KAYNAK : Haber Vitrini
Yaklaşan seçim tarihi, yoğun miting programları, stres ve yetersiz beslenme gibi sebeplerle parti liderleri soğukkanlılıklarını koruyamaz hale geldi.
AK Parti lideri Recep Tayyip Erdoğan, Gebze mitingi sırasında bir seçmenle karşılıklı diyaloğa girerek, “Dinle be, dinle. 9 ay 10 be.” şeklinde hitap ederken, ANAP lideri Mesut Yılmaz, Seçim Arenası adlı programda Uğur Dündar ile ‘sert bir münakaşa’ yaşadı. Yılmaz, seçim stresi ile günde beş adete kadar düşürdüğü sigarasını 2 pakete çıkardığını açıkladı. CHP lideri Deniz Baykal ve DYP lideri Tansu Çiller’in de televizyon programlarındaki eleştirel sorular ve mitinglerde vatandaşın muhalif çıkışları karşısında agresif tavırlar sergiledikleri gözleniyor.
Psikiyatrist Dr. Nihat Kaya’ya göre liderlerin ‘öfkeli, gergin’ tavırları uzun süre yolculuk yapmalarından ve düzensiz beslenmelerinden kaynaklanıyor. Kaya, uyku düzeninin bozulmasının metabolizmayı bozduğunu, bunun da liderlerin psikolojisini olumsuz etkilediğini kaydediyor. Kaya, “Bu durum liderlerin bütün hareketlerine ve konuşmalarına yansıyor.” diyor. Dr. Nihat Kaya, parti liderlerinin gergin olmalarını üniversite sınavlarına hazırlanan gençlerin sınav yaklaştıkça gösterdikleri gerginliğe benzetiyor. Kaya, “Liderler bir sınavda, herkesin ulaşmak istediği bir hedef var ve kıyasıya mücadele ediyor. Bu ortamda karşısına engel olarak diğer liderler ya da muhalif bireyler çıkıyor. Bu engellere karşı da sert tepki gösteriliyor.” değerlendirmesinde bulunuyor.
Prof. Dr. Nevzat Tarhan ise bu gergin dönemde yüksek başarı beklentisi ve kaybetme korkusuyla liderlerin beynin mantıksal alanını değil duygusal alanını kullanmaya başladığına dikkat çekiyor. Siyaset bilimi uzmanı Prof. Dr. Naci Bostancı, bazı liderlerde iyice belirginleşen öfke ve gerilimin sebebini siyasetteki büyük değişime bağlıyor. Bostancı, “Siyasi partiler gittikçe küçülüyor. Genel anlamda küçülmeye doğru giden trend, bazı liderleri epey öfkelendiriyor.” diyor.
Liderler, kendi gerginliklerini seçim meydanlarına da yansıtıyor. Nihat Kaya’ya göre iktidar partilerinin liderleri iktidarı kaybetme endişesinden, muhalefette olmasına rağmen oy potansiyeli düşük partiler ise bu durumu kabullenememekten hırçınlaşıyor. Kamuoyu yoklamalarında en çok oyu alan parti liderleri ise bir an önce iktidara kavuşma endişesinden gerginlik gösteriyor. Kimi uzmanlara göre bu durum seçmen nezdinde rağbet görüyor. Meydanlarda toplanan seçmenler, liderlerden mülayim ve ılımlı değil, hırçın ve öfke yüklü mesajlar bekliyor. Buna en iyi örnek olarak Genç Parti lideri Cem Uzan’ın halkın isteklerini ve yönetime olan tepkisini sert ifadelerle ele alarak başarı sağlaması gösteriliyor.
Bu arada, siyaset bilimi uzmanı Prof. Dr. Naci Bostancı, hırçın politik tavırların Türk siyasetinin ana aksı haline getirildiğini belirterek, liderlerin bazen öfkeli üslubu bilerek tercih ettiğini söylüyor. Bostancı, “Düşük olan oy potansiyelini korumak, seçmeni bloke etmek için duygusal zemin oluşturmak isteyen lider bunu öfke dolu mesajlarla sağlamaya çalışıyor.” tespitinde bulunuyor.
Prof. Dr. Nevzat Tarhan ise öfkelenen liderlerin baskı altında tuttukları gerçek kişiliklerini gösterdiğini savunuyor. Tarhan, ‘öfke mesajlarının’ siyasi bir tuzak olduğunu da iddia ediyor. Buna göre liderler sert ithamlarla birbirlerini kontrol dışı konuşmaya itiyor. Tarhan, bunun psikolojik bir savaş olduğunu vurguluyor. Zira, Tarhan’a göre bir liderin öfkeyle söyleyebileceği bir söz siyasi geleceğini tümüyle etkileyebilir. Uzmanlara göre bu durum sağlıksız değil. Uzmanlar, ancak liderin seçtiği üslubun şiddete götürecek tarza bürünmesi halinde endişe duyulması gerektiğini belirtiyorlar.
Prof. Dr. Nevzat Tarhan’a göre meydanlardaki liderlerin portreleri...
Tayyip Erdoğan (AKP)
Sokaktaki insanlarla iyi diyalog kuruyor, ‘bu bizden birisi’ dedirtiyor. Heyecanlı ve duygusal yapısı risk oluşturuyor. Öfkelendiği zaman kolay hata yapabilir.
Mesut Yılmaz (ANAP)
Muhakeme yöntemlerini iyi kullanıyor; ancak çelişkiler nedeniyle güvenilirliği sorgulanıyor.
Deniz Baykal (CHP)
Doğruları savunuyor; ancak seçtiği kelimeler ve ses tonu incitici. Doğruları söylese bile insanları kırıcı olabiliyor.
Tansu Çiller (DYP)
Kullandığı yöntem daha çok güven uyandırmaya dayalı. Ancak farklı durumlarda farklı tutumlar sergiliyor. Halk kendisinden birisi gibi algılamıyor.
Bülent Ecevit (DSP)
Daha önceki dönemlerde çok iyi iletişim kurmasına rağmen, şu anda sağlık sorunları nedeniyle gerçek kişiliğini ortaya koyamıyor. Şu an aktif değil.
İsmail Cem (YTP)
Kişilik olarak kullandığı kelimeler yumuşak, ancak kendisini yeteri kadar tanıtamadı. CHP’nin başında bulunsa idi çok daha başarılı olabilirdi. Liderlik performansı konusunda yeterli değil; ancak kişilik olarak rahatlatıcı bir özelliği var.
Cem Uzan (GP)
Seçmenlerin duymak istediği şeyleri kendine has üslubuyla söylüyor. Gerçekleşmesi mümkün olmayan şeyler olmasına rağmen toplumun öfkesine tercüman oluyor.
(Zaman)
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 18:26