KAYNAK : Haber Vitrini
ANAP-DYP ve MHP'nin peşinde olduğu İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Ekonometri Profesörü Doktor Ahmet M. Gökçen, AK Parti saflarına katıldı. Gökçen'e göre, Türkiye'nin kurtuluşu AKP iktidarında.
AK Parti'nin teklifini geri çevirmedi
Enerji Bakanlığı'nda Müsteşar olarak üç ayrı bakanla görev yapan Gökçen, şimdi milletvekili olarak hizmet etmek istiyor. Peki Gökçen, neden AK Parti'yi terci etti? İşte Gökçen'in ağzından AKP'ye geçiş öyküsü.
- Sayın, Prof. Dr. Ahmet Gökçe... Seçimler geliyor aday oldunuz. AKP'den aday oldunuz. Öncelikle neden AKP?
- AKP'den aday olmamın bir çok sebepleri olabilir. Bunların başlıcaarını ve en önemlilerini saymak gerekirse, maalesef son yıllarda Türkiye iyi idare edilemiyor. Bunun sonucunda da Türkiye'nin ekonomik problemleri, siyasi problemleri, hatta siyasi problemleri giderek artıyor. Onunu için de Türkiye'yi daha iyi idare edecek kadroların bulunup çıkartılmasına ihtiyaç var. Bugüne kadar ki Türkiye'nin idaresine talip olan partiler, maalesef gerekli başarıyı gösteremediler. Buna çok çeşitli örnekler verilebilir. Ekonomik örnekler de verebiliriz. Türkiye giderek ekonomik bakımdan çok daha büyük zorluklar içine itilmiştir. Büyüme durmuştur. Hatta negatif olmuştur. Nitekim 2001 yılında &9.4 negatif büyümüştür, yani küçülmüştür. Milli gelir 202 milyar dolardan, 148 milyar dolara düşmüştür. İstihdam azalmıştır, işsizlik artmıştır. Türkiye'nin iç borçları son bir yılda neredeyse üç katı artış göstermiştir. 36 katrilyonluk iç borç 127 katrilyona çıkmıştır. Türkiye'nin dış borçları 117 milyar dolara çıkmıştır. Halbuki Türkiye bunlara layık bir ülke değildir. Şartları, ekonomik gücü, insan gücü, kaynakları çok daha iyi bir yerde olmasını gerektirir. Teknoloji yaratma imkanı belki yoktur ama, teknolojiyi adapte edebilmektedir.
Başka bir parti değil de neden AKP?
- Onu anlatmaya çalışıyorum. Diğer partiler Türkiye'yi iyi yönetemedikleri için, yeni bir güç olan, yeni imkanlarla, yeni bir felsefeyle, yeni bir görüş ortaya çıkaran bu parti diğer partilerin yaptığı hatalara düşmeden Türkiye'yi iyi bir şekilde yöneteceği kanaatine vardığım için AKP'deyim.
- Nereden bu kanaate vardınız? Herkes Sayın Erdoğan hakkında o kadar çok şey söylüyor, değişmedi diyor, kadroları yok diyor, bir sürü şey söyleniyor.
- Bunun göstergeleri var. Birinci gösterge menfii yönden bakalım; Biraz önce söylediğim gibi diğer paritler Türkiye'yi kötü idare etti. Müsbet yönden baktığımız zaman Sayın Tayyip Erdoğan'ın geçmişine baktığımızda İstanbul gibi büyük bir metropolü çok başarılı bir şekilde yönetmiş bir lider olmuştur. Hatırlarsanız hepimiz İstanbul'da yaşıyoruz, Sayın Erdoğan'dan önceki belediyenin durumunu hatırlarsak ne kadar başarılı olduğunu gözlememiz mümkün. Daha önce ki dönemde sularımız akmıyordu, çöplerimiz toplanmıyordu..
- Yani bunlar sizin için Tayyip Bey'in referansı mı oldu?
- Tayyip Bey'in birinci referansı hakikaken İstanbul gibi büyük bir metropolü çok iyi yönetmiş olması. İdeolojik saplantıların dışında daha çok realitelere dönmüş, başarılı bir şekilde yönetmiş olması benim için birinci derece de referanstır. İkinci referansın bu partinin içinde bulunan, bu parti ile hareket eden, Türkiye'yi yönetmeye talip olan insanların bir çoklarını tanıyorum. Diğer partide de birçok insanları tanıyorum ama, buradaki insanların daha çok ihlas ile Türkiye'yi yönetmeye talip olduklarına inanıyorum. Dolayısıyle bu partiyi tercih etmem de faktör oldu.
- Sizin bir Müsteşarlık döneminiz var değil mi?
- Evet. Ben 1993-1996 yılları arasında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nda müsteşarlık yaptım. Bana göre çok da başarılı idim.
- Hangi Bakan ile çalıştınız?
- Sayın Veysel Atasoy ile uzun müddet çalıştım. Sonra Sayın Atasoy ayrıldıktan sonra Şinasi Altınel Bey ile çalıştım. Daha sonra da Hüsnü Doğan Bey ile çalıştım. Hüsnü Bey döneminde yani ANAYOL iktidarı döneminde, 1,5 ay çalıştıktan sonra ben kendi isteğim ile istifa ederek tekrar istanbul'a Öğretim Üyeliği görevime geri döndüm. Zaten o iktidar çok fazla devam etmedi. Hüsnü Bey de bakanlıktan kenfisi ayrıldı.
-
AKP'ye kendiniz mi aday oldunuz, yoksa teklif mi aldınız?
- Kısmen teklif aldım, kısmen de kendi isteğim de o yönde oldu. O partinin içinde olan dostlarımda orada olmamı talep ettiler. Ama ondan çok daha fazlası benim o kadrolara olan güvenimin fazla olması. O yüzden tercihim AKP yönünde oldu.
- Deniliyor ki mevcut siyasi partiler içerisine baktığımızda, diğer partiler yüzde 10 mücadelesi veriyor ama, AKP gerçekten de arayı açmış durumda. AKP'ye iktidar olma izni verilmeyecek, geçit verilmeyecek. Bu tür şeyler sizin de kulağınıza geliyor mu? Ya da nasıl bakıyorsunuz? Yani buna rağmen siz AKP'yi tercih ettiniz değil mi?
- Türkiye demokratik bir ülke. Demokrasiyle yönetile, seçimle hükümetlerin işbaşına geldiği bir ülke durumunda. Eğer halkımızın önemli bir kesimi bu partiyi iktidara getiriyorsa, buna itidal verilmemesi gibi bir düşüncenin ortaya çıkması mümkün değil. Çünkü demokrasinin özüne aykırı olur. Onun için de halkın tercihlerine karşı gelerek Türkiye'nin önünün kimse tarafından kapatılacağını zannetmiyorum. O zannediyorum daha çok AKP'nin bu şekilde halk nezdinde büyük teveccüh görmesi dolayısıyla %10 barajına takılma mücadelesi yapan partiler tarafından kamuoyuna gizli kanallarla iletilmeye çalışılıp dedikodu mahiyetindeki fikirler olsa gerek. Bunların söylentiden daha ileriye gideceğini zannetmiyorum ben.
- Sizin alanınız ekonomi. Ekonomiye baktığımızda Kemal Derviş'in ekonomiye damgasını vurduğunu görüyoruz. Rakamlarla veya detaylara girmeden, Kemal Derviş ile ilgili ben görüşünüzü almak istiyorum. Nasıl bakıyorsunuz, sizce Kemal Derviş ne yapmayı düşünüyor?
- Kemal Derviş Türkiye ekonomisinin son 1.5 yılını idare eden ve olağanüstü, zannediyorum çok yanlış bir tabir değil. Olağanüstü yetkilerle donatılmış bir bakan olarak idare eden bir bakan olmuştur. Bu tabirimi belki yadırgayabilirsiniz neden olağanüstü diye. Ama 1.5 yıl içinde meclise dikte ettirdiği kanunlardan ne kadar olağanüstü yetkilerle geldiğini görebiliyoruz. Ama işin bu tarafını bıraksak dahi, 1.5 yıldaki ekonomik gelişmelere baktığımız zaman Sayın Derviş döneminde ekonomik göstergeler açısından herhangi bir müsbet gelişme olduğunu söylemek pek mümkün değil.
- Başlıklar altında sıralarsak yanlışları nedir?
- Yanlış vya doğru olarak değil de, ama tespitleri yapmak daha doğru zannediyorum. Biraz önce söyledim. %10'a yakın küçülme olmuş büyüme de. Reel faizler hala yüzde 35 ile yüzde 40 arasında seyretmektedir. Bu korkunç bir faizdir. Dünyanın hiç bir yerinde böyle reel faiz olmaz. Bu ekonominin çökertilmesi için zaten yeter bir sebeptir. Enflasyon dendiği gibi hızlı bir şekilde düşürülememiştir. Bu dönemde yine resmi rakamlara baktığımız zaman, yaklaşık ilave olarak 1.5 milyon işsiz ortaya çıkmıştır. Ve bir başka özellik o dönemde işsiz kalan çok önemli bir kesim, daha önce gelir sahibi olan, hatta orta seviyenin üstünde gelir sahibi olan birçok insanlar maalesef işsiz kalmıştır. Bir de finans sektörü de işsiz kalmıştır. Çünkü henüz iç borçları 2001'in başında 36 katrilyon iken, bugün 127 katrilyona çıkmıştır. Biraz önce de söylediğim gibi dış borçlar 117 milyar dolar olmuştur. Çıkartılan ekonomik kanunlara baktığımız zaman, ya da yapısal kanunlar diye adlandırdığımız kanunlara baktığımız zaman, bunlarında halkı çok tatmin ettiğini söylememiz mümkün değildir. Bir tütün kanunu, bir şeker kanunu her zaman tartışılması gereken kanunlardır. Ekonominin reel sektöründe herhangi bir büyüme, herhangi bir müsbet gelişme olmamış ve nitekim reel sektör adeta çöker bir duruma gelmiştir. Kapasite kullanım oranları hiçbir şekilde yükseltilememiş aksine düşmüştür. Yatırım yapılmamıştır. Ne alt yapı yatırımları, ne de üst yapı yatırımları yoktur. Doğrudan yabancı sermaye hiç getirilememiştir.
- Yani sonuçta başarısız mıydı?
- Sonuçta ekonomik bakımdan baktığımız zaman çok büyük bir başarısızlıkla karşı karşıya olduğumuzu söylememiz mümkün. Bir şey daha ilave etmek istiyorum Sayın Derviş ile ilgili olarak. Oda yalnız ekonomik bakımdan değil siyasi hayatında da önemli problemler ortaya çıkmıştır. Çıkartılmıştır bu dönemde. Sayın Başbakan Ecevit'in de söylediği gibi, partisi Sayın Derviş'in sponsorluğu ile, teşviki ile bölünmüştür. Bir kısım insanlar, bir kısım milletvekilleri oradan ayrılmış yeni bir parti haline gelmiştir. Bunu ben söylemiyorum, Sayın Ecevit'in kendisi söylüyor. "Sayın Derviş'in eliyle bizim partimiz parçalanmıştır" diyor. Dolayısıyla siyasi hayatında da önemli problemler ortaya çıkmıştır Sayın Derviş'in, en azından teşvikleri ve yönlendirmeleriyle diyebiliriz. Ekonomik başarısızlık yanında bir kısım siyasi kaosun da ortaya çıkmasına yol açtığını söylemekte yeis olmadığını zannediyorum.
- Size başka partilerden de teklif geldi. ANAP'tan, DYP'den geldi, MHP'den geldi adaylık teklifleri bunu biliyorum. Sizinle görüşüldü. Niye özellikle gerçi az önce açıkladınız ama niye o partiler değilde, sürekli uğraşılan işte önü kesilecek, yok şöyle olmuş, değişti değişmedi gibi hakkında çok şey söylenen bir partiyi neden tercih ettiniz ısrarla? Sadece yeniliği mi? Milletvekilliği garantilemek için mi?
- Hayır yeni olduğu için değil. Daha bir çok yeni parti var Türkiye'de. Ayrıca da milletvekilliği garantilemek isteseydim ben daha önceden müsteşar olduğum dönemde sıra birinciği olacak şekilde ben teklifler aldım. Hatta ben Rahmetli Turgut Özal'ın parti kuruculuğu döneminde iki defa birebir teklif aldım. Ama o zamanlar siyaseti düşünmüyordum. O zaman Üniversite de yapmam gereken önemli işlerim vardı. O dönem hiç adaylık düşünmedim. Şimdi de başka partilerden teklif gelmesine rağmen, o partilerin denenmiş olmaları, o partilerin Türkiye'yi yönetirken çok önemli yanlışlıklar içinde olmalarını görmüştüm. Ben bürokratlık yaptım ve Türkiye'yi yönetmenin ne kadar önemli bir işlem olduğunu gayet yakından biliyorum. Ama yine isim vermek istemiyorum. Türkiye'yi yönetirken ne kadar büyük yanlışlıklar yaptıklarını görüyorum. O partilerin içinde o yanlışlara ortak olmak istemiyorum.
- AKP'nin Kemal Derviş'i mi olacaksınız? Böyle bir hedefiniz var mı? Ekonomiye benim şu katkım olacak, işte AKP'nin diyorlar ki ne ekonomik programı var, ne de bu işten anlayan bir insan var. Siz bunlara katılıyor musunuz?
- Ben bunlara katılmıyorum. Öncelikle sorunuzun birinci kısmına cevap vereyim yanlış anlaşılma olmasın. Ben iktisatçıyım. Ekonomik bölümlerin kurulması ve gelişmesinde rol almış bir insanım. Bölüm başkanlığı yapıyorum. Kendime göre çok başarılı bir kariyerimde var. İktisadi meseleleri takip etme, yönlendirme açısından kendime tabii ki güveniyorum. hata yapmayacağımı da tahmin ediyorum ama, hiç bir zaman olağanüstü yetkilerle bu partinin içinde yer alacağımı söylemek istemiyorum. Ama tabii ki bilgi ve görgümü partimin başarılı olması için kullanacağım. Benden ne kadar istifade edilebilirse, o nisbette Türkiye ekonomisinin düzlüğe çıkmasında elimden geleni yapacağım.
- Sadece bir milletvekili olsanız peki?
- Sadece milletvekili de olsam, başka görevlerde de olsam bilgi ve görgümü tabii ki ülkemin menfaatleri lehinde kullanacağımdan hiç şüpheniz olmasın.
- Milletvekilliği sizin için çok önemli mi? Ya seçilemezseniz yine AKP'de devam edecekmisiniz? Ya da aktif listeye giremezseniz?
- Ben bu partiye biraz önce söylediğim felsefe dolayısıyla, fikir dolayısıyla, gönül birliği dolayısıyla igrmiş bulunuyorum. Milletvekili olurum veya olamam, çok önemli değil. Ama her zaman fikirlerim bu partinin emrinde olacak. Bu partiye yapabildiğim kadar, partimin başarılı olması, dolayısıyla Türkiye'nin iyi idare edilmesi için elimden gelen bütün gayretleri her zaman sarfedeceğimden emin olabilirsiniz.
- Bize ayrıca söylemek istediğiniz birşey var mı?
- Bana bu fırsatı verdiğiniz teşekkür ediyorum. Türkiye'nin gerçekten kaynakları var, insan gücü var, çok iyi bir ekonomik gücü ve siyasi geçmişi var, tecrübesi var, jeopolitik durumu çok önemli. Bir taraftan AB'ne girmek için adım atmış vaziyette, diğer Ortadoğu ve Asya Türk Devletleri ile çok yakın ilişkileri olan, oralara liderlik yapabilecek bir konumda. Potansiyeli gerçekten çok yüksek olan bir ülke. Eğer iyi idare edilebilirse hem kendi vatandaşlarını refahını yukarıya doğru çekebilecektir, hem de biraz önce saydığım kendisinin dışındaki diğer devletleri liderlik, önderlik, ağabeylik yapabilecek durumdadır. Türkiye'nin iyi idare edilebilmesini sağlamak için elbirliği ile gayret içinde olmamız gerekir diye düşünüyorum. Bu fırsattan dolayı size teşekkür ediyorum efendim.
- Biz teşekkür ediyoruz.
internethaber
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 17:52