MAMAK CEZAEVİNDE SABAH NAMAZINI KILARKEN ASKERİN DİPÇİĞİYLE ÖLEN ÜLKÜCÜNÜN AİLESİNDEN BAŞBAKAN’A TEŞEKKÜR
Aile olarak 12 Eylül'de yaşadıkları süreci anlatan ağabey Ali Kurumahmutoğlu, "Sayın Başbakan, 14 Temmuz 1987 tarihinde Hak'ın rahmetine kavuşan kardeşim Hüseyin Kurumahmutoğlu'nun Mamak Cezaevi'nde iken sabah namazını kılarken sırtından ensesine vurulan bir dipçik ile boyun kemiklerinin hasar gördüğü ve bilahare hasarın tedavisi esnasında yapılan uygulama sonucunda da vefat ettiğini yeniden bize hatırlattı.
Bu konuda eğer referandum sonucu 'evet' çıkarsa bu yapılmış olan zulmün, haksızlığın muhakeme edilebileceğini, en azından böyle bir yolun açılabileceğini milletimizin huzurunda TBMM'de ifade etti. Kendilerine bu alicenap davranışlarından dolayı hısım akrabalarımızla birlikte bin 500 haneyi bulan Kurumahmut ailesi adına şükranlarımızı sunarım. Kardeşim 12 Eylül'ün girdabında, henüz 17 yaşında liseyi yeni bitirmişken, hakkında hiçbir hüküm yokken, arandığı bilgisi alınınca Trabzon'un Of ilçesinde kendiliğinden savcılığa teslim oldu.
Önce Samsun'da 90 gün sorgulandı, orada gördüğü ağır işgenceler sonucu polis ifadeleri ile birlikte Mamak Cezaevi'ne getirildi. Allah o günleri bu millete bir daha yaşatmasın. Kardeşim 1980 yılı 12 Eylül'ünün 10. gününde kendisi teslim oldu, o günden ölümü olan 1987 yılının 14 Temmuz'una kadar Mamak Cezaevi'nde yaşadı. Kendisine sabah namazında yapılan darp neticesinde hayatını kaybetmişti. Biz aile olarak ölümünden sonra darp edenin bulunması noktasında Mamak Askeri Savcılığı'na babam ile birlikte müracat etmştik. Oradaki askeri savcı, 'Bu bir katliamdır, zulümdür, cinayettir. Namus, şeref sözü veriyorum, ben bu cinayeti ortaya çıkartacağım' demişti. Babama, 'Hacı baba, sen rahat uyu, bu işin hesabını devlet olarak, hukuk olarak soracağız" demişti.
Bir müddet sonra bu dava sürüncemede kaldı, ilgilenen olmadı. Bu davanın tekrar görülebilmesi için ikinci defa Milli Güvenlik Kurulu Konseyi'ne, Cumhurbaşkanı Kenan Evren'e, başbakanlara, kuvvet komutanlarına müracaatlarımızı yineledik. Ondanda bir sonuç çıkmadı. Doktor raporunda dolaşım yetmezliği olan ölüm nedeni, mezarın açılmasından sonra tüberküloz olarak adli tıptan rapor geldi ve dosya kapandı. Bu dosyanın yeniden açılması için 12 E'ylül'de yapılacak referandumda halkımız 'evet' oyu verirse, biz de bu davanın takipçisi olmaya devam edeceğiz" diye konuştu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kendisini aradığını belirten Ali Kurumahmutoğlu, "Sayın Başbakan'ı Gazze'de, Davos'ta, Bosna'da ve dünyanın her yerinde zulüm gören mazlum insanlara yaptığı o cesur davranışlarından dolayı ailemiz adına, ölen insanlar adına tebrik ediyorum. Sayın Alparslan Türkeş babamı ziyaret ettiğinde, 'Biz bu davada elimizden gelen herşeyi yapacağız. Hep birlikte biz bu zulmü yaşadık. Sizin acınızı paylaşıyoruz" demişti. Sayın Devlet Bahçeli genel başkan adayı olduğu zaman, geldi babam ile görüştü, bu davanın takipçisi olacaklarını söylemişlerdi.
Biz kendilerini o gün de, bugün de kendi ailemizden saydığımızı tekrar etmek isterim. Ancak bu davanın da, bu zulme uğramış insanların haklarının korunabilmesi tüm Türkiye'nin meselesi olduğunu, bunu birilerinin insiyatifinde görmek istemediğimizi bağrı yanmış bir ailenin ferdi olarak haykırmak istiyorum. Başbakan'ın bu çıkışını çok övnemli sayıyorum. Başbakan'ın mecliste yaptığı ve hepimizi gözyaşlarına boğan açıklamalarını çok samimi ve içten buluyorum. Rahmetli babam mezarında belki 30 yıl sonra ilk defa kendisine iade-i itibar edilen oğlunun onurlu ve şerefli bir insan olduğunun huzuru içerisinde mezarında rahat uyuduğuna inanıyorum. Başbakan meclis toplantısından sonra beni aradı. Taziyelerini yeniden bildirdi. Bu konuşmaların herhangi bir amacı olmadığını, sadece Türkiye'de karartılmış ve karanlıkta kalmış olayların ve bu tip olayların bir daha yaşanmaması adına bu işin takipçisi olduklarını belirtti. Türkiye, Engin Ceber'in üzerine ne kadar hassasiyetle titremiş ve basın bu konuda ne kadar hassas davanmışsa en az onun kadar bu davalarında açığa çıkmasını istiyoruz" şeklinde konuştu.
Kardeşi Hüseyin Kurumahmutoğlu'nun başarılı bir lise dönemi geçirdiğini, inşaat mühendisi olmak için üniversiteye gitmeyi çok istediğini ifade eden Ali Kurumahmutoğlu'nun kızı ve ailenin avukatı olan Hakime Kurumahmutoğlu ise yapacakları hukuki girişimini şu şekilde anlattı: "Bundan sonraki süreçte önümüze gelen 12 referandumunda sonuç 'evet' çıkarsa, geçici 15. madde kaldırılmış olacak, dolayısıyla milletin kendi kendini denetleyebilme mekanizması da aslında bir nevi elimize geçmiş olacak."