ZÜLFÜ LİVANELİ, KENDİSİNİ ELEŞTİREN ECEVİT'İ YERDEN YERE VURDU!
ZÜLFÜ LİVANELİ/ VATAN
Sayın Ecevit'in ''resmi sol'' anlayışı
Sayın Ecevit'e kendimizi yine beğendirememişiz. Partisini bırakma kararını açıkladığı basın toplantısında gazetecilere ''Resmen solcu olması gereken bu partide Kemal Derviş ve Zülfü Livaneli solculuğu bir yere bırakmıştır'' demiş.
On yıl önce de beni çok solcu bulduğunu açıklamıştı.
Demek ki bir türlü Bülent Ecevit'e uygun bir solculuk ölçüsü yakalamayı başaramamışım.
Bazen çok solcu oluyorum, bazen az solcu.
Bu haberi okuyunca oturup tekrar düşündüm.
Bülent Ecevit'e göre solcu olmak ne demektir?
Devletle bütünleşip, baskıcı politikaları savunmak mı?
Tepedeki anlaşmazlıklar yüzünden, sol seçmeni bölük bölük bölecek ayrılık politikaları üretmek mi?
İktidarda kalmak uğruna ülkeyi soyup soğana çeviren sağ politikacılara kol kanat germek mi?
Halka rağmen ve halkla inatlaşarak insafsız bir af yasası çıkarmak mı?
Süleyman Demirel'in görev süresini uzatabilmek için mecliste akıl almaz baskılar uygulamak mı?
Partisini kimsenin konuşamadığı, görüş belirtemediği, herkesin genel başkan ve eşinden çekindiği bir örgüt haline getirmek mi?
Yataktan kalkamadığı günlerde bile başbakan kalma ısrarını sonunu kadar sürdürmek mi?
Siyasette kendisine omuz vermiş bütün arkadaşlarını acımasızca yok etmek mi?
Dünyanın hiçbir modern sol partisinde rastlanmayacak bir ''tek aile'' yönetimi uygulamak mı?
MGK toplantısından çıkıp ''Cumhuriyet tarihinin en ağır krizi başlamıştır!'' açıklamasını yapmak mı?
1970'lerde adını dağa taşa yazmış demokrat halk kitlelerini dışlayıp, devletle bütünleşmek mi?
Türkiye'nin ayağına kadar gelmiş Avrupa Birliği üyeliğini, Üçüncü Dünyacı bir anlayışla reddetmiş olmak mı?
Başbakanlık yaptığı her dönemde, yüce divana giden hatta mahkûm olan bakanlar çıkarmak mı?
Kendi dışındaki sola kin beslemek mi?
Tartışmaya, özgürlük taleplerine, yenileşmeye, demokratikleşmeye karşı çıkmak mı?
Yönetimini devraldığı ülkeyi ekonomik bakımdan çökerterek, yoksul kitlelerde AKP'nin seçim zaferine yol açacak bir umutsuzluk duygusu yaratmak mı?
Seçim başansı için bazı tarikatlarla kol kola girip onlara kontenjan tanımak mı?
Eğer bütün bunlar solculuksa; Sayın Ecevit haklıdır, ben onun anladığı biçimde bir solcu değilim.
Çünkü benim bildiğim sol, halktan, ezilenden, yoksuldan yana olmaktır; özgürlüktür, modernleşmedir, parti içi ve dışında eksiksiz bir demokrasiyi savunmaktır.
Sayın Bülent Ecevit, bazı arkadaşlarımla birlikte beni suçladığı konuşmasında ''resmen solcu olması gereken CHP'' diyor.
İşte sorun da burada.
Ben ''resmen'' solculuğa değil, gerçek ve dünyayla bütünleşmiş, demokrat bir sola inanıyorum.
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 21:10