Gündem
  • 28.10.2005 16:27

''''MEDYA MALATYA''DAKİ OLAYLA İLGİLİ YARGISIZ İNFAZ YAPIYOR''''

Başbakan Erdoğan, London Shools of Economics’de ''''Kültürel Çeşitlilikte Kadının İnsan Hakları'''' konulu konferansa katıldı. Erdoğan, verdiği konferansın ardından katılımcıların sorularını yanıtladı. Bir soru üzerine Malatya’da meydana gelen olaya değinen Erdoğan, kadından ve aileden sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubukçu’nun İngiltere’de olduğunu ve olayın ardından bazı eleştiriler geldiğini ifade etti. Çubukçu’nun İngiltere’ye gelmesinin ardından Türkiye’de bir çocuk yuvasında bir olay tespit edildiğini anımsatan Erdoğan, şöyle konuştu: ''''Bu olay, benim bakanımın buraya geldiği günün olayı değildir. Basının burada görevini yapması lazım. Basın çok farklı şeylere yer veriyor ama vermesi gerekeni vermediği gibi bir de hakaret üstüne hakaret yağdırıyor. Yine kadından, aileden sorumlu bir hanım bakana bunu yapıyor. İnanıyorum ki bir demoralize durumu var. Bunu yapan nedir? Medyadır. Medya burada yargısız infaz yapıyor. Benim bakanım kendi döneminin faturasını değil, geçmişin faturalarını mı ödeyecek? İnanıyorum ki her gün kapı kapı sosyal kurumları dolaşıyor ve orada modern yapılaşmanın çocuklarımızı bu çirkin yapılanmadan bugüne kadar ihmal edilmiş eğitimden nasıl kurtarabilirizin çalışmasını yaparken böyle bir saldırıya maruz kalıyor. Buraya benim bakanım niye geldi? İngiltere’deki çalışmaları yerinde izlemek ve Türkiye’de uygulamak için geldi. Bu çalışmaları yapıp tekrar Türkiye’ye dönecek. Bana da bunu ilk gün sordu ’döneyim mi’ diye, ben de ’hayır, çalışmalarına devam ediyorsun’ dedim. Biz devlet yönetiyoruz. Burada çalışmalar devam ederken, Türkiye’de vekilimiz var. Devlet bir kurumdur. Devletin kurumları burada bir yanlış olmuşsa, yanlışın üzerine gider, atılması gereken adımları atar. Olaya böyle bakmamız gerekiyor. Nimet hanım, Türkiye’ye döndüğü zaman bu iş düzelecek mi? Düzelecekse tabii ki gitmesi gerekiyor. Böyle bir şey söz konusu değil ki... Burada yargıyla ilgili yapılması gerekenler yapılmıştır. Vekil bakan Malatya’ya gitmiştir. Ne yapılacaksa bunlar yapılmıştır ama bir yargısız infaz, özellikle medya tarafından başlatılmıştır. Çirkin olan budur. Buraya gelen medya, kusura bakmayın açık ve net söylüyorum, bu yapılan toplantıyı ne İngiltere’de ne de Türkiye’de yazacaktır. Kenara köşeye bir yerlere sıkıştıracaktır. Ben böyle dediğim için belki yazabilirler. Aksi takdirde yazmazlar. Ne yazık ki bu böyledir. Yapılan hiçbir güzellik, hayırlı iş pek yer almaz. İfade şudur, ’haber değeri yok’. Artık buna alıştık. Haber değeri yoksa yorum değeri olsun bari. O da olmaz. Ne yazık ki bu gelişmeler içerisinde onlarla da olmuyor, onlarsız da olmuyor. Beraber yürüyoruz. Bundan sonra böyle yürüyeceğiz. Ama biz görevimizi yapacağız. Siyaseti de böyle görüyorum.'''' BAŞÖRTÜSÜ KONUSU Başbakan Erdoğan, İngiltere ağırlıklı olarak Hıristiyan ülke olmasına rağmen kamu kurumlarında başörtülü insanların çalışabildiğini, ancak çoğunluğu Müslüman olan Türkiye’de kamu kurumlarında başörtülü çalışılamadığını ifade eden bir katılımcının, bunu insan hakları bağlamında nasıl değerlendirdiğini sorması üzerine, başörtüsü konusunun bir insan hakkı olduğunu söyledi. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: ''''Tartışılmaz tabii ki insan hakkıdır. Yani ’din ve vicdan özgürlüğü’ diyoruz. Din ve vicdan özgürlüğünün gereği neyse şüphesiz ki sağlanmalıdır. Bu, ağırlığı Hıristiyan olan ülkelerde sağlanmışsa, ağırlığı Müslüman olan Türkiye’de de konsensüsle başarılmalıdır, sağlanmalıdır. Biz geldiğimizden beri hep şunu söyledik; seçim öncesinde de ben söyledim; ’bir toplumsal mutabakat sağlandığı anda çözüleceğine inanıyorum’ dedim. Bugün de aynısını söylüyorum. Bu konuda toplumsal mutabakat Tükiye’de vardır. Mutabakat yüzde 100 değildir ama yüzde itibariyle, daha önce birçok kurumun yaptığı araştırmalar bu, yüzde 70-80’lerde. Bu konuda mutabakat vardır. Kurumlar arasında mutabakat var mı derseniz, parlamento içi siyasi partilerde henüz bir mutabakat oluşmamıştır. Parlamento içinde bu mutabakat oluştuğu anda parlamentoda bu işi çözeriz. İnanıyorum ki parlamento dışı kurumlarda da mutabakat büyük ölçüde vardır. Eğer özgürlükten yanaysak, özgürlükleri savunuyorsak, o zaman ’özgürlüğün bir kısmını kabul ediyorum’ deyip, ’bir kısmını kabul etmiyorum’ mantığı yanlış bir mantıktır. Bunu özgürlük tanımı içine sokamazsınız ve insanları olduğu gibi kabul etmek durumundasınız. Kabul etmiyorsanız, o zaman sizin değişmez tabularınız vardır. Bu tabuları yıkamadığınız sürece işte o zaman yine kadın haklarıyla ilgili özgürlüklerde de maalesef bir yanlış ve eksik yaklaşım tarzı doğar ki ben, buna da doğru bakmıyorum. İnanıyorum ki Türkiye, bu yanlışını düzeltecektir. Bu yanlışı da bir an önce aşacaktır çünkü gerilim noktalarından bir tanesi de maalesef budur. Bunu başardığımız anda el ele başörtülüsüyle, başı açığıyla herkes yürüdüğü zaman, toplumun birbirine olan saygısı, sevgisi, dayanışması daha misli olacaktır. Bizim bu noktada bir endişemiz yok.'''' AK Parti çatısı altında her ikisinin de var olduğunu dile getiren Erdoğan, başörtülü ve başörtüsüz arkadaşlarına birbirlerini sevip saymalarını tavsiye ettiğini söyledi. Bu başarıldığı zaman millete örnek bir toplum oluşturulacağını kaydeden Erdoğan, bunu başarmanın yolunun buradan geçtiğini ifade etti. Erdoğan, kadınların eşitsiz durumlarını yalnızca kültür, din ve geleneklerle açıklayabilmenin mümkün olmadığını söyledi. Başbakan Erdoğan, London School Of Economics ve Türk Demokrasi Vakfı tarafından düzenlenen, ''''Kültürel Çeşitlilikte Kadının İnsan Hakları'''' konulu konferansta konuşma yaptı. Konferansı düzenleyenlere teşekkür ederek konuşmasına başlayan Erdoğan, kadının dünyadaki yeri ve Türk kadının hakları konusundaki düşüncelerini anlattı. Erdoğan, kadını kamu yaşamında daha güçlü kılmanın, demokrasinin kalitesine doğrudan etki eden temel bir unsur olduğunu söyledi. Türkiye’de, çalışmaların bu inançla sürdüğünü belirten Başbakan Erdoğan, adaletin hakim olduğu bir dünyada yaşanmadığını ifade etti. Bugün, dünya genelinde 1.2 milyar kişinin fakirlik içinde yaşadığını kaydeden Başbakan Erdoğan, açlık ve sefaletle mücadele edildiğini, bu rakamın yüzde 70’inin ise kadınlardan oluştuğunu dile getirdi. Erdoğan, yüz milyonlarca çocuğun okula gitme imkanı bulamadığını bunların çoğunun kız çocukları olduğunu belirterek, tüm dünyada çalışan kadınların oranının erkeklerin ancak yüzde 50’sine tekabül ettiğini kaydetti. Başbakan Erdoğan, kadın ve erkek arasındaki ücret farklılıklarının da en gelişmiş ülkelerde dahi açıkça gözlemlendiğini belirtti. ''''KADINLAR DAHA DEZAVANTAJLI'''' Kadınların, dünyanın her yanında ekonomik, sosyal ve kültürel haklar bakımından daha dezavantajlı konumda olduğunu belirten Erdoğan, gerek kamu sektöründe gerek özel sektörde yönetici pozisyonlara daha az geldiklerini söyledi. Daha önemlisi, dünyanın her yerinde kadınların şiddete ve istismara maruz kaldığını ifade eden Başbakan Erdoğan, ''''Tabiatıyla kadının yerküre genelindeki eşitsiz konumundan söz ederken bu durumda farklı toplum yapılarının ve geleneklerin bir dereceye kadar rolü olduğunu da kabul etmek gerekiyor'''' diye konuştu. Daha ataerkil yapıya sahip ve gelenekçi toplumlarda kadınların daha çok ezildiğini bildiren Erdoğan, bunun giderilmesi için daha çok çaba gösterilmesi gerektiğini anlattı. Erdoğan, tarihte İslam coğrafyası da dahil pek çok bölgede kadınların sosyal, siyasi, kültürel ve ekonomik hayatın en ön saflarında yer aldıkları dönemler de olduğunu anımsatarak, kadınların eşitsiz durumlarını yalnızca, kültür, din ve geleneklerle açıklayabilmenin mümkün olmadığını belirtti. Erdoğan, şöyle konuştu: ''''Kadınların eşitsiz durumu, belirli kültürlerin ve bölgelerin meselesi değildir. Bir dünya meselesidir. Bugün artık karşı karşıya bulunduğumuz küresel sorunlar listesinin de en başlarında yer almayı hak etmektedir. Ben kadınlara yönelik ayrımcılığın esas olarak fakirlikle, eğitimsizlikle doğru orantılı olduğunu düşünüyorum. Refah, daha bir iyi ve yaşamı ve eğitimi, daha bir iyi bir yaşam bir eğitimse, kadının daha özgür olduğunu bir anlayışı hakim kılacaktır. Kadının dünya genelindeki konumu ancak bu şekilde iyileşecektir. Küresel, ekonomik eşitsizliğin giderilmesi ve eğitim imkanlarının iyileştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Cinsiyet ayrımcılığı kavramının dünya genelinde yok edilmesi için bugün hemen her ülkede var olan erkek egemen zihniyetin ön yargılardan kurtularak zaman içinde değişmesi de gerekmektedir. Kadınların sorunlarına her düzeyde gösterilen ilgi, son yıllarda önemli ölçüde artmıştır. Keza, siyasi söylem bakımından da kadın-erkek eşitliğine duyulan ihtiyaç daha fazla dile getirilmektedir.'''' TÜRKİYE’DE KADIN HAKLARI Türkiye’de kadın hakları konusunda atılan adımlara ilişkin değerlendirmeler de yapan Erdoğan, Türk kadınının öteden beri bölgesindeki pek çok ülkeden daha ileri haklara sahip olduğunu belirtti. Erdoğan, kadına seçme ve seçilme hakkının 1934 yılında verildiğini ancak geçen zaman içinde ise eksikliklerin giderilmesi için önemli adımlar atıldığını söyledi. Bu konuda son dönemde yapılan çalışmaları anlatan Erdoğan, Türkiye’nin ''''Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesi''''ne de taraf olduğunu anımsattı. Türkiye’nin kadın hakları ve kadına karşı şiddetin önlenmesi konusuna verdiği önemi, uluslararası forumlardaki faaliyetleriyle de ortaya koyduğunu anlatan Erdoğan, kadınlar için daha çok çalışmak ve mesafe kat etmek gerektiğinin bilincinde olduklarını anlattı. Türk kadının parlamentodaki temsil oranının yüzde 4 olduğunu, bu oranın dünya geneline göre düşük olduğunu ifade eden Erdoğan, bu oranı süratle kadınların lehine yükseltmek gerektiğini söyledi. Kadının siyasetteki konumunu ve temsil gücünü yapılmakta olan çalışmalarla aşma kararlılığında olduklarını ifade eden Erdoğan, çalışan kadın oranının da dünya geneline bakıldığında düşük olduğunu belirtti. Türkiye’nin az gelişmiş yörelerinde çeşitli sebeplerle okula gidemeyen kız çocuklarının eğitimi için başlatılan kampanyalar hakkında da bilgi veren Başbakan Erdoğan, Türkiye’nin her alanda bir atılım içinde olduğunu söyledi. Başbakan Erdoğan, ''''Çok yakın bir gelecekte kadın haklarının geliştirilmesi konusunda kat ettiğimiz mesafeyi de gururla takdim edebileceğiz. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın. Benim ülkem, insanı ilgilendiren her alanda olduğu gibi kadın hakları konusunda da örnek alınan bir ülke olmalıdır, öyle olmalıdır'''' dedi. ''''KÜRESEL BARIŞA KATKIDA BULUNMAYI AMAÇLIYORUZ'''' Türkiye’nin küresel barış ve refaha katkıda bulunmayı amaçladığını ifade eden Erdoğan, medeniyetler ittifakı, Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi gibi girişimlerde Türkiye’nin aldığı rolün bu amaca hizmet ettiğini belirtti. Çalışmaları yürütürken, kadının toplum içindeki rolü ve demokratik gelişime katkısı üzerinde özellikle durduklarını belirten Erdoğan, bu yöndeki çalışmaların devam edeceğini ifade etti. Eşitsizliğin bir seçim, alın yazısı olmadığını vurgulayan Erdoğan, ''''Eşitsizlik, gücün insafına bırakılmış yaşamları boğan bir garabettir'''' dedi. Cinsiyetleri yüzünden ayrımcılığa uğrayan, okumayan, şiddete maruz kalan her kadının insanlığı eksilttiğini dile getiren Başbakan Erdoğan, bu yanlışın sona ermesi gerektiğini söyledi. İnsana değer verilen bir dünyada kötülüklerin azalacağını, kadına değer verilen bir dünyada ise güzelliklerin artacağını söyleyen Erdoğan, sözlerini, ''''Bunu fark ettiğimiz ölçüde eşitsizliklerin kaynağına inebilecek, dünyayı daha yaşanır bir yer haline getirebilmek için çarpıcı adımlar atabileceğiz'''' diyerek tamamladı.

İLGİLİ HABERLER