Gündem
  • 30.4.2002 10:12

YILMAZ'DAN 'BAŞÖRTÜSÜ' DEĞERLENDİRMESİ :"BAZI KURUMLARIN AŞIRI HASSASİYETİ DEVAM ETTİĞİ SÜRECE SORUN ÇÖZÜLEMEZ"

KAYNAK : Haber Vitrini DEVLET ARIK ANKARA- ANAP Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, 'başörtüsü sorununun' mevzuat ve bazı kurumların aşırı hassasiyeti devam ettiği sürece çözülemeyeceğini söyledi. Yılmaz, "Diğer sorunlarımız gibi bu sorunun çözümü de Türkiye'nin AB'ye üyelik yolunda katedeceği yola bağlıdır" dedi. AİHM'in Refah Partisi'nin kapatılma davası ile ilgili kararında yer alan, başörtüsünü savunmanın parti kapatma gerekçesi sayılamayacağı yönündeki görüşün özgürlükçü bir yorum olduğunu ve sorunun mevzuat düzenlemesiyle çözümü yönünde yeni bir ümit kapısı açtığını vurgulayan ANAP lideri, Refah Partisi'ne ve Erbakan'a da atıfta bulundu. Yılmaz, "Geçmişte iktidara gelen partiler de, bu bakanlıklara hakim oldukları halde sorun çözülmemiştir. Tam tersine, söz konusu dönemlerde sorun daha da ciddi boyutlara ulaşmış, bugün yaşanan ifrat düzeyindeki olumsuzlukların yolunu açmıştır" ifadelerini kullandı. Saadet Partisi (SP) Ankara Milletvekili Zeki Çelik'in 'başörtüsü yasağı' ile ilgili soru önergesini cevaplandıran ANAP lideri Yılmaz, başörtüsü sorununa ilişkin açıklamalarda bulundu. YÖK'Ü ELEŞTİRDİ Yılmaz, 'Hükümetin sorumlu bir üyesi olarak, YÖK'ün kılık kıyafet, saç, sakal gibi şekli şeylerle uğraşmaması için bugüne kadar hangi tedbirleri aldınız?' yönündeki soruya, YÖK'ün idare içerisinde yer almakla birlikte hükümet dışında bir kurum olduğunu belirtti. YÖK'ün kuruluşunu hazırlayan nedenlerin ortada olduğunu ifade eden Yılmaz, özgür düşünce ve bilimin merkezi olan üniversitelerin kılık kıyafet, saç sakal gibi biçime ilişkin hususlarda, diğer kurumlara göre her zaman daha esnek bir yapıda olmaları gerektiğini kaydetti. "Bir siyasetçi olarak zaman zaman bu konuda yapıcı ve yol gösterici eleştirilerde bulundum" diyen ANAP lideri, eleştirilerinin süreceğine işaret etti. Türkiye'nin içinden geçtiği sürece paralel olarak, bu alanda YÖK'e bağlı kurumlarda çeşitli problemler ortaya çıktığını hatırlatan Yılmaz, hükümet ile Meclis'in bu sorunların çözümü için gerekli çabayı gösterdiğini bildirdi. Bu çabalarda her zaman kendisinin ve ANAP'ın yapıcı rolü olduğunu belirten Yılmaz, "Başörtüsüyle ilgili sıkıntıları çözmek için zaman içerisinde partimizin öncülüğüyle çıkartılan iki ayrı yasa Anayasa Mahkemesi'nce, yönetmelikler de Danıştay tarafından iptal edilmiştir. Yasal düzenlemelerin ve yönetmeliklerin iptal kararları ortada iken bu hususta anayasa değişikliği veya Anayasa Mahkemesinin köklü bir içtihat değişikliği olmadıkça, benzer yöntemlerle sorunun çözümü imkanı bulunmamaktadır. Bu noktada sorunun idari ve hukuki yönden çözümü yönündeki arayışları doğru bulmakla birlikte, kitleleri kandıracak ve sorunu derinleştirecek, yasakları perçinleyecek nitelikteki girişim ve çözüm formüllerini doğru bulmadığımı belirtmeliyim" dedi. Mevzuattaki mevcut duruma rağmen özgürlükçü bir yaklaşımla uygulamadaki sorunların çoğunun ortadan kaldırılabileceğine inandığını vurgulayan Yılmaz, "YÖK'e yönelik sözkonusu eleştirilerimizin temelindeki bir sebep de budur. YÖK, üniversite rektörlükleri, dekanlıklar ve öğretim elemanları, konuya daha demokratik, özgürlükçü ve insan hakları zaviyesinden baktıklarında, başörtüsü sorununun, en azından kangrenleşmesinin önüne geçilebileceğini düşünüyorum" mesajını verdi. ANAP lideri Yılmaz, 'Bundan sonra bu olumsuz uygulamaların sona ermesi için ne yapmayı düşünüyorsunuz?' şeklindeki bir soru üzerine, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay'ın başörtüsü yasağı ile ilgili içtihatları değişmediği ve bu konuda kimi kurumların aşırı hassasiyeti ve bunun karşısındaki tepkisel hassasiyetleri devam ettiği müddetçe, son derece nazik bir boyutta seyreden başörtüsü sorununun yasal ve idari tedbirlerle çözümünün mümkün olmadığını bildirdi. Yılmaz, AİHM'in Refah Partisi'nin kapatılma davası ile ilgili kararında yer alan başörtüsünü savunmanın parti kapatma gerekçesi sayılamayacağı yönündeki görüşünün, özgürlükçü bir yorum olduğunu ve sorunun mevzuat düzenlemesiyle çözümü yönünde yeni bir ümit kapısı açtığını vurguladı. AİHM kararlarının iç hukuk bakımından bağlayıcı olduğunu, bu nedenle AİHM'in bu konuda gelişen içtihatlarının görmezden gelinmemesi gerektiğine dikkati çeken Yılmaz, "Diğer yandan hak ve özgürlükler alanını AB normlarına göre düzenleme çalışmaları ve bu yöndeki toplumsal talep devam ettiği müddetçe, bu ve benzeri alanlardaki yasakların önümüzdeki süreçte kendiliğinden toplumumuzun gündeminden kalkacağına inanıyorum. Çünkü yönümüzü çevirdiğimiz AB'nin oluşturduğu özgürlük atmosferi kuşatıcıdır ve hiçbir alanı kendi dışında bırakması mümkün değildir. Bu nedenle bu alandaki sorunların aşılması için, yol gösterici eleştirilerimize devam etmenin yanısıra, konunun evrensel hukuk normlarının gelişmesi yönünde aşılması için ikaz da bulunmamızdan ve bu konuda çok geniş çerçeveli bir toplumsal mutabakatın oluşması için gayret sarf etmemizden daha tabii bir şey olamaz" dedi. ERBAKAN'A GÖNDERME Yılmaz, orta ve yüksek öğretim kurumlarında yaşanan başörtüsü ile ilgili sorunları, sadece bu kurumların yöneticilerine veya çıkan olaylara müdahale etmekle mükellef İçişleri Bakanlığına yüklemenin yanlış olacağını söyledi. Refah Partisi'ne atıfta bulunarak, 'Geçmişte iktidara gelen partiler de, bu bakanlıklara hakim oldukları halde sorun çözülmemiştir. Tam tersine, söz konusu dönemlerde sorun daha da ciddi boyutlara ulaşmış, bugün yaşanan ifrat (aşırıya kaçan) düzeyindeki olumsuzlukların yolunu açmıştır" diyen Yılmaz, mevzuattan ve uygulamadan doğan mağduriyetlerin giderilebilmesi için Türkiye'nin demokrasisini, özgürlük alanlarını genişletmesi ve insan haklarına titizlikle riayet etmesini sağlayacak AB standartlarının ülkemizde hakim olmasıyla mümkün olacağını ifade etti. Yılmaz, "Aday üyelik sürecinde, bu çerçevede hiç de küçümsenemeyecek ilerlemeler kaydeden Türkiye'nin, tam üyelik müzakerelerine başlaması halinde, çok daha hızlı bir gelişme sağlayabileceği açıktır. Bu sorunun çözümü Türkiye'nin AB'ye üyelik yolunda kat edeceği mesafeye bağlıdır. Buna rağmen, ilgili kurum yöneticilerinin ve güvenlik birimlerinin, sorunları sertlik yoluna sapmadan ve gençlerimizi mağdur etmeden çözümlemek için çaba göstermeleri yerinde olacaktır. Bu görüşümüz, her vesileyle ilgili kurumlara da iletilmiştir" dedi. 'SORUNU ÇÖZMEK HÜKÜMETİN DEĞİL TÜM PARTİLERİN GÖREVİ' Yılmaz, kılık kıyafet, saç sakal konularında yaşanan sorunların Türkiye'nin demokratikleşmesi, hak ve özgürlüklerin genişletilmesi ve AB standartlarına yaklaşılmasıyla mümkün olacağının altını çizdi. Beğenilse de, beğenilmese de meri kanunlara uyulmasını sağlamanın devletin başta gelen görevi olduğunu kaydeden Yılmaz, çağdaş ülkelerde de aynı anlayışın geçerli olduğunu bildirdi. "Hiçbir mülahaza gençlerimizin hayatını karartan uygulamaları haklı gösteremez" diyen ANAP lideri Yılmaz, uygulamanın, kimi zaman yasal dayanakları aşan boyutlara vardığını belirtti. Yılmaz, sorunun çözümü için, bir yandan mevzuata ilişkin kördüğümü çözecek formüllerin bulunması, bir yandan da devlet ve toplumun bu hususta bir uzlaşmaya varması gerektiğini vurguladı. Yılmaz cevabında ayrıca şu ifadelere yer verdi: "Toplumun çeşitli kesimlerinin üzerinde, farklı yönde hassasiyetlere sahip olduğu bir konunun, ancak geniş bir toplumsal uzlaşma sağlandıktan sonra yasal çözümlere kavuşturulabileceği ortadadır. Biz, bir yandan yasal çözüm yollarını aramayı sürdürürken, diğer taraftan da bu uzlaşmayı temin etmeye çalışıyoruz. Bu hususta görevin, sadece hükümete, sadece herhangi bir siyasi partiye değil, topyekün Meclis'e ve siyaset kurumuna ait olduğunu da belirtmek isterim". Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 16:41

İLGİLİ HABERLER