Gündem
  • 7.3.2003 10:59

UZAN: BU ZULÜM PAKETİNİ MİLLET HAK ETMEDİ

GENÇ Parti Genel Başkanı Cem Uzan, ATV`de Mehmet Tezkan`ın programına katıldı. Tezkereden savaşa, vergi paketinden IMF dayatmalarına kadar her konuda çarpıcı açıklamalar yaptı. İşte o sözler: Ekonomide 57`nci Hükümet ile 58`inci Hükümet arasında fark yok. Uygulama aynı. IMF değişmedi. Oyuncular değişti. Meclis lojmanları satılık. Millette para mı kaldı ki alsın? Piyasada yaprak kımıldamıyor. Devlet vatandaşın tüm parasını emiyor. IMF`ye, `Ben artık stand by anlaşması istemiyorum` dersiniz. Ciddi tasarrufa gider, dış borcunuzu da vadesinde ödersiniz... Türk insanını canından bezdiren bu ekonomik paketi, her gün vatandaşın sırtına binen bu vergilerin faturasını IMF`ye mi çıkartalım, Amerika`ya mı, Hükümet`e mi? Kime çıkartmamız gerekirse ben ona karşıyım. Hükümet`in vergi paketi, zulüm paketidir. Soruyorum: Bu millet bu zulüm paketini haketmek için size ne yaptı? BU BİR ZULÜM PAKETİ Genç Parti lideri Cem Uzan, hükümeti topa tuttu.Halkın sırtına yüklenen yeni zam ve vergi paketinin IMF ile aylardır yapılan görüşmeler sonrası açıklandığını vurgulayan Genç Parti Genel Başkanı Cem Uzan, `Bu bir zulüm paketi! 1 günde hazırlanan paket aynen çöpe atılır` dedi. GENÇ Parti Genel Başkanı Cem Uzan, atv`de Mehmet Tezkan`ın sunduğu Platform programına konuk oldu. Tezkan`ın sorularını cevaplayan ve gündemdeki konuları değerlendiren Uzan, ABD değil IMF karşıtı olduğunu vurguladı. İşte o röportaj... Bu sabahki programımızın konuğu Genç Parti Genel Başkanı Cem Uzan. Hoş geldiniz efendim. Hoş bulduk. Başından beri `Savaşa hayır` kampanyası yaptınız. Hatta oylamadan önce milletvekillerini uyardınız. Bu tezkereye karşısınız değil mi? 100 MİLYAR $ ZARAR Ben, Türkiye Cumhuriyeti devletinin siyasi garantiler olmaksızın ABD`nin yanında yer almasının sakıncalarını dile getirdim. Geçmişte ilk Körfez krizini yaşadı Türkiye ve 100 milyar doları bulan bir zararı oldu. ABD`nin o zaman verdiği sözleri tutmadığını gündeme getirdik. Genelkurmay Başkanı diyor ki: `Tezkere reddedildi. Türkiye bir güvenlik tehdidiyle karşı karşıya...` Burada 2 olay var. Biri, TSK`nın asker göndermesi... Öbürü ise ABD askerinin gelmesi... Ben şu aşamada ikinciye karşıyım. Türkiye`nin güvenliği için TSK neyi gerekli görüyorsa Türkiye Meclisi`nin de buna onay vermesi gerektiğine inanıyorum. OLASI KÜRT DEVLETİ... Türk askerinin K. Irak`ta Kürt gruplarla çatışma tehlikesi yok mu? Olabilir... ABD ile ortak operasyon yapılınca bu tehlike ortadan kalkmıyor. Şu anda K. Irak`ta bir `de facto` (fiili durum) Kürdistan var. Bunu başka siyasetçiler söylemiyor. Kelimeyi bile ağzına almıyorlar. Orada de facto Çekiç Güç sayesinde ABD`nin desteğiyle silahlanmış ve eğitilmiş bir güç var. Tanınıp tanınmayacağını bilmiyoruz. ABD garanti veriyor mu? Bilmiyoruz. Bunlar, Türkiye`nin güvenliği açısından son derece kritik... Kürdistan olmaması lazım. Ama Türkiye`nin, MGK`nın aldığı tavsiye kararlarında da var. `Kürdistan`ın kurulması savaş sebebi sayılır` diyor. Bunu ben söylemiyorum, bunu Türkiye Cumhuriyeti devletinin en yetkili makamları söylüyor. Sayın Genelkurmay Başkanımızın söylediği çok güzel bir laf var: `Kötüyle daha kötü arasındayız.` Hangisi daha kötü, hangisi daha az kötü? O da biraz meçhul. Zaman gösterecek. Ama TSK`nın eli serbest olmalı. Yani diyorsunuz ki, 2. tezkere 2 ayrı tezkere halinde gelsin... Biz Meclis`te olsaydık bugünkü tek parti iktidarı olmayabilirdi. Yani dengeler çok değişik olurdu. Türkiye öyle bir duruma düşürüldü ki, pazarlık sürecinde; sadece para konuşan, para için yapmayacağı hiçbir şey olmayan kabile durumuna düşürüldü. ÖNCELİKLERİ YANLIŞ Bunu istemesi gerekmiyor mu? Ama bu ilk sıradaki tek madde değil ki. Türkiye`nin ulusal güvenliği, geleceğe yönelik toprak bütünlüğü çok daha önemli. İlk önce onun pazarlığını yapması, onu netleştirmesi gerekir hükümetin... Bilmiyoruz. Hiç kimse bilmiyor. Böyle bir ortamda cebine 3 kuruş harçlık koyayım senin, sen de benim istediğimi yap! Bu, Türkiye`ye yakışan bir durum değil. Yani öncelikler farklı olmalı... Olay bir pakettir. Ona karşılıktır. Yani bana kaç para yardım edeceğini kaç para bağışta bulunacağını, hibe de bulunacağını ve yazılı mektupta bildir. Küçük düşürür insanı. İki devlet, devlet olarak pazarlık eder. Anlaşmalar yapar. Bu anlaşmaların içinde işin siyaseti boyutu var. İşin Türkiye açısında ulusal güvenlik boyutu var. Ekonomi boyutu da bunun bir parçasıdır. Ama tek şartı olmaz. Hakikaten kötü bir durum... Dünyaya da kötü bir imaj olur. ÖNCEDEN PLANLANDI Tezkerenin reddinden sonra alelacele bir bütçe yapıldı. Yeni vergiler çıktı ortaya... Dün bulunduğunuz yerde Ertuğrul Yalçınbayır oturuyordu. Sordum, `Niye yeni vergiler geldi?` diye, `Tezkere reddedildi, kabul edilseydi gelmeyecekti` dedi. Yoksa bunlar önceden planlandı da... Evet önceden planlandı. Olayın vehameti şuradan geliyor: Türk siyasetçisi artık insanına gerçeği söylemek zorunda. Eğer milyonlarca insanı etkileyecek ekonomik paketi 1 günde hazırlıyorsanız o paketi çöpe atınız. Bu bir zulüm paketi... Bu paket hiçbir işe yaramaz. Bu paket zaten 2-2.5 aydır IMF ile yapılan görüşmeler sonunda hazırlandı. Vergi barışında tahsilatın 750 trilyon civarında olacağını söylüyordu IMF. Hükümet ise 2.4 katrilyon diyordu. MEHMETÇİK HESABI 1.5 aylık bir tartışma... Bu ve bunun gibi olaylar, 1 günde hazırlanmadığını gösteriyor. Türkiye`nin borçları dün, bugün oluşmadı. Borçların bilançosu biliniyordu. Seçim meydanlarında bir sürü vaatte bulundunuz, `Eh ben Kuzey Irak`a bilmem kaç bin Mehmetçik göndereceğim, oradan bana şu kadar para gelecek` demediniz. `Türkiye, seni savaşa sokacağım. Karşılığında belki 3-5 kuruş para alacağım` diyemiyorsunuz. Onu bari söyleselerdi. AKP diyordu ki, vergi indirimi yapacağız. Siz de diyordunuz ki... İlaçta KDV`yi kaldıracağım diyordum. Ama her gelen artırıyor. Neden? 57. Hükümet ile 58. Hükümet arasında ekonomik açıdan hiçbir fark yok. Sadece oyuncular değişiyor. Halbuki 1984-1991 arasında Türkiye ekonomik olarak son 20-25 senelik en iyi dönemiydi. IMF yok. Türkiye`deki IMF olayını şöyle söyleyebiliriz. Arabanın şoförüsünüz, ben size devamlı müdahale ediyorum. Sol yap, sağa dön. 3 dakika sonra kaza yaparsın... Peki ne olacak? Bu kadar borç... Borç ödenir. Borç almak demek, teslimiyet demek değil ki. Doğru, haklısınız... Siz şirket olarak bankadan kredi alabilirsiniz. Ama şirketinizi yine siz yönetirsiniz banka yönetmez. Tabii ki Türkiye belli önlemleri almadığı için kapı kapı dolaşıyor. Borç oranı öyle bir noktaya gelmiş ki, ya sıcak para geliyor yüzde 50 faizle ya da IMF`den dileniyorsunuz. DEVLET PARAYI EMDİ İmzayı atmışlar bir kere. `Tamam arkadaş, artık stand-by istemiyorum` dersiniz, dış borcunuzu da vadesi geldiğinde ödersiniz. Ama bunun için tasarruf gerekir. En büyük problem bu değil mi? Devlet nasıl küçülmeli? Ülke ekonomisinde o kadar çok açıklar veriyorsunuz ki, pahalı enerji... 10-12.5 sente enerji alıyorsunuz, 3.5 sente alma imkanınız varken. Burada milyarlarca dolar bir kalemde gidiyor. Devlet vatandaşın bütün cebindeki parayı emiyor. Kendi kaynağınızla üretmiyorsunuz, IMF`ye yalvarıp yüzde 50 faiz ödediğiniz dolarla ithal ediyorsunuz. İşte yanlış burada başlıyor. Çark burada bitiyor. BEN IMF KARŞITIYIM Partinizi kurduğunuzdan beri Amerikan karşıtı söylemle anıldınız. Ben Amerika`ya değil, IMF`ye karşıyım. IMF ile Amerika`yı eşit görüyorsanız yanılıyorsunuz. Çünkü IMF Amerika`nın ortak olduğu, yönetici olduğu bir kurum... 11 Eylül`de ABD, Türkiye`ye koşa koşa 10 milyar dolar verdi... Bu zulüm paketini ABD mi yapıyor IMF mi? Her gün vatandaşın sırtına binen vergilerin faturasını IMF`ye mi çıkartalım ABD`ye mi? Kime çıkartmamız gerekirse biz ona karşıyız. Almanya ve Fransa, Amerika düşmanı mı? Hayır. Ama bu konuda karşı cephedeler. Türk milletinin menfaatleri ABD`nin menfaatleriyle her zaman aynı olmayabilir. Olmadığı zaman ben Türk milletinin menfaatini tespit etmekle görevliyim. Çok teşekkür ediyoruz. Ben teşekkür ederim. `OLDUĞUM GİBİYİM`- Canlı programda özel yaşamına ilişkin soruları da yanıtlayan Cem Uzan, siyasete atılması sonrası yaşantısının büyük bölümünü Ankara`da geçirdiğini söyledi. İstanbul`da olduğu günlerde koştuğunu, bisiklete bindiğini ve yelken yaptığını söyleyen Uzan, `Ben olduğum gibi bir insanım. Günahımla, sevabımla neysem oyum. Bazı şeyleri reklam etmem` dedi. (Damga) Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 19:30

İLGİLİ HABERLER