GENELKURMAY YOLSUZLA MÜCADELE İÇİN KOLLARINI SIVADI
Genelkurmay, TSK'nın Kıbrıs sorununa kalıcı ve adil bir çözüm bulunmasını her zaman desteklediğini açıkladı.
Genelkurmay Başkanlığı'nda düzenlenen Basını bilgilendirme toplantısında çeşitli konularda ilişkin açıklamalarda bulunuldu.Genelkurmay Genel Sekreteri Tümgeneral Sabri Demirezen, Kıbrıs konusunda Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) kalıcı ve adil bir çözüm bulunmasını her zaman desteklediğini belirtti.
Bu Çerçevede TSK'nın görüşlerinin Çankaya Zirve toplantısında ve MGK toplantısında ifade edildiğini bildiren Tümgeneral Demirezen, 15 Şubat 2004 tarihinde de Başbakanlığa öneriler ve gerekçelerine ilişkinbir yazı sunulduğunu kaydetti.
Tümgeneral Demirezen, 19 Şubat'ta Kıbrıs için görüşmelerin başladığını hatırlatarak, ''Yürütülmekte olan görüşmeler tarafımızdan da yakınen takip edilmektedir'' dedi.
Tümgeneral Demirezen, Irak yönetiminin Iraklılar'a devri konusunda hazırlanan Yol Haritasında Geçiş Yönetimi Anayasası, seçim tarihinin belirlenmesi, Geçici Ulusal Meclisin ve Geçiş Hükümetinin oluşturulması, buna bağlı olarak Irak Geçici Yönetim Konseyi'nin lağvedilmesi ve Yeni Irak Anayasası çalışmalarının büyük önem arz ettiğini hatırlattı.
Tümgeneral Demirezen, Irak'ta devam eden süreç kapsamında, 30 Haziran 2004 tarihine kadar bir genel seçim yapılmasının mümkün olmadığı konusundaki görüşler ve geçiş sürecindeki olası gelişmelere dair tartışmaların artarak devam ettiğinin gözlendiğini belirtti.
Tümgeneral Demirezen, şöyle devam etti:
''Bu bağlamda, BM Özel Temsilcisi'nin hazırladığı raporda; - Irak Geçici Yönetim Konseyi'nin genişletilerek ve yetkilerinin artırılarak göreve devam ettirilmesi,
Nüfus sayımının ve seçimlerin 2004 yılı sonu veya 2005 yılı başınaertelenmesi tavsiyesinde bulunulması dikkat çekmektedir.
Daha önce de ifade ettiğimiz gibi, Irak'ın yeni politik yapılanmasında dini ve etnik kökene dayanan bir anayasa ve yapısal değişiklik Irak halkı arasında ciddi sorunlar yaşanmasına neden olacaktır.
Politik yapılanma ile ilgili gelişmelerin yanı sıra Yeni Irak Güvenlik Teşkilatının oluşumu da dikkatle izlenmesi gereken bir süreçtir. Ordunun yapılanmasının, Irak'ın gerçekleri ve halkın beklentisi ile uyumlu olmasının önemine inanılmaktadır.
Gelecekte yönetimin Irak halkına bırakılması ile Irak'ta yürütülenaskeri harekat yeni bir nitelik kazanacak ve bu safhada herhangi bir şekildNATO da görev alabilecektir.''
Tümgeneral Demirezen, Büyük Ortadoğu konusuna değinirken de konunun bir süreden beri kamuoyunun gündeminde yer aldığını ifade etti. Bu konunun özellikle güvenlik politikaları üzerine etkisinin önem kazanacağını ve uzun süre Türkiye'nin gündeminde kalmaya devam edeceğini değerlendirdiklerini anlatan Tümgeneral Demirezen, ''Büyük Ortadoğu Kapsamı ve Konsepti henüz tam olarak belirlenmemiştir. Konu Genelkurmay Karargahında çeşitli platformlarda, değişik boyutlarıyla incelenmekte olup, Türkiye'ye olabilecek etkileri ve Türkiye'nin özellikle güvenlik boyutunda izlemesi gereken stratejileri analiz edilmektedir. Uygun zamanda görüşlerimizi kamuoyu ile paylaşmayı düşünmekteyiz'' diye konuştu.
Soğuk savaşın ardından, NATO'nun tarihinin en büyük değişimini yaşadığını kaydeden Tümgeneral Sabri Demirezen, ''NATO'nun transformasyonu'' olarak isimlendirilen bu büyük değişim sürecinde, ''tehdide dayalı'' kuvvet bulundurma anlayışının terk edilerek, ''güvenliğe dayalı'' bir yapılanmaya gidilmekte olduğunu ve daha küçük, fakat modern, yüksek kabiliyetli, intikal edebilir ve uzun sürekendi kendine yeterli bir kuvvet oluşturulmasının esas alındığını vurguladı. Tümgeneral Demirezen, böylece, ''birlik'' esası yerine, ''yetenek paketi'' şeklinde bir teşkilatlanmanın hedeflendiğine dikkati çekti.
Tümgeneral Demirezen, şöyle konuştu:
''Transformasyon çerçevesinde, 15 Ekim 2003 tarihinden itibaren, dünyanın çeşitli bölgelerinde ortaya çıkabilecek krizlere, uluslararası meşruiyet çerçevesinde kısa sürede müdahale kabiliyetindeve yüksek vurucu güce sahip bir kuvvet oluşturma süreci ileri aşamaya ulaşmıştır. 'NATO Mukabele Kuvveti' adı verilen ve NATO tarihinde örneği bulunmayan bu kuvvet; kara, deniz, hava ve özel kuvvet unsurlarından oluşmaktadır.
Barış döneminde, NATO Mukabele Kuvvetine tahsis edilen unsurlar kendi ülke topraklarında bulunacaklardır. Bu unsurlar, sadece eğitim ve tatbikat maksadıyla, kısa süreli olarak, müşterek faaliyetler için bir araya gelecek ve faaliyetin bitiminde kendi ülkelerindeki barış konuş yerlerine dönecektir. Bu kuvvetin görevlendirilmesi NATO Konseyinde alınacak siyasi kararın ardından mümkün olabilecektir.
NATO Mukabele Kuvvetine ilişkin olarak Türkiye; 15 Ekim 2003 tarihinden 2004 yılı yazına kadar sürecek kuruluş aşamasında, bu kuvvetin kara unsuru liderliğini üstlenmiştir. Bu çerçevede oluşturulan NATO tugayının komutası bir Türk generali tarafından yürütülmektedir. Bildiğiniz üzere bu uluslararası kuvvetin ilk tatbikatı 20 Kasım 2003 tarihinde İzmir'de 'Allied Response' ismiyle icra edilmiştir. Türkiye, söz konusu kuvvet içinde yer alan deniz, hava ve özelkuvvet unsurlarına da önemli ölçüde birlik ve personel katkısında bulunmaktadır.''
Tümgeneral Demirezen, yasa dışı göç konusunun zaman zaman çok vahim olaylara dönüştüğünü hatırlattı.
Tümgeneral Demirezen, şöyle devam etti:
''Ülkeler arasındaki ekonomik seviye farklılıkları, ekonomik sıkıntı içindeki kişilerin ülke rejimlerine gösterdikleri muhalefet, iç karışıklık, bölgesel kriz vb. oluşumlar nedeniyle özellikle son yıllarda, yasadışı göç, göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti olaylarının global olarak hızla artması, konunun uluslararası kamuoyunun önemli bir gündemini oluşturmasına neden olmaktadır.
Türkiye bu bağlamda, Asya ile Avrupa arasında doğal köprü konumundaki coğrafyası nedeniyle, bazı Asya, Ortadoğu ve Afrika ülkeleri vatandaşlarının Avrupa ülkelerine geçişi için transit güzergah üzerinde bulunmaktadır.
Türkiye, bölgesinde sınırlarını en etkili koruyan ülke olup, bazı Avrupa ülkelerinin iddia ettiklerinin aksine yasadışı göçle gittikçe artan bir etkinlikte mücadele etmektedir. Ağustos 2002'de Türk Ceza Kanunu'na eklenen iki madde ile göçmen kaçakçılığı ve insan ticaretinin suç sayılmasının da bu mücadelede etkili olduğu değerlendirilmektedir.
Alınan önlemler ve yapılan çalışmalar sonucunda; bölgemizde mevcut15 civarındaki yasadışı göç güzergahından sadece 2-3 tanesinin ülkemizle bağlantısı kalmıştır. Ülkemize sınırlarımızdan yasadışı giriş veya çıkış esnasında ve ülke içinde kaçak konumda yakalananlarınsayısı 2000 yılında 95.000'in üzerinde iken bu rakam tedricen azalarak geçen yıl 56.000'e kadar düşmüştür.
Sahil Güvenlik Komutanlığımızca, deniz yoluyla gerçekleştirilen yasadışı göçe karşı sürdürülen etkin mücadele sonucunda; 2003 yılında 74 yasadışı göç olayında 1.394 yasadışı göçmen ve 23 organizatör yakalanarak adli mercilere sevk edilmiştir.''
Türkiye'nin sınır yönetimi konusunda AB müktesebatı ve uygulamaları ile uyum çalışmalarını da başlattığını ifade eden Tümgeneral Demirezen, bu maksatla, iltica, göç ve dış sınırlar konusunda Türkiye'nin izleyeceği stratejileri belirlemek amacıyla ilgili kurumların katılımı ile 2002 yılında, İçişleri Bakanlığı'nın koordinatörlüğünde bir 'Görev Gücü' ve buna bağlı çalışma grupları oluşturulduğunu, bu gruplar tarafından iltica, göç ve dış sınırların kontrolü konularında çalışmaların sürdürüldüğünü söyledi.
Tümgeneral Demirezen, ''Diğer taraftan, ülkemizde yakalanan yasadışı konumdaki üçüncü ülke vatandaşlarının geldikleri ülkeye iadesini sağlamak üzere komşu ve kaynak ülkelerle 'Geri Kabul Anlaşmaları' imzalanması yönünde de çalışmalar sürdürülmektedir' dedi.
Toplantıda, TSK'nın toplumsal gelişime destek faaliyetleri konusunda da bilgi veren Tümgeneral Demirezen, TSK'nın 'ordu-millet' kavramının güzel bir örneğini teşkil eden, Türk Milletinin ayrılmaz bir parçası olduğunu, toplumun öncü nüvelerinden birisini teşkil ettiğini ve daima yeniliklere açılımın öncülüğünü yaptığı vurguladı.
TSK'nın erbaş ve erlere; aldıkları askeri eğitimlere ilave olarak sivil yaşamda da kullanabilecekleri bir yetenek kazandırmaya çalıştığını ifade eden Tümgeneral Demirezen, bu doğrultuda bugüne kadar 179 farklı yetenek alanında kurslar açıldığını bildirdi.
Tümgeneral Demirezen, 350 bin erbaş ve erin kursa katıldığını ve bunlardan 280 binin kursları başarı ile tamamladığını, aynı dönemde 175 bin ere de okuma yazma öğretildiğini kaydetti.
Tümgeneral Demirezen, imkanları sınırlı olan Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde eğitimde fırsat eşitliği yaratabilmek maksadıyla,mehmetçik dershanelerinde ücretsiz üniversiteye hazırlık kursları açıldığını anımsattı. Geçtiğimiz yıl bu kurslara 8 bin civarında öğrencinin katıldığını ve bunlardan yüzde 67'sinin (4.600) sınavda başarılı olduğunu belirtti. Tümgeneral Demirezen, bu yıl da 9 binin üzerinde öğrencinin kurslara devam ettiğini söyledi.
Tümgeneral Demirezen, ''Ayrıca; TSK, mahalli idareler ve gönüllülerin katkılarıyla muhtaç durumdaki bir milyonun üzerinde vatandaşımıza yiyecek ve giyecek yardımı yapmış, 4 milyon vatandaşımızsağlık ve diş taramasından geçirilmiş ve 600 bin vatandaşımıza ilaç yardımı yapılmıştır. Düzenlenen şenliklerle 23 binin üzerinde çocuk sünnet ettirilmiş, resmi nikahı olmayan 12 bin 500 çiftin nikahları kıyılmıştır. Bölgenin en önemli gelir kaynağı olan hayvancılık konusunda halk bilinçlendirilmiştir'' diye konuştu.
Tümgeneral Demirzen, TSK bünyesinde doğal afetlerde kullanılmak üzere Doğal Afet Arama ve Kurtarma Birlikleri'nin oluşturulduğunu hatırlattı. Tümgeneral Demirezen, Konya'da çöken apartmanda yapılan arama-kurtarma çalışmaları ile İstanbul'da yaşanan ağır kış koşullarında kurtarma ve barındırma şeklindeki yardımlarda bulunulduğunu ifade etti.
Tümgeneral Demirezen, ''TSK, aynı zamanda, Türk Arama Kurtarma teşkilatının bir unsuru olarak, kazaya uğrayan hava ve deniz vasıtaları personelinin arama kurtarmasında da 24 saat esasına göre etkin olarak görev almaktadır. 2003 yılı içerisinde TSK arama kurtarma vasıtaları tarafından, kara ve deniz sorumluluk sahasında 95 adet arama kurtarma faaliyeti gerçekleştirilmiş ve 172 kişinin hayatı kurtarılmıştır'' diye konuştu.
TSK'nın milleti derinden yaralayan yolsuzluklara kesinlikle müsamaha etmediğini ve kendi içindeki yolsuzlukları engellemek üzere her türlü tedbiri aldığını anlatan Tümgeneral Sabri Demirezen, ''suç işleyenler hakkında yasal işlem yapmaktadır. Bu maksatla, sıralı komutanlıkların titiz takip ve kontrolüne ek olarak; Türk Silahlı Kuvvetleri ve personeli hakkında yapılan yolsuzluk iddialarını araştırmak üzere, 22 Mayıs 2001 tarihinde özel bir birim kurulmuştur''dedi.
TSK'da meydana gelen kaza ve olayları önlemek maksadıyla 1 Kasım 1998 tarihinde ''Kaza ve Olayları Önleme Seferberliği'' başlatıldığınıhatırlatan Tümgeneral Demirezen, sözlerini şöyle tamamladı:
''Bu kapsamda, bütün kaza ve olay raporları tek merkezde toplanarak istatistiksel değerlendirmeleri yapılmakta ve analize tabi tutulmaktadır. Tüm birlikler tarafından alınması gereken ortak tedbirler tespit edilerek yayımlanmaktadır.
Her bir kaza/olayın sebebi araştırılmakta ve tekerrür etmesini önlemek için zaman geçirmeden etkin tedbirler alınmaktadır.
Personelin psikolojik sorunlarından kaynaklanabilecek kaza/olayların önlenmesi maksadıyla birliklerde teşkil edilen Rehberlik ve Danışma Merkezleri her an personele hizmet verecek şekilde faaliyetlerini sürdürmektedir.
Alınan tedbirler sonucunda 1997 yılına göre kaza ve olay sayısındayüzde 76, yaralanan personel sayısında yüzde 75, ölen personel sayısında yüzde 70 oranında azalma meydana gelmiştir.''
Genelkurmay Başkanlığı Genel Sekreteri Tümgeneral Sabri Demirezen'in Genelkurmay Başkanlığı Karargahı Çakmak Salonu'nda düzenlenen aylık basın bilgilendirme toplantısındaki sunumunun ardından, Genel Plan ve Prensipler Başkanı Hava Korgeneral Aydoğan Babaoğlu ile Harekat Başkanı Korgeneral Metin Yavuz Yalçın, gazetecilerin sorularını yanıtladılar.
Bir gazetecinin, hükümet ile Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) Kıbrıs konusundaki yol haritaları arasında fark bulunup bulunmadığı sorusunu yanıtlarken Korgeneral Babaoğlu, şöyle konuştu:
''Kıbrıs'ta kalıcı ve adil bir çözümün sağlanmasına TSK her zaman destek vermiştir. Bu yöndeki görüşlerini değişik ortamlarda gündeme getirmiş, Başbakanlık'a sunmuştur. TSK'nın bu görüşlerde herhangi bir değişikliği yoktur. Şu anda sürdürülen görüşmelerden hem Türkiye'nin hem de Kıbrıs Türk halkının güvenlik beklentilerine cevap verecek bir sonucun çıkması dileğimizdir, beklentimizdir.
Dolayısıyla ümit ediyoruz ki görüşmeler beklentilerimiz doğrultusunda sonuçlanacaktır. TSK olarak, görüşlerimizde herhangi birdeğişiklik yoktur.''
Genel Sekreter Tümgeneral Demirezen de toplantının planlandığı tarihten daha geç bir tarihte gerçekleştirdiğini söyleyen gazeteciye, basın toplantısının tarihinin karargahın faaliyet takvimine uygun olarak belirlendiğini söyledi.
''ABD'li yetkililerle tümgeneral seviyesinde Irak'taki PKK'nın faaliyetleriyle ilgili yürütülen çalışmalar ne aşamaya geldi? Terör örgütüne yönelik operasyon beklentisi hangi aşamada?'' yönündeki soruyu yanıtlayan Korgeneral Yalçın, tümgeneraller seviyesindeki toplantıların Irak'ın bütünlüğü veya siyasal süreçle ilgili olmadığınıbelirtti.
Bu görüşmelerin, Irak'ın kuzeyinde bulunan ABD kuvvetleri ile bölgedeki Türk unsurlarının faaliyetleri ve koordinasyonunu kapsayan bir çalışma olduğunu ifade eden Korgeneral Yalçın, çalışmanın birincisinin yapıldığını, ikincisinin de ileriki günlerde yapılacağınıbildirdi.
Korgeneral Yalçın, PKK terör örgütünün Irak'taki istikrarsızlık ortamından yararlandığına dikkati çekerek, siyasi kimlik altında siyasal çalışmalar yürüttüğünü, Irak'ın muhtelif yerlerinde bürolar açtığını anlattı.
Korgeneral Yalçın, şöyle konuştu:
''Askeri yönde yapılacak herhangi bir harekatla ilgili Amerikalı asker ve sivil karşıtlarımızla, -tabi sivil karşıtlarımızla Dışişleri Bakanlığı seviyesinde görüşmeler yapılıyor- bu konularda belli bir aşamaya gelinmiştir, görüşmeler devam ediyor.
Zamanlama konusunda bazı problemler söz konusu. Beklentimiz, örgütün Türkiye veya diğer ülkelere gitmesi değil, silahlı varlığının ortadan kaldırılması ve siyasi faaliyetlerinin sona erdirilmesidir.''
Korgeneral Babaoğlu, ''Kıbrıs müzakerelerini nasıl görüyorsunuz veBaşbakan, Kıbrıs ile ilgili süreçte tahrik edici beyanlardan kaçınılmasını rica etti.
Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?'' sorusuna, bu konunun kendileri dışında olduğu karşılığını verdi.
Görüşmeleri yakından takip ettiklerini belirten Korgeneral Babaoğlu, ''Şu anda görüşmeler devam ettiğine göre görüşmeleri yönlendirecek veya etkileyebilecek açıklamaların tarafımızdan yapılmasının pek uygun olmadığını değerlendiriyoruz. Ancak, görüşlerimizin devam ettiğini belirtmekle yetineceğiz. Bununla ilgili gayretlerin gösterildiğine inanıyoruz'' diye konuştu.
Bir gazetecinin, ''RTÜK üyesi Mehmet Doğan'ın TSK aleyhinde yazı yazdığı söyleniyor'' sözleri üzerine, Tümgeneral Demirezen, bu konununyargıya intikal ettiğini belirterek, yargı sürecindeki bir konu hakkında yorum yapmalarının söz konusu olmadığını söyledi.
Korgeneral Yalçın da, NATO'da yaşanan değişim süreci içinde Ege Ordu Komutanlığı'nın kaldırılıp kaldırılmayacağı sorusunu yanıtlarken,bunu ilk defa duyduğunu belirterek, transformasyon çalışmalarının devam ettiğini kaydetti.
ABD'nin ''Büyük Ortadoğu Projesi'' ile ilgili bir başka soru üzerine de Korgeneral Babaoğlu, bu konunun çok tartışıldığını belirterek, bu projenin esas hedeflerinden birinin bütün dünyayı tehdit eden terörizmin ortadan kaldırılması olarak ABD tarafından açıklandığını anımsattı. Bu amaçla hukuki ve siyasal değişiklikler yapılmasının, ekonomik, eğitim, güvenlik konularında uzun süreçli bir takım değişimlerden söz edildiğini ifade eden Korgeneral Babaoğlu, şöyle konuştu:
''Ancak Büyük Ortadoğu Projesi'nin konsepti, kapsamı henüz belli değil. Bazı bilinmeyenler var. Bunu sağlayacak alt projeler nelerdir. Bunlar bilinemiyor. Akdeniz diyalogu bunlardan biri olabilir.
Konu, Genelkurmay Başkanlığı Karargahı'nda da takip edilmekte, konuyla ilgili çalışmalar, incelemeler yapılmakta. Konuyu milli menfaatlerimiz, milli çıkarlarımız yönünden ciddi şekilde inceliyoruz.Bunların sonuçları ortaya çıktıkça, bilinmeyenler netleştikçe çalışmaların sonuçlarını kamuoyunda paylaşacağız.''
Korgeneral Babaoğlu, ABD'nin İncirlik dışında bir başka üs talebi olup olmadığıyla ilgili soru üzerine, ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Marc Grossman'ın geçen yıl Aralık ayı sonunda Türkiye'ye gerçekleştirdiği ziyarette kendilerine bazı ön bilgiler verdiğini belirtti. Korgeneral Babaoğlu, ''Ancak bu görüşmelerde herhangi bir üstelaffuz edilmedi. Düşündükleri yapılanmayla ilgili genel bilgiler verdiler. Bizim konuyla ilgili çalışmalarımız devam ediyor, ancak bir gelişme yok. ABD'nin yeniden konuşlanmayla ilgili düşünceleri netleştikçe, bize bu konuda bilgiler ulaştıkça, biz de değerlendirmelerimizi yapıp kamuoyuyla paylaşabiliriz. Ancak, şu anda Türkiye'de konuşulan herhangi bir üs söz konusu değil'' diye konuştu.
Korgeneral Yalçın da yasadışı göç ve insan kaçakçılığının önlenmesinde, sınır bölgelerinde yeterli önlemlerin alınıp alınmadığı sorusunu yanıtlarken, Doğu Anadolu'nun arazisinin çok haşin bir yapıyasahip olduğunu belirterek, kontrolünün oldukça zor olduğunu kaydetti.
Korgeneral Yalçın, sınırlardaki zafiyetleri gidermek için sınır kontrol sistemlerinin yerleştirilmeye devam ettiğini belirterek, bu işlemin tamamlanmasının ardından yasadışı göçün minimum seviyeye ineceğini söyledi.
Korgeneral Babaoğlu, bir gazetecinin, ''ABD'nin yayınladığı insan hakları raporunda, ordu üzerindeki sivil kontrolünün yetersizliğinden bahsedildiğini'' belirtmesi üzerine, silahlı kuvvetlerin görevinin Anayasa'da ve ilgili yasalarda belirtildiğini ifade ederek, TSK'nın buyasalarda belirtilen çerçevede görevini yaptığını kaydetti.
''RTÜK ve YÖK'teki askeri üyeliklerin kaldırılacağı'' yönündeki haberleri anımsatan gazeteciye de Korgeneral Babaoğlu, ''Belli organlarda TSK mensuplarının bulunması ilgili yasalar gereğidir'' karşılığını verdi.
Korgeneral Yalçın da NATO'nun Irak'ta görev alıp almayacağını soran gazeteciyi yanıtlarken, NATO Karargahı'nda bu konuda çalışmalar yürütüldüğünü söyledi.
Korgeneral Yalçın, ''Bazı alternatifler üzerinde tartışılıyor. NATO'nun ne zaman Irak'a gireceği konusunda üyeülkelerle bir araya gelinip karar verilirse, Türkiye de kendi milli sistemi içerisinde oluşacak kararı gerektiği şekilde ifa edecektir'' dedi.
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 21:43