Gündem
  • 8.8.2005 16:00

İŞTE NAZMİYE DEMİREL''İ AĞLATAN OLAY...

İşte Sabah yazarı Yavuz Donat''ın Süleyman Demirel ile yaptığı röportaj... Başlarken Kimi gün Demirel''le ''''iç politikayı'''' konuştuk. Kimi gün ''''derin devleti.'''' Gün oldu ''''düne dair'''' sorular sorduk. Gün oldu ''''geleceğe dair tahminlerini.'''' Ama bu defa ''''farklı bir sohbet'''' oldu. Aşka dair, evliliğe dair. Aile içi huzura dair. Sağlığa, kilo alıp vermeye dair. Tabii işin içine siyaset de girdi. Sorular sorduk Tayyip beye, Çankaya''ya dair. Biz alt katta Süleyman Demirel''le konuşuyorduk. Nazmiye Demirel üst katta, akşam yemeğini hazırlıyordu. Artık, bu yaşta, yemeği Nazmiye hanım hazırlamasa olmaz mı? Hayır, olmaz. Zira ailenin ''''geleneği, göreneği'''' yemeği, evin hanımının hazırlaması üzerine kurulu. Nazmiye hanımın deyimiyle: - O nasıl söz ööle?.. Yimeği ben pişirmiycem de kim pişiricek?.. Ben pişiricem, Demirel yiycek... Evde herkesin vazifesi var... O siyaset yapcek, ben evi çekip, çevricem. İşte sorular, işte yanıtlar. İşte 57 yıllık evliliğin hikayesi. Ve işte... ''''Özele... Genele... Siyasete dair'''' her şey. Demirel evliliğini anlatıyor İNSANLARIN maddi sıkıntı çektiği zam anlar olur. Bu herkes için geçerli. Benim için de. Parlak bir mesleğim bulunmasına rağmen, bizim de maddi zorluklar yaşadığımız dönemler olmuştur. Düşünün ki, büyük bir şehre taşınıyorsunuz. Büyük şehrin kendine göre icapları vardır. Bunları yerine getireceksin. Yeni masraf kapıları açılacak. Bütün bunlar kolay olmuyor. Zaman çok şeyi değiştirir. Maddi problemler zaman içinde aşılır. Evlilik denen olay odur ki, ekonomik bakımdan darda bulunulan dönemlerde, eşler birbirine omuz verecek. Ayak, yorgana göre uzatılacak. Şunun şusu var, benim neden yok diye mesele çıkarılmayacak. Tabii yuvayı yapan dişi kuştur. Bunu unutmamak, kadına saygı duymak, onu incitmemek lazım. İşte benim evlilik felsefem. Evlilikte 57 yıl Bunca yıllık evliler. Bir yere birlikte gitseler, el eleler. Sabah olur, Demirel sorar: - Nazmiye nassın, eyi misin? Akşam olur, Nazmiye hanım sorar: - Demirel, günün nası geçti, nassın, eyi misin? Sanırsınız ''''birbirlerine aşıklar.'''' - Sayın Demirel... Kaç yıllık evlisiniz? - 57. - Bir evliliği 57 yıl sürdürmenin sırrı nedir? - Karşılıklı sevgi, saygı, anlayış. - Taraflardan biri kızarsa? - Normaldir... Her zaman olur... Her evde yaşanır. - Böyle durumlarda yapılacak olan nedir? - Öbürünün aşağıdan alması... Öbürü alttan alacak ki kavga çıkmasın. Süleyman Demirel: - Beraberlik bir prestiji koruma olayıdır. - Yani? - Bu her zaman olmaz tabii... Ama prestijim zedelendi diye kavga ve çıngar çıkarmanın da alemi yok. - Efendim, prestij sorunu? - Durduk yerde, karşındakinin prestijini zedeleme... Ama her şeyi de prestij konusu yapmamak şart... İnsan hali bu. - Biraz daha açsanız. - İnsan birbirinin durumunu anlayacak... Hoşgörü gösterecek... Ve birbirine yardımcı olacak. ''''EVLİLİĞE... Hayatın tatlı ve acı günlerine... Zor zamanlarda eşlerin birbirine destek vermesine'''' dair konuşuyorduk. Süleyman bey ''''hayatın güneşli günleri de vardır'''' dedi. ''''Yağmurlu, fırtınalı günleri de.'''' Sonra, salonun bir köşesine baktı. Orada çerçeveli bir resim duruyordu. Gözleri sanki o resme kilitlendi. Demirel daldı, gitti. Sonra, derin bir uykudan uyanmışçasına ağır ağır ve duygulu bir sesle konuşmayı sürdürdü: - O resim... Ben bu evden alınmış, Zincirbozan''a götürülüyorum... Nazmiye beni uğurluyor... Bir meçhule yolculuk... Arkasında Yassıada mahkemeleri bulunan bir Türkiye''desin... Evinden alınıp, Zincirbozan''a götürülen bir siyasetçisin... Nazmiye''yi evde bırakıp, bilmediğin bir geleceğe doğru gidiyorsun. İşte yaşamın ''''rüzgarlı, fırtınalı, karlı'''' bir dönemi. Resimde ''''Demirel çifti.'''' Süleyman beyin yüz ifadesi ''''durgun.'''' Nazmiye hanım ise ''''ağlıyor.'''' ''''Çerçeveli resim'''' evin bir köşesini süslüyor. Kalkıyor, resmi alıyoruz. Altında bir ''''dörtlük'''' var. ''''Rıza Akdemir'''' yazmış. Rıza beyi tanıyoruz. Eski valilerden. Dörtlüğe gelince... Kalbimin aynası parlak her zaman, Kimseyi kıskanmam, asla kin tutmam, Bir millettir bu resimde ağlayan, Bu gözyaşlarını ölsem unutmam. Rıza Akdemir, Nazmiye hanımın ''''ağlayan resmini'''' bir gazetede görmüş. Oturup bu şiiri yazmış. Demirel''e getirmiş. Demirel de ''''resimle birlikte dörtlüğü'''' çerçeveletmiş. Biz resme bakarken... Resmin altındaki dörtlüğü, not defterimize yazarken... Fark ettik ki Demirel yine ''''bir yerlere... Bir zamanlara daldı gitti.'''' ''''Yaşı 80''e dayandı... Erbakan hapse girmesin...'''' YARGI diyor ki ''''Erbakan hapse girecek.'''' Saadet Partililer diyorlar ki: - Girmesin... Hapis cezasını evinde çeksin. Hükümet de diyor ki: - Beni bu işe karıştırmayın. Sahi, Erbakan ne olacak? Sayın Demirel. Dün şöyle oldu, böyle oldu. Kimi zaman birlikte hükümet kurdunuz. Kimi zaman kıyasıya çekiştiniz. Gün geldi, ona hükümeti kurma görevi verdiniz. Gün oldu, Başbakanlık''tan istifasını kabul ettiniz. Dün dündü, bugün bugündür. Bugün ne yapılacak? Necmettin Erbakan, cezaevine mi konacak? İçeri girsin mi, girmesin mi? Demirel, önündeki ''''kara kaplı kitapları'''' açtı. ''''Kanun maddelerine'''' baktı. Sonra da... Bakalım neler dedi? Erbakan, siyasi bir kişidir. 1969 yılından bu yana siyasetin içinde var. Başbakanlık yapmıştır. Kendisinin bugün hapse konulması hiçbir şeyin çaresi değildir. Fevkalade yanlış olur. Tabii ''''suç işlemiş, ortada yargı kararı var'''' denilebilir. Yargının kararını biliyorum, önümde duruyor. Yasaları da okuyorum. Mahkeme kararının icra edilmesi gereklidir. Fakat ben başka bir şey söylüyorum. Yaşı 80''e dayanmış bir siyasi kişi için, hapse koymak dışında, bir farklı muamele düşünülmesi gerekir. O muamele nedir, bilemiyorum. Ama Necmettin Erbakan''ın hapse konulmasının kesinlikle karşısındayım. Erken seçime ve Çankaya''ya dair... RECEP Tayyip Erdoğan, Çankaya''ya çıkar mı, çıkmaz mı? Soruyu önce ''''böyle'''' soruyoruz. Sonra da şöyle: - Tayyip beyin Çankaya''ya çıkma olasılığı, bugün itibariyle, sizce yüzde kaç? Demirel''in yanıtı: - Cumhuriyet döneminde 59 hükümet, 10 da Cumhurbaşkanı var... 10''unun da seçilmesinde, kendine has özellikler mevcut... Bu defa da olacak. Demirel, devam etti: - Fahri Korutürk, seçilmesinden 3 gün önce, Cumhurbaşkanlığını rüyasında göremezdi... İşte bu odada, benim yanımda, İhsan Sabri bey (Çağlayangil) telefon etti... Yarın seni Cumhurbaşkanı seçiyoruz diye. Süleyman bey: - Sanmıyorum ki, sayın Ahmet Necdet Sezer de, seçilmesinin bir ay öncesinde, Çankaya''ya çıkacağına dair en ufak bir bilgi sahibi olsun. ''''Efendim... Tayyip bey'''' diye konuyu sürdürecek olduk. Demirel ''''daha 2.5 yıl var'''' dedi: - Acele etmeyin... Biraz larj olmak lazım... Köprülerin altından daha çok sular akar... ''''Dur bakalım'''' sözü böyle durumlarda geçerli. Süleyman Demirel: - Görülen o ki, sayın Recep Tayyip Erdoğan eğer (erken) seçime gitmezse, Cumhurbaşkanlığı''na oynayacaktır. - Erken seçime gider mi?.. Seçim, onun için risk değil mi? - Eğer giderse, muhataralıdır... Erken seçimin ne getireceği belli olmaz. ''''Muhatara''''nın sözlükteki karşılığı: ''''Korku verici durum... Tehlike... Zarar... Ziyan.'''' (sabah) Güncellenme Tarihi : 17.3.2016 12:45

İLGİLİ HABERLER