Gündem
  • 3.5.2005 14:08

ŞEVKET KAZAN'DAN İLGİNÇ YORUMLAR... BİRBİRİ ARDINA YAPILAN AÇIKLAMALAR NE ANLAMA GELİYOR?...

Özkök AKP için şans çünkü ses çıkarmıyor 
CHP-MSP ile MC dönemlerinin Genelkurmay Başkanı Semih Sancar çok değerli, mükemmel bir komutandı. Askeri hiçbir zaman siyasete sokmadı

İcraatta geç kaldılar

Aynı yerlerden geçmiş biri olarak ne dersiniz? AKP şu anda kendi 28 Şubat'mı yaşıyor olabilir mi? YÖK Başkanı Teziç (11 Şubat), Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Ok (l Nisan), Cumhurbaşkanı Sezer (7 Nisan), Genelkurmay Başkanı Özkök (20 Nisan) ve son olarak Anayasa Mahkemesi Başkanı Bumin'in (26 Nisan) art arda irtica uyarılarında bulunan açıklamaları sizce bir sinyal veriyor mu?

AKP ne yapacaksa gelir gelmez yapacaktı. Meydanlarda söylediklerini yapma şansı artık azaldı.

Sistem denilen şey AKP'nin üzerini çizdi mi, çiziyor mu sizce?

Çi-zi-li-yor! Başladı çizilmeler.

11-12 Haziran (1997) gecesi "Abi darbe hazırlığı varmış" diye sizi arayan Meral Akşener'e "Üç İhlâs, bir Fatiha okuyup yat" demiştiniz. Şimdi de duaya başlansın mı, başlanmasın mı?

Şimdi tabii üniversite giriş imtihanları yaklaşıyor. Büyük bir gençlik kesimi üniversiteye girebilmek için hazırlanıyor. Ama bu üniversiteye girişte bunların verdikleri bir söz vardı. Meslek liselerinin üniversite imtihanlarında eşit hakka sahip olması için de söz verdiler. Bu sözü iki dönemdir yerine getiremiyorlar. Bu dönem "Artık bunu yapmalıyız" noktasındalar. Onlar bunu yapmadan yolları kesilmek isteniyor.

Çok ciddi bir şey söylediniz?

Evet!

Bu oturduğunuz yerden ürettiğiniz fikir mi, yoksa doneleriniz var mı?

Donelerim bunlar. Ve tahmin diyelim. Tecrübe de çok önemli. Türkiye'de hiçbir hükümet beş sene gitmemiştir. Bunu hepimiz biliyoruz.

Karşımızda hep 'bir askeri yetkili' vardı

Karşımızda hep "bir askeri yetkili" vardı
Şu konudaki görüşünüzü gerçekten çok merak ediyorum: Genelkurmay Başkam Özkök AKP'nin şansı mı?


Evet, Özkök Paşa Semih Sancar'a benziyor. Semih Sancar çok değerli bir komutandı. CHP-MSP döneminde ve ondan sonra Demirel'le kurduğumuz MC döneminde de o vardı. Mükemmel bir Paşa'ydı. Askeri hiçbir zaman siyasete sokmadı. Çok enterasan bir şey olmuştu. 74'te Adalet Bakanı'ydım. 30 Ağustos merasimlerinin ardından Harp Okulları'nda diploma töreni vardı. Törenden sonra çardakta sohbet ederken Semih Sancar Paşa'nın hanımı bana doğru geldi, "Ben sizden hesap sormaya geleceğim. Siz şeriat nikahı getirmek istiyormuşsunuz" dedi. Kendisine "Hanımefendi, siz benden hesap soramazsınız. Benden önce Meclis, ondan sonra Başbakan, bir de Genel Başkanım hesap sorar. Ama aydınlanmak istiyorsanız ne zaman isterseniz Bakanlığa gelin, ilgili arkadaşım size bilgi versin" dedim. Bunları Paşa da duydu. Ama hiçbir şey demedi, tebessüm etti. Bir keresinde de yine Paşa'nın hanımıyla Oğuzhan Bey (Asiltürk) arasında benzer bir üslupta konuşma geçti. Yine Paşa tebessüm etti. Bir üçüncü defa daha olacaktı ki Paşa müdahale etti, "Hanım!" dedi, "Hanım! Bunlar senin bildiğin adamlardan değil." Allah rahmet eylesin çok başka bir Genelkurmay Başkanı'ydı.

Tam olarak hangi yönleri birbirlerine benziyor?

Özkök Paşa'da da o yumuşaklığı görüyoruz. İlkelerine bağlı ama problem çıkartmıyor. Bakın Refahyol zamanındaki haberlerde saydım, 60 yerde "Bir askeri yetkili" lafı geçiyor. Kim bu asker, meçhul! Bizim karşımıza hiçbir hükümet döneminde olmayan "Bir askeri yetkili" diye bir muhalefet çıktı. Gazetelere bakın, "Bir askeri yetkili dedi ki...", "Bir askeri yetkili dedi ki..." diye haberler var hep.

Meçhul asker kimmiş, bulabildiniz mi?

Sonradan çözdüm bunu da. Nevzat Bölügiray var. Emekli Korgeneral. 28 Şubat kitabında diyor ki, "Orduda sadece komutan konuşur. Ancak ordudaki bu prensip 1992 yılından sonra terk edildi." Çünkü İstanbul'un bazı ilçelerindeki yerel seçimleri biz yüzde 25'le toparlamıştık. Bunu gördükten sonra orduda demişler ki "Her önüne gelen konuşabilir." İsmail Hakkı Karadayı'nın (Dönemin Genelkurmay Başkanı) en büyük hatası budur. Bu konuşmalara engel olmadı. İşte Hilmi Özkök bunu yapmadı, yapmıyor. Bizim zamanımızdaki gibi sabah akşam gazete manşetlerine çıkmıyorlar.

ABD hükümeti tercih etti
Sizce ABD'nin bu dönemde orduyla ilişkisi nasıl?

Amerika başlangıçta 'AKP mi, ordu mu" diye bu ikisinin arasında kaldı. Kıbrıs, Irak konularında hangisini tercih edecek, hangisine güvenecek... Çünkü bu konularda verilen sözler ABD için çok önemliydi. Bu sözleri AKP verdiği için onlara destek oldular. Ve destek olurken de zaman zaman ordunun şeysi olacaksa, ki zaten İlker Paşa da bir ara gitmişti. Görüşmeler mörüşmeler olmuştu.

Amerika'da mı?

Gitmişti tabii ama ben öyle tahmin ediyorum. Başka türlü de olabilir. Ama o olmadı. ABD hep hükümeti tercih etti. Şu anda orduda Özkök Paşa'dan başka kimsenin konuşmaması da bu açıdan dikkatimi çekiyor. Amerika'nın burada dahli var mı; "Hükümete karşı sesinizi çıkarmayın" diye bir uyarı var mı? Ben böyle olduğunu düşünüyordum. Ama şu son günlerde...

Ara açılıyor mu?

Yani evet, bazı gelişmeler var.

Yemin ederim "mum söndü" demedim


Kazan İBDA-C liderine telgraf çekmesine de Avrasya Feribotu'nu kaçıranları cezaevinde ziyaret etmesine de 'tesadüf' diyor. Sivas sanıklarının avukatı olması hukuka saygısındanmış... "Mum söndü" demediğine de yemin ediyor...

Erdoğan'la Gül arasında rekabet var

Sizce AKP'de işler nasıl gidiyor?

AKP iktidara 367'yle geldi, şu anda 357. Yılbaşına doğru bu rakam birden bire 300'e iner. Neden? Çünkü milletin AKP'ye güveninin sarsıldığını milletvekilleri de görüyor.Listelerinin son sıralarından seçilen milletvekilleri şimdiden arayışlara başladı. 6 ay içinde bir yerlere geçecekler.

Bölünme olur mu?

Bölünme değil, erozyon olur. Erdoğan'la Gül arasında ciddi bir sürtüşme olacak ki bölünme olsun.

Böyle bir ihtimâl görmüyor musunuz?

Bir söz vardır, eden bulur. Onlar Meclis konutlarım niye sattılar? Çünkü Refah'ı bölme çalışmalarının tamamını o konutlarda, ev ev çalışarak yaptılar. Böyle bir akıbet başlarına gelmesin diye orayı sattılar. Ama gelecek yıl yine o konutlar yapılacak. Yani eden bulur. (Gülüyor)

Siz onları eskiden beri tanıyorsunuz, aralarında eskiden bir sürtüşme belirtisi var mıydı?

Hazırlığı vardı. Hatırlayacaksınız Gül Dışişleri Bakanlığı Konutu'nda milletvekilleriyle grup grup oturup, yemekler veriyordu. Bu konu Erdoğan'ın dikkatini çekti. Erdoğan da aynı şekilde milletvekillerini grup toplamaya başladı. Aralarında gizli bir rekabet var.

Bu rekabet müdahale mekanizmaları tarafından kullanılmak istenebilir mi?

Olabilir. Ve Gül'e oynarlar.

Helâllik geleneği olan birisiniz. AKP'lilere Erdoğan'a hakkınızı helâl eder misiniz?

Helâl olsun!

Peki Erdoğan'da değişim görüyor musunuz?

Çelişki içinde olduğunu gözlüyorum. An geliyor toplumun en zayıf olanlarının arasına giriyor. An geliyor yukarıdan bakıyor.

Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olmasına müsade etmezler

Ne zaman seçim bekliyorsunuz?

Bir buçuk yıl sonra olacak.

Cumhurbaşkanlığı seçimini yapmadan genel seçim yapmak istemiyorlar ama?

Kimi Cumhurbaşkanı yapacaklar? Erdoğan'ı yapamazlar. Bu konuşan çevreler ona o müsaadeyi vermez.

Bülent Arınç'a verirler mi o müsaadeyi?

(Derin bir iç çekiyor) Neye üzülüyorum biliyor musunuz? Yola çıktığımız zaman, beraber yürüdüğümüz zaman, bunlar sağlam çocuklar olabilselerdi, Türkiye şimdi çok başka yerlerde olurdu.

O sağlamlığı ne bozdu?

Hırs! Hırs! Bunlar baş olmak istediler. Olmadan, oldum dediler.

Ama belki de koltuğu bir türlü bırakmayarak, asıl hırslı olan sizdiniz?

Hayır, bizde hırs yoktur. Bizim 18 bakanımız vardı Refahyol'da. Dört tanesi 60 yaşın üzerindeydi.

Siyasi yasak getirilmese Erbakan başkanlığı bırakır mıydı?

Teşkilat bırakmazdı ki. Hem niye bırakmasın? Bunların hepsini siyasete biz hazırlamadık mı? Ama nereden bileyim başımıza bunların geleceğini...

 

Devrim Sevimay
E-Mail: [email protected]

(VATAN)

Güncellenme Tarihi : 17.3.2016 12:01

İLGİLİ HABERLER