Gündem
  • 14.9.2003 15:39

AĞAR: ''BİZİ KİMSE SEÇİMLE TEHDİT EDEMEZ''

AYHAN GONCA - İLYAS GÜN SAMSUN- Doğru Yol Partisi (DYP) Genel Başkanı Mehmet Ağar, DEHAP davasıyla ilgili olarak, partilerinin hukukunu çiğnemeye yönelik bir teşebbüs varsa bunun karşısında olacaklarını belirterek, ''Ben genel başkan olarak başta olmak üzere bütün partililerimiz tek vücut olarak partimizin hukukunu koruruz. 'Seçime gideriz' diyenlere de hodri meydan. Seçim bizim gıdamızdır'' dedi. Atama yoluyla göreve getirilen Akil Vidinli'nin listesiyle, 600 delegenin katıldığı Samsun Yaşar Doğu Spor Salonu'ndaki 8. Olağan Genel Kurul toplantısına katılan DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar, delegelere seslendi. Mehmet Ağar, üzerine gidilen her dönemde millete gittiğini ve yoluna devam ettiğini dile getirerek, ''Bizi seçimle korkutamazlar'' diyerek, hükümete yüklendi. ''HATALARDAN DERS ALINMIŞTIR'' Türkiye'de değişik yollarla üzerlerine gidilirken, ellerini kavuşturanların holdinglerin kucağına oturduğunu, güç odaklarını arkalarına aldığını ifade eden Mehmet Ağar, ''Biz kimsenin kucağına oturmadık. Biz milletin yanında yer aldık. Milletten başka da hiçbir yere gitmeyiz. İnancımız siyaseti milletle beraber yapmak. Milletten her zaman karşılığını aldık. Bakmayın siz son seçimde ortaya çıkan sonuca. Oradan biz kendimize düşenleri aldık. Aldığımız için yolumuza yürümeye devam ediyoruz. Partimizin içinde büyük bir dayanışma vardır. Daima geçmişine saygılı olmuştur. Partimiz iç eleştirisini gelecekteki yolunu aydınlatmak için yapar. Partimize hizmet etmiş her genel başkanın hizmetine karşı partimizin saygısı vardır. Hatalar varsa, bunlarda vardır, bunlardan da ders alınmıştır. Dolayısıyla son seçimlerde partimizin hukukunu çiğnemeye yönelik bir teşebbüs varsa başta ben genel başkan olmak üzere bütün partililerimiz tek vücut olarak partimizin hukukunu koruruz. Türkiye'de hukuku çiğnetmeyiz. Türkiye'de hukuksuzluk asla egemen olamaz. Ha bir de şunu söylüyorlar, 'Seçime gideriz' hodri meydan kardeşim, istediğiniz seçime varım, seçim bizim gıdamızdır. 'Seçimden korkarız, kaçarız', öyle bir şey yok. Ömrümüz millete gitmekle dolmuştur. Hepiniz biliyorsunuz. Bizimle kim uğraşmaya kalkmışsa her seferinde millete gittik. Milletle birlikte yolumuza devam ediyoruz. Kimse bizi öyle seçimle tehdit edemez'' diye konuştu. Türk milletinin 3 Kasım'dan sonra geçen zaman içinde her şeyi değerlendirdiğine, Türk askerinin başına çuval geçirildiği zaman hükümetin başındakilerin kongre kongre dolaştıklarını milletin gördüğüne dikkat çeken Mehmet Ağar, devletin hangi dirayetli ellerde nereye kadar götürüleceğini veya götürülemeyeceğini milletin bileceğini kaydetti. Mehmet Ağar, ''İçeride ezilen yıkılan üretici kitlelere karşı efelik, kabadayılık taslayanlar gitsin orada askerimizi çuvallayanlara karşı kabadayılık taslasınlar. Bizimkiler dışarıya karşı efendilik yaparken, üreticisine karşı efelik yapıyor'' dediği konuşmasında yolsuzluklar konusuna da değindi. Ağar, delegelere seslenişini şöyle sürdürdü: ''Biz yolsuzluklarla, hortumlarla halkımızın hakkının gaspedildiğini gördük. Ben burada karşınızdayım. Hayatım boyunca çok önemli devlet ve siyaset görevlerinde oldum. Hiçbir bankanın hortumlanması, devlet ihalesi, yetimin fakirin, fukaranın malının gaspedilmesi noktasında kimse gelip bana nokta kadar laf söyleyemez. Alnımız da gönlümüz de açıktır. Türkiye'de bu mesele dert mi? Dert. Bu böyle. Siyasete sizler gibi ben de servet sahibi olmak için değil, Türkiye'nin menfaatleri doğrultusunda, Türk pasaportunu dünyanın en itibarlı pasaportu yapmak, Türk milletini dünyanın en saygın milleti yapmak bağlamında nam sahibi olmak için girdim. Allah izin verdiği müddetçe o yolda devam edeceğim. MİLLETİN GASP EDİLEN PARASINI TAHSİL EDİN Şimdi buradan hükümete söylüyorum. Hiç konuşmaya filan gerek yok. Yolsuzluklar konusunda işe dokunulmazlıkları kaldırarak başlayın, hukuki altyapıyla başlayın, milletin ne kadar gaspedilen parası varsa gidin tahsil edin. Yetimin garibin hakkını maliyenin kasasına getirin. Fakire, fukaraya, ihtiyacı olana adaletli bir şekilde dağıtın. Bak bunu yapamazsanız ne olur? Ben onu da söyleyeyim. Geliriz iktidara, hukuki altyapıyı hazırlarız, bir ayda o paralar bu devletin kasasına girer. PKK terörünü bitirdik. Biz geliriz, şu kadar zamanda ekonomik terörü de bitiririz. Kararlıyız, iddialıyız. Geçmişten bugüne milletten başkasının karşısında eğilmedik, alnımız açık Allah'a şükür. Biz de devlet malında eş dost kayırma, ihalede yandaş kayırma, özelleştirme adı altında eşi dostu güzelleştirme. Bunların hiçbir tanesinde hiç kimse bize bir kelime söyleyemez. Her şeyi dikkatle takip ediyoruz. Bir takım kişiler gayri hukuki, gayri meşru işlerin peşinde koşarken devlete güvenen, malum İmar Bankası olayında görüldüğü gibi tasarrufuyla mağdur olmuş vatandaşı korumak da devletin görevidir. Bu vatandaşın bir günahı yok. Parayı yanlış kullananlar hesap verirken, devlete güvenerek, devletin izni altında çalışan bankalara yatırmış olan insanların hakkını savunmak da bizim işimiz. İnançlı, imanlı, kararlıyız. Şahsi menfaatleri her zaman gerisinde bırakmış olarak, millet, Türkiye menfaatleri doğrultusunda partimize fedakarca hizmet vermeye geldik. Partimizi iktidara taşımak, iktidarla birlikte Türkiyemiz'i de dünyanın en itibarlı devletleri arasına sokmak bizim boynumuzun borcudur. Bugüne kadar G-7'ler, D-8'ler olduğu gibi Türkiye'yle birlikte G-9'lar, D-10'lar da olacaktır''. ''BİZİM ALNIMIZ AK, BAŞIMIZ DİK'' DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar, 8.5 milyar dolarlık ABD kredisi konusunda hükümetin bakanının, ''IMF tedbirlerine boyun eğmek ve Irak'ta özgürlük operasyonunda askeri işbirlik'' yapılmadan bu kredinin alınamayacağını söylediğini de kaydettiği konuşmasına şöyle devam etti: ''Türkiye'de ilk defa Duyun-i Umumiye'den bu yana mali yardımlar siyasi şartlara bağlanıyor. Bu Türkiye'nin geleceğini ipotek altına aldırmaktır. Bu girişimlerin faturası bugünün, yarının, öbür günün Türkiyesi'nin karşısına ipotek olarak çıkar. Bunu bilmeyen yönetici asla bu ülkenin başında duramaz. Üreticiye karşı acımasız politikalar güdülüyor. Bunlar IMF'nin kucağından inmiyor. Hükümet Türkiye'nin hiçbir önemli meselesini çözememiştir. Eve Dönüş Yasası Türk Milleti'nin hissiyatına hakarettir. ABD, NATO, çuval meselelerinde ağzını açmayanlar Kıbrıs konusunda Denktaş'ı hasta yatağında rahatsız etmiştir. Türkiyeliliği ön plana çıkarıp, Türk milletinin manevi duygularıyla oynuyorlar. Türkiyelilik, Türkiye'nin sınırlarıyla sınırlı bir kavramdır. Türklük akla geldiğinde ise, Buhara'dan Bosna'ya geniş bir manevi alan anlaşılır. Kimse bu maneviyatın önüne geçemez. Bizim alnımız ak, başımız dik. Biz 'Müslümanız' deriz, bunun için de kimseden çekinmeyiz. Her söylediği sözün arkasında samimiyet arayan iktidarla nereye kadar gidilebilir?'' Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 20:40

İLGİLİ HABERLER