Gündem
  • 17.8.2005 16:30

MUMCU: ''''KÜRT SORUNU TANIMLAMASI, PKK''NIN PROPAGANDASINA HİZMET EDER''''

ZAFER ÇAKMAK ANKARA (İHA) - Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, bölücülük sorununun çözümü için ulusal bir stratejiye ihtiyaç olduğunu belirterek, bu stratejiyi ulusallaştırmanın adresinin TBMM olduğunu belirtti. Mumcu, Başbakan Erdoğan''ın Diyarbakır''da terör örgütü PKK tarafından yalnız bırakıldığını ve böylece bölücü örgütün mevzi kazandığını öne sürdü. ANAVATAN Partisi Genel Başkanı Mumcu, gazete ve haber ajanslarının Ankara Temsilcileriyle ANAVATAN Genel Merkezi''nde bir toplantı yaptı. Mumcu, toplantıyı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan''ın, ''söyleyecek sözü olan varsa söylesin'' çağrısı üzerine gerçekleştirdiğini belirtti. Amacının medya üzerinden iletişim kurmak değil, medya ile iletişim kurmak olduğunu dile getiren Mumcu, Başbakan Erdoğan''ın Diyarbakır gezisi ve ''Kürt sorunu'' tanımlaması ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Yeni bir evreye geçmek üzere olan bölücü örgüte karşı Türkiye''nin dikkatini toplamaya dönük bir ortak araştırma yapmak gerektiğini ifade eden Mumcu, sivil siyasetin bu alanda bir inisiyatif geliştirme zorunluluğu bulunduğunu bildirdi. Türkiye''nin adını koyamadığı bir akıl tutulması içinde olduğunu, yatıştırma, görmezden gelme, yok sayma anlayışının hakim olduğunu ileri süren Mumcu, Türkiye''nin karşı karşıya bulunduğu sorunun adını koymaktan çekindiğini dile getirdi. Soruna ''terör'' sorunu olarak bakılmasının büyük bir yanılgı olduğunu vurgulayan Mumcu, yaşanan sorunun bir ''bölücülük'' sorunu olduğuna işaret etti. Sorunun terörden ibaret olmadığını kaydeden Mumcu, bölücü hareketle mücadele konusunda yürütülen devlet politikasının bazı zaaflar içerdiğini savundu. Mumcu, sorunun gerçek adının ''Türkiye''nin milli birlik ve bütünlüğünün korunması sorunu'' olduğunu dile getirdi. Türkiye''nin karşı karşıya olduğu bölücü hareketin elebaşılığını bugüne kadar PKK''nın yürüttüğünü anlatan Mumcu, PKK''nın bugün Kürt hareketinin içindeki diğer bütün unsurları sindirme kararlılığını sürdürdüğünü vurguladı. ''''KÜRT SORUNU'''' KAVRAMI Başbakan Erdoğan''ın Diyarbakır''da yaptığı ''Kürt sorunu'' tanımlamasının bölücü örgüt PKK''nın, tezi haline getirdiği bir vurgu olmasından dolayı söylenmemesi gereken bir söz olarak gösterildiğine işaret eden Mumcu, bu görüşe kendisinin de katıldığını belirtti. PKK''nın ''terör olmadan olmaz'' dediğine dikkat çeken Mumcu, bu noktada teröre odaklı bir paniklemenin içine girmenin hiç anlamı olmadığını vurguladı. ''Kürk sorunu'' ve ''demokratik Cumhuriyet'' ibarelerinin PKK tarafından içine özel anlamlar yüklenen ifadeler olduğunu kaydeden Mumcu, bu kavramların resmi bir ağızdan tekrar ediliyor olmasının yarattığı çağrışımın, bunun parola etkisi olduğunu ifade etti. ''Kürt sorunu'' tanımını incitici bir dille 3 ay önce reddeden başbakanın bombalar patladığında bunu kabul ettiğini savunan Mumcu, Erdoğan''ın daha ileri gidip ''demokratik Cumhuriyet'' ibaresini söyleyebildiğini ve hata yapıldığını kabul etme anlamına gelecek bir tutum takınabildiğini söyledi. Mumcu, başbakanın yapmak istediğinin bu olmayabileceğini; ancak PKK''nın propagandasının bu olduğunu ifade etti. Soruna ''terör odaklı'' olarak bakanların yanılgısına işaret etmek istediğini belirten Mumcu, bu konuya ilişkin ortak bir stratejiye ihtiyaç olduğunu kaydetti. Mumcu, bunun için ulusal bir stratejiye ihtiyaç olduğunu ve stratejiyi ulusallaştırmak için adresin TBMM olduğunu kaydetti. TBMM''nin, bu sürecin sürekli dışında tutulduğuna dikkat çeken Mumcu, burada ortaya çıkan zaafın, hedef kitlesi üzerinde otoritesini kaybetmek üzere olan bir örgüte yeniden can verdiğini savundu. 1 ayı aşkın süredir Meclis''i olağanüstü toplantıya çağırdıklarına işaret eden Mumcu, çağrılarının duymazdan gelindiğini kaydetti. ''''BÖLÜCÜ ÖRGÜT YENİ BİR EVREYE GİRDİ'''' Türkiye''nin uzun zamandır terör marifetiyle refleksleri üzerinden yönetilen bir ülke haline geldiğini ileri süren Mumcu, teröre karşı refleksin yeterli olmadığını bildirdi. Terörün, bölücü hareketin kullandığı bir araç olduğunu ve bunun taktik evreleri bulunduğunu anlatan Mumcu, PKK''ya yakın çevrelerin bunu bir ateşkes mantığı içinde okumalarının, sürecin bir taktik evresinde olunduğunu açıkça ortaya koyduğunu dile getirdi. Bölücü hareketin yeni bir evreye girdiğini vurgulayan Mumcu, bilinen klasik terör yöntemleri dışında da eylemlilik modelleri olduğunu, bunların çok tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini ve bu modeller karşısında Türkiye''nin ne yapacağına dair kendilerini ikna eden bir hazırlığı olmadığını kaydetti. Türkiye''nin 1 Mart tezkeresiyle müzakere eden taraf olma pozisyonunu kaybettiğini dile getiren Mumcu, bölücülük sorununun çözümünün de Türkiye''nin müzakere eden taraf olma pozisyonunu yeniden kazanmasından geçtiğini kaydetti. Mumcu, bunu yeniden kazanmanın da Türk-ABD ilişkilerinin değerini bilmekten geçtiğini ifade etti. Türkiye''de öncelikle temsil krizi ve meşruiyet bunalımının çözülmesi gerektiğini vurgulayan Mumcu, ''''Bırakın Türkiye yönetimde istikrar ve temsilde adalet sorununun yürütmeyi, en az yüzde 51''le seçebileceği bir sistemin içine girsin. Başkanlık ya da yarı başkanlık. Tartışılabilir. O zaman yürütme yasama tarafından denetlenebilir. O zaman insanların zihnindeki meşruiyet sorununu da çözmüş oluruz'''' diye konuştu. Bugün yapılan ve ''açılım'' denen şeyin bombalar patlamadan yapılması gerektiğini ifade eden Mumcu, bunun bugün de bölücü literatürden arınmış kavramlarla yapılmasının yanlış olduğunu dile getirdi. Teşhis konusunda ortak anlayış birliğine gidilmesi gerektiğini ifade eden Mumcu, ''''Özellikle uluslararası ilişkilerde karşı karşıya kalacağımız bölücülüğün yeni bir evreye geçmekte olduğunu anlamak zorundayız ve çözüm dayatmalarına hazırlıklı bir strateji kurmalıyız. PKK''nın hiçbir zaman kati olarak tasfiye edileceğini düşünmüyorum. Başka yerlerde, başka amaçlarla, başka işlere de yarayabilecek bir örgüt olarak varlığının korunması istenecektir. Bu, Türkiye''nin iradesini en azından bugün aşan bir şeydir'''' şeklinde konuştu. ''''GÖRECELİ MAHRUMİYET DUYGUSUNU YARATAN HER ŞEYDEN UZAK DURULMALI'''' Mumcu, sorunun çözümüne yönelik çözüm önerileri de getirdi. Hükümetin net bir şekilde bölücülüğe karşı tutum ortaya koymak zorunda olduğunu belirten Mumcu, sorunun bölücü örgüt tarafından tasarlanmamış; ama varolan başka bölümlerinin de görülmesi gerektiğini söyledi. Göreceli mahrumiyet duygusunu yaratan her şeyden uzak durulması gerektiğini anlatan Mumcu, paralel toplum algılamalarına neden olabilecek her şeyden kaçınılması gerektiğine de dikkat çeken Mumcu, devletin birliğinin tesis edilmesi gerektiğini, derin devlet-yüzeysel devlet-sivil devlet gibi ayrışmalarla algılanan devlet anlayışının ortadan kaldırılması gerektiğini vurguladı. Hükümetin uyguladığı teşvik politikalarının hiçbir anlam ifade etmediğini da savunan Mumcu, bunun, göreceli mahkumiyet duygusunu pekiştireceğini söyledi. Çözümün sihirli bir dokunuşla, Diyarbakır''da yapılan bir konuşmayla mümkün olacağını kimsenin zannetmemesi gerektiğini belirten Mumcu, çözümün olağan piyasa ve olağan demokratik süreçlerle mümkün olacağını ifade etti. Çözüme yapılacak en büyük katkının, bölücü hareketin eylemlerinden vazgeçmeyeceğinin farkında olmak, komplocu algılamalardan kaçınmak olduğunu ifade eden Mumcu, sürekli taktik mevzilerin kaybedildiğini, bölücü hareketin başbakanı Diyarbakır''da yalnız bırakarak bir mevzi kazandığını vurguladı. Ekim ayı ortalarında bu konuda bir rapor hazırlayacaklarını söyleyen Mumcu, meselenin, milli birliğin sürdürülebilir olmasını sağlayacak tedbirlerin herkes tarafından uygulanması ve ortak duyarlılık gösterilmesi olduğunu vurguladı. ''Kürtlerin sorunları'' tanımıyla ''Kürt sorunu'' tanımının birbirinden farklı olduğunu vurgulayan Mumcu, bu terminolojinin patentli bir terminoloji olduğunu, ''Kürt sorunu'' tanımlamasının, bölücü örgütün hedef kitlesi üzerinde nasıl bir etki yapacağının iyi görülmesi gerektiğini söyledi. Güncellenme Tarihi : 25.3.2016 11:21

İLGİLİ HABERLER