Gündem
  • 30.4.2006 16:16

KÜSLER TOKALAŞIP İNCE İNCE ATIŞTI


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Birliği (AB) ile tam üyeliğin Türkiye'ye dışarıdan dayatılan bir hedef olmadığını belirterek, ''AB'ye tam üyelik Türkiye Cumhuriyeti'nin kendi iradi tercihidir'' dedi.
      Başbakan Erdoğan, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in himayelerinde Türkiye Ziraat Odaları Birliği tarafından Grand Cevahir Oteli'nde düzenlenen ''Türkiye-AB Entegrasyonunda Tarım'' konulu uluslararası konferansa katıldı.
      Salona girdiğinde, konferansa katılan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile tokalaşan Erdoğan, daha sonra yaptığı konuşmada, konferansın çiftçiler, tarım sektörü, Türkiye ve AB için hayırlara vesile olması temennisinde bulunarak, şu anda salonda AB üyesi ülkelerden ve AB'nin ilgili komisyonlarından birçok misafirin bulunduğunu kaydetti.
      Konferansın başlığının ''Türkiye-AB Entegrasyonunda Tarım'' olduğunu hatırlatan Erdoğan, ''Tabii ki çerçeveyi de böyle çizmek durumundayım'' dedi.
      Erdoğan, tarımın istihdam ve GSMH içindeki payı bakımından Türkiye'nin en önemli sektörlerinden biri olduğunu dile getirerek, bu büyük sektörün AB'ye üyelik sürecinde önemli bir gündem maddesi olacağını kaydetti.
      AB'ye üye olabilmek için atılan adımlar ve şu andaki tarama süreci içerisinde 35 başlık altında birlik müktesebatına uyum sağlamak, standartları her alanda birlik standartlarına yükseltmek zorunluluğu bulunduğunu belirten Erdoğan, ''Burada bizi en çok zorlayacak, belki en çok vaktimizi alacak başlık tarımdır. Nitekim üye olan diğer ülkelerle de bu fasılla müzakerelerin çok uzun sürdüğünü gördük, görüyoruz'' diye konuştu.
''CANLA BAŞLA ÇALIŞILMASI GEREKİYOR''

      Erdoğan, tarım sektörünün büyüklüğü dikkate alınırsa Türkiye'nin bu konuda çok daha fazla gayret sarf etmesi gerektiğini vurgulayarak, açığı kapatmak için canla başla çalışılması gerektiğini söyledi.
      Erdoğan, Türkiye ile AB'nin genişleme öncesi üye 15 ülkesinin 2004 yılı tarım rakamlarından örnekler vererek, şunları kaydetti:
      ''Ülkemizde yüzde 11,2 olan tarımın GSYH'deki payı, AB'nin genişlemeden önce yani 15 ortağının olduğu dönemde yüzde 1,6. Yine tarımın toplam istihdam içindeki payı bizde yüzde 34, AB'nin 15 üye ülkesinde yüzde 3,8. Bütün bunlara rağmen tarımın toplam ihracat içindeki payı bizde yüzde 4,1, AB'nin 15 ülkesi içinde yüzde 6. Sadece bu 3 gösterge üzerinden yaptığımız karşılaştırma bile çarpıklığı ortaya koymaya yetiyor.'' Başbakan Erdoğan, AB'ye üyelik konusunda yoğun bir gayret gösterdiklerini dile getirerek, ''Şurada bir şeyi, bir kere başından tespit etmemiz lazım. Tabii muhalefet konuşuyor, biz de dinliyoruz, dinleyeceğiz. Konuşmak hakkıdır, bizim de dinlemek görevimizdir'' dedi.
      AB sürecinin 1963 yılında başladığını, 3, 3,5 yıl önce başlamadığını vurgulayan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
      ''Ta 1963'de başlayan bu yasal süreç içerisinde muhalefet birçok kez iktidar olmuştur ve AB ile ilgili acaba bu süreç içerisinde ne yapmışlar bunlar? Birçok kez koalisyon ortaklıkları içerisinde yer aldınız, reddedebilirdi, reddetseydiler. 1963'deki yasal sürecin içerisinde bizzat kendileri vardı. Övündükleri kendileri vardı. Kabul etmeseydiler.
      AB Türkiye'ye 'ne olur aramıza katılın' diye bir gayretin içerisinde değil. Zaten böyle bir gayret olsaydı çoktan Türkiye AB'nin içinde olurdu. Yani lütfen burada kendimizi aldatmayalım. Hamaset yapmanın da anlamı yok. Ben bütün çiftçi kardeşlerime şunu söylüyorum. Başımızı iki elimizin arasına alalım iyi düşünelim. Bakın şu anda Türkiye'nin ihracatının yüzde 64,4'ü AB üyesi ülkeleredir. Bunu bir kenara koyamazsınız. Olayı sadece 'aldığımız, alacağımız yardımlar' olarak değerlendiremezsiniz. Böyle bir entegrasyonun içerisinde neler var? Bunu iyi düşünmemiz lazım. Bunu sadece tarım olarak da değerlendiremezsiniz.'' Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin AB'ye üyeliğinin medeniyetler arası ittifak, özgürlükler, ekonominin geniş çerçevesi içerisinde ele alınması ve düşünülmesi gerektiğini vurguladı.
     
     ''HAMASET KOLAY''

      Erdoğan, isim vermeden kendisinden önce konuşan Deniz Baykal'ın konuşmasını ima ederek, şöyle dedi:
      ''Ama böyle sığ bakarsanız, işte o zaman bugünkü hamaseti okursunuz. Bunları iyi düşünmeniz lazım. Yoksa hamaset kolay. Şu anda sayın muhalefet lideri bu ülkede 1978-1979 yıllarında enerji bakanıydı. Çiftçi kardeşim, günlerce kuyruklarda mazot beklemiyor muydunuz? Mazot bekliyordunuz. O elektrik kesintilerini falan unutmayın. Elektriklerin kesintili olduğu günleri unutmayın ama bakın nereden nerelere geldik. Şu anda Türkiye'nin böyle bir sorunu, derdi var mı? Bunları aştık. Bütün bunları çözerken bir gerçek var ortada, nedir o gerçek? Artık Türkiye ayaklarının üzerinde duruyor.'' Başbakan Erdoğan, çiftçilere ''Bakınız iktidarımızdan önce bu ülkede mazot desteği var mıydı? Yoktu. Bizim dönemimizde mazot desteği başlamıştır. Bizden önce gübre desteği var mıydı? Yoktu'' demesi üzerine salonda bulunan çiftçilerden bazıları sözlü olarak tepki gösterdi.
      Bu çiftçilerin ''Vardı, vardı'' sözleri üzerine Erdoğan, ''Hayır bizim dönemimizde başlamıştır'' dedi.
     
     TÜRKİYE'NİN AB'YE ÜYELİĞİ

      Erdoğan, şimdi kendilerinin AB yolculuğunu, ısrarlarını ve çabalarını yeterince idrak edemeyenlerin yanlış değerlendirmelerinin bulunduğunu ifade ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
      ''Bunun geçici bir heves olduğunu iddia edenler oldu, heyecanımızın azaldığını, sürecin yavaşladığını söyleyenler oldu. Bir kez daha vurgulamak isterim ki AB ile tam üyelik bize dışarıdan dayatılan bir hedef değildir. AB'ye tam üyelik Türkiye Cumhuriyeti'nin kendi iradi tercihidir. Türkiye Cumhuriyeti bunu istediği için AB'ye girme mücadelesini sürdürüyor. Bu hedef cumhuriyetin kuruluş felsefesinin tabii bir uzantısıdır. Türkiye'nin evrensel siyasi ve iktisadi standartları yakalama iradesinden kaynaklanan bir tercihidir. AB hedefi milletimizin hak ettiği özgürlük ve refah ikliminin tesisine yöneliktir. Bundan dolayıdır ki hükümetimiz bu hedefin arkasında kararlılıkla durmaktadır. Duracaktır.''

İLGİLİ HABERLER