Gündem
  • 11.6.2004 17:12

MESUT YILMAZ DEMİREL'E DOKUNDURDU!...

Mesut Yılmaz: AKP, geçmişte bize seçim kaybettiren ekonomik politikaları sürdürüyor. Türkiye gibi henüz piyasaların yeterince geniş olmadığı ülkelerde IMF'le işbirliği halinde yürütülen çok ciddi istikrar programları, her an deflasyonla karşı karşıyadır. Yani ekonomik durgunluk. Bunu aşmanın yolu ihracatı teşvik ve yabancı sermayeyi çekmektir. Şu ana kadar somut bir netice alınabilmiş değil. İstikrar politikasından vazgeçilemez. Vazgeçildiği takdirde Türkiye daha kötü bir durumla karşı karşıya kalır. Bunun yanında yatırımları artıracak, bunu da daha çok dış kaynaklarla besleyecek yeni tedbirler almalı. İhale öncesinde zaman zaman Emniyet'ten bilgiler geldi. Bu bilgiler hiçbir zaman doğrudan doğrudan mafya ile sözkonusu kişi (Korkmaz Yiğit) arasındaki ilişkiyi ifade etmiyordu. O kişi bana geldi. Benim bu kişi ile hiçbir irtibatım yoktur. ''Bu kişinin benim lehime devreye girmesi beni saf dışı etmeye yöneliktir'' dedi. Ben de Emniyet'ten aralarındaki direk ilişki delilini getirmelerini istedim. Emniyetin duyuma dayalı bilgi notları ile ihale iptal edemeyiz. Çünkü gider mahkemeye, sonra bizden tazminat alır. Ben başbakanlıktan ayrıldıktan sonra tazminat ödüyorum hala, Bergamalı köylülere mesela... MİT'e sorduk, bizim bu kişiyle (Korkmaz Yiğit) ilgili çalışmamız yok dediler. Bu kişi, ''Beni Güven Erkaya'ya sorun'' dedi. Güven Erkaya'ya sordum. O da olumlu görüş bildirdi. Erkaya benim danışmanımdı o zaman. (Türkbank ihalesine ilişkin olarak) Dile getirilen iddialar doğru çıkmamıştır. Çünkü doğru çıksa, o ihalede o fiyatın sağlanmaması gerekirdi. Normal olarak ihalenin o fiyatlara çıkmaması gerekirdi. Baskı olsa çok daha düşük fiyatlarla kapanması, kamu zararının oluşması gerekirdi. Burada bir irtikap olayı olması gerekirdi. Netice itibariyle ihale iptal olmuş, herhangi bir kamu zararı yok, irtikap yok. Ben bu meselenin gündemde tutulmasından memnun oluyorum. Maalesef gerçeği tam olarak kamuya anlatmak mümkün olmadı. Ben istiyorum ki, bu konudaki gerçekler 10-20 sene sonra değil, mümkün olan en kısa sürede çıksın. Bu da yargı yoluyla mümkün. Yargının bir suç varsa bunu ortaya koyması gerek. Ben başbakan olarak iki düşünceyle hareket ettim. 1. Bu işe mafya karışmasın. 2. Bu satış işlemi bankadaki kamu parasının altında olmasın. 480 milyon dolar ödenmiş, Sigorta fonundan... Ben de dedim ki, 500'den aşağı olmasın. Biz maalesef TBMM olarak, meclis soruşturması konusunda çok kötü bir sınav verdik. Ben bunu değiştirmek için elimden gelen gayreti gösterdim. 91'den sonra sonra Meclis çoğunluğumuz olmadı. Soruşturma yargıya bırakılmalı. 97'de başbakan oldum, 18 aylık sürede 8 tane soruşturma açtılar. (Alaattin Çakıcı) Bizim bir bakanımızla (Eyüp Aşık) tek taraflı bir ilişki olmuş. O da bana haber verdi. O bazı vehimlere kapılmış, ABD'ye onun için ekip gönderdik diye. Türkbank meselesinde Türkiye'ye çok büyük zarar verilmiştir. Tamamen siyasi, manipülasyonlara dayalı iddialarla gereksiz istikrarsızlık dönemi yaşanmış, hükümet değişikliğine gidilmiştir. 6 sene önce olan bu olayın yargının nihai hakemliğine ihtiacı var. Bu iş ehline bırakılmalı. hakimlere bırakılmalı. Hakimlere güvenilmeli. Ben bir buçuk seneden beri hükümetin dışındayım. Dokunulmazlığım yok. Bir araştırma komisyonu kurdular, yazdıkları rapor evlere şenliktir. Gazete makaleleri delil olarak gösteriliyor. Siyasilerin bu meseleyi daha fazla dejenere etmesine mahal vermemek gerekir. Ben talep ediyorum. Buyurun yargıya verin. Yargı ne karar verirse benim boynum kıldan incedir. Habertürk Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 22:22

İLGİLİ HABERLER