KIZILAY'DA ''TELE-KULAK'' İDDİASI VE MÜTHİŞ İDDİALAR
SAYGI ÖZTÜRK
Kızılay'ı yazdıkça yeni iddialar, karşılıklı suçlamalar gündeme geliyor. Kızılay Genel Başkanlığı'na atama ile getirilen Talat Yılmaz'ın hakkında ''hayali ihracat'' suçlamasıyla dosya bulunduğu hiç aklınıza gelir miydi? GÖZCÜ ortaya çıkardı. Şimdi de hiç aklımızdan geçmeyecek yeni iddialar ortaya atıldı. Telefonların dinletilmesi...
Ne oluyor Kızılay'ımız da? O yüzden Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in, Kızılay'la ilgili tüm iddiaların ortaya çıkarılması için Devlet Denetleme Kurulu'nu hareket geçirmesi ısrarla öneriliyor.
Anayasa Mahkemesi, Dernekler Kanunu'nun 71. maddesini iptal etti. Bu durumda Kızılay'ın atama ile gelen yöneticilerinin durumu tartışmalı hale geldi. Kızılay'da iç tartışmalar devam ederken, bu konudaki Anayasa Mahkemesi kararının Resmi Gazetede bir gün geç yayımlanması yüzünden emekli asker Fuat Avcı dışındaki yöneticileri Ertan Gönen, Muktedir Ballı, Aydemir Akkayaoğlu, Nilgün Sümer, Ali Ulvi Bakır, Fadıl Ünver ve Özbek Saran'ın ihracı önlenemedi. Mahkeme kararının bir gün geç çıkarılması acaba bilinçli bir çabanın sonucu mu?
TALAT YILMAZ: BOSTAN KORKULUĞU MUYUZ?
Kızılay Genel Başkanı Talat Yılmaz, Anayasa Mahkemesi'nin Kızılay ile ilgili aldığı kararın kendilerini nasıl etkileyeceği yolundaki soruyu şöyle cevaplandırdı:
''Anayasa Mahkemesi'nin aldığı karar bizi etkilemez. Biz Anayasa Mahkemesi'nin muhatabı değiliz ki. Bu mahkeme, Dernekler Kanunu ile ilgili bir karar almıştır. Anayasa Mahkemesi'nden görüş isteyen Danıştay'dır. Karar Danıştay'a gelecek, onlar da bu kararı ve görüşünü-önerisini İçişleri Bakanlığı'na bildirecek. İçişleri Bakanlığı da bize bildirecek. Ayrıca olayı takip etmiyoruz. Çünkü biz Kızılay yönetimine kalmak için gelmedik. İdare bize bildirinceye kadar biz görevimizi yaparız, idare bize bildirdiğinde de ne gerekiyorsa onu yerine getiririz.''
Talat Yılmaz, Genel Başkan Yardımcısı Sadettin Saran'ı ''20 toplantıdan 19'una katılmadığı'', Genel Sekreter Halime Nuray Turcan'ın ise çalışma tarzını beğenmedikleri için görevlerinden alındığını belirtiyor, ''Burası yaşayan bir kurum, diri bir kurum. Ölülerin olduğu bir yer değil ki. Burası dirilerin olduğu bir yer ve dirilere hizmet ediyor. Bakanlar Kurulu atadı diye görevini yapmayan insanlar bir dahaki Bakanlar Kurulu'na kadar yerinde mi kalacak? Sadettin Saran 20 toplantının 19'una katılmamışsa, Kızılay'a faydası yoksa ne yapmam lazım benim? Bakanlar Kurulu'nun, Cumhurbaşkanı'nın başka işi yok ben yazı yazacağım. Biz orada bostan korkuluğu muyuz?'' diyor.
''GETİRDİM, BEĞENMEDİM, GÖNDERDİM''
Talat Yılmaz'ın önerisi üzerine Kızılay Genel Müdürlüğü'ne çalıştığı Koç Grubundan izin alınarak getirilen Kamil Hakkı Özgenel'in yanı sıra yardımcısı Uğur Öncel, 4 aylık bir çalışmadan sonra yine Yılmaz'ın önerisi üzerine Genel Merkez Kurulu tarafından cumartesi günü görevlerinden alındı. Talat Yılmaz bu değişikliğin gerekçesini anlatırken konuyu ''tele-kulak''a getirdi ve şu iddialarda bulundu:
''İş yapacak diye getirdik, iş yapmıyor. Orada dedi-kodu olsun, milleti birbirine düşürsün, en sonunda mesela tele-kulakla ilgili faaliyette bulunsun. Telefon sistemiyle yönetim kurulu üyelerini nasıl dinleyebilirim diye adam faaliyete geçmiş. Suçüstü yaptık ve iş akdini feshettirdik. Genel Müdür GÖZCÜ gazetesinde yaptığı açıklamada 'ben ispiyonculuk yapmadığım için görevden alındım' diyor. Genel Müdür benim hiç muhatabım değil. Ben öyle bir adam değilim. Biz şeffaf bir yönetim tarzı gösteriyoruz. Her şeyimiz açık, kamuoyundan saklımız-gizlimiz yok. Görevini yapamayan adam kurumdan gider. Kızılay'a faydası varsa kalır, yoksa gider. Kızılay'ı özel bir şirket gibi yönetiyoruz. O Genel müdüre sorun bakalım geldiğinden beri ne yapmış? Adam iyi olacak diye göreve getirdik. Beceremedi. Ben getirdim, şimdi de iş akdini feshediyorum suç mu? .''
ESKİ YÖNETİCİLERE İHRAÇ
Kızılay'ın kendilerinden önceki yöneticilerini (emekli asker hariç) dernek üyeliğinden çıkarılması da İstanbul'da yapılan toplantıda kararlaştırıldı. Talat Yılmaz, ihraç kararlarını şöyle savundu:
''Kızılay'a zarara olan insanların, Kızılay'da üye olarak bulunmasının ne faydası var. Zararlı faaliyette bulundu diye bu insanlar hüküm giymiş mi, en basit örnek biz Pendik şubesini görevden aldık diye yemek ihalesi ve temizlik ihalesi yoluyla kuruma verdiği zarar tam 300 milyar lira. 1,5 yıl önceki ihalede yemek parası 2 milyon 700 bin artı KDV iken şimdi 2 milyon 85 bin artı KDV'ye aynı adamlar indi. Yemek başına 710 bin lira fark vardı. Bunlar 550 kişi üzerinden standart ödeme yaptılarsa yemek yiyen adam sayısı 400'se bu adamların Kızılay'a ne faydası var? Bana birileri bunun hesabını versin. Kızılay'a bir lira kazandırmaya uğraşırken, bir taraftan da hesapsız-kitapsız adamlar paraları harcayacaklar. Eski yönetim hesap vermeli. Kızılay'da yaptırılan ve yaklaşık 5 yıl önce bitmesi gereken ve para alması gereken bina davaları takip edilmediği ihmal ve kasıtlar sonucu Kızılay zarara uğratıldı. O yüzden onları üyelikten çıkardım.''
''HEM DİNLENİYOR, HEM İZLENİYORDUK''
Talat Yılmaz yönetiminin Kızılay Genel Müdürü Kamil Hakkı Özgenel, cumartesi günü görevinden alındı. Talat Yılmaz, Özgenel için ''tele-kulak'' iddiaları ortaya attı. Bu müthiş iddiayı Özgenel'e sorduğumuzda şunları söyledi:
''Kızılay'da yöneticilerinden (ismini de açıklıyor) biri hepimizi dinletiyordu. Hepimizin arkasına adamlar koymuştu. Ameliyatım nedeniyle raporlu olduğum bir dönemde Kızılay binasına personelin giriş-çıkışının kontrol altında tutulması için parmak izi sistemi için Kızılay'a bir ekip, bir adam geldi. Bu kişiyi, genel müdür yardımcısı Bülent Ay, kendi odası dolu diye benim odama almış. Bu kişi, yaptıklarını tanıttıktan sonra 'bu telefonlar çok demode. Bu telefonlarla her yerden dinlenir. Herkesin odası dinlenir. Bu telefonlar çok tehlikeli bunları değiştirelim. Bunlara bak, şöyle basarsan herkese anons olur' demiş. Bir basmış, genel başkanın sekreteri Tansu Hanım ile Genel Başkan yardımcısı Ataman Yalgın'ın sekreteri Miyase Hanıma 10 saniye süreyle ses gitmiş.
TUTANAK DÜZENLENMİŞ
Telefon dinleme dediği olayın hepsi bu. Bu iki hanım birlikte tutanak düzenliyorlar. Bunlar olurken ben yokum. O adamları ben tanımam. Sekreteri, Genel Başkan Talat Yılmaz'ı arayıp 'Genel Müdür Hakkı Özgenel'in odasında telefoncular var. Bizi dinletmeye çalışıyorlar' demiş. Oysa bu adamlar ne genel başkanın, ne de bir başkasının odasına girmiş. Bu arada başka odalarda da bu olay duyulmuş, onlar da bana tutanaklarını verdiler. Hiçbir şey yok ortada. 4 aydır buradayım. Bütün sorumluluk bende olduğu halde ne yetki verdiler, ne de şunu yap dediler. Benim hiçbir şey yapmadığım doğrudur. Ama bana bir şey yaptırmadılar. Tele- kulak neymiş. Ben getirip telefoncuyu onların odasına mı, santrali mi sokmuşum? Kızılay'ı ben böyle bilmezdim. Talat beyin bu konuşması çok çok kötü.''
Kızılay'ın içi karışık. 100'ün üzerinde çalışanın görevine son verildi ve yerlerine yenileri alındı. Çalışanlar alabildiğine tedirgin. Mahkeme kararıyla dönenenlerin parası kimden çıkacak? Kızılay'ın bu halden çıkarılması için devlet yetkililerinin ''yardım''ına ihtiyacı var...
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 22:35