''NAZIM HİKMET'İN MEZARINI TÜRKİYE'YE GETİRECEK MİSİNİZ?'' SORUSUNA BAKAN MUMCU'DAN CEVAP!...
Kültür ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu, Şair Nazım Hikmet'in mezarının Türkiye'ye taşınmasını kişisel olarak çok büyük memnuniyet ve mutlulukla karşılayacağını bildirdi. Mumcu, ''Ancak onu ebedi istirahatgahından nakletmekle hatırasının taciz edilmesine neden olmanın doğru olup olmayacağı konusunda tereddüt taşıyorum'' dedi.
Mumcu, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda, CHP Ankara Milletvekili Yakup Kepenek'in Şair Nazım Hikmet'in mezarının Türkiye'ye getirilmesi konusundaki görüşünü sorması üzerine ''Nazım bence Türkiye'nin en büyük şairlerinden birisi, bence Türkiye'nin medarı iftiharı'' diye konuştu.
Bundan hiç kimsenin kuşku duymadığını kaydeden Bakan Mumcu, bir şairi, bir sanat adamını, bir yaratıcıyı kendi bireyselliği alanındaki tüm unsurları ile kabul etmek ya da reddetmenin doğru olmadığını belirtti. ''Herkesin algıladığı özellikleriyle Nazım dünya çapında bir şairdir ve Türkçe'yi şiir dili olarak dünyaya tanıtmakta önemli olmuştur'' diyen Mumcu, Türkçe yaşadıkça Nazım Hikmet'in Türk edebiyatındaki sarsılmaz yerinin varolacağını ifade etti. Hikmet'in olağanüstü bir vatan hasreti ile yaşadığı ve öldüğünün şiirlerinden anlaşılacağını bildiren Mumcu, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Şiirlerinde de (Anadolu'da bir mezar, başucuna bir taş, uyarına gelirse bir çınar, bunun keyfine doyum olmayacağını) anlatmıştır. Dolayısıyla şiirlerinden yola çıktığımızda böyle bir vasiyetinin varolduğunu düşünebiliriz. Kişisel olarak ben bunu çok büyük memnuniyet ve mutlulukla karşılarım. Bakanlık olarak da büyük memnuniyet ve mutlulukla karşılarız. Ancak onu ebedi istirahatgahından nakletmekle muhtemel bazı muhalefetler, tartışmalar, denli densiz sözlerin muhatabı kılmak gibi hatırasının taciz edilmesine neden olmanın doğru olup olmayacağı konusunda tereddüt taşıyorum. Böyle bir şey yapmak (Acaba doğru mu?) konusunda kaygılarım var. Kişisel olarak Türkiye için olağanüstü bir kazanım olacağına inanıyorum. Keşke gitmeseydi, keşke yaratıcılarımız, sanatçılarımız ülkesini terk etmek zorunda kalmasaydı. Keşke İstiklal Marşı'nın Şairi (Çölde kumlarla oynamak zorunda bırakıldığından) yakınmak zorunda bırakılmasaydı. Keşke bunlar olmasaydı. Ama bir ülkenin kültür tarihinde bunlar hep oluyor. Keşke düşünce çeşitliliğini, kültürel çeşitliliği olabildiğince geniş bir perspektiften kucaklayabilsek onu yeni bir senteze dönüştürebilseydik ama öğreniyoruz. Her geçen gün belli bir noktaya gidiyoruz.''
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 22:32