Gündem
  • 21.12.2004 17:16

ESKİ DEP MİLLETVEKİLİ SAKIK: YENİ PARTİYE ÖCALAN MÜDAHALE ETMEMELİ

Geçtiğimiz hafta Avrupa gazetelerine verilen bir ilan hafta boyunca tartışıldı. Lehte ve aleyhte pek çok konu yazılıp çizildi. İlanın zamanlamasından ne anlam ifade ettiğine kadar bir dizi yorum yapıldı. Gazetelere demeçler verildi, ekranlarda tartışıldı. İlanda imzası bulunan eski DEP Muş Milletvekili Sırrı Sakık, izlenen stratejinin kodlarına dair söyleyecek sözü olan biri. 1991’de SHP çatısı altında Meclis’e girmiş, Leyla Zana ve diğer arkadaşları gibi dokunulmazlığı kaldırılmış ve bir süre cezaevinde kalmıştı. Bugün de çekirdek kadronun içinde. Hemen belirtelim, açık konuşuyor ama, bunun üzerine zaman zaman “politik” üslup yüklüyor. ‘’Hatalarımız da olmuştur.” yerine “Bizim de sert doğrularımız olmuştur.” demeyi tercih ediyor mesela. Yine, “Otonomi ve federasyon çağrışımı yapacağını düşündük.” itirafının hemen ardından “niyetlerinin bu olmadığını” ekliyor. Yeni parti kurma çalışmalarına İmralı’nın yani Abdullah Öcalan’ın müdahale etmemesi gerektiği görüşü de ona ait. -Bazı arkadaşlarınız, imzaladıkları metnin değiştirildiğini söylediler. Bu sizin için de geçerli mi? Valla, ben metni kendim okudum. Metinde, ilandaki sözcüklerin hepsi vardı. Okurken tabii, arkadaşlara bu sözcüklerin Türkiye’de farklı yorumlanacağını söyledik, zamanın ruhunun uygun olup olmadığını da kendi aramızda tartıştık. Ama, metindeki öneriler, geçmişte de demokratikleşme / Kürt sorununun barışçıl çözülmesi için seslendirdiğimiz ve uğrunda hapis yattığımız, bedeller ödediğimiz düşüncelerdi. -”Otonomi ve federasyonu” çağrıştıran ifadelere pek de alışık değildi kamuoyu, yaşanan şok bundandı sanırım. Biz, orada demokratik toplumlardaki örnekleri verirken federasyon veya otonomi temelinde bir çözüm asla düşünmedik. Siyaseten bizi izleyenler, tanıyanlar bu konudaki düşüncelerimizin çok net olduğunu bilir. Türk kesiminden de imza verenler oldu. -Yanlış anlaşıldığınızı mı söylüyorsunuz? Ne yazık ki, birden fırtınalar koparıldı. Oysa, söylenen şuydu: Bu halk, AB’ye katılma sürecini umut olarak görüyor. Bunun için, kültürel çeşitliliğe ve siyasal çoğunluğa saygılı demokratik ülke olmak zorundadır Türkiye. Kim karşı çıkar buna? Ardından, “Bask, Katalan, İskoçyalı, vs. hakları gibi Kürt vatandaşlarının da hakları güvence altına alınmalıdır.” diyoruz. Bunu söylerken otonomi, federasyon bilmem ne, yani böyle bir çağrışım yapabileceğini düşündük. Evet, imzamın arkasında duruyorum; ama amacımızın asla böyle bir şey olmadığını toplum bilmelidir. -Bu çağrışımı yapacağını düşündüğünüz halde neden değiştirme yoluna gitmediniz? Aslında değişiklikler olabilirdi. Biz insanız tabii ki, zaman zaman yanlış yapma şansımız da böyle bir hakkımız da olabilir. Ama, burada çok ciddi bir yanlış yaptığımızı falan düşünmüyorum. Belki, 17 Aralık süreci olmasaydı, bu fırtına koparılmayacaktı. Türkiye’de çok ciddi değişimler, yasalarda değişiklikler oldu. Hani düşünce suçu yoktu, ‘Bağımsız Kürdistan’ tezini insanlar özgürce savunabilecekti? Burada, bağımsızlıktan değil ortak vatandan bahsediyoruz. -Peki, amacınız, bu kavramları tartıştırmak olamaz mı? Hayır, hayır. Otonomi, federasyon falan bu coğrafyanın ruhuna uygun tespitler değil. Türkiye, gerçekten Avrupa ile bütünleşmeye çalışırken Ortadoğu bataklığına gitmek gibi niyetimiz yok. Bizim için, Türkiye için can simidi olan AB üyeliğine destek veriyoruz. Ama, önce evimizdeki sorunları çözmeliyiz. Şiddet ve çatışma ortadan kaldırılmalı. Cinayetler, ne adına işlenirse işlensin, adı cinayettir. Toplum bunlardan bıktı. Kızıltepe’de 12 yaşındaki çocuğa kurşun sıkılıyor. -Meclis, hükümet, hatta bütün kamuoyu olayın üzerine gitti, duyarlılık gösterdi. İşte böyle olmalı. Ülkemizin hâlâ bir bölgesinde bu savaşın sürmesini isteyen, toplumsal dokularla oynamak isteyen güçler var. Belki zaman zaman onay görmeyebilecek sert doğrularımız da olabilir, ama bu ilan metninde sıraladıklarımızın hayata geçmesiyle ülkemiz esenliğe kavuşacaktır. -Leyla Zana ve bazı imzacılar, metnin farklı olduğunu belirtme ihtiyacını neden hissettiler? Onu, fazla bilmiyorum. İmzacıların birbirleriyle ilgili tartışmalarını ve metinle ilgili tespitleri etik ve çok doğru bulmuyorum. Gerçekten böyle bir metin mi gönderildi, ne oldu bilmiyorum. Bize tepkiler ise çok onur kırıcıydı. -Demokratikleşmeye destek verenler de hayal kırıklığı yaşadı. Hatta, sizin için “Takke düştü kel göründü”, “Niyetleri ortaya çıktı” gibi yorumlar yapıldı. Gerçekten, birbirimizle ilgili önyargılarımız var. Bunu kırmalıyız. Uzlaşı kültürümüz yok, oturup konuları tartışamıyoruz. Herkes konuşuyor ama Kürtler kendileriyle ilgili küçük bir tespit yaptığında ise saldırıya maruz kalıyor. -Kendi aranızda da bir bölünme, tutarsızlık var sanki… Öyle çıkıp uluorta tartışmak doğru değil. Mesela Ümit Fırat’ın Leyla Zana ile ilgili sözleri gibi nahoş şeyler oldu. Bizimle ilgili toplumda var olan önyargılarla birlikte kendi iç alanımızda da insanların birbirlerine karşı önyargıları var. Kimileri, kendini dünyanın çekim merkezine koyuyor. -DEHAP’ta bir göreviniz yok ama, aynı çizgideki partilerin ‘etnik’ siyaset yapmasını doğru buluyor musunuz? HEP süreciyle farklı bir siyasal çizgiye doğru hızlı adımlarla ilerlediğimizi biz de gördük. Ne yazık ki, çatışma ortamında mantığın sesi çok duyulmuyordu. Amacımız, salt etnik temele dayalı siyasi yapıda politika değildi; ama belli güçler bizi fasit bir dairenin içine çekmeye çalıştı. 1991 ve bugüne kadarki süreci değerlendirdiğimizde, kimi kez zamanın ruhuna uygun hareket etmediğimize yönelik tespitlerimiz oldu. Geldiğimiz noktada, herkes çok ciddi değişimden geçti. -Kurulması düşünülen yeni parti, bu anlamda nasıl bir yol izlemeli? Geniş yelpazeli bir Türkiye partisi oluşturmak zorundayız. Ciddi bir oluşuma ihtiyaç var, arkadaşlarımız böyle bir süreci başlattılar. Aktif bir görevim yok ama önerilerimiz var. 1987-1989’daki SHP ruhunu yakalamak isterim. -Abdullah Öcalan faktörü gibi zorluklar var. ‘Yönlendiriyor’ deniyor. Yeni bir yapılanmanın, kendi iradesiyle hareket etmesi gerektiğine inanıyorum. Abdullah Öcalan, Türkiye’de zaman zaman her konuda düşüncelerini açıklıyor. Bu partiyle ilgili düşüncelerini açıklaması da çok yadırganacak bir şey değil; ama yeni yapılanmanın kendi iradesiyle hareket edebileceğine, böyle olması gerektiğine inanıyorum. Başka türlü, işte zaman zaman bunlar söyleniyor, HEP ve DEP dönemlerinde de. Herkesin yaşananlardan ders aldığını, buna uygun bir yapılanmanın çıkacağını düşünüyorum. -İmralı, partileşme sürecine karışmasın, doğru mu anladım? İmralı’nın dışında, bu yeni parti, kendi iradesiyle hareket etmelidir. Evet, açıkça söylüyorum; yeni hareket, kurullarıyla karar vermelidir ve o noktada olduğuna inanıyorum. -1991’de Meclis’teydiniz. Şöyle dönüp baktığınızda, iyi bir sınav verdiğinizi düşünüyor musunuz? O dönemde de, zaman zaman sert doğrularımız olmuştur. Yalnız, bizi vatan hainliğiyle itham edenler 10 yıl sonra tespitlerimizi hayata geçirdiler. Kürtlerin varlığını parlamento kabul etmedi mi? Şu anda yasalar düzeyinde yayın yapılmıyor mu? Şimdi, eksik olan şeyleri hayata geçirin diyoruz, geçeceğine de inanıyoruz. -Meclis’teki olaylı yemin meselesi hâlâ hafızalarda. Bugün, onu bir hata sayıyor musunuz? Orada masumane iki sözcük söylendi, fırtınalar koparıldı. Bugün o sözcükler parlamentoda söylense, belki insanlar alkışlar da. İşte, radyoda ve televizyonda Kürtçe yayın yapılıyor, bunu bir milat olarak görüyoruz. Türkiye, bunları geride bıraktı; biz de, yaşananlardan epeyce ders aldık. Ülkeyi yönetmeye, söz ve karar sahibi olmaya talibiz. -Mitinglerde Abdullah Öcalan pankartlarının taşınması, tepki çekiyor. Yeni parti, aynı görüntülere izin verecek mi? Bunları yeni parti de durduramaz. Bir gerçeğimiz var, siz yeni partiyi oluşturduğunuzda hedef kitleniz belli bir kesim olduğu zaman, ister istemez bu tür sloganların atılması kaçınılmazdır. Bunları engelleyemezsiniz. Ama, parti genel başkanından yürütmesine, parti meclisinden örgütlerine kadar, kendi iradesiyle politika yapabiliyor mu, önemli olan bu. BAHÇELİ, YILMAZ VE ECEVİT’İ KUTLUYORUM AK Parti’nin attığı önemli adımlar var, kutluyorum. 57. hükümet döneminde çok ciddi şeyler yapıldı, Ulusal Program o dönemde hayata geçti. Bedelini de ağır ödediler. Sayın Bahçeli, Ecevit, Yılmaz, idamı kaldırdılar. Kendilerini kutluyorum çünkü bu çok önemli bir şeydi. Şimdi de bu noktadan gidiliyor. Zekai Özçınar Aksiyon Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 23:30

İLGİLİ HABERLER