NAZMİYE DEMİREL: SÜLEYMAN BEY OYUMUZU KİME VERECEĞİZ
KAYNAK : Haber Vitrini
9.Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel Sabah Gazetesinden Balçiçek Pamir'in sorularını yanıtladı. İlginç konuşmaların geçtiği ortamda en dikkat çekici olan konu ise henüz Demirel ailesinin oylarını hangi partiye kullanacaklarını belirlememiş olması. İşte Pamir'in Demirel ile yaptığı söyleşi...
Demirel'i Anadolu besliyor
Demirel güne saat 6'da başlıyor, gazeteleri okumadan kahvaltıya oturmuyor. Sofra özene bezene hazırlanıyor. Masada bir tek kuş sütü eksik. Süleyman Bey açıklıyor: Gördüğün herşey bize gönderiliyor, sevenimiz çoktur
Sabah saat 07.20... Ankara'nın o ünlü sokağına gidiyorum; Güniz Sokak. Süleyman Demirel ile tam bir gün geçireceğim ve tempo bu saatte başlıyor. 10 dakika içinde kahvaltıya oturmamız gerekiyormuş. Demirel'in danışmanı Türker Bey telefonda "Balçiçek Hanım bir şey yemeden gelin, bizim sofralar zengin olur" diyor. Zaten o saatte ben ne yiyebilirim ki? 'Kahve olsa da içsem, kendime gelsem' diye düşünerek taksiden iniyorum. Korumalar telaşlı, "Balçiçek Hanım nerede kaldınız?"
"Buradayım buradayım, zaten 5 dakika daha var" diyorum. Apar topar içeri alınıyorum. Bir üst kata çıkıyoruz. Evin konumu bir ara sokağın tam ortasında. Karşısında ise adeta Demirel'in kantini haline gelmiş ünlü Hacıbey Lokantası...
Salona giriyorum. Rengarenk... Etrafıma şöyle bir bakınıyorum; o kadar çok incelenecek obje, kitap ve süs var ki, nereden başlasam diye düşünürken guguklu saat çalıyor: Saat 7.30. Süleyman Bey kapıda gözüküyor. Hay Allah hiçbir tarafa yakından bakamadım. Zaten ayıp da olurdu. Şöyle ayaküstü bir sohbet ediyoruz. Günlük programıyla ilgili bilgiler alıyorum. Ardından Süleyman Demirel içeriye doğru sesleniyor; "Nazmiye, kızımız geldi."
Yavaş adımlarla içeri giren Nazmiye Demirel'i uzaktan izliyorum. Kendinden emin, sabah saatlerine göre fazlasıyla şık ve bakımlı. Makyajı özenli, aksesuvarları yerli yerinde. Gülerek elini uzatıyor: "Sen nereden bizim kızımız oluyormuşsun?"
BİZE 6 SAAT UYKU YETER
Demirel çifti güne 06.00'da başlıyor. Gece yarısı biraz geç yattıkları için sabahın bu saatlerinde kalkmak pek zor olmuyormuş. Demirel'in deyimiyle altı saat uyku yeterli. Süleyman Demirel her gün giyindikten sonra bütün gazeteleri detaylıca okuyor, TRT'den haberleri dinliyormuş. "Niye TRT?" diye soruyorum. "En kapsamlı, yansız ve doğru haber" diyor. Yabancı basını da yakından takip ediyormuş. Nazmiye Hanım bu konuda biraz dertli. Sabahları sofraya geç oturulmasından pek şikayetçi. Demirel ise disiplinli; gazeteler okunmadan kahvaltı masasına geçilmez! Ben gittiğimde tabii ki bütün gazeteler okunmuş, radyodan haberler dinlenmiş ve kahvaltıda konuk olduğu için garson çağrılmıştı. Sofra gerçekten de özene bezene hazırlanmış. Salonun önemli bir bölümünü kaplayan yemek masasında bir kuş sütü eksik. Süleyman Bey açıklıyor: "Burada gördüğün hemen hemen her şey bize gönderilir. Sevenlerimiz çoktur."
Gerçekten de masada sonradan Ayvalık ve sele zeytini olduğunu öğrendiğim zeytinler; Urfa, Erzincan ve Ezine peynirleri var. Ekmekler ise bin bir çeşit. Vazgeçemediklerini soruyorum. Masada yağsız-tuzsuz peynir, bal ve tabii ki Demirel'in meşhur mısır ekmeği hiç eksik olmazmış.
KONUKLU KAHVALTI GELENEĞİ
Sabahları kahvaltıda bile konuk ağırlamayı adet haline getirmişler. Nazmiye Hanım gerçekten misafirperver. Bütün masayı idare eden o. Garsonu yönlendiren, kimsenin tabağında eksik kalmamasına dikkat eden hep o. Çok belli etmemeye çalışsa da eşinin de sık sık ne yaptığına bakıyor. Başka bir şey konuşuyor olsa bile kulağı Süleyman Bey'de. Salonun her tarafında kuş cıvıltıları. Çiçekleri ise Nazmiye Demirel'in gözbebekleri. Bahçeden sık sık simitçinin ya da başka bir satıcının sesi geliyor. Süleyman Demirel bu durumdan çok memnun: "Evi böylesine halkın içinde olan, neredeyse bahçesinden satıcının geçtiği bir siyasetçi daha var mıdır?" diyor.
Süleyman Demirel sağlığına son derece düşkün. Yediğine içtiğine çok dikkat ediyor. Sabah mönüsünde yağsız peynir, ekmek ve domates, öğlenleri ise sebze ağırlıklı bir yemek bulunuyor. Akşam yemekleri için tercihi beyaz et, özellikle balık. Doktor kontrollerini de aksatmadan gerçekleştiriyor, gerekli ilaçları kimse uyarmadan alıyor. Bir anlamda kendi sağlığı kendisine emanet. Tabii Nazmiye Demirel'in de gözü üzerinde...
NAMAZ BİZİ HER ZAMAN BEKLER
Süleyman Demirel'in her günü planlı. Sadece Cuma günleri kabuller namaza göre ayarlanıyor. Namaz için tercih edilen camii Söğütözü. Hem ulaşım açısından kolay, hem de çok göz önünde değil. Ara sıra eğer program kayarsa Çankaya Camii'ne gidiyor. "Hiç geç kaldığınız oldu mu?" diye soruyorum. "Eğer birkaç dakika kadar geç kaldıysak namaz bizi bekler" diye cevap veriyor.
Demirel kahvaltısı bittikten sonra alt kata inmek için hareketlendiğinde Nazmiye Hanım da üst kattaki program için kollarını sıvıyor.
Nazmiye Hanım ile vedalaşırken bana çıkışta Ali Şener'in çocuklarının asılı fotoğraflarını gösterirken son derece duygusal. Gerçekten de yeğenlerine çok düşkün. Beni uğurlarken "Bir daha gel ama bu sefer oturmaya gel, çok başarılı olursun inşallah, kızlar zaten hep başarır!" diyor.
Süleyman Demirel aşağı kata inerken bana el emeği göz nuru kaftanını gösteriyor ardından ekliyor: "Hadi çabuk ol, programımız çok dolu..."
Sahi Demirel, biz kime oy vereceğiz
Nazmiye Hanım pek ilgili gibi davranmasa da, Süleyman Demirel'in bütün konuklarını, işlerini ve kabullerini yakından izliyor. Her ne kadar Demirel aksini savunsa da eşi bile onun aktif siyasetten pek de uzaklaşmadığı görüşünde.
* Süleyman Bey aktif siyasette değilim diyor ama temposu aktif siyasette olanlardan daha fazla. Siz ne diyorsunuz?
Aktif siyasette değilim mi diyor? (Gülüyor)
(O sırada Demireller'in nerede oy vereceğinin kontrolü yapıldığı bilgisi geliyor.)
* Nazmiye Hanım ne düşünüyorsunuz bu seçim meselesi için?
Sahi Demirel, biz kime oy vereceğiz? Gerçekten soruyorum, gülmeyin. Herkes geliyor bana soruyor. Sen bana bir şeyler söyle de, ben de onlara doğru bir şey önereyim.
S.D: Dur Nazmiye, bakacağız izleyeceğiz. Bu dönem liderleri izleme dönemi.
N.D: Hayır izleme dönemi ama insanları aydınlatmak, bir yol göstermek lazım. Kimse ne yapacağını pek bilemiyor. Haksız mıyım? Herkes birbirine ne yapacağız diyor?
* Size niye soruyorlar?
Kadınlar devamlı bastırıyorlar, bizim kime oy vereceğimizi merak ediyorlar. O yüzden Demirel'e soruyorum.
S.D: Bu halkın önünde önemli bir fırsattır. Seçmen gidecek sandıkta kendi vicdanına göre oy verecek. Öfkeyle, hiddetle davranmamak lazım. Tekrar tekrar söylüyorum çoğunluk aldanmaz. Herkes en doğru kararı kendine göre verecektir.
Beş çayları çok değişmiş
Nazmiye Hanım bildiğim kadarıyla pek röportaj vermeyi sevmez ama aklımda öyle çok soru var ki dayanamayıp soruyorum. Her defasında bana gülerek ve her şeyin çok farkında olarak cevap veriyor, hani sanki 'söyleşi yapmam dedim ama sen yine de beni konuşturuyorsun' der gibi...
* Süleyman Bey'in görüşmeleri devam ederken siz neler yapıyorsunuz?
O kadar çok şey var ki yaptığım, benim tempom ondan daha yoğun.
BU ADET NEREDEN ÇIKTI?
* Ne gibi?
Onun alt katta kabulleri varsa benimde üst katta kabullerim oluyor. Hatta bizim ağırlamamız biraz daha farklı, bir şeyler ikram ediyorum. Aşağıdaki mozaiği bizde yukarda yakalıyoruz. Konukların eşleri, tanıdıklar, tanımadıklar... Tempom benim de hiç yavaşlamıyor ki.
* Ne ikram ediyorsunuz? Yemeğe mi geliyorlar?
Daha çok "beş çayı"na. Bu beş çayları da Türkiye pek bir değişmiş vallahi. Geçenlerde arkadaşları çağırdım. Benim için önemli olan bir parça güzel peynir, belki bal, çay ve güzel kızarmış ekmektir. Ama meğer beş çayında dolmalar, börekler, sıcaklar veriliyormuş. Çok değişmiş. Ben yine de aynı tas aynı hamam devam edeceğim. Öyle dolmalar, zeytinyağlılar beş çayında olur mu? Nereden çıkarmışlar bu adeti?
* Yemek yapmayı sever misiniz?
Bayılırım. (Araya Süleyman Bey giriyor ve Nazmiye Hanım'ın çok güzel yemek yaptığını söylüyor.)
* En iyi yaptığınız yemek nedir?
Hemen hepsini... Demirel ne isterse, canı ne çekerse anında onu masaya koyabilirim. Tabii öyle ağır yemekler tercih etmiyoruz.
* Dışarıda yemek yemez misiniz?
Çok nadir yeriz. Ancak davetler olduğu zaman... Sabah kahvaltısı, öğle yemeği ve akşam mutlaka burada, bu katta yenir.
* Salonunuz inanılmaz renkli. Ayrıca her taraf çiçek. Terastaki kuşlara da bayıldım...
Onlar çok geveze; arada sırada gelip bakarsan çok sevinirim doğrusu. O kadar çoklar ki (Gülüyor) Ama İstanbul'dan da kuş bakmaya gelinmez ki değil mi?
CUMARTESİ-PAZAR İŞ YOK
* Peki hafta sonu ne yapıyorsunuz?
Cumartesi, Pazar dinlenme zamanı. İş yoktur.
* Akşamları?
Bütün kabuller bittikten sonra Demirel 45 dakika kadar bir uyku çeker. İşte bence o uyku ayakta tutuyor onu. Hemen dinlenir ve televizyon seyrederiz, yine konuklar olur ya da bir şeyler okuruz. Şu ortada gördüğün kitaplar bir yukarı çıkar bir aşağı iner. Demirel akşamları muhakkak kitap okur eğer konuk yoksa.
* Peki siz ne yaparsınız?
Ben daha çok televizyon izlerim.
Balçiçek PAMİR
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 17:56