Gündem
  • 13.3.2003 12:46

ERDOĞAN'IN TEZKERE KORKUSU...

Tezkere baskısı nedeniyle yeni kabineyi açıklamayı geciktiren Erdoğan, geçişini garantiye almak istediği tezkereyi güvenoyundan sonraya bırakma eğiliminde. Her ihtimale karşı Meclis hafta sonu açık olacak AKP lideri Tayyip Erdoğan'ın hükümeti kurma çabaları dün de Batılı televizyonlarda haberdi. Bunun nedeni tabii ki 59'uncu Türk hükümetinin hangi isimlerden oluşacağını merak etmeleri değildi. Erdoğan'ın ABD askerinin Irak'a geçmek üzere Türkiye'ye ABD askeri kabulü için Meclis'ten ne zaman izin isteyeceği merak ediliyor. Tezkeresiz geçen her gün Amerikalıların hem Türk siyaseti, hem de (Moody's'in 'Tezkere yoksa, kredi notu düşer' tehdidiyle açığa çıktığı gibi) Türk ekonomisi üzerindeki baskıyı artırmalarına yol açıyor. Bu baskı, misliyle Erdoğan'ın omuzlarına biniyor. O kadar ki, Erdoğan Bakanlar Kurulu'nun Köşk'e neden dün çıkarmadığının gerekçesinin kamuoyuna 'Hükümet yeniden yapılandırılıyor'diye sızdırılmasına izin veriyor. Ama asıl nedenin 'tezkere konusunda zaman kazanmak' olduğunu gizleyemiyor. Çünkü Erdoğan'ın AKP grubunu daha yakından tanıması ya da dört aydır bir kabine modeli üzerinde çalışmamış olması gibi gerekçeler inandırıcı değil. Bir noktayı açıkça söylemek lazım. Önümüzdeki günlerde tanık olabileceğimiz bütün hamasi demeçlere ve tartışmalara karşın hükümetin tezkereyi Meclis'e getirmesi ne yazık ki kaçınılmaz görünüyor. Yalnızca Dışişleri ve Genelkurmay'ın tavsiyeleri değil, Erdoğan'ın kendi kanaati de bu yönde. Peki Erdoğan kendisinin de kaçınılmazlığını gördüğü bu süreci neden geciktiriyor, neden çekiniyor? Buna birden fazla yanıt vermek mümkün: 1- REDDEDİLME ENDİŞESİ: Erdoğan ve çevresi, 59'uncu hükümetin ilk kararında ülkeye ABD askeri kabul etmiş olarak geçmesini istemiyor. Hatta Parti içinde bu konunun ilk Bakanlar Kurulu toplantısında gündeme getirilmesine karşı çıkanlar bile var. Bu durum, Erdoğan'daki reddedilme endişesini derinleştiriyor. Erdoğan'ın asker tezkeresinin ilk oylanması öncesinde kendisini ortaya koyduğu, Meclis grubunun önüne çıktığı ve tezkerenin reddedilmesiyle yaşadığı şoku bir daha yaşamak istemediği biliniyor. Bir parti yöneticisi, bazı toplantılarda Erdoğan'ın ''Tezkere bir daha gelir ve reddedilirse, parti bunu kaldırmayabilir'' dediğini aktarıyor. Dolayısıyla Erdoğan için tezkerenin Meclis'e gelmesinin birinci koşulu olarak, tezkerenin Meclis'ten geçeceğinden emin olması öne çıkıyor. 2- GÜVENOYU SIKINTISI: Erdoğan'ın Bakanlar Kurulu listesi Cumhurbaşkanı Sezer tarafından onaylandıktan sonra, Anayasa ve TBMM İçtüzüğü'ne göre, tezkere önünde hiçbir hukuki engel kalmıyor. Ancak Erdoğan, Meclis'te hem muhalefetteki CHP, hem de kamuoyu tarafından 'Güvenoyu almadan Amerikan askerine izin veren hükümet' olarak damgalanmak istemiyor. Bir AKP yöneticisi 'Vekillerin birbirini Amerikan uşağı diye yumrukladığı bir Meclis'e güvenoyu almadan tezkere getirmek riskli' sözleriyle açmazı açıklıyor. Ancak Erdoğan hem bu süreci hızlandırmak, hem de her ihtimale karşı yine de gözü karartıp güvenoysuz karar almak gerekirse düşüncesiyle hafta sonu Meclis'i açık tutmak istiyor. 3- ULUSLARARASI BELİRSİZLİK: Eğer Erdoğan bu iki sorunu gözönünde tutarak tezkerenin Meclis'e getirilmesini güvenoyu sonrasına bırakmak isterse, bu durumda tezkerenin, Meclis hafta sonu çalışsa bile, önümüzdeki haftadan önce gündeme gelmesi mümkün olmayacak. Bu durum, Ankara'nın Washington'la, Erdoğan'ın Bush'la ilişkilerini biraz daha gerecek, ama uluslararası belirsizliğin biraz daha azalmasına neden olcak. BM Güvenlik Konseyi'nin 14 Mart Pazar günü yapacağı toplantıda, Irak'a askeri müdahaleyi öngören bir kararı zaten kimse beklemiyor. Ancak Irak'ın 1441 sayılı kararla kendisine verilen şansı kullanmadığı yolunda bir cümle ve karar yeter sayısı olmasa bile Rusya-Fransa-Almanya ekseninden alınacak bir fazla oy bile ABD ve müttefiklerine yetecek. ABD'nin en yakın müttefiki İngiltere'deki siyasi çalkantılar nedeniyle tereddüdü artan Erdoğan, BM'deki böyle bir gelişmeyle bile kendisini tezkereyi savunma konusunda daha rahat hissedebilir. Öte yandan AKP grubunun hem Avrupa Birliği, hem de Kıbrıs konularında yaşadığı iki büyük hayal kırıklığı ve Moody's açıklaması gibi gelişmelerin tepkiyi artırıcı olması Erdoğan'ın işini zorlaştıran faktörler. Ama Erdoğan'ın dediği gibi, usta kaptan, maharetini fırtınalı denizde gösterir. İşte deniz, işte fırtına, buyurun kaptan. (Murat Yetkin/ Radikal) Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 19:33

İLGİLİ HABERLER