MUMCU : BEN ÖZAL'IN ÇIRAĞIYIM, HERKES AYAĞINI DENK ALSIN
ALİ ULURASBA
ANKARA - Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, kendisine 'vaatlerini nasıl gerçekleştireceksin' diye sorulduğunu ifade ederek, "Ben Özal'ın çırağıyım herkes ayağını denk alsın. Nasıl yapılacağını, santim santim, kuruş kuruş koyarım ortaya, mahçup ederim. 'Olmaz' demeden önce 'yapılmaz' demeden önce herkes bir kez daha düşünsün. Ben Özal'ın çırağıyım, ya da biz Özal'ın çırağıyız" dedi.
Ortada büyük bir kaynağın bulunduğunu ve bu kaynağın harcamasının yapıldığını, ancak karşılığında hiçbir şeyin olmadığını belirten Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, "Dershane nedir? Madem okullar var, dershaneler niye var? Ya okulları kapatalım ya dershaneleri" ifadelerine yer verdi.
Genel Başkan Erkan Mumcu, parti grubunda yaptığı konuşmada kendisinin 4.5 milyon çiftçi ailesine asgari geçim desteği vereceğini söylediğini hatırlatarak, kendisine internet üzerinden tepkiler geldiğini 'Nasıl yapacaksın?' diye sorduklarını söyledi. Kendi siyasetlerinin bu gidişatı ters yüz etmek olduğunu ifade eden Mumcu, insanların buna inanamadığını belirterek, "Bundan kolay ne var. Bana garip gelen 5 senede 184 milyon doları kamu bütçesi üstünden 120 milyon doları özel sektör üzerinden borçlandı. Dünya borçlanma faiz oranlarının ortalamasının 5 katı faiz ödeyen bir millet kendisine insanca yaşamayı çok görüyor. Bu nasıl olabilir?" diye sordu.
Üniversitelilerle bir araya geldiğini hatırlatan Mumcu, "İnsanlar mutlaka yükseköğretim görecekler. Gençlerin cevabı, 'Nasıl?' Niye olmasın? Bütün düyada bu böyle, bütün dünyada olabilen, bizde niye olmasın? Neden kendimize güvenmiyoruz? İçine düşürüldüğümüz bir kıtlık rejiminin prangalarını yırtmak. Gençlere izah ettim, üniversitede devlet tekeli kaldırılacak. Herkes için üniversite mümkün" ifadelerine yer verdi. Ortada büyük bir kaynağın bulunduğunu ve bu kaynağın harcamasının yapıldığını ancak karşılığında hiçbir şeyin olmadığını belirten Mumcu, "Dershane nedir? Madem okullar var dershaneler niye var? Ya okulları kapatalım ya dershaneleri" ifadelerini kullandı. Mumcu, kaynağın mevcut olduğunu belirterek, şöyle konuştu:
"Sadece sistemi serbest bırakacaksınız. Bunu ben icat etmedim. Sadece Türkiye için değil, dünya siyaseti için de örnek olabilecek, kendi tasarımlarımız, çözümlerimiz var. Dünyanın bizden örnek aldığı şeyler var. Söz gelimi kültürel mirası koruması".
İyi düşünülmesi halinde yaratıcı çözümler olabileceğini, Türkiye'nin önde yürüyebileceğini, tarih boyunda da bunun böyle olduğunu kaydeden Mumcu, Türk insanının prangalarına çok alışmış olduğunu, ellerinden zincir çözülmesine rağmen, zincir varmış gibi davrandığını belirtti.
Bundan sonra belli bir periyotta nasıl bir Türkiye hayal ettiğini anlatacağını ifade eden Mumcu, çözümü bir müddet anlatmayacağını kaydetti. Çözümleri iktidarın ve muhalefetin kendisinden kopya ettiklerini söyleyen Mumcu, "Kafa çalışmayınca başkasının aklını taklit ediyorlar. Hiç başka çaresi yok. O mühim değil. Keşke taklit etsinler. Ben Özalın çırağıyım, herkes ayağını denk alsın. Nasıl yapılacağını, santim santim, kururuş kuruş koyarım ortaya, mahçup ederim. 'Olmaz' demeden önce, 'yapılmaz' demeden önce herkes bir kez daha düşünsün. Ben Özal'ın çırağıyım, ya da biz Özal'ın çırağıyız" ifadelerini kullandı.
CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ
Mumcu, cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili değerlendirmelerinde iktidarı ve ana muhalefet partisi lideri Deniz Baykal'ı sert bir dille eleştirdi. Baykal'ın, Başbakan'ın cumhurbaşkanı olmaması için askeri göreve çağırdığını söyleyen Mumcu, "Allah iyiliğinizi versin. Niye milletin kendisine sormuyorsunuz. Hem anamulafetin hem iktidarın ağzından toplumsal mutabakat düşmüyor. Toplumsal mutabakatla seçelim, hadi gel Anayasa değişikliği verelim toplum kendi cumhurbaşkanını mutabakatla seçsin, hiç oralı olmuyorlar. Anladın sen onu. Ayıp. Bizim velinimetimiz demokrasi, sen görevini yapma, görevinden kaç, başkalarını göreve çağır, ayıp. Getirin sandığı halkın önüne çok kolay, çok mümkün, aslan gibi çıkın aday olun, halk bunu takdir edecektir. Ama esas mesele kimin cumhurbaşkanı olacağı değil esas mesele Türkiye bürokratik otoriteyle yönetilen bir millet mi olacak, demokratik otoriteyle yönetilen bir devlet mi olacak? Bu fark her şey demektir. Bu fark ekenominin gücü demektir, demokrasinin kalitesi demektir, insanın işi, aşı demektir" dedi.