ŞERİF MARDİN: 'AKP' NİN İKTİDARDA OLMASI KEMALİZMİN BİR BAŞARISI SAYILMALIDIR'
Esas itibariyle söylemek istediğimi özetle şöyle ifade edebilirim: Bugün AKP'yi siyasettin ön saflarına çıkaran cumhuriyetin ta kendisidir. Bu açıdan bakıldığında AKP'nin iktidarda olması Kemalizmin bir başarısı sayılmalıdır. Cumhuriyet dört ana koldan kabaca ''taşralı'' adını verdiğim yapının söylemini ve kurumlarını değiştirme potansiyeline sahipti ve değiştirmiştir. Bunları şöyle sayabiliriz:
Ulemanın kaldırılması
Böylece şahısların dinlerini değerlendirmelerinde yeni bir alan açmıştır. Okula devam etmiş vatandaş için bu yenilik gözle görülmeyen bir ''sızma'' şeklinde etkisini pekiştirir. Kimsenin, ortadan kaldıranların bile önceden etkisini hesaplayamadıkları bu gelişmenin en güzel örneği, son zamanlarda İslam konusunda ehil olan bazı kişilerin islam'ın yasakları yerine artık güleryüzünün kaim olması gerektiği şeklindeki serzenişleridir. Buna siyaset biliminde ''öngörülemeyen sonuçlar'' diyoruz. Daha genel anlamda diyebiliriz ki, islam'ın Türkiye'de yeniden güç kazanması, İslam'ı kontrol etmek için yapılan bir reformun paradoksal bir sonucu olmuştur.
Ümmet yerine vatandaş
Bu, Cumhuriyet'in ümmet kavramı yerine koyduğu bir kavramdır. Bu yeniliğin iki yönü üzerinde durmak gerekir: Bir, vatandaşlık, kavram olarak ümmetin yerine geçtiğinde, ümmetin ima ettiği geniş ve şekilsiz kapsam dolayısıyla, daha sınırlı ve bu açıdan toplum içinde seçilen bir hedefe yönelmede daha etkin bir kavramdır. İki, vatandaşlık, ''taşra'' adını verdiğimiz grupça, genelde yadırganmamış, vatanperverliğe önem veren bir toplumda kolayca içerilmiştir. Yurt Bilgisi öğretimi kişiyi Altı Ok'a yönlendirememişse de vatandaşlığın aktif olma yönünü geliştirmiştir. İmanlı vatandaş, bütün vatandaşlar gibi vatandaşlığından çıkarak aktivist olmayı benimsemiştir. Şirket, vakıf gibi kuruluşlarda vatandaşlık hakkını kullanmıştır.
Yeni iktisadi çerçeve
İslam hiçbir zaman müslümanın ticaret yapmasını engellememiştir. Ancak devletin iktisadi çerçeveyi genişleterek şirket, banka, işletme gibi konulara girerek yönlendirmesi islam'da görülmüş bir şey değildir. Pek tabii ki her vatandaş gibi imanlı TC vatandaşı da bu imkanı kullandığında yeni bir dünyaya girmiştir. Bu çerçeve imanını değiştirmemişse de günlük hayatına uyulması gereken yeni öğeler getirmiştir. Nakşibendi banker, artık 19. yüzyılın Nakşibendisi değildir.
Eğitimle değişen
Türkiye'de Cumhuriyet'in getirdiği yeni eğitim, ekseriyetle bilgi dağarcığının genişlemesi ya da ''bilim'' in daha iyi anlaşılması olarak değerlendirilmiştir. Eğitimin getirdiği değişim, işe yarayan bilgi vurgusu ve günlük hayatta ''aleladeliğin'' de üzerinde durulması gereken, ''ayıp'' olmayan bir alan oluşturduğu noktalarında yaşandı.
Cumhuriyetin tartışma adabına uymak zorundalar
* AKP'yi niye cumhuriyetin başarısı olarak görüyorsunuz?
Söylediğim dört yeniliğin sızması söz konusu. Bu, cumhuriyet misyonerliğinin sonucu olarak ortaya çıkmadı, onun öngörmediği yollardan sızdı. Cumhuriyetin öngörmediği ama istemiş olduğu bir sonuçtur.
* Bazıları AKP'nin, cumhuriyetin imkânlarını kullanıp dönüştürmesinden korkuyor...
Cumhuriyetin ne derece dönüştürülebileceğini önceden kestirmek mümkün. AKP'nin gidebileceği bir sınır var. AKP, 1960'dan sonra Cumhuriyetin ortaya çıkarmış olduğu kurumsal tartışma adabını kabul etmek zorunda. Bizim görmediğimiz ama rejimi değiştirmek isteyenlerin kabul etmek zorunda kaldıkları ne kadar kurumsal öğe olduğunu bilmek zor. Varolduğunu, sızdığını bildiğimiz ama sadece belirli zamanlarda gördüğümüz bir şey. Değişme o kadar kolay değil çünkü herkesin kabul ettiği bir sınır var. Bence yapılan yanlışlardan biri, böyle bir sınırın olmadığını düşünmektir.
Zayıfın stratejisi
* AKP'nin performansını nasıl buluyorsunuz?
Bazı şeylerde başarılı, bazılarında başarısız. En başarılı şeylerden biri, eskiden beri ''zayıfın stratejisi'' dediğim, insandan insana ağlar kurmak. Sadece onun adam kayırma yönünü konuşuyoruz ama bunun bir de teşkilat ve kurum oluşturma yönü var. Bunda çok başarılılar. Fakat bir kurumsal geçmişin insana verdiği yeteneklerden olan kanun yapma yeteneği konusunda o kadar güçlü değiller. Yani kurumsal yapı içinde olmanın ortaya çıkardığı iş yapma tarzlarını daha tam olarak hakimiyetleri altına almış değiller. TC kurumlar ideolojisinin ne dereceye kadar ciddiye alınması gerektiğini ancak tecrübeyle görecekler.
* AB konusunda atılan adımları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Dağınık bir tarzları olduğuna inanıyorum. Kendileri için çok önemli olan din hürriyetini teminat altına almanın bu paketlerden geçtiğini çok iyi gördüler. Bir ekseriyete dayanıp bir paket çıkarmak o kadar zor bir şey olmasa gerek. Fakat azınlıkta olsalar aynı fikirlerini ortaya çıkarmakta ve başkalarını ikna etmekte o kadar etkili olmayacaklarını düşünüyorum.
* İslamcılıktan demokrasiye geçiş İslam dünyasında çok raslanan bir durum mu?
Bu Türkiye'deki bazı kurumların çalışması sonucu ortaya çıkmış pratik bir durumdur. Buna benzer hareketler var, fakat Türkiye'nin sağladığı imkanlar başka hiçbir yerde olmadığı için bunun pratik sonuçlarını görmek mümkün değil.
* Bu anlamda AKP diğer İslam ülkelerine örnek oluşturabilir mi?
O kurumları alırlarsa olabilir fakat o kurumların alınabilmesi zor. Burada ulemanın ortadan kaldırılmış olmasının ne kadar önemli bir şey olduğu ortaya çıkıyor. Çünkü Türkiye'de din yavaş yavaş sivil toplumun bir öğesi haline geldi. Ulemanın hala mevcut olduğu, kanunları tefsir ettiği mesela Mısır ve İran gibi yerlerde Türkiye'nin ulaştığı noktalara ulaşılamıyor.
* Muhafazakâr demokrasi kavramının bir karşılığı var mı?
Hem demokrat, hem muhafazakar olan kişiler var. Örneğin ingiltere'de bunun örnekleri çok. Ama Türkiye'deki, Batı'dakinden tamamen farklı bir temel üzerinde yükseliyor. Başka yerlerde de din var, ama bizde bu merkez-çevre ilişkisinin çözülmemiş olmasından dolayı dinin Türk muhafazakarlığında çok daha fazla ağırlığı var.
* AKP'den uzun vadeli siyasi bir hareket çıkar mı?
Bunun iki yönü var. Bir sistematiklik; iki, bu sistematiğin bir sosyal tabana dayanması. Bunların olmaması nedeniyle Türkiye'de birçok parti ortadan kalktı. Bu zaafın aynen AKP'de olduğunu söylemek biraz zor. Çünkü oldukça sistemli, yapılanmış bir söylemle geldiler. İslam'ın söyleminin AKP için olan işlevi doğrudan bir işlev değil. Bir ''imiş gibi'' fonksiyonudur. Ama ''imiş gibi'' fonksiyonu bile, o parti için, ideolojiyi, diğer partilere nispetle daha etkili bir yere koyuyor.
* Tayyip Erdoğan hakkında ne düşünüyorsunuz?
Gören, öğrenen ve dengenin ne olduğunu çok iyi bilen biri. Peki Erbakan bilmiyor muydu? AKP Erbakan tecrübesinden çok şey öğrendi. Erdoğan, karşısındaki güçlerin nasıl teşkilatlandığını bilen ve buna duyarlı olan bir kişi. Aynı zamanda sert konuşacağı yerleri biliyor. Halkla ilişkilerinde sert konuşabilmesi aslında ilginç bir şey.
(Ruşen ÇAKIR/ VATAN)
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 20:45