İSMAİL GÜNEŞ
SİVAS - Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, suni gündem olarak değerlendirdiği 'kamusal alan' tartışmalarını iktidarın yetkisini kullanarak bitirmesi gerektiğini söyledi.
Yazıcıoğlu, ülkenin gerçek gündemi olan Irak, Kıbrıs ve 'kamu reformu' konularına dönmesini isteyerek, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AK Parti) milletten aldığı yetkiyi kullanamadığını savundu.
Hafta sonunu memleketinde geçirmek üzere Sivas'a gelen BBP Genel Başkanı Yazıcıoğlu, partisin il binasında basın toplantısı düzenledi. İl Başkanı İsmail Yıldız ile partililerinde katıldığı toplantıda Yazıcıoğlu, Türkiye'nin suni gündemlerle meşgul edildiğini ifade ederek, AK Parti iktidarını eleştirdi.
Cumhurbaşkanı ve Yargıtay tarafından başlatılan 'kamusal alan' tartışmasıyla ülkenin yapay sorunların içine itildiğini kaydeden Yazıcıoğlu, şöyle konuştu:
"Resepsiyon sonrasında Cumhurbaşkanı'nın başlattığı ve Yargıtay Başkanı'nın başörtülü diye sanığı mahkemeden dışarı atmasıyla birlikte toplumda ciddi bir kaygı başladı. Kamusal alanda birilerinin belirlediği kıyafetle dolaşılacaksa ve başörtüsü yasak listesine giriyorsa, o zaman Türkiye'de cezaevinden başka yaşayacak yer kalmıyor diye Türkiye'de insanlar tedirgin olmaya başladı. O zaman şunu demek gerekiyor: Kamusal alan olduğuna göre cezaevine de artık başörtülüler alınmamalıdır. Hiç değilse, yaşayacakları hiçbir yer kalmamış olur. Zaten mezarlığa herkes aynı kıyafetle gömülüyor, ama ziyaret edenler de orası da kamusal alan olduğuna göre buraya da kılık kıyafet yasağı getirir. Onun için bu yapay sorunla ilgili görüşüm, Türkiye bir an evvel hiç zaman geçirmeden bu kamusal alan ve başörtüsü ilişkisinden kaynaklanan saçma sapan tartışmaya son vermelidir. Endişeye, kaygıya sevk eden antidemokratik tartışmalara, bu tür yasakçı mantığa artık geçit verilmemelidir. Nereden ve kimden gelirse gelsin buna karşı en kararlı tepkiyi ortaya koymak mecburiyetindeyiz. Türkiye yasakların hakim olduğu, yasakçı mantığın hakim olduğu ve bir kısım insanların inançlarından dolayı dışlandığı, aşağılandığı, hakir görüldüğü ve bir köşeye itildiği bir ülke olmamalıdır. Milletten aldığı yetkiyi adam gibi kullanarak, bu sorunlara kararlı çözümler üretmelidir. Bu yapay tartışmaları, iktidar gücüyle yasal düzenlemelere çevirerek ortadan kaldırmalıdır. Bu tartışmalar, Türkiye'yi ne Avrupalı ülke yapabilir, ne doğulu yapabilir. Muz cumhuriyeti bile yapamaz. Bu kadar köklü geçmişi olan bu ülkeyi bu duruma düşürmeye kimsenin hakkı yok. Kamusal alan, özel alan hiçbir yerde insanlar hakir görülmemeli, inançlarından dolayı dışlanmamalı, farklı muameleye maruz bırakılmamalıdır. Eğer böyle olursa o zaman eşitsizlik ve adaletsizliğin getirdiği sonuç Türkiye'yi demokratik olmaktır çıkarır. Türkiye laik, demokratik, sosyal hukuk devleti ise bu devlette birinci, ikinci sınıf vatandaş olmaz. Bölücülük, ayrımcılık olmaz. Hukuk herkes için eşit kullanılır, kamu hizmetlerinden her kez eşit davranılır, dışlanma, bölücülük ve farklı davranmak olmaz. Bunu planlı veya plansız yapanlar, Türkiye'nin asıl gündeminin ve sorunlarının üzerini örtmektir."
Hükümetin dış politikasındaki çalışmalarını da eleştiren Yazıcıoğlu, Kıbrıs'ın Girit yapılmaya çalışıldığını, Irak konusunda Türkiye'nin caydırıcılığının ortadan kaldırılmaya çalışıldığını ve mutlaka meslek liselerinin mağduriyetinin giderilmesi gerektiğini de ifade etti.
Kamu reformu tartışmalarına da değinen Yazıcıoğlu, "Kamu reformuna ihtiyacımız var. Merkezi yapının meydana getirdiği engeller ortadan kaldırılmalı. Ancak hükümet, kamusal reform konusunda tartışmayı başlattı, fakat net bir veri ortaya koyamadılar. İktidarın kasaya koyduğu ve sadece sızıntıların ortaya çıktığı Kamu Reformu Yasası mevcut haliyle yasalaşırsa Türkiye Yugoslavya'ya döner" diye konuştu.
Yazıcıoğlu, açıklamasının sonunda partisinin MKYK üyesi Fatih Cebeci'nin eşiyle birlikte aldığı 'çocuk yapmama' protestosu hakkında da açıklama yapan Yazıcıoğlu, çocuk yapmama kararının partililer arasında ikili düşüncelere neden olduğunu söyledi. Yazıcıoğlu, "Ben bunu gazeteden okudum. 'Yarın bireysel özgürlüğünü kullanamayacak çocuğu haksız olarak görüyoruz ve Türkiye'de bireysel özgürlüğün sağlanana kadar çocuk yapmama kararı aldık' dediler. Partinin içinden buna karşı olanlar oldu.
Karara 'Hayır' diyerek, 'Ülkenin nüfusunu azaltmak isteyenler var. Biz bunun tersini yapmak istiyoruz' diyenler oldu. Arkadaşımızın muhterem eşiyle aldığı bu tür protesto, ülkenin nereye geldiğini gösteriyor. Ben ise bu karara karşı sayılırım. Ben pırıl pırıl ülkemizin gelecekte teminatı olan çocuklar istiyorum. Ben arkadaşın protestosunun mahiyetine katılıyorum ama kendilerine böyle bir sınırlama getirmelerini doğru bulmuyorum. Bu sadece milleti hangi noktaya getirdiklerini gösteriyor" dedi.
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 21:03