ADALET BAKANLIĞI BÜTÇESİ GÖRÜŞÜLÜRKEN, DTP'Lİ KAPLAN İMRALI'YI SORDU
CHP İstanbul Miletvekili Mustafa Özyürek, Türkiye’ye getirilen 8 askerden 2’sinin terör örgütü PKK ajanı olduğu yönündeki haberlere işaret ederek, Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’e, "Eğer biz PKK’ya karşı savaşan askerlerimizin bir kısmının PKK ajanı olmasıyla karşı karşıya kalırsak, terör mücadelesini yürütemeyiz.
Sorgulama sonucunda bu 2 askerin PKK ajanı olduğuna dair duyumlar doğrulanmış mıdır?" diye sordu.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Adalet Bakanlığı, Ceza ve İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İş Yurtları Kurumu, Türkiye Adalet Akademisi ile Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay başkanlıklarının 2008 yılı bütçelerinin görüşmeleri sürüyor.
CHP İstanbul Milletvekili Mustafa Özyürek, Adalet Bakanlığı bütçesi üzerinde konuşurken, "Bakan Mehmet Ali Şahin, ’8 askerin kurtulmasına sevinemedim’ diyerek talihsiz bir beyanda bulundu, daha sonra da ’Ben milletin hissiyatına tercüme oldum’ dedi" şeklinde konuştu.
Basına yansıyan bazı haberlerde, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in, Bakanlar Kurulunda "8 askerin 2’sinin PKK ajanı olduğuna dair ciddi duyumlar aldık, alınan istihbarata göre, kaçırılma olayının bu 2 asker tarafından planlandığını tahmin ediyorum" dediğini ifade eden Özyürek, "Bu, vahim bir durum... Doğru olmamasını dilerim.
Eğer biz PKK’ya karşı savaşan askerlerimizin, -sınırlı sayıda da olsa- bir kısmının PKK ajanı olmasıyla karşı karşıya kalırsak, terör mücadelesini yürütemeyiz. İşin o boyutu, bana göre son derece önemli" dedi.
Bakanlar Kurulunda, askerlerin PKK ajanı olduğuna dair bir konuşmanın yapılıp yapılmadığını öğrenmek isteyen Özyürek, "Varsayalım ki böyle bir görüşme yapıldıysa, bu basına nasıl yansıyor? Böylesine önemli bir konunun bile gizliliğinin korunamadığı noktada, Bakanlar Kurulundaki diğer gizli bilgilerin saklanması nasıl mümkün olabilir? Sanırım, 8 asker teslim olduktan sonra Silahlı Kuvvetler tarafından sorgulanmıştır.
Bu sorgulama sonucunda, bu 2 askerin PKK ajanı olduğuna dair duyumlar doğrulanmış mıdır?" diye sordu.
Terörle ilgili konuların speküle edilmesinin doğru olmadığını, bu yöndeki haberlerin, kamuoyunda farklı beklentilere neden olduğunu anlatan Özyürek, herkesin her gün sınır ötesi operasyon beklentisine girdiğini kaydetti. Özyürek, "Çiçek’in ’Artık bu konularda, TSK, askerler konuşmalıdır’ diye açıklaması oldu. Böyle bir noktaya gelinmesini ben de diliyorum" görüşünü savundu.
TCK’nın 301. maddesinin düzeltilmesinin gerekli olduğuna katıldığını ifade eden Özyürek, şöyle konuştu:
"301. maddenin, metin olarak dava açılmasını haklı kıldığını sanmıyorum. Ama savcılar, kendilerine gelen şikayetler üzerine, çok değerli yazarlar aleyhine davalar açıyor; Orhan Pamuk, Elif Şafak davası böyle... Bunlar, Türkiye’nin hem içeride hem de dışarıda itibarını çok sarsıyor. Buradaki ifade zafiyetini giderecek, daha net bir şekilde konuyu ortaya koyacak düzeltme yapılmasını uygun buluyoruz. Ama bizim ağırımıza giden; ne zaman AB’den bir dayatma geliyor, bunu değiştirmeye kalkıyoruz. İhtiyacımız varsa, o zaman biz bunu kendiliğimizden yapalım.
Keşke AB İlerleme Raporunu beklemeden daha önce bunu gündeme getirseydiniz. Bu ihtiyaçsa, belli düzeltmeler yapılacaksa düzeltilsin.
Ama AB istedi diye değil. Özellikle de İlerleme Raporundan hemen sonra gündeme alınmasını ve Meclise getirilmesini, Türkiye’nin bağımsızlığı açısından uygun görmüyorum."
"ŞEMDİNLİ SAVCISI İÇİN HALA İSYANLARDAYIM"
DTP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, AİHM’e yargıç seçiminde yapılan hatanın giderilmesi gerektiğini belirterek, "3 yargıcımızın reddedilmesi, ulusal onurun ayaklar altına alınması demektir. Bu alanda düştüğümüz noktayı kabullenemiyorum. Bu konuda bir teklif sundum; artık Bakanlık ve Hükümetin bu seçimde partizanca yaklaşımlarından kurtulmaları için... 1’ini yargı, 1’ini barolar, 1’ini de üniversiteler seçsin göndersin, bakayım AİHM geri gönderecek mi?" dedi.
AB İlerleme Raporunda, "Türkiye’de bağımsız yargı olmadığı" yönünde ifadeler bulunduğunu belirten Kaplan, şöyle konuştu:
"Şemdinli Savcısı için ben yine ve hala isyanlardayım. O savcının iddianamesi görevi suistimalse, ceza yemiş sanıklar olan bu davada hiç mi gerçek payı yoktu? Bu savcıyı kurban ettik, adalette ödün verdik.
Bağımsız yargı, yürütmeye boyun eğdi. Bir savcısını, bir yargıcını koruyamadı. Bir savcısını, bir yargıcını koruyamayan yargıya, ’bağımsız yargı’ demek de mümkün değil. O insan nasıl yaşıyor, nasıl geçiniyor, merak ediyorum. Hepinizin vicdanına da havale ediyorum. Gerçekten bu vicdan ve adalet sorununu, önce kendi içimizde çözmek zorundayız." Kaplan, cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülere kötü muamele edildiğine yönelik duyumlar aldığını da söyledi.
İMRALI’YA GİDEN AVUKATLAR
Mahkemelerde savcıların yukarıda, avukatların aşağıda oturduğunu belirten Kaplan, Bakan Şahin’e, "Bu marangoz hatasını düzeltecek misiniz? Bütün gelişmiş ülkelerdeki gibi, avukatlar ve savcılar, silahların eşitliği ilkesine uygun olarak aynı platformda oturacak mı?" diye sordu.
Kişiye özgü özel hukuk olup olmadığını soran Kaplan, "Eğer olmuyorsa, neden İmralı’da tek kişilik cezaevi ve tek kişilik cezaevi yönetmeliği var, İmralı’ya giden avukatlar çırılçıplak soyularak aramadan geçiriliyor ve çıkarken de saldırıya uğrayabiliyorlar?" .
"ANAYASA TASLAĞI GÜÇSÜZ VE ATATÜRKSÜZ..."
MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, Türkiye’de hakim, savcı ve mahkemelerin iş yükünün fazla olduğunu belirterek, hakim ve savcı sayısını yetersiz bulduğunu ifade etti.
Yeni anayasa taslağının "güçsüz ve Atatürksüz" olduğunu savunan Kalaycı, TCK’nın 301. maddesinin değiştirilmesi konusunda ise "AKP; Türklüğün aşağılanarak Nobel ödülü alındığı bir ortamda, TCK’nın Türklüğe hakaret maddesini değiştirerek siyasi ödül alma peşindedir" dedi.
DSP İzmir Milletvekili Harun Öztürk de yeni anayasanın uzlaşmayla yapılması gerektiğini, aksi takdirde, sonra gelen iktidarların da bunu değiştirerek bir kısır döngünün yaratılmasına neden olacaklarını söyledi. Öztürk, yargı bağımsızlığı için bakan ve müsteşarın HSYK’dan çıkarılmasının yeterli olmadığını, hakim ve savcıların nitelik ve niceliğinin de yükseltilmesinin şart olduğunu anlattı.
AK Parti İzmir Milletvekili İbrahim Hasgür, iş yükü nedeniyle yaklaşık 2 bin 500 yeni mahkeme, 3 bin hakim ve 2 bin savcıya ihtiyaç olduğunu belirterek, bölge mahkemeleriyle bu ihtiyacının daha da artacağını ifade etti. Hasgür, AK Parti’nin son 4 yılda yargı alanında ciddi yatırımlar yaptığını, yeni kadrolar açtığını, hakim ve savcıların ödeneklerinde ciddi iyileştirmelere gittiğini, görkemli adalet sarayları açıldığını ve açılmaya devam ettiğini anlattı. Hasgür’ün sözlerine tepki gösteren CHP’li milletvekilleri, "Bunları Sayın Bakan da söyledi" dedi.
"ÖNERİM, BAŞKANLIK SİSTEMİNE UTANMADAN GİRİN"
CHP İzmir Milletvekili Bülent Baratalı ise yargı alanında yapılan olumlu işlerin başında UYAP’ın (Ulusal Yargı Ağı Projesi) geldiğini belirten Baratalı, çok eskiyen Tebligat Kanununun değiştirilmesi gerektiğini söyledi.
Yeni anayasa taslağında, kuvvetler ayrılığı konusunda 1924 Anayasasına geri dönüş olduğunu kaydeden Baratalı, "Geçen 5 yılda yürütmenin yargıya nasıl müdahale ettiğini izledik, gördük. Size önerim; parlamenter sistemi bir kenara bırakın ve çok savunduğunuz başkanlık sistemine utanmadan girin. Bu taslağın tek hedefi, yargı bağımsızlığıdır. Yürütmenin yargıyı ele geçirme arzusu, bu taslağa damgasını vurmuştur" dedi.
AK Parti Ankara Milletvekili Zekai Özcan, iktidarın yargı alanında yapması gerekenleri yaptığını belirterek, "Buna karşılık yargıdan beklenen ne? Yargı, bağımsız olduğu kadar tarafsız da olmalıdır. Siyasi kararlara imza atmamalıdır. Yargıdan beklenen, önüne gelen davaları, adil, tarafsız ve hızlı olarak sonuçlandırılmasıdır" dedi.