Gündem
  • 17.3.2006 10:01

SERDAR TURGUT'TAN İLGİNÇ İDDİA: ATAMALARI ÜÇ-DÖRT KİŞİLİK BİR GRUP YAPIYOR

SERDAR TURGUT'UN YAZISI:

Cumhurbaşkanı zor durumda

Çankaya’ya yakın kaynaklardan edindiğim bilgiye göre Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer son ekonomik krizi tetikleyen Anayasa fırlatma olayının üzüntüsünü hâlâ daha taşıyormuş. Cumhurbaşkanı, aslında o dönemde krizin her halukârda çıkmak için fırsat beklediğini ve Anayasa fırlatma olayının bahane olarak kullanıldığını da düşünüyormuş ama yine de olayın sorumluluğunda kendisinin de payı varmış gibi düşünülmesinden son derece üzüntü ve rahatsızlık duyuyormuş. Bu nedenle Merkez Bankası Başkanı’nın asaleten atanmasına izin vermezken o eski olayın verdiği temkin ve duyarlılıkla hareket etmeye çalışıyormuş. Yani olaya bir kavga görüntüsü vermemeye var gücüyle çalışıyormuş.

‘Peki ama bu duyarlılık varsa Cumhurbaşkanı asaleten atamaya neden izin vermedi’ diye sorabilirsiniz. Devlette, hükümetin bürokratik kadrolaşma politikasından büyük rahatsızlık duyuluyor. Cumhurbaşkanı da haklı olarak bu duyarlılığı aktarma merci olarak ve bazı konumların korunmasında kendisini sorumlu tutuyor. Ankara’da söylenenlere göre Başbakanlık’ta üç-dört kişilik nüveden oluşan bir grup tüm atamaları kontrollerinde tutuyormuş. Ve bu atamalarda dikkat edilen ilke hükümet üzerinde etkili olan tarikatlar arasında güç dengesini kollamakmış.

BAŞÇI-GÜLEN BAĞLANTISI

Merkez Bankası’na vekaleten atanan isim, evet bilgisi, birikimi olan bir insandır ama onun Fethullah Gülen grubu ile yakın bağlantısı olduğu da söyleniyor. Bu da devletteki hassas güçlerin tepkisinin doğmasına neden oluyor. Başbakan Erdoğan’ın bile bu tür tartışmaların çıkmasından rahatsız olduğu ve fakat atamalar süreci üzerinde tam kontrolü olmadığı söyleniyor.

Ankara’da tartışılan bir başka ciddi söylenti var. Merkez Bankası Başkanı’nın vekaleten atandığı öğrenilince bazı AKP’lilerin ‘son kale de düştü, artık her yer bizim’ diye konuştukları anlatılıyor. Eğer bu doğruysa, eğer bakış açısı buysa Cumhurbaşkanı’nın bütün riskleri göz önüne alıp direnmesine hak vermemek de mümkün değil. Cumhurbaşkanı bir insanı karısının başörtüsüyle değerlendirmekle yetinmeyecek olgunluğa sahiptir ama şimdi tartışılan bir kadının tercihleri değildir, tartışılan devletin duyarlılıklarına bir saldırıyla alakalıdır.

MERKEZ BANKASI KARIŞTI

Son yanlıştan ders alındığı ve Cumhurbaşkanı bazı sertleşen tartışmaların hassas ekonomik dengeleri nasıl da etkileyebildiğini bildiğinden temkinli davranıyor artık. Şimdi hükümet, Merkez Bankası Başkanlığı işini vekaleten yürütecek bir süre. Ve o sürede yeni başkanın bilgisi ve becerisiyle ön plana çıkmasını, kendisini kabul ettirmesini bekleyecek. Toplum vicdanında mesele halledildikten sonra Cumhurbaşkanı üzerinde tekrar baskı uygulanacak ve atamayı asaleten yapması istenecek o zaman gelince.

Umarım bu olaydan sonra Cumhurbaşkanlığı makamının ne kadar önemli olduğu da anlaşılmıştır ve yine umarım Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesi durumunda olabilecekler artık nettir herkesin kafasında. Türkiye’yi zor günler bekliyor, bu kesin.

Bu arada Merkez Bankası da karışmış durumda. Tabii ki başkan yardımcıları da istifa edip duruyor. Maalesef yıllardır dikkatle oluşturulan kurum kimliği de zedelenmeye başladı bile. Merkez Bankası hükümetin kontrolüne tam alındıktan sonra yeni hedefin Dışişleri bürokrasisi olacağı ve kendine özgü geleneklerini, kurallarını her iktidar döneminde korumuş olan bu kurumun da ele geçirilme hesapları yapıldığı söyleniyor. Umarım hükümet bir büyük hesaplaşmayı filan göze almamıştır, çünkü bu Türkiye’yi çok yaralar.
 (AKŞAM)

Güncellenme Tarihi : 25.3.2016 09:48

İLGİLİ HABERLER