İNSAN HAKLARI KOMİSYONU'NDA SERT TÜRBAN TARTIŞMASI
AK Parti Mersin Milletvekili Zafer Üskül başkanlığında Tören Salonunda toplanan Komisyonda, 8 üniversitenin insan hakları merkezlerinin temsilcileri, insan haklarıyla ilgili çalışmaları hakkında bilgi sundu.
Bilgi Üniversitesi İnsan Hakları Hukuku Uygulamaları ve Araştırma Merkezinden Prof. Dr. Turgut Tarhanlı, merkezin çalışmaları hakkında bilgi verdi ve bazı bakanlıklarla insan hakları alanında yaptıkları çalışmaları anlattı. Tarhanlı, merkezlerinin, kadına yönelik ayrımcılık ve şiddet ile mülteci hakkıyla ilgili çalışma grupları bulunduğunu söyledi.
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İnsan Hakları Merkezinden Yrd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak, merkezlerinin 1978’de UNESCO’nun ortaklığıyla kurulduğunu belirtti.
30 yıllık süreçte insan hakları alanında yaşanılan sorunların giderek
arttığını ifade eden Altıparmak, merkezin üyelerinin bir çoğunun "1402’lik" olduğunu ve üniversiteden ayrıldıktan sonra geri dönmediklerini kaydetti. Altıparmak, "12 Eylül darbesinden sonra çok uzun süre faaliyet yapamadık. Çünkü üyelerimizin çoğu ayrılmak zorunda kaldı. Şimdi çalışmalarımızda canlanma yaşıyoruz" dedi.
KOMİSYONA ELEŞTİRİ
İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunun çalışma yöntemi hakkında eleştirilerde bulunan Altıparmak, yurtdışında yaşayan vatandaşların sorunlarının Komisyonun görev alanına girmediğini, konunun daha çok TBMM Dışişleri Komisyonunun görev alınına girebileceğini söyledi.
Altıparmak, Komisyonun, yasama faaliyetleri çalışmalarına daha çok katılması gerektiğine işaret ederek, "Komisyon, insan haklarına ilişkin uluslararası anlaşmalara bile katılmadı. Komisyon, kanunla kurulduğu için sadece görüşü sorulabiliniyor ama çoğu zaman o da yapılmıyor.
Komisyon çalışmalara daha çok katılımcı olabilir ve insan haklarını ilgilendiren konularda görüş bildirebilir" diye konuştu.
Kerem Altıparmak, Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulunun 3 yıldır toplanamamasını da eleştirdi.
Komisyon Başkanı Zafer Üskül ise yurtdışında yaşayan vatandaşların sorunlarının, insan hakları bakımından komisyonlarının görev alanına girdiğini ifade etti.
"...SOMUT OLAYLARDA ETKİLİ OLAMADIK"
Türkiye Barolar Birliği İnsan Hakları Araştırma ve Uygulama Merkezinden avukat Talay Şenol da Türkiye’de adil yargılanma hakkı konusunda iyimser olmanın zorluğuna işaret etti.
Baroların hepsinde insan hakları merkezlerinin bulunmadığını belirten Talay, "İtiraf edeyim; insan hakları konusunda bilimsel çalışmalarımız oldu, ancak somut olaylarda yeterince etkili olamadık. İnşallah bunu gelecekte sağlayacağız" dedi.
Talay, daha özgürlükçü bir anayasa taslağı hazırladıklarını ve bunu kamuoyuna sunduklarını kaydetti.
Komisyon Başkanı Üskül, "Bir siyasi partinin anayasa taslağı hazırlamasının eleştirildiği bir ortamda, bir kamu kuruluşunun anayasa taslağı hazırlamasından büyük memnuniyet duydum. Gençliğimizde, bir üniversitede yayımlanan eser ve kitaplar başka üniversitelere gönderilirdi. Ancak YÖK’ten sonra tasarruf yapılmaya başlandı" diye konuştu.
"ÖĞRENCİLERİN YAŞAM TARZI"
Daha sonra milletvekilleri görüşlerini dile getirdi. AK Parti Çorum Milletvekili Murat Yıldırım, bazı üniversitelerdeki öğrencilerin okuma hakkından mahrum bırakıldığını ileri sürdü.
Bazı üniversitelerde keyfi uygulamalar görüldüğünü öne süren Yıldırım, şöyle devam etti:
"Bizi üzen eğitim kurumlarında insan haklarının ihlal edilmesidir.
Eğitim öğretim haklarının engellenmesi temel haklardandır. Bu da yaşam tarzlarına müdahale, düşünce ve ifade özgürlüğünden kaynaklanıyor.
İnsanlarımızın, öğrencilerimizin kendilerini serbestçe ifade edebilmeleri, yaşam tarzlarını kendilerinin uygulaması ve şekillendirmesi gerektiğine inanıyorum. Bu nedenle de bir çok öğrencimiz, okullardan ya uzaklaşıyor ya da bırakmak zorunda kalıyor.
Sizleri burada görmekten mutluyum. Bu öğrencilerimizi tekrar okula kazandırmanın sorunlarını aramak gerekir diye düşünüyorum, bunu da yapacak o sizlersiniz. Bu öğrencilerimizin mağduriyeti nasıl giderilebilir?" Başkan Üskül, bu sorunun çözümünün başka yerlerde aranması gerektiğini söyledi.
Tekrar söz alan Yıldırım, sadece başörtüsü sorununu ifade etmek istemediğini, bunun da insan hakkı ihlali olduğunu gördüğünü ifade ederek, "Ancak ifade özgürlüğü ve yaşam tarzı konusunda bir çok öğrenci mağdur oluyor" dedi.
"BAŞKALARININ SORUNLARI..."
Prof. Dr. Tarhanlı, üniversitelerdeki insan hakları ihlallerine, insan hakları hukuku bağlamında yaklaşılması gerektiğini söyledi.
"Bir şikayet, yakarış, mağduriyet varsa, onunla ilgilenmemiz gerekir" diyen Tarhanlı, mağduriyet, acı ya da ihlallerle karşı karşıya kalmanın "başkalarının sorunları" olarak tanımlanabileceğini, ancak bu "başkaları denilen kişilerin" kimler olduğunun belirlenmesi gerektiğini vurguladı.
Tekrar söz verilen Kerem Altıparmak, üniversitelerde akademik özgürlük sorunu olduğunu savundu.
"TÜRBAN SİYASİ SİMGE"
CHP Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir, AK Parti’li Yıldırım’ın türbanla ilgili konuyu bu toplantıda dile getirmesinden rahatsız olduğunu söyledi.
Özdemir, "Türbanın siyasi simge olduğu, Anayasa Mahkemesi kararlarıyla kesinleşmişken, her platformda üniversiteden bir yetkili geldiğinde bunun tartışmaya açılır olmasını içime sindiremedim" diye konuştu.
AK Parti Bursa Milletvekili Mehmet Ocakden, bir öğrencinin söz hakkının engellenmesinin ifade özgürlüğünün engellenmesi olduğunu belirterek, "Bir insanın cezaevinde işkence görmesi, eğitim hakkının engellenmesi insan hakları ihlalidir. Eğer sorunlarımızı tartışırken, şunlar insan haklarına girer şunlar girmez dersek,ortak bir paydada buluşamayız" dedi.
AK Parti Diyarbakır Milletvekili Abdurrahman Kurt da çok açık ve net bir insan hakkı ihlalinin, ideolojik yaklaşımla nitelendirilmesini içine sindiremediğini belirtti.
"İNSAN KENDİ TARZINI KENDİSİ SEÇMELİDİR"
Türbanla ilgili söyledikleri nedeniyle eleştiriye maruz kalan AK Parti’li Yıldırım, tekrar söz alarak, düşüncesini ifade etmesinin engellenmeye çalışıldığını ifade etti. Yıldırım, şunları söyledi:
"Benim kafamın arkasında bir şey var, ben bunu ortaya koyuyorum...
Hayır, öyle değil. Başörtüsü sorunu, üniversitelerdeki sorunların belki de yüzde 10’unu oluşturuyor. Öğrenciler üniversitelerde mağdur ediliyor.
Bu harç sorunu, varoşlarda yaşayan fakir öğrencilerin sorunları ya da düşüncesini ifade etmek isteyen öğrencilerin sorunları olabilir. Ben sadece başörtüsü sorununu söylemedim ama başörtüsü de engelleniyorsa, bu da insan hakkı ihlalidir. İnsan kendi tarzını kendisi seçmelidir.
Kimseyi kınamak ya da rencide etmek için söylemedim ya da siyasi simge olsun anlamında söylemedim. Bunu siyasi olarak, meydanlar kendisini gösteriyor."
"CUMHURBAŞKANININ EŞİ TÜRBANI AİHM’E GÖTÜRDÜ"
Yıldırım’ın sözlerine cevap veren CHP’li Özdemir, bugün burada komisyon toplantısı yapmadıklarını, üniversiteden gelen konukları dinlediklerini söyledi.
Türbanın siyasi bir simge olduğu sadece kendisi ve partisi tarafından söylenmediğini, bunun tescilinin Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince de (AİHM) yapıldığını anlatan Özdemir, "Bugün Cumhurbaşkanının eşi türbanı AİHM’e şikayet konusu olarak götürdü.
Burada türbanı tartışmayalım, tartışmayı da ben açmadım" diye konuştu.
Komisyon Başkanı Üskül, ulusal ya da uluslararası yargı organlarının insan haklarına ilişkin kararlarının da tartışma konusu olabileceğini belirtti.
Zafer Üskül, "Simge meselesi üzerinde bu kadar durulması beni de şaşırttı. TBMM anayasayı değiştirerek, üniversite öğrencilerinin siyasi partilere üye olabilmelerine imkan tanıdı. Bu öğrenci, o siyasi partinin rozetini takabilir mi, takamaz mı? Hem siyaset yapma hakkını tanıyacağız, hem de ’sen o partinin rozetini takamazsın’ diyeceksiniz.
Böyle çelişkilerle karşı karşıya kalmıyor muyuz? Bu konuda farklı görüşlerimiz olabilir ama birbirimizi suçlamadan tartışabilmeliyiz bu konuları" dedi.