TÜRKİYE'DE GERÇEK İKTİDAR KİMLER?
Yiğit Bulut'un köşe yazısı
Türkiye’de gerçek iktidar “kimler”? Veya daha değişik ifadesiyle; Türkiye’de 1946-1999 arasında görülen “seçkinler iktidarı” yerini “halk adına hareket eder görünen” yeni tip “iktidar seçkinlerine” mi bırakıyor ?
“Bu iki kavram arasındaki fark nedir?” sorusundan başlayalım...
Seçkinler her zaman iktidardadırlar, iktidar seçkinleri ise seçkinler sınıfına gerçekte ait olmayan fakat seçim sonucu iktidara gelerek geçici olarak gerçek iktidar sahipleri ile işbirliği yapanlardır. Halkın içinden çıkarlar, iktidar seçkini olarak sınıf atladıklarını ve geldikleri yerde kalıcı olduklarını düşünürler. Hayattaki en büyük yanılgıları budur.
Bir kısmı tutundukları dalda kalırlarken, çoğu kullanılırlar.
Bazıları nadiren varolan iktidarın yapısını değiştirme yolunda adım atabilirler. Örnek istiyorsanız son 50 yılda ülkelerde iktidara gelenlere ve şimdi nerede olduklarına bakın... Veya daha büyük düşünün ve ABD’de “iktidar olan” askeri-endüstriyel komplekse karşı gelmeye çalışan Kennedy’nin başına gelenleri sorgulayın...
Sevgili dostlar, yukarıdaki çıkarımlar sonrası bugünün Türkiye’sine baktığımda; son 5 yıldır hükümet edenler açısından çok önemli bir soru ortaya çıkıyor: Seçkinler iktidarına hizmet etmek için iktidar seçkini mi olacaklar yoksa iktidar seçkini olmayı kabul etmeyip, “gerçek bir halk iktidarı” tesis etmek için mi çalışacaklar? AK Parti’nin, iki rolü de iyi oynadığı ve “denge” konumunda kaldığı söylenebilir. İşte kendisine yüzde 46 oy getiren en önemli dinamik de bana göre burada gizli; halk adına “yerel seçkinlere baş kaldırır” görünmek ama aynı zamanda “küresel seçkinler” ile işbirliği yaparak “bu gölge oyununu iyi pazarlamak”...
Bugün iddia edildiği gibi Türkiye Cumhuriyeti’nin devlet yapısının statüko olduğunu savunup, ulus-devleti yıpratmaya çalışanlar; bilerek veya bilmeyerek aslında “küresel büyük statüko”ya hizmet edenlerdir. AK Parti’nin de aslında içine düştüğü, bugün için algılanmayan ama “özellikle küresel” ekonomik bir kriz sonrası çok sorgulanacak, açmaz da budur...
Sonuç 2: Türkiye’de yerleşik seçkinler iktidarına kafa tutar görünüp, küresel seçkinlere teslim olan iktidarlar, asla gerçek bir “halk iktidarı” tesis edemezler...
Son söz: Türkiye’de “doktrin olarak” doğmuş ve “benimsenerek” iktidar olmuş bir yapı var mı ? “Seçkinler mi iktidar da” yoksa “iktidardakiler mi seçkinleşiyor” noktalarında “sentezi” sizlere bırakıyorum!
Vatan