Gündem
  • 22.11.2003 18:14

PERİNÇEK : SON SALDIRILARIN ABD-İSRAİL OPERASYONU OLDUĞUNU HÜKÜMET DE BİLİYOR

Hükümet kurmayları, bize 15 ve 20 Kasımdaki terör eylemlerinin “CIA ve MOSSAD tarafından örgütlendiğini” açıkça söylediler. Türkiye’yi savunma kararı olmayan bu hükümet, 20 Kasım 2003 günü bitmiştir. Tayyip Erdoğan derhal istifa etmelidir. Cumhurbaşkanı Sezer, iç ve dış tehdide karşı milletin meclis içindeki ve dışındaki bütün güçlerini kucaklayacak bir Millî Hükümetin kurulması sürecini başlatmalıdır. Özetler * HEDEF TÜRKİYE: Türkiye sallanıyor, İngiltere değil, İsrail değil. Çok açık, hedef Türkiye’dir! Bombalamalar, Süleymaniye’deki çuval eyleminin devamıdır. ABD-İsrail ekseni, Türkiye’ye karşı stratejik düşmanlık mevzisine girmiş bulunuyor. * ABD-İSRAİL TERÖRÜ: Türkiye’nin millî meselesi, ABD güdümlü bölücü ve gerici terörle mücadeledir. ABD ve İsrail ise, Türkiye’den “İslamcı teröre karşı mücadele” yaftası altında müslüman komşularıyla savaşmasını istiyorlar. Daha vahimi, ABD ve İsrail, Türkiye’de bölücü ve gerici terörü örgütlemekte ve desteklemektedirler. * KUKLA DEVLETE BEKÇİLİK DAYATMASI: Kukla Devleti ilan etmek için ABD’nin iki planı var: Birincisi, Kukla Devleti Türkiye’nin bekçiliğinde kurmak. İkincisi, Kukla devleti Türkiye’ye rağmen kurmak. * BOMBALARA DAVETİYE 3 KASIMDA ÇIKTI: Türkiye, bugün 3 Kasım 2002 seçiminin sonuçlarını yaşamaktadır. Bombalara davetiye o seçimle yapılmıştı. Sandıktan ABD kuşatması çıkarılarak, Türkiye’nin başına çuval daha o gün geçirilmişti. Sıra çuvalın içindeki Türkiye’yi bıçak darbeleriyle parçalamaya gelmiştir. İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, bugün (22 Kasım 2003 Cumartesi) saat 13.00’te İP İstanbul İl Merkezi’nde basın toplantısı yaparak; “son bombalama olayları, hükümete istifa çağrısı ve milli hükümet planı” ile ilgili açıklamalarda bulundu. Perinçek şunları belirtti: Hükümet kurmayları ve bizzat hükümet yetkilileri, bizlere, 15 ve 20 Kasımdaki terör eylemlerinin CIA ve MOSSAD tarafından örgütlendiğini açıkça söylemektedirler. Hükümetin bildiğini, elbette Türk Silahlı Kuvvetleri de biliyor. İŞGAL TATBİKATI, ÇUVAL GEÇİRME VE EN SONUNDA BOMBALAMA ABD Ordusu, 24 Temmuz ile 15 Ağustos 2002 arasında, “Millenium Callenge 2002” adı altında, 22 gün süren Türkiye’yi işgal tatbikatı yaptı. Bu tatbikatı görememek için, Türk hükümetleri gözlerini kapadı. Bir yıl sonra ABD, 4 Temmuz 2003 günü Kuzey Irak Süleymaniye’de Türk Ordusunun başına çuval geçirdi. Hükümet, çuvalı görememek için, çuvalın içinde gözlerini kapadı. Ve şimdi Türkiye’nin altına bombalar yerleştiriliyor. Hükümet, ABD-İsrail operasyonuyla karşı karşıya olduğumuzu biliyor, fakat millete açıklamıyor. TÜRKİYE SALLANIYOR, İNGİLTERE VE İSRAİL DEĞİL Her şey çok açık: Türkiye sallanıyor, İngiltere değil, İsrail değil. Çok açık, hedef Türkiye’dir! Hedefte, ABD, İngiltere veya İsrail olsaydı, bu eylemler New York’ta, Londra’da, Yeruzalem’de yapılırdı. Bombalar, İstanbul’un altına konuyor, Türkiye’nin temellerine konuyor! İstanbul eylemlerini, İslamcı, Arap veya Türk örgütleri yapmaz ve yapmamıştır. Eylemler, yalnızca ABD’nin, İsrail’in ve kuklalarının işlerine yaramıştır. Nitekim bombalamalardan sonra Amerikancı basın kampanya halinde özellikle Arap ülkelerini, İran ve İslami örgütleri bombalamaya başlamıştır. Böylece Ortadoğu ülkeleri ve halkları, hem patlayıcı maddelerin, hem de psikolojik savaşın hedefi olmuşlardır. Diğer taraftan İsrail ve ABD yetkilileri, Türkiye’ye, teröre karşı işbirliği çağrıları yapmışlar ve İslam ülkelerini hedef alan kendi terör tanımlarını yeniden Türkiye’ye dayatmışlardır. Türkiye’nin millî meselesi, ABD güdümlü bölücü ve gerici terörle mücadeledir. ABD ve İsrail ise, Türkiye’den “İslamcı teröre karşı mücadele” yaftası altında müslüman komşularıyla savaşmasını istiyorlar. Daha vahimi, ABD ve İsrail, Türkiye’ye karşı bölücü ve gerici terörü örgütlemektedir. ABD VE İSRAİL TÜRKİYE’DEN NE İSTİYOR ABD ve İsrail, bu terör saldırılarıyla, Holbrooke’un açıkça ifade ettiği üzere, Türkiye’yi şu dayatmalarda bulunmaktadır: 1. Kuzey Irak’taki askerlerini çek! Orada kurulacak Kürdistan devletini tanı! 2. Kıbrıs’ta Annan Planını kabul et ve Kıbrıs’taki askerini çek! 3. İsrail ile Ortadoğu’da stratejik işbirliğine gir! ABD-İSRAİL EKSENİ ABD Irak savaşında batağa saplandı. Amerikan ordusunun içine düştüğü durumun, Vietnam savaşından beter olduğunu CIA raporları belirlemektedir. ABD, bütün Irak’ı kapsayan merkezi bir devlet kuramadı ve kuramıyor. Bu durumda ABD’nin Kuzey Irak’taki Kukla Kürt devletini pekiştirmekten ve bu devleti ilan etmekten başka bir çaresi kalmamıştır. Aslında Irak savaşının asıl hedefi de buydu. Bu Kukla Devlet, ikinci bir İsrail, daha doğrusu İsrailcik olarak, İsrail’in himayesine verilmiştir. İsrail, 150 bin Kürt Yahudisini buraya yerleştirmeye hazırlanmaktadır ve orada Yahudi sermayeli bir kredi bankası açmıştır. Özeti Ortadoğu’da yeni bir eksen oluştu: ABD-İsrail-Kukla Kürt devleti ekseni. AMAÇLARI: KONTROL EDİLEBİLİR PARÇALANMIŞ VE ZAYIF TÜRKİYE Hem ABD, hem de İsrail, Kuzey Irak’taki kukla devletlerini pekiştirmeye ve genişletmeye mecburlar. “Kürdistan” adını taşıyacak olan bu devlet, İsrail’in yavrusu olacak. İsrail devletinin Arapların ortasında yaşaması ve büyük İsrail hedefine ilerlemesi için, Kürt devletinin yaşaması ve genişlemesi şart. ABD planları için de vazgeçilemeyecek olan budur. Bu durumda ABD ve İsrail, Türkiye’nin stratejik düşmanları mevzisine girmişlerdir. Türkiye, hem Kukla Kürt Devleti planlarına boyun eğmesi için, hem de kontrol altında tutulabilmesi için parçalanması gereken bir ülkedir. Çünkü ancak parçalanmış ve zayıflatılmış bir Türkiye’ye ABD stratejisi içindeki görevi kabul ettirebilir. ABD resmi kaynaklarında, Türkiye’ye verilen görev, “Kriz bölgelerine müdahale gücü olmak” diye tanımlanmıştır. Birleşik ve güçlü bir Türkiye bu rolü elbette üstlenmez ve üstlenmiyor. Milli Kuvvetlerin gerçek Türkiyesi bu rolü reddediyor. Bu nedenle Türkiye’nin, ABD açısından kontrol edilebilecek kadar küçültülmesi ve zayıflatılması gerekiyor. ÇUVAL EYLEMİNİN DEVAMI Bu koşullarda Kukla Kürt devletinin ilanı, ABD’nin gündemine girmiştir. Ne var ki Kukla Devlet, ancak Türkiye, İran, Suriye ve hatta Rusya’nın sindirilmesi koşullarında ilan edilebilir ve ayakta tutulabilir. Kukla Devletin önündeki esas engel ise, Türkiye’dir. Türkiye’nin direnci kırılmadan, ABD’nin bu amacına ulaşması mümkün değildir. Bu açıdan bakıldığı zaman, son terör eylemleri, ABD’nin Süleymaniye’de Türk Ordusu’na karşı yaptığı terör eyleminin devamıdır. ABD’NİN KUKLA DEVLET İÇİN İKİ PLANI Kukla devletin ilan edilmesi için, ABD’nin iki planı bulunmaktadır. Birincisi, Kukla Devleti Türkiye’nin bekçiliğinde kurmak. Özal’dan beri izlenen politika buydu. Ancak Millî Kuvvetler, 1995’ten bu yana bu uygulamaya karşı koydular. Bu durumda Türk Ordusunun hizaya getirilmesi ABD için öncelikli meseledir. İkincisi, Kukla Devleti Türkiye’ye rağmen kurmak. Bu planın uygulanması için de, Türkiye’nin iç kargaşalığa itilmesi gerekiyor. YUGOSLAVYA’YI PARÇALAMA MODELİ UYGULANIYOR Görüldüğü gibi her iki planın uygulanması, Türkiye’nin direncinin kırılmasına bağlıdır. Türkiye’ye karşı bir “Kaos Operasyonu”na başlanacağı, İşçi Partisi tarafından aylar öncesinden açıklanmıştır. Yugoslavya eski Genelkurmay Başkanı Pavkoviç’in başında bulunduğu Balkan Bilgi Ağı’nın mesajı, 23 Kasım 2003 tarihli Aydınlık dergisinde yayınlanmış bulunuyor. Türkiye’ye aynı Yugoslavya’yı parçalama modeli uygulanmaktadır. 3 KASIM 2002 SEÇİMİNİN SONUÇLARINI YAŞIYORUZ Türkiye, bugün 3 Kasım 2002 seçiminin sonuçlarını yaşamaktadır. Bombalara davetiye o seçimle yapılmıştı. Sandıktan ABD kuşatması çıkarılarak, Türkiye’nin başına çuval daha o gün geçirilmişti. Sıra çuvalın içindeki Türkiye’yi bıçak darbeleriyle parçalamaya gelmiştir. 20 KASIM 2003 GÜNÜ HÜKÜMET BİTTİ 20 Kasım 2003 günü, bu hükümet bitmiştir. İstanbul’daki patlamalar, aynı zamanda ABD operasyonuyla iktidara getirilen Tayyip Erdoğan yönetiminin sonunu da ilan etmiştir. STRATEJİK PİYON GÖREVİNİ YAPAMADI Çünkü artık bu hükümet, ABD’nin ihtiyaçları açısından da bitmiştir. Tayyip Erdoğan iktidarı, ABD’nin kendisine yüklediği görevleri tam olarak yerine getiremedi. Verilen, birinci görev, Türkiye’yi içerden vurmaktı. Tayyip Erdoğan-Abdullah Gül ikilisi, bu görevinde üstün başarı gösterdi. Türkiye tarihinde hiçbir iktidar döneminde, bu kadar yoğun ihanet, bu kadar dar zamana sıkıştırılamamıştır. Ancak ABD için bunlar yetmiyor. Okyanusun ötesindeki “büyük müttefik”, Türkiye’nin stratejik piyon olmasını istiyor. Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül hükümetlerinin programlarına bakınız, tam da ABD’nin formülüyle, “Kriz bölgelerine müdahale görevini üstlendiklerini” açık açık yazmışlardı. Suç işlemeye kararları vardı, ama güçleri yetmiyor. Türk Ordusunu komşu müslüman ülkelerin üzerine süremediler. AKP YÖNETİMİ MİLLİ KUVVETLER AÇISINDAN HİÇ OLMADI Tayyip Erdoğan iktidarı, ABD açısından bitti; Türkiye açısından ise hiç olmadı. Türkiye’yi tehdit eden büyük belâ tarafından iktidara getirilmişti. Gelişi gayrimeşru! Yüksek Seçim Kurulu kararında bile itiraf edildiği üzere, hukuk çiğnenerek sandıktan çıkarıldı. Sandıktan çıkması, hukuken de gayri meşru! Yaptıkları, millî devlet ve cumhuriyet yıkıcılığı. Yaptıkları da gayrimeşru! Velhasıl millî kuvvetler açısından da miadı dolmuştu. İşçi kitleleri ne diyordu: Şalter inecek, hükümet gidecek! 2003’ÜN SONUNU GÖREMEDİ Bu iktidarın 2003 yılını çıkaramayacağını 3 Kasım seçimi öncesinde sürekli vurguladık, 3 Kasım akşamı da televizyonlardan söyledik. Bazı dostlarımız, “beş yıl gider” diyordu, Tayyip Erdoğan yönetimi, 2003 yılının sonunu göremedi. Ölüm tarihi ile cenazenin kaldırılması tarihini birbirine karıştırmamak gerekir. Şu anda ortada kaldırılması gereken bir cenaze durmaktadır. Hükümetin yerinde ise, boşluk bulunuyor. İstanbul peş peşe sallanıyor. Hükümet yok. Hükümet görevlerini, örneğin asker üstleniyor. Bir hafta içindeki patlamalarla Türkiye’nin gündemine giren soru artık şudur: Tayyip Erdoğan’ı sırtından atan o küheylanın üzerine kim binecektir, ABD’nin yeni hükümeti mi, yoksa Millî Hükümet mi? ABD ORDUDA ÇATIŞMA VE İÇ DARBELER KIŞKIRTIYOR Aydınlık, geçen hafta “Kuşatma nereden ve nasıl yarılacak” sorusunu gündeme getirdi. Daha bombalar patlamamıştı. Ancak Kaos Operasyonuyla yüz yüze geldiğimiz belliydi. Önemli soru şudur: ABD, hükümet seçeneğini nasıl planlıyor? Washington’daki savaş çetesine, Türk Ordusunu denetim altına alacak bir hükümet gerekiyor ve Ordu, bundan sonra ancak silahla denetim altına alınabilir. Bu nedenle ABD, Ordu içinde çatışma ve darbe kışkırtacak, millet ile ordu arasındaki bağları zayıflatacak zorlamalara yönelmektedir. Kaos operasyonunun anlamı buradadır. “Ordu göreve” pankartları ve “Bu iş darbeye gidiyor” başlıklarının (Hürriyet) anlamı da buradaydı. O pankartları açtıranlar, şimdi de bu bombaları patlatıyorlar. ZAMANLAMA ABD’nin Irak’ın genelinde devlet kuramayacağı belli oldu. Kuzey Irak’ta kurduğu devletin de güvencesi yok. Durum acil! İkincisi, Türkiye’de Millî Hükümet planı, işçi hareketleriyle, Cumhuriyet yürüyüşleriyle ciddî bir atak yaptı. ABD’nin bir an önce bu sürecin önünü kesmesi gerekiyor. Orduyu halksız bırakmak, onun için en temel meseledir! HÜKÜMET İSTİFA! Kuşkusuz her atağın bir cevabı vardır. Bir hükümet boşluğu doğduğuna göre, Millî Kuvvetlerin de bu boşluğu doldurmaya yönelik bir çözümü var. Tayyip Erdoğan iktidarı derhal istifa etmelidir. Nasıl olsa istifa edecektir. Bari bu işi zamanında yapıp kendisiyle birlikte milleti de perişan etmesin. AKP içindeki sağduyu sahiplerinin şimdi buna yardımcı olmaları beklenir. MİLLETİMİZE SESLENİYORUZ: TÜRKİYE’MİZİN KENDİNİ SAVUNACAK BİR HÜKÜMETİ YOK Milletimize sesleniyoruz: Türkiye’nin, tehdidin kaynağını milletine açıklayacak bir hükümeti yok! Türkiye’nin kendisini savunacak bir hükümeti yok! Türkiye’nin bütün imkan ve kabiliyetini dış ve iç tehdide karşı seferber edecek bir Millî Hükümet kurması, bütün milletin meselesidir. PARLAMENTO İÇİNDEN VE DIŞINDAN MİLLETİ BİRLEŞTİRECEK BİR HÜKÜMET Cumhurbaşkanı Sezer, iç ve dış tehdide karşı ülkenin bütün imkanlarını seferber edecek bir hükümetin kurulması için, halkın güvenini kazanmış bir başbakan atamalıdır. Veya hiç olmazsa böyle bir sürecin yolunu açacak ve ülkeyi dış müdahalesiz bir seçime götürecek bir hükümetin kurulmasına önderlik etmelidir. Bugün meclisin içinden milleti kucaklayacak bir hükümet çıkarılamaz. Çünkü AKP ve CHP, seçmenin ancak yüzde 40’ını temsil etmektedir. Kaldı ki, bu meclisi oluşturan seçimin kendisi kanunlar çiğnenerek yapıldı. Bu nedenle milletin bütün güçlerinin birleştirilmesi için, meclis dışında kalan işçi hareketinin, kamu çalışanları hareketinin, çiftçilerin, üniversite ve gençlik hareketinin, askerlerin ve meclis dışındaki millî partilerin de hükümette yer alması gerekir. OY AVCILIĞININ İFLAS ETTİĞİ TARİHSEL AN 20 Kasım tarihi itibariyle Türkiye’de politika yapmak, artık parlamenter ayak oyunları tanımının dışına çıkmıştır. Ortam aniden değişmiştir. İktidar olmak için, dış ve iç tehditleri göğüsleyecek geçerli çözümler gerekir. Şimdi anlaşıldı mı, İşçi Partisi yıllardan beri, niçin Kuzey Irak, Kıbrıs ve iç tehdit üzerinde yoğunlaşıyor ve ekonomiyi de bu koşullara göre planlıyor. Oy avcılığının bizzat oy avcılarına da yarar sağlamayacağı bir döneme girmiş bulunuyoruz. Türk ve Kürdüyle, Sünni ve Alevisiyle bütün milletimizi, ABD ve İsrail kaynaklı dış tehdide ve içerde onların örgütlediği bölücü ve gerici teröre karşı kenetlenmeye ve Millî Hükümet için mücadeleye çağırıyoruz. Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 21:06

İLGİLİ HABERLER