetki paylaşımının belirlenmesinin, birliğin ve üye ülkelerin yetkileri arasındaki sınırın daha iyi görülmesini sağlayacağını ifade eden Erdoğan, ancak bunun, birliğin dinamizmini zedeleyecek şekilde ve radikal bir anlayışla yapılmaması gerektiğine işaret etti.
Erdoğan, şöyle konuştu:
''Zira, mesele sadece yetkilerin AB ile üye devletler arasında paylaştırılması değil, aynı zamanda bu yetkilerin karşılıklı kullanım sınırlarını da tespit etmektir. Bu itibarla ülkemiz bir tür adem-i merkeziyetçilik olarak tanımlanabilecek 'Yetki İkamesi' ilkesi için kapsamlı bir yazım geliştirilmesi hususundaki görüşlerini konvansiyon çalışmaları sırasında dile getirmiştir.
Bu çalışmalar sırasında, AB çerçevesinde ulusal parlamentoların oynayabilecekleri rol konusunda da farklı görüşler ortaya konmuştur. AB kurumları ile Avrupa vatandaşları arasında kopukluk, demokrasi açığının giderilmesi ihtiyacı, sıklıkla gündeme getirilmiştir. AB organlarının halkı temsilden uzak bulunduğu ve Avrupa Parlamentosu üyeleriyle Avrupalı seçmenler arasındaki bağların güçlü olmadığı pek çok çevre tarafından belirtilmiştir.'' Başbakan Erdoğan, taslakta yer alan birliğin demokratik işleyişi ile ilgili düzenlemelerin vatandaşların talep ve beklentilerin daha duyulur kılınması ve Avrupa politikalarının oluşmasında demokratik temsilin sağlanması açısından yararlı görüldüğünü ifade ederek, şunları kaydetti:
''Türkiye, sıklıkla gündeme getirilen demokratik eksikliğin giderilmesi bağlamında ulusal parlamentoların etkin bir rol oynamaları gerektiği kanaatinde olmakla birlikte, ulusal parlamento temsilcilerinin katılımıyla ikinci bir meclis tesis edilmesinin, birliğin kurumsal işleyişinde güçlükler yaratacağı görüşünü savunmuştur.
Bu açıdan, Anayasa Taslağı'nın ekinde yer alan ulusal parlamentoların rolüne ilişkin olarak hazırlanmış bulunan ek protokolün, ulusal parlamentoların rolünü belirleme açısından yararlı bir çalışma olduğu kanaatindeyim.''
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 20:38