"YAVRU MUHALEFET" BENZETMESİNE "DİNOZOR" GÖNDERMESİ
ALİ ULURASBA
ANKARA (İHA) - Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, partisine yönelik olarak "yavru muhalefet" benzetmesine tepki gösterdi. "Yavru muhalefet diyerek kibirlenmekse olmaz. Tarih bize akıldan ve beyinden yoksun büyüklüklerin yok edildiğini binlerce kez göstermiştir. Bugün arılar da serçeler de yaşıyor; ama dinozorlar yok" dedi. Hükümetin ancak "pazarlamacılıktan" anladığını iddia eden Mumcu, "Sizin pazarlamacılık dediğinize ben tezgahtarlık diyorum. Biz yapıyoruz, siz tezgahlıyorsunuz" diye konuştu.
Anavatan Partisi Kurban Bayramı sonrası ilk grup toplantısını yaptı. Genel Başkan Erkan Mumcu yaptığı konuşmada, Kurban Bayramı öncesi grup toplantısında yaptığı konuşmasının Pakistan'a yardımları artırdığını söyledi. Kızılay'ı ve Pakistan halkına yardım eden diğer Türk yardım kuruluşlarından övgüyle bahseden Mumcu, "Milletimizin gönlünde bir sınır yok ve biz bununla iftihar ediyoruz" dedi. Mumcu, Pakistan'daki ziyaretleri sırasında aklına "Bu hududu kimler çizmiş, gönlüme dar geliyor, dar geliyor kardeşim" şiirine takıldığını ifade ederek, "Bu hudutları dar eden millet bu gönül genişliğiyle tarihin kendisine yüklediği büyük misyonu gerçekleştirmeye de hazır olduğunu o vakur şefkatli duruşuyla da ispat ediyor" ifadelerini kullandı.
Sözlerini, "Pakistan'a olan ilgimizi en azından yaza kadar sürdürmeliyiz" diyerek sürdüren Mumcu, "Niye bu felaketler dünya Müslümanların başına geliyor? Bu felaketler sadece bizim başımıza mı geliyor, yoksa bu felaketlerle afetlerle baş etmeyi biz mi bilmiyoruz? Bu afetlerin geleceğini öngörmek bir akıl, organizasyon sorunudur. Bu felaketler sadece bizim başımıza gelmiyor; ama sadece biz onlarla nasıl baş edeceğimizi bilmiyoruz. Dünyanın her yerinde depremler oluyor. Bu afetlerden mutlaka ve mutlaka bir ders çıkarmak zorundayız" diye konuştu.
İki devlet anlayışının ortaya çıktığını belirten Mumcu, bunlardan birinin "Kendisi adına var olan, vatandaşı gütmek olarak gören ve kendi varlığını insanları yönetmekle izah eden devlet", diğerinin ise "vatandaşı için var olan, milletine hizmet eden devlet" olduğuna işaret etti. Kendisi için var olan devletin 'Katrina kasırgasını Allah'ın (CC) gazabı olarak' nitelendirdiğini ve o kasırganın bedelini yükselen petrol fiyatları üzerinden kendisinin ödediğinin bile farkına varamadığını, bu tür bir anlayışın da acıları beraberinde getirdiğini ifade etti. "Bizim bu coğrafyanın insanlarına borcumuz var, o da bu milletin tarihi sorumluluğuna sahip çıkmak. Kendi durumumuzu gerçekçi bir şekilde görmeye ihtiyacımız var. Artık geçmişle ilgili her şeyi korku kaynağı olarak görmekten kurtulmalı ve uzlaşma çerçevesinde ileriye doğru gitmeliyiz" diyen Anavatan Partisi lideri, "Bu bir siyasal liderlik sorunudur. Türkiye'nin gerçek bir siyasal liderliğe ihtiyacı var. Onun için buradayız. Onun için Anavatan Partisi var. Sadece Türkiye için değil" ifadelerine yer verdi. Mumcu, Anavatan'ın dünyada bütün ezilen halklar için bir umut olduğunu öne sürdü.
"BAŞBAKAN TAVUKLARA KARŞI BİR ZAFER KAZANDI"
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın dün parti grup toplantısında yaptığı konuşmayı da değerlendiren Mumcu, kuş gribiyle ilgili söylediklerinin bir özür olmadığını belirtti. "Paraları ödenecekmiş. Kuş gribine karşı değil; ama tavuklara karşı bir zafer kazandınız, sizi tebrik ediyorum" dedi. Başbakanın, kuş gribinden 3 çocuğunu kaybeden babayı makamında kabul etmesini de sert bir dille eleştiren Erkan Mumcu, şunları ifade etti:
"Sayın başbakan makamında 3 çocuğunu kaybeden babayı kabul ediyor. İkide bir bizim kültürümüz diyen ve bunu sömürebileceği kadar sömüren bir başbakan, aslında bu kültürden ne kadar uzak olduğunu gösterdi. Benim bildiğim taziyeye gidilir. Kimse taziye için ayağa getirilmez; ama bundan daha acıklı bir şey var. 3 çocuğunu kaybetmiş bir babaya teselli olarak Ankara'ya getirileceği, kendisine Ankara'da bir ev verileceği ve iş bulunacağının belirtilmesi. Eğer bu mesele hiç kimse duymadan yaşanmış olsaydı yine de bir nebze kabul edebilirdik
Bu manzara onlarca kameranın önünde yaşanıyor. Bu hükümet neyin gizli, neyin açık yapılması gerektiğini bilmiyor. Açık yapılması gerekenleri gizli, gizli yapılması gerekenleri ise açık yapıyor. Ofer ile görüşürken gizli görüşüyor, Ramazan yardımlarını açık yapıyor. Yoksulluğu yüzünden hasta tavuklarını kesip çocuklarına yedirerek onların canını tehlikeye atan ana-babanın hakkını asıl koruması gereken yerde korumuyor. Putin ile gizli görüşüyor, faturası milyar olarak hepimizin cebinden çıkıyor; ama iş lutfetmeye gelince kameralar çağrılıyor. Ofer ailesinin kaç kişi olduğunu soruyoruz. Bizi niye ilgilendirsin Ofer ailesinin kaç kişi olduğu? Sayın başbakan şimdi soruyorum: Koçyiğit ailesinin kaç kişi olduğunu biliyor muydunuz?"
Başbakan Erdoğan'ın "bu insanlık dramını siyasi bir projeye dönüştürme gayreti içinde olduğunu" iddia eden Mumcu, "Yeşil kart sayısının arttığını söyleyen hükümeti istemiyoruz. Türkiye'yi yönetebilen bir siyaset istiyoruz. Vatandaşın acısını sömürmek isteyen bir hükümet istemiyoruz. Vatandaşın acısını paylaşan bir hükümet istiyoruz. Milletini zenginleştirmeyi rantiye değil, namus borcu olarak gören bir hükümet istiyoruz. Milletin eline verdiği emaneti oyuncağa dönüştüren, hükümet olmayı kudret olma yarışına dönüştüren bir geri kalmış anlayış. Gücünü toplumun inanç üzerinden kutuplaşmasından devşiren; ama ondan aldığı emaneti başkalarıyla kudret oyunlary nitelendirdiğini ve o kasırganın bedelini yükselen petrol fiyatıyla oynamaya dönüştüren bir hükümet" diye konuştu.
Hükümetin işini gücünü bırakıp Futbol Federasyonu seçimleriyle meşgul olduğunu ileri süren Erkan Mumcu, "Anlaşılan o ki sayın başbakanın futbol hevesi kursağında kalmış" dedi. Federasyonların rahmetli Turgut Özal döneminde özerkleştiğini ve sivilleştiğini söyleyen Mumcu, bugün hükümetin buralarda kendi etki alanını yaratma gayreti içinde olduğunu savundu.
DİNOZOR BENZETMESİ
"Hükümet işbaşına geldiğinden beri, sivil alandan devşirdiği güçle yine sivil alanı yok etmeye ve iktidarını derinleştirerek sürekli kılmaya çalışıyor. Demokratik bir iktidar olmaktan çıkın, kendisi için var olan milleti güden bir siyaseti gerçekleştirmeye çalışıyor. İlk örneğini kamu çalışanlarının kayıtlı olduğu sendikalarda verdiler" diyen Mumcu, şöyle konuştu:
"Yavru muhalefet diyerek kibirlenmekse olmaz. Sende 355, bende 22, hadi buyur. Dinozorlar da çok büyüktü; ama tarih bize akıldan ve beyinden yoksun büyüklüklerin yok edildiğini binlerce kez göstermiştir. Serçeler yaşıyor; ama dinozorlar yok. Arılar yaşıyor, bal üretmeye, şif kaynağı olmaya devam ediyorlar; peki dinozorlar nerede? Siz bu kibrinizde batacaksınız. Allah'ın da milletin de en sevmediği şey kibirdir. Biz size burada elinizdeki emaneti iyi kullanın, milletin hayrına kullanın diye sürekli yardımcı olmaya çalışalım, sürekli önünüzü açmaya çalışalım. Siz kıyıdan köşeden yavru muhalefet sözleriyle böbürlenin. Aferin size. Peki siz neyden anlıyorsunuz; pazarlamacılıktan. Sizin pazarlamacılık dediğinize ben 'tezgahtarlık' diyorum. Biz yapıyoruz, siz tezgahlıyorsunuz. Onları biz kazandırdık. Anavatan Partisi kazandırdı. Ben kazandırdım."
Mumcu başbakana yönelik eleştirilerini sertleştirerek, "Vatandaş, yandan çarklı yürüyüşünüzün cesaret olduğunu anlayacak, öyle mi? Milletin şova ihtiyacı yok, çözüme, iyi niyete, anlayışa ihtiyacı var. Bırakın, sivil toplum kendi seçimini istediği gibi yapsın. Demokrasi de bu değil midir zaten? Yanlış yaptıysa kendi yanlışından doğrusunu bulacaktır. Bu hükümet demokrasiyi gerçekten içine sindirmiş mi sindirmemiş mi? Hükümet takiyye yapmıyor, AB ne diyorsa onu yapıyor, IMF ne diyorsa onu yapıyor. Ama sivil hayata, üniversitelere, kamu kurumlarına, federasyonlara, odalara, borsalara, sendikalara sızma çabalarına bakınca bunların demokratik bir iktidardan daha başka bir şey aradıklarından kuşku duyuyorum. Tam da bu noktada, sendikalara müdahale edilirken sessiz kalanlara, odalara, borsalara müdahale edilirken sessiz kalanlara, futbol bu canım ne olacak deyip de federasyon seçimlerine sessiz kalanlara. Susmayın sustukça sıra size gelecektir. Susmayın ve bu ülkeyi cehaletin cüretkarlığına teslim etmeyin. Biz bu ülkeyi cehaletin cüretkarlığına teslim etmeyeceğiz, teslim de olmayacağız. Bu cüretkarlıkla mücadele edeceğiz. Bir ülkenin adaletten daha değerli sermayesi olamaz. Bugün yapılan adaletsizlikler karşısında sessiz kalanlar kendi alanlarına sessiz kaldıklarını bilsinler. Birilere bir yerlerde istediği siyaset mühendisliğini yapsın, bu işin hükmünü milletin vicdanı verecektir. Millet kendi evlatlarını bilir. Anavatan'ın önünde hiç kimse duramayacak. 21. yüzyılı Türkiye'nin yüzyılı yapacak hamlelerle varız ve geliyoruz" diye konuştu.