Gündem
  • 1.10.2022 17:35

Erdoğan: Yeni anayasa ile darbe döneminin son izini de sileceğiz

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM Genel Kurulu 27. Dönem 6. Yasama Yılı açılışında konuştu.

TBMM Genel Kurulu 27. Dönem 6. Yasama Yılı başladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, özel oturumda Genel Kurul'a hitap ediyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın öne çıkan başlıklardan biri, yeni anayasaya yönelik açıklamaları oldu.

Yeni dönem çalışmaları hakkında bilgi veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni anayasa çalışmalarının ele alınacağını belirterek "Türkiye’yi hakkı olan yeni anayasa ile buluşturarak darbe dönemlerinin son izini de sileceğine inanıyorum." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi vurgusu

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuya ilişkin açıklamalarında şu ifadeleri kullandı:

Cumhuriyet tarihinin en köklü reformlarına bu Meclis imza atmıştır. Bu süreçte gerçekleştirdiğimiz istiklalimizi ve istikbalimiz aydınlatan en önemli reformlardan biri de hiç şüphesiz yönetim sistemimizde yaptığımız değişikliktir.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile demokratik erklerin her birini kendi alanında en güçlü, en etkili, en verimli hale getirdiğimize inanıyorum.

"Yasama, yürütme ve yargı  birbirlerini destekleyen bir anlayış ile çalışmaktadır"

Geçmişte, demokratik bir denge içinde değil de yıkıcı bir rekabet görünümü ve yasama, yürütme ve yargı artık aynı ortak gaye doğrultusunda birbirlerini destekleyen bir anlayış ile çalışmaktadır.

Önümüzdeki dönemde 4. yılını geride bırakan yeni yönetim uygulamalarımızda elde ettiğimiz tecrübeler ışığında sistemi eksikliklerini tamamlayacak, güçlü yönlerini tahkim edecek bir anlayış ile daha da geliştirmeyi planlıyoruz.

"Kendimizi yenilemeyi sürdüreceğiz"

Dünyanın ve bölgemizin her anlamda büyük değişimler yaşadığı bir süreçte ülkemizi bunun dışında tutamayız. Türkiye’nin ve Türk milletinin ihtiyaçlarına, beklentilerine, potansiyelini kullanma kabiliyetlerindeki ilerlemeye ve elde ettiğimiz tecrübelere göre kendimizi yenilemeyi sürdüreceğiz. Yunus Emre’nin 'her dem yeniden doğarız bizden kim usanası' sözündeki irfanla işaret ettiği yolu takip ediyoruz. Mevlana Hazretlerinin şimdi yeni şeyler söylemek lazım mısralarındaki teşvikle, tavsiye ettiği istikameti izliyoruz.

Bu yaklaşıma sadık kalmayı ve icap eden adımları atmayı tüm kalbimizle bağlı olduğumuz milletimize karşı sorumluluğumuzun gereği olarak görüyoruz.

Yeni anayasa çalışmaları

İçimizde uhde kalan bir diğer mesele de ülkemizi yeni, sivil, demokratik yöntemlerle inşa edilmiş kapsayıcı sade ve vizyoner bir anayasaya kavuşturmaktır.

Yeni anayasa konusunda 2013 ve 2021 yıllarında yaptığımız samimi çağrılar, maalesef ülkemizi böyle bir kazanım ile buluşturmaya yetmedi. İlk çalışma Meclis’teki ortak komisyonda tıkandı. İkinci çağrımıza da somut hiçbir cevap alamadık. Yeni dönem Meclis'imizi Türkiye’yi hakkı olan yeni anayasa ile buluşturarak darbe dönemlerinin son izini de sileceğine inanıyorum.

"Yeni anayasa çalışmasını tamamlayacağız"

Bunu aynı zamanda gelecek nesillere bir borcumuz önümüzdeki dönemde gençlerimize hediye edeceğimiz en büyük kazanım olarak görüyoruz. İnsanlarımızın temel hak ve özgürlüklerini en üst seviyeye çıkartan ‘Sessiz Devrimleri’ hayata geçirdiğimiz gibi inşallah yeni anayasa çalışmasını da tamamlayacağız. Türkiye’yi vesayetin, darbelerin, baskıların, zulümlerin utancından; vatandaşlarımızı kökeni, inancı, mezhebi, meşrebi, kılık kıyafet ve kültürü sebebi ile horlanmaktan beraber kurtaracağız."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarında öne çıkan diğer başlıkla ise şöyle:

"TBMM'nin 27. Dönem 6. Yasama Yılı'nın sizlerle birlikte ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum. Meclis'imizin kuruluşundan günümüze, bu yüce kurum çatısı altında ülkemize hizmet eden tüm milletvekillerimize şükranlarımı sunuyorum.

İlk faaliyete geçtiği 1920'den beri Meclis'te görev yapmış milletvekillerimizden vefat edenlere Allah'tan rahmet niyaz ediyorum. TBMM'nin ilk başkanı, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal başta olmak Türkiye'nin gelişmesi, büyümesi, güçlenmesi yolunda gayret gösteren herkesi hürmetle yad ediyorum.

Bin yıldır vatanımızın müdafaası, milletimizin dirliği, ülkemizin bütünlüğü, devletimizin bekası uğruna gözlerini kırpmadan canlarını feda eden tüm şehit ve gazilerimizi rahmetle anıyorum.

Türkiye'nin istiklal ve istikbal davası çağlar ötesine uzanan kutlu bir mücadelenin adıdır.

Bugün de sınırlarımızın içinde ve ötesinde aynı mücadeleyi vermeyi sürdürüyoruz.Terör örgütlerinin başında yer aldığı düşmanlarımıza göç açtırmayan askerlerimize, polislerimize, jandarmalarımıza Sahil Güvenlik personelimize, istihbaratçılarımıza, güvenlik korucularımıza başarılar diliyorum. Rabbimden milletimizin tüm fertleri ile birlikte bu kardeşlerimizi de korumasını niyaz ediyorum .

TBMM, Milli Mücadele yıllarından beri bu ülkenin her türlü meselesinin çözümünde, milletimizin her beklentisinin karşılanmasında öncü bir rol üstlenmiştir.

Bugün de gerek 27. Dönem boyunca çıkartılan kanunlarda, gerek halen komisyon ve Genel Kurul gündeminde bekleyen tekliflerle gerekse bundan sonra gündeme gelecek çalışmalarla Meclis’imizin tarihi misyonunu hakkıyla yerine getirdiğine ve getireceğine inanıyorum Bu gün 27. Dönem Meclis’imizin son yasama yılının açılışını yağıyoruz.

Meclis'imizin seçim takvimine göre çalışmalarına ara vermeden önce pek çok kritik düzenlemeyi hayata geçirerek bu yasama yılını da en iyi şekilde değerlendireceğine inanıyorum.

Türkiye yaklaşık 8 ay sonra gideceği seçimlerde hem yasama organı TBMM’nin üyelerini hem yürütmenin temsilcisi cumhurbaşkanını belirleyecek. Dünyanın ve bölgemizin gerçekten tarihi günler yaşadığı, asırlık dengelerin kökünden sarsıldığı, siyasi, ekonomik ve askeri güç merkezlerinin yeniden oluştuğu dönemde bu seçimleri yapacağız.

Önce Milli Mücadele’de sonrasında ise 15 Temmuz’da gazi unvanıyla şereflenen Meclis’imiz, bu vasıfları ile dünya parlamentoları arasında müstesna bir yere sahiptir.

Bir dönem ülkemize demokrasi bedel ödemeden elde ettiği için içselleştiremediği ithamları yöneltilirdi. Şimdi ise karşımızda son çeyrek asrın en iddialı demokrasi kalkınma programlarının ahdi alt yapısını kurmuş bir TBMM var. Şimdi karşımızda darbecilere direnerek milli iradenin üstünlüğünü hiçbir tereddüte mahal bırakmayacak şekilde tescillemiş bir Meclis var. Şimdi karşımızda her türlü tehdide rağmen milletin menfaatlerini cansiperane koruyan bir Meclis var. Şimdi karşımızda küresel eğilimlerin aksine milleti ile bağlarını en güçlü şekilde sürdüren bir Meclis var.

Geçtiğimiz 20 yılda ülkemize kazandırdığımız asırlık eser ve hizmetler de, milletimizin nesillerdir yaşadığı, geri kalmışlık, yokluk, yoksunluk sorunlarını da ortadan kaldırmıştır.

Eğitimden sağlığa, ulaşımdan enerjiye, saniyeden tarıma, spordan sosyal desteklere her alanı kapsayan eser ve hizmetlerimizin hayatına dokunmadığı, hayat kalitesinin yükseltmediği tek bir insanımız dahi yoktur. Çok partili siyasi hayatımız boyunca, defalarca yaşadığımız darbeler dönemini de 15 Temmuz’da istiklaline sahip çıkan milletimiz ve milli iradenin itibarına, özellikle itibarını yere düşürmeyen Meclis’imiz sayesinde geride bıraktık. Bu vesile ile 15 Temmuz şehitlerimizi rahmetle yad ediyor, aynı gece Meclis'te destansı bir direniş sergileyen milletvekillerimize tekrar şükranlarımı sunuyorum.

Ülkemizi geliştirmek, büyütmek, güçlendirmek milletimizin refahını artırmak hayatını kolaylaştırmak için çalışıp çabalarken küresel krizlerin ağır etkileri ile mücadele ettik. Üstelik biz küresel krizlerle birlikte ülkemize yönelik saldırıları da göğüslemek mecburiyetinde kaldık.

Nitekim cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinin yapıldığı 2018 Haziran’da bugün kadar dünyamız 2. Cihan Harbi’nden sonraki en ağır sınamalarını yaşamıştır. Türkiye olarak biz küresel sınamalara ilave olarak merkezinde ekonominin yer aldığı tuzaklarla da uğraştık.

Enflasyondaki artışın insanlarımızın refah seviyelerinde yol açtığı kaybı önlemek için asgari ücreti memur maaşlarını, emekli maaşlarını, sosyal yardım rakamlarını yılbaşında ciddi oranlarda artırdık.

Temmuz ayındaki ilave düzenlemelerle bu artışları daha da ileriye taşıdık. İnşallah önümüzdeki yılbaşında tüm ücretlilerin kayıplarını telafi edecek şekilde tekrar gözden geçireceğiz.

Küresel dalgalanmalar ülkeleri alışageldiklerimizden farklı yöntem ve üsluplarla yürütülen savaşların eşiğine getirmişken biz kendimizi bu kırılgan süreçten ayrıştıracağız.

Son dönemde karşımıza çıkan bölgesel krizlere de bu yaklaşımla yaklaşıyor, kuklaların değil iplerini ellerinde tutanların stratejilerini bozacak stratejilerle hareket ediyoruz.

Türkiye’nin eski günlerini unutanlar sanıyorlar ki ülke hep böyleydi. Bu eserlere bu hizmetlere bu imkanlara sahipti. Eskiler hafızai beşer nisyan ile maluldür derler.

Halbuki özetin özeti mahiyetinde bir karşılaştırma ile ifade etmek bile Türkiye’nin 20 yılda nereden nereye geldiğini göstermeye yeterlidir. Bu tablo gençlerimizin de ülkemizin 20 yılda yaşadıkları asırlık değişimleri görebilmelerine imkan sağlayacaktır.

2002 yılında vatandaşlarımıza bir söz verdik: Türkiye’yi eğitim, sağlık, güvenlik ve adalet üzerinde yükselteceğiz. Bununla yetinmedik ulaştırmayı, enerjiyi, sanayiyi, tarımı, sporu, sosyal yardımları ve daha pek çok başlığı da ekleyerek ülkemizi 20 yılda asırlık eser ve hizmetlerle kavuşturduk.

Eğitimde bu alana ayrılan yıllık bütçeyi, 10,3 milyar liradan hazirandaki ilave ile 304 milyar liranın üzerine çıkardık.

Derslik sayımızı 343 binden, 612 bine yükseltirken, 750 bin yeni öğretmen ataması yaptık. Emekli olanları söylemiyorum. Hükümetlerimiz dönelerinde ilk ve orta öğretim öğrencilerimize toplam 3 buçuk milyar adet ücretsiz ders kitabı dağıttık. Son dönemde yardımcı ders kitapları yine ücretsiz olarak dağıtıldı.

Bir dönem darbe zihniyetinin kasıtlı olarak yerle yeksan ettiği mesleki eğitimi yeniden ayağa kaldırdık. İtibarını ve işlevini iade ettik. Eğitime erişimi ve fırsat eşitliğini sağladık. Maarif Vakfı vasıtası ile 49 ülkede 407 okul, 1 yükseköğretim kurumu, 21 eğitim merkezi ve 42 yurt ile eğitim öğretim faaliyetlerini yürütüyoruz. Yükseköğretim de 76 olan üniversite sayımızı 208’e, 70 bin akademik personel sayımızı 184 bine çıkardık.

Sağlıkta hastane yatak sayımızı 164 binden 263 binin üzerine yükselttik. Etlik Şehir Hastanesi ile birlikte son 5 yılda toplamda 29 bin yataklı 20 şehir hastanemizi hizmete sunduk.

İnşası ve projesi devam edenlerle birlikte sayısı 35’e yatak kapasitesi 47 bine çıkacak şehir hastanelerimizde ülkemizi sağlıkta eşsiz bir yere taşımış olacağız. Gençlik ve sporda, gençlik merkezi sayımızı 9’dan 417’ye, spor tesisi sayımızı 1.575’ten 4.138’e, yükseköğrenim yurt yatak kapasitemizi ise 182 binden 850 bine çıkardık.

Şu anda bizim Kredi Yurtlar Kurumu’nda kapasitemiz çok çok müsait. Müracaatlara cevap verme noktasın en ufak bir sıkıntımız yok. Yükseköğrenim burs ve kredi tutarını lisans öğrencileri için göreve geldiğimize 45 liraydı, 45 liradan 850 liraya, yüksek lisans öğrencileri için 90 liradan 1.700’e, doktora için 135 liradan 2 bin 550 liraya yükselttik. Aile ve sosyal hizmetler son 20 yılda ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza toplam 540 milyar lira tutarında kaynak aktardık.

Göreve geldiğimizde 5.777’den devraldığımız engelli memur sayısı, bugün 66 bini buldu. Yaşlılara destek programı ile 65 yaş üstü vatandaşlarımıza evde bakım, destek ve gündüzlü bakım hizmetleri veriyoruz. Kadınlarımızı siyasetten ekonomiye hayatın her alanında hakkettikleri seviyeye çıkarma, şiddet başta olmak üzere her türlü tehditten koruma yönünde tarihi reformlar yaptık.

Milletimizin yapı taşı olan aile kurumumuzu ifsada dönük kasıtlı saldırıların farkındayız. Bu sinsi faaliyetlere karşı maddi ve manevi tüm boyutları ile aile yapımızı korumakta kararlıyız.

Aile fıtratını güçlendirmeye yönelik attığımız adımları önümüzdeki dönemde yeni unsurlar ile destekleyeceğiz. 2002 yılında 184 lira olan net asgari ücret, bugün 5 bin 500 liraya ulaştı. Aktif sigortalı sayımız 12 milyondan 25,3 milyona yükselirken toplam istihdam da 31 milyon sınırına dayandı. Adalette, iktidara geldiğimizde 9 bin 349 olan hakim savcı sayımızı bu yıl itibarıyla 22 bin 756’ya yükselttik.

Mahkeme sayısını adli yargıda yüzde 91, idari yargıda yüzde 42 artırarak teşkilatımızı güçlendirdik. Son 20 yılda toplam 277 adalet hizmet binası inşa ettik. İçişlerinde yerel yönetim mevzuatlarında yaptığımız düzenlemelerle mahalli idari sistemimizi birçok alanda güçlendirdik.

Emniyet Genel Müdürlüğümüz, Jandarma Genel Komutanlığımız ve Sahil güvenlik Komutanlığımız toplam 538 bin personeli ile ülkemizin ve milletimizin güvenliği için gece gündüz çalışıyor. Muhtarlıklarımızı güçlendirdik. Muhtarlarımızı sosyal güvenlik primi ödemelerinden maaşlarına kadar her alanda destekledik.

Küresel sorun olan düzensiz göçle mücadele için 18 bin kişi kapasiteli 30 geri gönderme merkezi kurduk. Suriye’de sınır ötesi harekatlarımızın başladığı günden bugüne oluşturduğumuz güvenli bölgelere yaklaşık 526 bin gönüllü geri dönüş oldu.

Milli savunmada Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Pençe, Barış Pınarı, Bahar Kalkanı ve Pençe-Kilit operasyonları ile güney sınırımızda oluşturulmaya çalışılan terör koridorunu yok ettik, ediyoruz.

Ulaştırmada 6 bin 100 kilometreden devraldığımız bölünmüş yol mesafemizi hamdolsun şu an itibarıyla 28 bin 722 kilometreye, 1.714 kilometreden devraldığımı otoyol uzunluğumuzu 3.633 kilometreye çıkardık. Karayolu tünel sayımız 83’den 469’a, karayolu tüne uzunluğumuz 50 kilometreden 663 kilometreye, köprü ve viyadük uzunluğumuz 331 kilometreden 730 kilometreye ulaştı.

Uzunluğu 11 bin 590 kilometreyi bulan mevcut demiryollarımızı tamamen yeniledik. Havayollarında 26’dan devraldığımız havalimanı sayımızı 31 ilave ile 57’ye çıkardık. Artık benim vatandaşım evine gideceğine zaman saatlerce değil havalimanından indiği zaman yarım saatte evine ulaşma şansını 81 ilde yakaladı.

Denizcilikte tersane sayımız 37’den 84’e, yat bağlama kapasitemiz 8.500’den 18 bin 667’ye yükseldi.

Bilgi ve iletişim teknolojilerinde 2002 yılında sadece 3 bin olan geniş bant abone sayısı bugün 88,8 milyona, elektronik devlet kullanıcı sayısı ise 60,6 milyona ulaştı.

TOKİ ile 81 şehrimizin tamamına yayılan toplam 1 milyon 170 bin konut ürettik. Yani yapacaklarımızı söylemiyorum. Bunalar yaptıklarımız. Ama şimdi yapacaklarımızı da açıkladık. 3 milyon konutun dönüşümünü de tamamladık. Böylece bir deprem ülkesi olan ülkemizde 12 milyon vatandaşımızı yeni ve güvenli konutlara kavuşturduk. Hâlihazırda 350 bin konutun dönüşümü sürüyor.

Geçtiğimiz haftalarda 500 bin sosyal konut, 250 konut amaçlı arsa, 50 bin iş yeri kampanyamızın müjdesini paylaştık. Bu kampanyanın ilk etabı olan 250 bin sosyal konutun, 100 bin konut arsasının ve 10 bin iş yerinin inşasına hemen başlıyoruz. Konut amaçlı arsa üretimini 1 milyona çıkartacak bir hazırlığın da içindeyiz.

Bu konuda Çevre Şehircilik Bakanımız, ekipleri ile ülke genelinde bütün parselasyon çalışmalarını yapıyor. Buna göre de ülkemizin 4 bir yanında bu imkanı sağlayacağız. Bufün tüm Türkiye’de 455 millet bahçesi yapıyoruz. Bunlardan 137’sini tamamlayarak hizmete sunduk. 2023’te tamamını bitirmiş olacağız.

Son 20 yılda çiftçilerimize toplam 183 milyar lira tutarında tarımsal destek verdik. Cari rakamlarla bu rakam 465 milyar liraya tekabül ediyor. Tarımsal GSYH’yı 37 milyar liradan geçtiğimiz yıl itibarıyla 407 milyar lira seviyesine yükselttik. Barajlarımızı 276’dan 930’a, hidroelektrik santrali sayımızı 97’den 730’a, içme suyu tesisimizi 84’den 370’e, sulama tesisi sayımızı 1764’den 3325’e çıkardık.

Makroekonomide milli gelirimizi göreve geldiğimizde 238 milyar dolardan aldık 1 trilyon dolar sınırına kadar getirdik. Satın alma gücü paritesine göre Türkiye 2021 yılında dünyanın en büyük 11. Ekonomisi, Avrupa’nın 4. Büyük ekonomisi haline geldi. Türk ekonomisi, 2002-2021 döneminde yıllık ortalama yüzde 5 buçuk büyüme kaydetti

Geçtiğimiz yıl büyüme oranımız yüzde 11 ve bu yılın ilk yarısında yüzde 7 buçuk seviyesinde gerçekleşti.

Covid-19’un dünya ekonomilerini derinden sarstığı bir ortamda Türkiye G20 içinde en hızlı büyüyen ülkelerin başında yer aldı. Ticarette yıllık 36 milyar dolar olan ihracatımızı 250 milyar doların üzerine çıkardık. Dış ticaret hacmimiz, geçtiğimiz yıl 500 milyar dolar sınırına dayandı.

142 yeni organize sanayi bölgesi, 25 endüstri bölgesi 87 teknopark kurulmasını sağladık.

Milli Uzay Programımızı oluşturduk ve 2023 yılında bir Türk vatandaşının uluslararası uzay istasyonuna gönderilmesi sürecine start verdik. Yerli elektrikli otomobilimi TOGG’un Gemlik’teki fabrikasını 29 Ekim’de açıyor, seri üretimi başlatıyoruz.

Milli teknoloji hamlemizi gençlerimizin enerjisini ve birikimini en üst düzeyde ülkemizin hizmetine sunacak bir anlayış da hayata geçiriyoruz. Savunma sanayiinde ülkemizin ihtiyaçlarını karşılamanın ötesinde küresel taleplere de cevap verecek güçlü bir altyapı kurduk. İHA ve SİHA’lardan kara ve deniz araçlarına, donanımdan yazılıma her alanda kendi savunma sanayi ürünlerini tasarlayabilen, üretebilen, ihraç eden dünyanın sayılı ülkeleri arasına girdik. Göreve geldiğimizde yüzde 20 olan yerli ve milli, şimdi yüzde 80’e geldik. Bu nedir biliyor musunuz? Özellikle kendinize yetebilme noktasındaki en önemli sıçrama.

Karadeniz’de toplam 540 milyar metreküp doğalgaz rezervi keşfettik. İlk nükleer santralimizi önümüzdeki devreye alacak şekilde inşa etmeye başladık. Akkuyu’yu söylüyorum. İkinci görüşmemiz Sinop ile ilgili. Sinop ile ilgili de mutabık yatırımımızı sağlayabilirsek, 2. nükleer santralimizi de Sinop’ta kurmuş olacağız.

Yerli yenilenebilir enerji üretimine yaptığımız yatırımlarla ülkemizin dışa bağımlılığını merhale merhale azaltıyoruz.

Dünya mirası listesindeki varlık ve alan sayımızı 9’dan 19’a, yurt dışından getirilen eser sayısını 2.525’ten 9034’de, Türk kazıları sayısını 57’den 149’a ulaştırdık.

Turizmde, salgının zararlarını telafi etmekle kalmıyor daha büyük hedeflere yöneliyoruz. Bu yıl sonunda 40 milyar dolarlık bir turizm geliri elde etmeye gidiyoruz.

Görüldüğü gibi ne kadar özetlersek özetleyelim ülkemize kazandırdığımız eser ve hizmetler saymakla bitmiyor. İnşallah bu eser ve hizmet çıtasını önümüzdeki dönemde daha da yükseğe çıkaracağız.

İnsanlık salgınların, savaşların, krizlerin ve istikrarsızlıkların merkezinde olduğu sancılı bir süreçten geçiyor. Dünyamız aynı zamanda sosyal barışı, insanların bir arada yaşama iradesini ve demokratik kazanımları tehdit eden büyük bir girdaba doğru sürükleniyor.

3 kıtanın kavşak noktasında yer alan Türkiye yaşanan tüm gelişmelerden en fazla etkilenen ülke konumundadır. Türkiye’nin içine kapanma, kendini dış dünyadan izole etme bölgesindeki hadiseleri tribünden seyretme lüksü yoktur. Dünyanın 34 farklı ülkesine yayılan 78 şehitliğimiz dış politikamızın tabi sınırlarını da çizmektedir. Hiç kimse Türkiye’nin ufkunu, 780 bin kilometrekareye hapsedemez.

Bize uzunca bir vakittir unutturulmaya çalışılsa bile bölgemizde cereyan eden her olay bu hakikati hepimize tekrar hatırlatmaktadır. Türkiye olarak hu gerçekler ışığında vatandaşlarımızla birlikte dost ve kardeşlerimize karşı sorumluluklarımızı yerine getirme çabasındayız. Küresel ve bölgesel sorunların çözümünde inisiyatif alan yapıcı ve aktif siyaset uyguluyoruz. Gerilim peşinde koşmadığımız gibi kimden gelirse gelsin baskılara da boyun eğmiyor milletimizin izzetine asla halel getirmiyoruz.

Onurlu, sabırlı, kararlı ve basiretli bir tavırla Türkiye’nin hak ve hukukunu her alanda güçlü bir şekilde savunuyoruz. Uluslararası alanda fikirlerine başvurulan, önerileri dikkate alınan, kah arabulucu kah kolaylaştırıcı olarak sorunlara çözüm üreten bir diplomatik güç haline geldik. 255 dış temsilciliğimiz ile dünyanın en büyük 5 diplomasi ağından birine sahibiz.

Büyük bir gururla ifade etmek isterim ki Türk diplomasisi son asırların en başarılı dönemini yaşamaktadır. Ukrayna krizindeki tutumumuz, ülkemizin barışı, istikrarı insanı ve insan hayatını merkez alan dış politikasının em son örneğidir. Biliyorsunuz bu kriz ilk başladığında kimi çevrelerin yoğun baskılarına maruz kaldık. Bazı dış güçler ve onların içimizdeki sözcüleri ağızlarını her açtıklarında bizi treni kaçırmakla, yalnız kalmakla, hata yapmakla suçladılar.

Türkiye’ye Türk ekonomisine çok ağır bedeller ödetecek fevri kararlar almamız için bize etmediklerini bırakmadılar. Biz politikalarımızı bunların dediklerine göre değil, ülkemizin çıkarlarını merkeze alarak belirledik. 2 komşumuz arasındaki bu savaşta tercihimizi barıştan, diyalogdan, adaletli hakemlikten kullandık. 2 ülke ile var olan yakın ilişkilerimizi gözeterek fitneyi körüklemek yerine savaşı sonlandırmak için çabalamayı tercih ettik. Bu anlayışla süreçte kolaylaştırıcı rol üstlendik. Rusya ve Ukrayna dışişleri bakanlarını Antalya’da buluşturduk, müzakere heyetlerine İstanbul’da ev sahipliği yaptık.

BM ile Ukrayna tahılının dünya pazarlarına sevk edilmesine yönelik tahıl koridoru mutabakatını hayata geçirdik. Ülkemizin yoğun gayretleri neticesinde varılan bu mutabakat küresel krizlerdeki etkisi sebebiyle prestij kaybeden BM’nin son yıllarda kaydettiği en büyük başarılardan biri oldu. Ve düşünün, 5 milyon tonun üzerinde tahılı bizim bu koridordan dünyaya sevk ettiğimiz bütün kayıtlarda mevcut. Rusya Ukrayna arasında gerçekleştirilen esir mübadelesi bu işin en önemli yükseldiği çıtadır.

Türk diplomasisini çok farklı bir lige yükseltmiştir. Ve New York’ta yaptığım görüşmelerde bütün cumhurbaşkanları, başbakanlar hepsi öncelikle bizim esir mübadelesinde üstlendiğimiz rol sebebiyle bizlere teşekkür etmişler ve her takdirin üstünde olduğunu söylemişlerdir.

Ülkemizin Rusya Ukrayna krizi, göç meselesi, insani yardımlar, terörle mücadele ve barışı koruma yolunda attığı adımların tüm dünya tarafından takdirle karşılandığına bizzat şahitlik ettik. BM kürsüsünden yıllardır dile getirdiğimiz ‘Dünya 5’ten büyüktür’ tespitimiz artık herkes tarafından biliniyor. Bazı liderler de bunun reforme edilmesi gerektiğini söylemeye başladılar.

İLGİLİ HABERLER